
BAK ve GÖR
İşte bak ve sonra gör…
Yaşamı yaşam eden
ve perişan eden herkes kör…
Gözünden kaçırılmışları, gözünden geçir biran…
Arada kalan pek çok farkı, anlarsın, bana inan…
Yalan…
Yalana bereket katan, umursamazlık yalan…
Aşklar yalan artık, isyanlar yalan…
Zor durumda her kalan, bıkmıyor geri yapmaktan…
Yaptığından geri kalmayan, anlamıyor uslanmaktan
Yalan…
Hüzün kokan akşamların, siyahı yalan…
Dost diyen dillerin, sevdası yalan…
İçinde üçün-beşin mevzusu,
geçince muhabbet yalan…
Görmezden gelinenleri,
işte bak ve sonra gör…
Kaç seçenek sunar hayat bize… Kaçının önünde geliriz dize…
Dize gelmiş akşamlarda, saat kaçta gideriz evimize…
Bak ve gör, yaşam mayın tarlası…
Hangimizin var cennette, parsellenmiş arsası…
Bu biletin pahalı da olsa, bulunmaz kara borsası…
Şaka olan ölüm değil, ölümler şaka gibi…
Sonun mu geliyor Dünya, bu yol nereye çıkıyor…
Birileri cevap vermeli, bu adam artık korkuyor…
Artık akşam olunca, kaldırımlar susuyor…
Yalnız olan ben değilim, içime çektiğim nefes…
Her nefeste bir eğilim, bir yaşam ve bir heves…
Tutup başımdan beni, attığı yerse bir kafes…
Kaçıp kurtulmak kolay, bir adımdır, fakat tez…

