Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Mart, 2008


KANDİL

Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah’a şöyle dua etmiştir:

“ Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen, seni sena ettiğin gibi yücesin”

“ Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen, seni sena ettiğin gibi yücesin”

“Bizden tasayı gideren Allah’a hamdolsun. Doğrusu Rabbimiz çok bağışlayan, çok nimet verendir.” Fatır-34

“ De ki; Gerçekten Rabbim, rızkı kullarından dilediği kimseye hem bol verir, hem kısar. Hayır için her neyi harcarsanız, O (Allah), onun yerini doldurur.
O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."Sebe-39

“ Her nerede olursanız olun, ölüm sizi bulur; Göklere yükselmiş burçlarda olsanız bile……”Nisa-78

“ Oysa Allah, eceli geldiği zaman hiçbir kimseyi kesinlikle ertelemez.
Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır."Münafikun-11

“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen, ağırlığınca (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de boyunca dağlara erişebilirsin”İsra-37

“Biliniz ki Allah sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır”
Enfal-40

MÜBAREK MEVLÜT KANDİLİNİZİ KUTLAR;MİLLETİMİZE, DEVLETİMİZE VE İSLAM ALEMİNE HAYIRLAR GETİRMESİNİ CENABI HAK’ TAN NİYAZ EDERİM.

HİÇ BİR ŞEYİ TELAFİ ETMEK İÇİN GEÇ KALMAMANIZ DİLEĞİYLE

Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda, genç bir bayan uçağına binmek üzere bekliyordu.Uçağın hareketine saatler olduğu için, zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı.Dinlenmek ve kitabını okumak için, VIP salonunda bir koltuğa yerleşti.Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa bir adam oturdu. Dergisini açıp okumaya başladı.

Genç kadın, ilk kurabiyesini aldı. Adam da bir tane aldı. Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve:

-Sinir bir şey! Havamda olsaydım, bu cüretinden dolayı onu yumruklardım!diye düşündü.

Bayan bir kurabiye alıyor, Adam da bir tane alıyordu. Çıldıracak gibiydi bayan.
Ama olay çıkarmak istemiyordu.Nihayet son kurabiye kalınca kadın:

-Bu küstah adam şimdi ne yapacak? diye düşündü.Adam son kurabiyeyi aldı; onu ikiye böldü ve bir parçayı kadına verdi.Aaaa! Bu kadarı da fazla! Çok öfkelenmişti şimdi! Kadın sinir içinde kitabını ve diğer şeylerini alıp bir fırtına gibi giriş salonuna, oradan da uçağın içine yöneldi.Uçaktaki koltuğuna oturdu. Gözlüğünü almak için çantasını açtı. Ne görsün? Kurabiye paketi açılmamış, orada duruyordu.

Çok utandı. Çok büyük bir yanlış yaptığını anladı. Kurabiyelerinin paketini hiç açmadan çantasına koyduğunu unutmuştu.Oysaki adam, kendi kurabiyelerini hiç sinirlenmeden ve yüksünmeden kadınla paylaşmıştı.Kadın ise kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok sinirlenmişti. Ve şimdi, bu durumu telafi şansı yoktu.
Özür dileme olanağı da kalmamıştı.

Telafi edemeyeceğiniz dört durum vardır:

(1)Taş atıldıktan sonra!
(2)Söz ağızdan çıktıktan sonra!
(3)Fırsat kaçtıktan sonra!
(4)Zaman geçtikten sonra!

Telafisi mümkün olmayan durumlara dikkat etmeniz dileğiyle…

internet alıntıları

AŞKLAR İÇİNDE

Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor
Yürüyorum kumların çakılların yanı sıra
Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan
Avuçlarımda bir yanma
Büyüyen bir ürpertiyim sanki, kayıp gidiyorum üstünde sabahın
Oldu olacak
Eğilip bir taş alıyorum yerden, fırlatıyorum denize
Ufacık bir gülüş geçiyor suyun üzerinden
Bir çocuğun gülüşü gibi
Aşkların, nice aşkların ayrılık günü gibi
Bir sokağın ucunda kaybolup solan
Daha çok solan, aşkların solgunluğu suyun üzerinde
Korularda yoğun bir erguvan sisi.

Hisarlı balıkçı ağlarını ayıklıyor
Ağları pembeden hüzne giden
Dip sularında mercanlar gibi koyulaşan
Kirpiksiz gözleri böyle daha güzel
Çil basmış yüzünü bütün
Parmakları capcanlı, pavuryalar gibi
Merhaba, desem bir kucak balık atacak önüme
Biliyorum atacak
Böyledir memleketimin yoksul halkı
Bir onlarda rastladım bu cömertliğe
İstavritler kıpır kıpır dibinde sandalının
Balık dedin mi, oynamaz gözleri hiçbirinin, tertemiz bir resim gibi
bakarlar insana
Günlerce bakarlar, bıraksan yıllarca bakarlar belki
Gözlerin gibi senin, yıllardır unutamadığım
Ve bu yüzden olacak düşünmedim şimdiye kadar bir balığın ölebileceğini.

Hızar sesleri geliyor yakından, güneşin döndüğünü görüyorum
Çınar yapraklarının arasında yeşil yeşil
Yeşille sarı birlikte dönüyor
Denize düşüyorlar kırıla kırıla
Bir örtü oluyor düşündügüm her şey denizin ve asfalt yolun üstünde
Gözyaşları bir örtü, onurla cesaret bir örtü
Senin upuzun gövden -kapkara saçlarınla-
Daha da uzun şimdi bir örtü olarak
Denizin kıvrımlarında aşka hazırlanıyor
Göğe düğmeler gibi yapışmış kirazların altında
Yıllar var ki unuttuğumu sanırdım bu örtüyü ben
Sevgiyi bilmezdin de ondan, sevişmeyi bilirdin yalnızca
Birtakım sözler de bilirdin, niye saklamalı, en ustalıklı sözlerdi onlar

Ama bak
Kaybolup giderdi herbiri, karşılaştılar mı bir yerde şiirle
Aslına bakarsan en güzel aldanmaları yaşadık seninle biz
Hatırlıyorum da öyle.

Tepelerde otlar yakmışlar, kuzular dolaşıyor dumanların arasında
Bir kızla oğlan geçiyor, birbirilerine iyice sarılmışlar
Kızın ağzında ince bir dal parçası
Dalın ucunda bir tomurcuk, ağzıyla dudaklarıyla beslemiş sanki onu
Öylesine bilmek istiyorum ki ne konuştuklarını, ama duymaktan
korkuyorum gene de
Söyle, en son nerde görmüştüm seni
Böyle dumanlar vardı gözlerinde, boynunda bir de
Şimdi gene var
Bileklerinde, bileklerinin renginde
Dudaklarında, dudaklarının
Gözlerinin dolar gibi olması renginde ve
Yorgunsan bir kıyı kahvesinde dinlenirkenki
Üşüdüğün, başını omzuma koyduğun, sonra elele
Bir aşkı yaşamak, bir aşkın bilinmesinden bambaşka değil miydi
Ve bu ikisini ayıran duman, yani bir aşkı bizim yapan
Bu dumanların hepsi gibi varsın şimdi de
Acele etme yoksun belki
Ben herşeyin bir bir yok olmasına o kadar alıştım ki
Ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
Bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.

Küçüksu çayırını şantiye yapmışlar
İşçiler beton döküyor, demir eğiyor, zift kaynatıyor
Vakit öğleyi geçti çoktan, yemeklerini yemiş olmalılar
Coca-Cola’ya doğrayıp ekmeklerini
İşçilerimiz, yarını kuracak olan işçilerimiz
Ben görür müyüm bilmem, ama kuracaklar mutlaka
Coşkuyla çakacaklar her çiviyi, türkülerle dökecekler betonu
Ve onlar
Onlar, diyorum sadece
Bir yolculukta karşılıklı konuşan adamların
Parmak uçlarındaki sigaralar gibi şaşkın
Bilmeden ne yapacaklarını
Anlayacaklar ne kadar güçsüz
Ne kadar zavallı olduklarını
Vakit öğleyi geçti çoktan.

Bir tanker geçiyor şimdi de tam akıntının ortasından
Baştanbaşa gül rengi
Kimseler görünmüyor içinde
Neden görünmüyor, bilmiyorum
Yolcu uçaklarına, yük kamyonlarına, fabrikalara petrol taşıyor
Tanklara, savaş gemilerine, roketlere de
Yılların, yüzyılların
Bitmeyen vahşetini ateşlemek için
Sanki bu yüzden kimseler görünmüyor ortalıkta, utançlarından
Utancı bilerek yaşamak korkunç
Daha korkuncu da var:utancı bilerekten yaşatmak
Gördük hepsini işte, daha da görüyoruz.

Pembeye dönük bir aydınlık, yağıyor usul usul
Bir poyraz çıktı hafiften, kuzeye çevrildi teknelerin burnu
Ve güneş kaydıkça kayıyor batıya doğru, birazdan kan kırmızı bir gök
buğulanacak
Birazdan kan kırmızı bir akşam yağmuru da dökülebilir
Neler olabilir birazdan
Bir uçak geçiyor yaldızdan bir iz bırakarak
İçindeki mutlu yüzleri düşünüyorum
Bir hüzün basıyor gene, ne kadar istemesem de
Çabuk geçiyor
Nerede okumuştum, hatırlamıyorum şimdi, biri mi anlatmıştı yoksa
Mahpusunu kıskanan bir gardiyanı
Ve düşün sevgilim, mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün
Ne kadar acı bunlar
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar
Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak
Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir
Birazdan akşam olacak sevgilim
Bütün heybetiyle akşam olacak
Sevgilim, diyorum, oysa kimsecikler yok yanımda
Bilmiyorum kime sevgilim dediğimi
Bildiğim bir şey varsa
O kadar yeni bir anlamda söylüyorum ki bu kelimeyi
Unutup birden zamanı ve yeri
Onunla bir günü kutluyorum coşarak
Onunla bir günü kutluyoruz sanki.

Edip CANSEVER

KAZIM KOYUNCU / TSİRA


KAZIM KOYUNCU’DAN TSİRA SEVMEYİ BİLENLERE…

BOKS

Babası izin vermemesine rağmen Temel gizli gizli boks yapmaya devam ediyormuş.Bir gün maçta yüzü gözü parçalanmış, çok ağır darbeler almış.Eve gelebilmek için herkesin yatmasını bekledikten sonra epeyce geç bir saatte  eve gelip, banyoda yüzüne güçlükle pansuman yapıp, ilaç merhem koymuş ve bantla yapıştırıp yatmış.Sabah babası öfkeyle uyandırmış;

-Ula gen tün poks maçi yaptun teğil mi?Temel sakin:

-Asla poyle pi şey yapmadum da.Baba kızgın, öfkeli:

-Yaptun yaptun yalan söylema pağa.Aynada yapışuk pantlar netur oyleysa?

BEKLEYEMEM

Temel, satıcı firmaya yüklü bir sipariş mektubu göndermiş.Firmadaki elemanlar bakmış ki, Temel daha önce verdiği siparişin bedelini zamanı geçmesine rağmen ödememiş.Hala borcu var.Bunun üzerine müşterileri Temel’e  bir mektup göndermişler;

-Temel Bey.Yeni siparişlerinizi daha önceki borçlarınıza ait ödemelerinizi yaptığınız zaman göndereceğiz.Temelin ertesi gün cevaben yazdığı mektup;

-Sayun yetküli.Lüdfen siparuşleri iptal etun.O kadar uzun süre pekleyemem…

ACABA

Dönelim
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan
Ve akılda kalan bir yokuştan
Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından
Ve çocukluktan
Dönelim
Dönelim mi biz
Gençlikten, oralardan
Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan
Dönelim mi acıya
Acıya, büyük acıya
Ve soralım mı acaba
Ey büyük yalnızlık insansan eğer
Bir kaya
Dalgalar yalarken onu
O bakarken kaskatı kalabalıklara
Ah, kalbin bulut bulut akan sesi.

Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey
Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı
Kedilerden örülmüş bir semtte
Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi
Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri
Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan
Her şeyin, ama her şeyin çok dıştan farkedildiği
Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği
Belki de genç bir şairden ödünç alınan.

Yürüyor mu, yürümeyi mi düşünüyor Ruhi Bey
Düşünmesi daha mı sonra koyuluyor yola
Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki
Yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda
Oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi
Boşvermiş de sanki oyunun kurallarına
Üstelik son bölümde, perdenin kapanmasına
Azıcık vakit kalmış
Ya da vakit var daha. Ama ne çıkar
Gövdenin yazgıya başkaldırması mı
Ruhi Beyin
Başkaldırması mı yoksa?

Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı
Vaktinde anlamanın sevinci mi
Ya da biraz geç kalmanın
O gereksiz tedirginliği mi
Hangisi?

Ama belli ki sonundayız her şeyin
En sonunda.

 

 

Edip CANSEVER

HA BÖYLE

Avukat arkadaşı Dursun’la gezen Temel’e bir araba hafiften çarpmış.Dursun Temel’e ;

-Ula Temel sana çarpan araba Mercedes, adamda çuvalla para vardur.Ver pana vekaletuni tava açalum.Çuvalla para aluruz ha ondan.demiş.Temel’in aklına yatmış. Dursun almış vekaletnameyi, müvekkili Temel’e de hakim karşısında nasıl “sakat”numarası yapacağını anlatmış.Günlerce prova yapmışlar.Her şey planladıkları gibi gidiyormuş.Hakim duruşmada, karşısında baston yutmuş gibi dimdik duran Temel’e bakmış;

-Nedir şikayetin?

-Poynumu döndüremeyrum.Pelimi pükemeyorum.Ha poyle kaldum.

-Kazadan önce nasıl yapıyordun?

Temel boynunu bir sağa, bir sola çevirmiş.Öne eğilip, ellerini ayak parmaklarına değdirmiş.Arkaya eğilip topuklarını avuçlamış;

-Aha ha poyle yapayidum, demiş.

ANAMDAN DOĞDUĞUM GÜNKÜ GİBİYİM

Uzun zamandır görüşemeyen Temel   ile Dursun kahvede karşılaşmışlar.Dursun başlamış anlatmaya;

-Ula Temel artık yaşlanduk.Ayaklarum ağriy, kollarim ağriy, paşum ağriy.Anlayacağun her tarafum ağriy.Ha pu yaşluluk ne kadar  kötü pir şeydur.Eee sen nasılsun pakalum?Temel cevap vermiş;

-İyiyum iyiyum da uşağum, anamdan toğduğum ilk künki gibiyim.Paşumda saçum yok.Ağzumda tişim yok.Altım islaniy haberum yok…

ADSIZ BİR ÇİÇEK

Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana ´sen bir şairsin´ dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle.

 

Edip CANSEVER


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.