Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Ocak, 2008


YOKSA ÖLECEKMİYİZ

Amerikan filmlerinde "uçakta pilotlar ölür ya da bayılır,yolculardan biri (mümkünse bir çocuk) telsiz talimatlarıyla uçağı sağ salim indirir" klişesinin canım memleketimizde otobüse uyarlanmış hali:

 



-Aloo, aloo, abi ben kamil koc istanbul-ankara otobüsünden arıyorum.kaptan molada içkiyi fazla kaçırdı herhalde, uyuyor şimdi.

-Evlat sakin ol, muavin orda mı?

-Hayır, otobüste değil, Allahım ona ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok!

-Tamam evlat, hiç korkma, sizi kurtaracağız. şimdi şoförü yavaşça koltuktan yana çek, sen oturacaksın onun yerine.

-Ama onu yana çekersem düşer, kendinde değil!

-Düşsün şerefsiz! Oraya senin oturman lazım.

-Tamam, oturdum. şimdi ne yapmalıyım?

-Direksiyonu tut, ne çok sıkı ne çok gevşek.

-Tuttum. çok eğlenceli görünüyor ehu

-Evlat, ciddi ol, 40 yolcunun hayatı senin elinde. şimdi; önündeki panelde bir çok gösterge var değil mi? Tam ortadaki büyük olana bak, ne yazıyor orda?

-Bismillahirrahmanirrahim.

-Hayır göstergenin üstündeki yazıya değil göstergeye bak! hız göstergesine bak, kaçla gittiğinizi görebiliyor musun?

-Sıfır.

-Nasıl sıfır? dikkatli bak.

-Sıfır, gerçekten sıfır, ölecek miyiz?

-Otobüs duruyor mu gidiyor mu bunu söyle bana seni kuş beyinli!

-Duruyooor…

-Kalk  git eşşoğlueşşek! Bize de panik yaptırdın. şoför uyanınca devam edersiniz.

 

 

İnternet alıntıları

 

BEŞ MİLYON

Eczacı Temel akşam saatlerinde Dursun’un kapısını çalmış:

 

- Ne oldi Temel, nedur bu  telaşun?

 

- Sorma be uşağum Tursun. Pen pugün sana ‘mite ilaçi’ veriyrum tiye yanlişlıkla ‘zehir’ vermişum.

 

- Uyyyy… Ne olacak ha şimdu?

 

- Ne mi olacak? Peş milyon taha vereceksun!…

SEVDA BAHÇESİ

Bir gül mahzun durur bahçede
Yaprakları yorgun.
Sen pembe güllerin en pembesi!
Hasta solgun.

 

Bir gül taze durur bahçede
Yaprakları diri.
Sen beyaz güllerin en beyazı
Sabahlar kadar iri.

 

Bir gül baygın durur bahçede
Yaprakları serin.
Sen sarı güllerin en sarısı
Yağmur gibisin.

 

Pembe gül hülyandır açılmış,
Beyaz gül yanakların,
Sarı gül dağınık saçlarındır,
Ve mahzun kalbim ateş gibi
Yanan dudaklarındır.

 

Cahit KÜLEBİ

HAVAALANI DİYALOGLARI

Havaalanı danışma masasına  başvuran vatandaşların yönelttikleri ilginç sorular ve istekler:

 

 

 *Uçağın içine anons yapabilir misiniz?

 

 

 *Uçuşu kaçırınca başka bir uçuşa mı hak kazanıyoruz?

 

 

 *Yurtdışı harcını kredi kartı ile ödeyebilir miyim?

 

 

 *Neden cep telefonum çalışmıyor, bakar mısınız?

 

 

 *Bana ‘danışmanın yanında desk var’ dediler. Danışmanın yanı neresi oluyor?

 

 

 *Tuvalete gideceğim. Köpeğime bakar mısınız?

 

 

 *İbrahim Tatlıses’in uçağı ne zaman geliyor?

 

 

 *Para dolu çantam kayboldu. Anons eder misiniz?

 

 

 *Gece saatlerinde arayan bir kişi, her uçakta bulunan ve uçak düştüğünde bile sağlam kalan "karakutu" hakkında bilgi aldıktan sonra: "Neden bütün uçağı karakutu malzemesinden yapmıyorsunuz, yolcuların canına kastediyorsunuz?"

 

 

 *Havalimanında kaybolan arkadaşının adı ve soyadı anons edilmesine rağmen danışmaya gelmemesine sinirlenen kişi: "Gerizekalı Mehmet ….. olarak anons eder misiniz?"

 

 

 *Kocamın nereye gittiğini öğrenmek istiyordum. İsmini versem yolcu listesinden kontrol edebilir misiniz? Ayrıca yanında kimin olduğunu da öğrenmek istiyorum.

 

 

 *Bizim Almanya’dan uçağımız gelecekti, Atatürk Havayolları ile…

 

 

 *Uçaktaki yolcusuna ulaşılmasını isteyen kişi: Pilotların cep telefonu vardır sizde, oradan arayın.

 

 

 

 

İnternet alıntıları

 

 

ŞİİR


Havalar güzel gidiyor
Sen de çiçek açtın erkenden
Küçük zerdali ağacım,
Aklın ermeden.

 

Bak kurt gibi kalın yapılı
Görmüş geçirmiş ağaçlara
Küçük zerdali ağacım,
Pişman olursun sonra.

 

 

 

Şimdi okşar da hafif hafif
Bir gün yerden yere çalar rüzgâr
Küçük zerdali ağacım,
Bakma güzel gitsin havalar.

 

 

Sallansın dalların çocuklar gibi
Bakma güneş ısıtsın varsın
Küçük zerdali ağacım,
Sonra donarsın.

 

 

Zemheride bahar mı olur
Akşamları seyret anlarsın
Sakın erkenden çiçek açma
Küçük zerdali ağacım.

 

 

 

Cahit KÜLEBİ

ŞANS

Temel tatilini İtalya’da geçirmiş… Dönünce Dursun sormuş;

 

-Ula uşağum Roma’yı peğendun mi?…

 

“-Paştan paşa harabe, hiçpir güzelluği yok…”

 

-Venedik… Venedik’e gittun mi peçi?…

 

“-Sorma Tursun… Oraya da şansim yokmiş… Gittiğumde şehri su basmişti…”

DOSTLARA TÜRKÜ

Dostlar bilin ki burada
Bir fakir Cahit Külebi
Garaja çekilmiş hurda
Paslanmış kamyonlar gibi
Bekler durur Ankara’da.


Ne kadın, ne aşk, ne kumar
Ne çalışmak, aksama dek;
Yüz vermez oldu sokaklar
Bir bardak su, biraz ekmek,
Yasa yasadığın kadar!


Gel be dünyalık hevesim
Sokul bir parça yanıma!
Toplasalar çıkmaz sesim
Bütün kızları başıma,
Gelmez elimi süresim.


Hasreti yeşerten, ufak
Ufak esen mavi rüzgâr
Nerde rüyalı ve uzak
Bildir gezdiğim tarlalar!
Dul bir kadın kadar sıcak! 

 

 

Cahit KÜLEBİ

TRAFİK POLİSİ TEMEL

Temel trafik polisi olmuş, gelene geçene ceza yazıyormuş. Kasaba halkı Temel’den illallah etmişler ve şikayette bulunmuşlar.
Bunun üzerine Temel’i, amiri ıssız bir köy yolunda görevlendirmiş.
Ne gelen var ne giden var. Temel sıkıntıdan akşamı zor etmiş. Tam görev yerini terk edecekken bisikleti ile gelmekte olan bir papaz görür ve durdurup yanına yaklaşır.


-"Papaz efenti, bu karanlukta tek paşiniza gitmekten korkmaymisunuz?"


-"Niye korkayım evladım, ben yalnız değilim ki. Sağımda İsa, solumda Meryem Ana var. Korkulur mu hiç?" deyince Temel hemen ceza makbuzunu çıkarır ve:

-"Papaz efenti size, uç kişiyla  pisiklete pinmakten tolayi size  çeza yazayrum”.

NEDİR AKILLI OLMAK?

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:

-Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?
Dr: Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova.
Sonra da, kişiye küveti nasıl boşaltmayıtercih ettiğini soruyoruz.
Siz ne yapardınız?
Adam: Ooo! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova, kaşık ve fincandan büyük.

"Hayır" der doktor. Normal bir insan, küvetin tıpasını çeker.

Sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır akıl.

 

internet alıntıları

MAVİ GEZİ

Mavi gezi bir ağaçtır
Dalları deniz.
Mavi gezi bir bahçedir
Gülleri deniz.
Mavi gezi bir gelindir
Telleri deniz.
Mavi gezi bir beşiktir
Bebeği deniz.
Bebeğimin:
gözleri deniz
elleri deniz
dişleri deniz.
Mavi gezi bir rüyadır
görülmemiş.
Mavi gezi bir cennettir
ellenmemiş
dillenmemiş.
Mavi gezi bir masaldır
söylenmemiş
yazılmamış
çizilmemiş.


Mavi gezi bir mavidir, adı yok.
Ağam sensiz bu mavinin tadı yok.
Ağlamak yok, sızlamak yok mavi var
Dünya boyunca yürek dolusu
İman boyunca Allah dolusu
Otur çakıllarını boya mavi yavrusu
Hey betine bereketine, kalınlığına
Etine buduna kurban olduğum, dibi görünen su.
Bir kızım olursa adı DURUSU.

 

Bedri Rahmi EYÜPOĞLU


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.