Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Kasım, 2007


SALAKLILAR TARİHİ 2

-1962′de Marine 1 adli füze, rotayı belirleyen bilgisayar programında bir - işaretinin yanlış yere konulması yüzünden rotasından çıkınca dünyaya çarpmaması için havaya uçuruldu. Bu operasyon 18,5 milyon dolara mal oldu.

-1971′de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yaratmak için bir tepeyi yangın hortumlarıyla adam akilli suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatini kaybetti.

-Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında yürüyebilmelerini sağlayan patlamaya dayanıklı botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağır ve içinde yürünmesi o kadar zordu ki, askerler mayınlarla havaya uçmadan önce pusuya yatan düşman askerleri tarafından vuruluyorlardı.

-16. yüzyılda bir müzisyen kedi orgunu icat etti. Kediler rezonanslı bir kutuya konuyor, kuyrukları ise kutunun altındaki deliklerden dışarıya çıkarılıyordu. Sonra müzisyen kuyrukları çekerek orgu çalıyordu.

-Alman besteci Richard Wagner ne zaman Felix Mendelssohn’un bir eserini yönetse eldiven giyerdi. Müzik bittiğinde de eldivenleri atardı. Çünkü Mendelssohn yahudiydi.

-Clinton-Levinsky  skandalından sonra Avustralya’nın Sidney kentindeki Madam Tussaud balmumu müzesinin yetkilileri Clinton’un balmumu heykeli yüzünden zor anlar yasadılar. Ziyaretçiler saka olsun diye Clinton’un balmumu heykelinin pantolonunun fermuarını  açıp duruyorlardı. Müze yetkilileri sonunda fermuarı mühürleyerek kapatmak zorunda kaldılar.

-1985′de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında kimsenin boğulmamasını  kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan biri boğuldu.

-1975′de İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı izlerken erkek yarim saat süren bir gülme krizi sonucu kalp krizi geçirerek öldü. Esi, cenazeden sonra proğramın  yapımcılarına bir mektup yazarak, kocasını hayatinin son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür etti.

-Ünlü oyun yazari Tennessee Williams, 71 yaşında burun spreyi sıkmak için başını arkaya yatırdığında, ağzına düşen sprey kapağı boğazına takılınca boğularak öldü.

-1983′de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu.

-Viktorya  İngiltere’sinde, kütüphane kurallarına göre kadınlarla erkeklerin yazdığı kitaplar, kişiler evli olmadığı  sürece ayni rafta yan yana bulunamazdı.

-12. yüzyılda Avrupalılar kuşları  ağaçların doğurduğuna inanıyordu.


-Binlerce yıl kuyruklu yıldızların, insanların günahlarının sıkıştırılmış  hali olduğuna inanıldı.

-17.yüzyıl Avrupa’sında hapşırmak, iyi bir aileden gelmenin ve iyi yetiştirilmiş  olmanın bir işareti olarak kabul edilirdi. Bu yüzden üst sınıflar enfiye çekmeye başladı.

-1600′lerde Fransa’da idam edilen katillerin kalıntılarının şans getirdiğine inanılırdı. Yanan veya kafası kesilen insanlardan kalanları didiklemek için kalabalıklar toplanırdı.

-Bazı Afrika kabilelerinde öpüşmek insan yeme tehdidi olarak algılanırdı. Çünkü öpüşme eylemi insanlara, yılanların kurbanlarını  yemeden önce yalamalarını hatırlatırdı.

 

 

                                                                                                                                                                            internet alıntıları

 

 

 

BENİM ABİ

Temel in eski bir bmc kamyonu vardır. Yolda giderken kırmızı ışık yanar ve frene
basar. Kamyon durmaz önünde giden son model BMW’ ye çarpar. Temel hemen
atlar, söföre yalvarır :
- Aman abi affet, sen zengin adamsın, seni etkilemez, ama ben ömür boyu
çalışsam ödeyemem.
Adam Temel’ e acır ve affeder. Yollarına devam ederler. İleride yine kırmızı ışık
yanar. Temel kamyonu yine durduramaz. BMW ‘yi hurdaya çevirir. Yine atlayıp
yalvarmaya baslar :
- Aman abi, benim çocuklarım var, affet. Zaten arabana çarpmıştım, hasar
biraz daha büyüdü sadece.
Adam Temel e yine acır ve :
- Tamam, gözüme görünme, bas git…
Yollarına devam ederler. Yinekırmızı ışık yanar. Temel BMW’ ye yine vurur. Bu
sefer kafasının camdan çikarıp, bağırır:
- Benim abi benim …  devam et…

BEN SANA MECBURUM

ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum


ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur?
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun


sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
birkaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu


fatih’te yoksul bir gramafon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun


belki haziranda mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy’de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
kötü rüzgâr saçlarını götürüyor


ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin…

 

Atilla İLHAN

 

BU YAZIDA …

 

Bu  yazıda 18 ülkenin adı gizli … biraz  kafa yormak lazım.Hadi bakalım kolay gelsin…

 

Yine paltosuz gelmiş, bir de peruk takmış. Gelirken yanında
bilgisayarını da getirmiş. Pis ve çapaçul bir durumda. Safran sarısı
bir yüzü var. Kafasının içinde kim bilir ne tilkiler dolaşıyor.
Vaktinde üç roman yazan adam bu mu? Zaman dünkü başarılı adamdan
geriye kişiliksiz bir virane bırakmış. Şimdi bir sanal manyak, tam
bir manyak. Saçma sapan amaçlar peşinde koşuyor. Ben insanları
severim ama insanlar ayağını yorgana göre uzatmalı. Davul bile dengi
dengine çalar. Kim bilir kaç adam böyle sudan sebeplerle ziyan
oldu.

 

                                                             alıntı

 

 

 

KIRKAYAK

Lüks bir Mercedes, Temel’e çarpar. Temel’in bacağı kırılır. Hastanede Mercedes’in sahibi hem özür diler, hem de uzlaşma teklif eder.

Temel, “olur efendu” der. “Bağa bir beş yüz milyon pangonot verirsen vazgeçerim davadan.”

“Yahu ne yapıyorsun, ben milyarder miyim?”

“Ha sen milyarder değilsun da ben kırkayak miyum?”

GÖZLÜK

Temel, kasabaya inerek, gözlükçüye girer ve bir okuma gözlüğü istediğini söyler.

Dükkandaki bütün gözlükleri denediği halde, Temel’in hala okuyamadığını gören gözlükçü kan ter içinde,

- “Kuzum! Sen okuman yazman olduğundan emin misin?” diye sorunca, 

Temel şöyle cevap verir : 

“Ula! Yoksa şart midur?”

YAZI TURA

Temel üniversite sınavına girmiş bütün sorulara yazı-tura atarak

cevap vermiş.Sınav bitmiş herkes çıkıyor ama Temel hala yazı tura

atıyor.Gözetmen gelip soruyor:

    -Temel yazı tura ile cevap verdiğin halde daha sorular bitmedi mi?

Temel:

     -Ben soruları bitireli bir saat oluyor,şimdi cevapları kontrol ediyorum.

DENEME ATLAYIŞI

Temel ile Tursin askerde eğitimlerini paraşütçülük üzerine yapıyorlardı.
Komutan: Bu bir deneme atlayışıdır, şimdi herkes sırayla atlayacaktır sonra aşağıda buluşma yerine gidip diğerlerini bekleyecektir, eğer paraşüt açılmazsa fazla telaş yapmayın ikinci paraşütü deneyin der ve herkesi teker teker atlatır. Temel birinci paraşütü çeker açılmaz o anda oradan geçen Dursun’ a bağırır:
- Ula Tursun paraşüt açilmiy der.


Dursun soğuk bir kanlılıkla yedeği çek der. Temel onu da dener oda açılmaz. Temel Dursun’ a yine bağırır:


- Ula yedeğide çektum oda açilmiy, galiba yere çakilip öleceğum Dursun der.

 

Dursun Temeli şöyle bir süzer ver derki:


- Ula Temel hiç korkma haçen bu sadece denemedur.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

-             7 Yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldı. Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya,  oradan oraya sürüklenmeye başladı.

 

-             8 Yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı.  Zamanını tarlalarda kargaları kovalamakla geçirdi.

 

-             10 Yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde,  yeni okulundaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı.  Sinirden ve korkudan üç gün evinden çıkamadı.

 

-             17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için  gerekli not ortalamasını tutturamadı.

 

-             24 Yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı.

 

-             25 Yaşında sürgüne gönderildi.

 

-             27 Yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı,  kendisinin de üyesi olduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilan edilirken, kendisi hiç önemsenmiyordu. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken,  o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu.

 

-             30 Yaşında kendisi başka şehirleri  düşman elinden kurtarmaya çalışırken,  doğduğu şehir düşmanların eline geçti.

 

-             30 Yaşında amiri,  onu kendisinden uzaklaştırmak için  başka göreve atanmasını sağladı.  Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı.

 

-             37 Yaşında böbrek hastalığından  Viyana’da iki ay hasta ve yalnız halde yattı.

 

-             37 Yaşında Komutan olarak yeni atandığı ordu, dağıtıldı. 

 

-             38 Yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden atıldı.

 

-             38 Yaşında bir toplantıda giyebileceği  bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve  başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı.

 

-             38 Yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı. 

 

-             38 Yaşında en yakın beş arkadaşından üçü,  onun kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı.

 

 

-             39 yaşında idam cezasına çarptırıldı.

 

-             42 Yaşında Türkiye Cumhuriyeti CUMHURBAŞKANI oldu.

 

 

 

 

Sana söz veriyoruz:

 

Bu memleket tarihte

Türk’tü, bugün de Türk’tür

ve ebediyen de Türk 

olarak yaşayacaktır…


Türkiye Türklerindir.

 

 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

ERKEKLER / BAYANLAR BANKAMATİK’TEN PARA ÇEKME

 

ERKEKLER İÇİN:


1  - Aracınızla bankamatiğe yanaşın.
2  - Sol ön camı açın.
3  - Kartınızı yuvaya sokup şifrenizi girin.
4  - Çekmek istediğiniz tutarı girin.
5  - Kartınızı, paranızı ve fişinizi alın.
6  - Camı kapatın.
7  - Yolunuza devam edin.

 


BAYANLAR İÇİN:


1  - Aracınızla bankamatiğe yanaşın.
2  - Geri vitese takip camla makine aynı hizaya gelmesi için gereken miktarda  geri gelin.
3  - El frenini çekin, camı açın.
4  - Çantanızı bulun, kartınızı bulmak için ön koltuğa boca edin.
5  - Radyonuzu kapatın.
6  - Kartı makineye takmaya çalısın.
7  - Arabadan bariz miktarda uzak kalan makineye daha rahat ulaşabilmek için  arabanın kapısını acın.
8  - Kartı yerleştirin.
 - Doğru tarafından tekrar yerleştirin.
10 - İç kapağında şifrenizin yazılı  olduğu telefon defterinizi bulmak için  çantanızı kurcalayın.
11 - Şifrenizi girin.
12 - İPTAL tuşuna basın ve doğru şifrenizi girin.
13 - Çekmek istediğiniz tutarı girin
14 - Yan aynadan makyajınızı kontrol edin.
15 - Paranızı ve fişinizi alın.
16 - Çantanızı tekrar koltuğa boşaltarak cüzdanınızı bulun ve paranızı içine  koyun.
17 - Fişinizi fermuarlı bölüme yerleştirin.
18 - Makyajınızı tekrar kontrol edin.
19 - 1  metre ilerleyin.
20 - Bankamatiğe doğru geri geri gelin.
21 - Kartınızı alın.
22 - Çantanızı tekrar döküp kredi kartlığınızı bulun ve kartınızı uygun yere  yerleştirin.
23 - Arkanızda söylenmekte olan erkek sürürcüleri  kızdırmak için uygun el  hareketini yapın.
24 - Motoru tekrar çalıştırın ve yola devam edin.
25 - 5-6 kilometre ilerleyin.
26 - El frenini indirin.

 

İnternet alıntıları

 


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.