Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Şiir'

USTADAN…

2 Mayıs 2008 Cuma 1 Yorum »

USTADAN…
Yaşamak güzel şey doğrusu
üstelik hava da güzelse
hele gücün kuvvetin yerindeyse
elin ekmek tutmuşsa bir de
hele tertemizse gönlün
hele kar gibiyse alnın
yani kendinden korkmuyorsan
kimseden korkmuyorsan dünyada
iyi günler bekliyorsan hele
iyi günlere inanıyorsan
üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey,
Çok güzel şey doğrusu!

Melih Cevdet Anday

 

ŞİİR YOLCULUĞU

2 Mayıs 2008 Cuma Yorum yok »

şiir buharlaşan bir sudur
yeryüzünden gökyüzüne ulaşan
şiir bulutların gözyaşı olan yağmurdur
gökyüzünden yeryüzüne yayılan
şiir dudaklardan çıkan bir nefestir çevremize dağılan

şiir güneştir aydır
şiir bir ışıktır dünyamızı aydınlatan
zaman zaman içtiğimiz bir yudum su
yediğimiz bir lokma ekmek
soluduğumuz nefes
baktığımız göz ve can veren yürektir bedenimize
kağıtlara yazdığımız harftir
kelimedir cümleler dolusu anlatılan
şiir çocuktur
şiir gençliktir.
şiir yaşamdır bir ömür boyu içimizde taşınan

kaynayan sudaki buhara benzetirim şiiri
suyun altındaki ateş ne kadar harlı yanarsa
özlemler de o kadar güçlü yükselir
hasretle beklediği bulutlara
şiir kora dönmüş yürekten çıkarken
duyguya hasret ağaç yapraklarında
fırtınalar estirir
durduramaz kimse onu
aşılmaz dağlar bile
su olur akıverir Şirinler ülkesine

şiirsiz yaşamak
çiçeksiz kırlar ve bahçeler gibi
hüzne boğar insanı
karanlık geceler de bile
yıldızsız akşamların tadı yoktur
yıldızlar varsa
açar kır çiçekleri karanlıkların arkasında
çölde aranan bir damla sudur şiir
o şiirlerle sulanırsa mecnun’lar
leyla’larla konuşursa sevenler
baharın yeryüzünü kapladığı gibi
sarar yüreğimizi sevgiler

şiiri yaşamak
şiiri bir ekmek gibi yemek
ve bir kadeh gibi içmek yalnız olmuyor
yanında paylaşacak
şiirlerle demlenecek dostlar istiyor
her dosta sunamıyorsun şiir kadehlerini
bardaktaki gibi durmuyor
benzemiyor ne rakıya ne cine
bülbül gibi ağlamak
nar gibi yanmak istiyor yürekte…

 [Nuri Gökgöz]

BİRGECE

21 Nisan 2008 Pazartesi 1 Yorum »

birgece.jpg

Gitme Ey Yolcu…

21 Nisan 2008 Pazartesi Yorum yok »

 

 

Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım
Elemim bir yüreğin karı değil, paylaşalım
Ne yapıp ye’simi kahreyleyeyim, bilmem ki?
Öyle dehşetli muhitimde dönen matemki!
Ah! Karşımda vatan namına bir kabristan yatıyor şimdi
Nasıl yerlere geçmez insan
Şu mezarlar ki uzanmış gidiyor, ey yolcu
Nereden başladı yükselmeye, bak, nerede ucu

Mehmet Akif Ersoy

ANLATAMIYORUM

21 Nisan 2008 Pazartesi Yorum yok »

ANLATAMIYORUM

Aglasam sesimi duyar misiniz,

Misralarimda;

Dokunabilir misiniz,

Gozyaslarima, ellerinizle?

Bilmezdim sarkilarin bu kadar guzel,

Kelimelerinse kifayetsiz oldugunu

Bu derde dusmeden once.

Bir yer var, biliyorum;

Her seyi soylemek mumkun;

Epeyce yaklasmisim, duyuyorum;

Anlatamiyorum.

Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı

17 Nisan 2008 Perşembe 1 Yorum »

Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı

Bir bıçak saplı durur göğsünde,
Hangi su tasına uzansan boş;
Hangi pencereye koşarsan koş
Aynı siyah güneş gökyüzünde.

Aynı siyah güneş, aynı siyah,
Aynı susayış, aynı koşu, aynı…
Of… hep aynı şey, aynı şey, aynı şey,
Aynı, aynı, aynı, aynı, aynı…

Ahmet Muhip Dıranas

ŞİİRE TUTUNMAK

14 Nisan 2008 Pazartesi Yorum yok »

ŞIIRE TUTUNMAK

Yok başka hiçbir umarın
En granit kayanın en ortasında
Balta girmemiş karanlıklarında kıpırtısız
Ya ölmektir kurtuluşun
Yada şiir tutunmak….

O en gergin tele şöyle bir dokun
Son tınıyla tel kopsun
Ayak sesleri duyulsun ölümün
Her yanın her yönün çıkmaz
Nereye baksan yok
Hiç bile herşey sayılır o bulunduğun yerde
Kurtarırsa kurtarır ancak
Yine şiire tutunmak…..

AZİZ NESİN

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

13 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

Zindanda iki hece.Mehmed’im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam,boynunda yafta…

Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!

Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli…

Git ve gel… Yüz adım…Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.

Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
Buradan insan mı çıkar,tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı,asıldı
Kaydını düştüler,mühür basıldı.
Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı

Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil…

Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
Çatık kaş…Hükumet dedikleri zat…
Beni Allah tutmuş kim eder azat?

Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem…
Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!

Insanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik,mintanlarla et.

Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…
Yalnız seccademin yönünde şefkat

Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim,senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan

Karıştır çayını zaman erisin
Kopuk kopuk,duman duman erisin!

Peykeler,duvara mihli peykeler
Duvarda,başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler…

Duvar,katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger… Beynimi içtin

Sukut…Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep,ölü ve mezar?

Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?

Ses demir,su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden,kader bu,emir…

Garip pencerecik,küçük daracık;
Dünyaya kapalı,Allah’a açık

Dua,dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış

Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
İplik ki incecik,örer boşluğu

Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş
Karanlığında nur,yeniden doğuş….
Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!

Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed’im,sevinin ,başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir

NECİP FAZIL KISAKÜREK

SEN BİLMİYORDUN….

13 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

SEN BİLMİYORDUN….

Gitmek istiyordum gitme diyordun
Beni karanlığa itme diyordun
Eşkıya kalbime hükmediyordun
Herkesten farkındım sen bilmiyordun

Sen beni üzüyor incitiyordun
Ben sana kırgındım sen bilmiyordun
Kalbimi kırıyor acıtıyordun
Ben sana dargındım sen bilmiyordun

Sen bana günahtın sen bana yasak
Helale uzaktı düştüğüm tuzak
Ben sana tutkundum ben sana tutsak
Ben sana vurgundum sen bilmiyordun

Sen benim uykumu kahreden korkum
Sen zehir zemberek sen zehir zakkum
Sen benim cezamdın ben sana mahkum
Ben sana sürgündüm sen bilmiyordun

Kronik suçumdun tekrar ettiğim
Bazı inkar bazı ikrar ettiğim
Oku oku diye ısrar ettiğim
Mutluluk şarkındım sen bilmiyordun

Sen yangın çıkarır ben söndürürdüm
Sevmesem dünyanı ters döndürürdüm
Seni sürüm sürüm süründürürdüm
Ben senin korkundum sen bilmiyordun

Bir yavuz hırsızdın dikleniyordun
Sustukça sabrıma yükleniyordun
Sen hiç beklemiyor bekleniyordun
Ben sana yorgundum sen gelmiyordun

CEMAL SAFİ

bedava

11 Nisan 2008 Cuma Yorum yok »

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dişi,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yasıyoruz, bedava.

Orhan Veli Kanık

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.