Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Arşiv Nisan, 2008

Farkında mısın?

17 Nisan 2008 Perşembe 1 Yorum »

Farkında mısın sen de bazı şeylerin
Mesela sabahı olmayan gecelerin
Senin de var mı böyle kederlerin
Her gece izmarit kokuyor mu ellerin
Karanlıkların ürpertisinden var mı haberin
Ya da uyuyor musun
Hiçbir şey hissetmeksizin
Tek celsede sabaha kadar derin derin

Farkında mısın acıyan yüreğimin
İklimsiz kalmış mevsimlerimin
Damlası kuruyan yılgın gözlerimin
Yoksa sen bıraktığım gibi misin?
Evet evet sen bence öylesin
Ne gözünde yaş var ne yüreğinde sızı
Masum kalplerin hoyrat hırsızı
Sen şimdi farklı alemlerdesin

Farkında mısın neler yaşamıştık seninle
Ya da hatırlar mısın biri vardı ellerinde
Sımsıkı bağlamıştı yüreğini yüreğine
Dünyaları sererdi önüne bir sözünle
Hayatını adamıştı senin bir gülüşüne
Hatırlar mısın?
Söz vermişti sana acıda neşede
Her zaman ve her yerde
Seninle olacaktı hep seninle
Ben sözümde durdum tüm benliğimle
Bak şu an bile sen varsın fikrimde
Keşke sende durabilseydin sözünde

Farkında mısın peki kendinin,
Neleri yıktın neleri mahvettin
Nasıl oldu da bir hayali zehrettin
Kaçırdın benden kendini çektin gittin
Denizler kadar engin bir aşkı
Sadece benim kalbime mahkum ettin
Aslında biliyor musun ?
Ben sana sadece sensizlikle ihanet ettim
Her şeye rağmen VAZGEÇEMEDİM

mavi sevdam

17 Nisan 2008 Perşembe Yorum yok »

Mavilere uzaktan bakanlardan olmadık biz.. Mavinin içindeydik, mavinin her tonuysa bizim içimizdeydi. Aşk bir sarmaşıktı, sarmıştı heryanımızı. Yürekliydik, cesurduk, aşk için ölünecekse onu da yapardık kuşkusuz. Bizi yolumuzdan döndürecek herhangi bir güçte yoktu üstelik.
Yürüdük ve yorulmadık… Aşkımızı herşeyden üstün kılmayı bildik biz… Ne hayallerimizi bıraktık ne de gerçeklerden uzaklaştık. Bazen yere sapasağlam basarak, bazen bulutların üzerine çıkarak yaşadık aşkı. Kimseye aldırmadık, tek söz söylemedik. Madem bu sevda bizimdi, madem aşk herşeyimizdi öyleyse korumak en önemli görevimizdi.
Koruduk ve bıkmadık… Korkakların ve iki yüzlülerin dünyasında bir sevdayı ayakta tutmak kolay değildi elbette… Yüreklerimiz kocamandı, içine kocaman dünyaları alırdı. En zor anımızda yüreklerimize sığındık. Birbirimizin içine aktık. El eleydik her zaman. Yan yanaydık, can canaydık.
Sıcacıktık ve soğumadık…Birbirimizi olduğumuz gibi kabul edebilmiştik… Farklılıkların, insanları zenginleştirdiğini biliyorduk. Başkasına en aptalca gelebilecek şeyleri yaparken bile çok eğleniyorduk. Kimin ne dediğini, bize gülüp gülmediklerini önemsemiyorduk. Birbirimizi bulduğumuz için Tanrıya şükrediyorduk. Birimiz için ölmemeli, birbirimiz için yaşamalıydık. Sevdikçe hayata daha çok bağlandık.Sarıldık ve bırakmadık…Geçmeyecek, bitmeyecek, ölmeyecek bir aşk bu… Zaman geçecek ama bu aşk asla bitmeyecek. Asırlık bir çınar gibi sağlam kökler salacak toprağa. Fırtınalar kopacak, yağmurlar yağacak, karlar kaplayacak her yanı ama yıkılmayacak.
Biz yaşayacağız ve aşkımız hep var olacak…sen.. benim mavi sevdam, umudum, aşk yoldaşım. Sana söz, bu yürek her atışında senin adını anacak…

alıntı…

Affet beni yüreğim…

17 Nisan 2008 Perşembe Yorum yok »

Affet beni yüreğim…
Açtırdım kapılarını seni sevmeyene,derinlerdeki güzellikleri
görmeyene…
Sevgisizliklerine hapsettim seni…

Affet beni gözlerim…
Sana bakmayan gözlerin esiri etti.Gülerken saçtığın ışığını zindana
çevirdim…

Affet beni dizlerim…
Gelmez yarin yolunda beklettim.Ayakta durmaya dermansız ettim.

Affet beni sözlerim…
Her acı sözü yutup;hep tatlı sözler söylettim.Zehir sözlere sevgi sözlerimi
ziyan ettim…

Affet beni kollarım…
Seni sarmayan kollara her daim açık beklettim.
Gelmeyince zalim yar,sevdalara seni açmamaya yeminler ettim…

Affet beni gülüşlerim…
Yalancı gülmelere kanıp gönülden gülmelerimle
karşılık verdirdim.Yüreğimi ağlattılar sen yine de gülmeye devam ettin…

Affet beni ellerim…
Uzanmaz elleri tutmanı,hiç bırakmamanı senden bekledim.Bomboş kalınca üşüdün
soğukluğun yüreğime işlettin…

Affet beni Yarabbim…
Verdiğin bu canın hakkını veremedim…
Yüreğimi bir kulun yaralamasına,gözlerimi ağlatmasına,Kollarımı bağlatmasına
izin verdim…
Affet beni yarabbim O’nu çok sevdim….

Doğru zamanlarda yanlış insanlara,yanlış zamanlarda doğru insanlara mahkum
oldu bu yürek…
Belki doğruyu görmeye yetmedi gözlerim.Belki de yanlışı silmeye yüreğim…
alıntı..

Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı

17 Nisan 2008 Perşembe 1 Yorum »

Bitmez Tükenmez Can Sıkıntısı

Bir bıçak saplı durur göğsünde,
Hangi su tasına uzansan boş;
Hangi pencereye koşarsan koş
Aynı siyah güneş gökyüzünde.

Aynı siyah güneş, aynı siyah,
Aynı susayış, aynı koşu, aynı…
Of… hep aynı şey, aynı şey, aynı şey,
Aynı, aynı, aynı, aynı, aynı…

Ahmet Muhip Dıranas

ŞİİRE TUTUNMAK

14 Nisan 2008 Pazartesi Yorum yok »

ŞIIRE TUTUNMAK

Yok başka hiçbir umarın
En granit kayanın en ortasında
Balta girmemiş karanlıklarında kıpırtısız
Ya ölmektir kurtuluşun
Yada şiir tutunmak….

O en gergin tele şöyle bir dokun
Son tınıyla tel kopsun
Ayak sesleri duyulsun ölümün
Her yanın her yönün çıkmaz
Nereye baksan yok
Hiç bile herşey sayılır o bulunduğun yerde
Kurtarırsa kurtarır ancak
Yine şiire tutunmak…..

AZİZ NESİN

okumaya değer

13 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

    İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.

    Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.

    Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.

    Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.

    Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.

    Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.

    Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.

    Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
    W. SHAKESPEARE

dost…

13 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

Dostluk sabah öperek uyandırmak

Aynı dala tutunmaktır kimi zaman

Aynı bisikleti sürmektir.ayağınız yetişmese bile…

Dans etmektir kolkola..

Küçük hediyeler almaktır …

Ve kimi zaman kalbi paylaşmaktır ….

Öpmektir doyasıya..
Ve bunu söylemektir…


_________________

Düşlerde sevdim seni söyleyemedim

13 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim

İnsanın içini en çok yakan şey söylenemeyen sözlermiş meğer. Sana söyleyemediğim her söz acı bir yumruk gibi boğazımda. Sana her baktığımda kalbimi avucuna alıyorsun, sesini her duyduğumda biraz daha sıkıyorsun avucunu, yüreğim sıkışıyor sesini duyduğumda. Kaçmak istiyorum senden, senin sesinden, senin gözlerinden kaçmak istiyorum, bırakmıyorsun. Bilmeden tutuyorsun beni. Bilmeden sevdiriyorsun. Bilmeden acılar veriyorsun yüreğime. Bilmeden… öldürüyorsun.

Sana ben şiirler sözler büyüttüm
Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
Sana ben hummalı gizler büyüttüm
Söyleyemedim

Yanı başında olabilmek isterken delice, sana bakmak isterken, seninle konuşmak isterken, sana dokunmak isterken, sana yakarken yüreğimi, sana baktıkça acı çekiyorum. Gözlerin ölümüm oluyor.

Sana baktıkça yıkıla yıkıla ölüyorum.
Sen bilmesen de, ben biliyorum.
Şarkılar yazdım sana okuyamadım
Hep yanımdaydın oysa dokunamadım

Bir gün sen de bileceksin, biliyorum. Bir gün söyleyemediğim bütün sözler yol bulacak yüreğimden gözlerine. Yüreğim yol bulacak yüreğine. Biliyorum, bir gün uzattığım ellerim buluşacak ellerinle. Bilmekle yetiniyorum. Sensizlikte seni sevmek yüreğime yetmese de, gözlerinde yabancı olmak gözlerime yetmese de, uzandığım boşlukta seni hissetmek ellerime yetmese de yetiriyorum. Seni sevmekten vazgeçmemek için kendimi bitiriyorum. Yokluğunda seni var etmeye çalışırken, varlığımda yok oluyorum. Bitiriyorum kendimi bizi başlatmak için. Seni çok seversem duyarsın sanıyorum. Yüreğimin çığlıklarından kendimi duyamıyorum.

Sana yüreğimi duyuramıyorum.
Sen bilmesen de ben biliyorum.

Sana ben hayaller düşler büyüttüm
Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
Söyleyemedim

Gözlerimden gitmiyor bakışın. Gülüşüne bakarken gülüşünü özlüyorum. Bana gülmeni istiyorum sadece. Benim için gülmeni. Gülümserken küçülen gözlerine aşık oluyorum durup durup. Durup durup seni seviyorum.

Sen bilmesen de ben biliyorum.
Sen sevmeden de ben seviyorum.

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

13 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP

Zindanda iki hece.Mehmed’im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam,boynunda yafta…

Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!

Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli…

Git ve gel… Yüz adım…Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.

Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
Buradan insan mı çıkar,tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı,asıldı
Kaydını düştüler,mühür basıldı.
Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı

Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil…

Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
Çatık kaş…Hükumet dedikleri zat…
Beni Allah tutmuş kim eder azat?

Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem…
Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekun içinde yazıl ve çizil!

Insanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik,mintanlarla et.

Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…
Yalnız seccademin yönünde şefkat

Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim,senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan

Karıştır çayını zaman erisin
Kopuk kopuk,duman duman erisin!

Peykeler,duvara mihli peykeler
Duvarda,başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler…

Duvar,katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger… Beynimi içtin

Sukut…Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep,ölü ve mezar?

Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?

Ses demir,su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden,kader bu,emir…

Garip pencerecik,küçük daracık;
Dünyaya kapalı,Allah’a açık

Dua,dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış

Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
İplik ki incecik,örer boşluğu

Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş
Karanlığında nur,yeniden doğuş….
Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!

Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed’im,sevinin ,başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir

NECİP FAZIL KISAKÜREK

SEN BİLMİYORDUN….

13 Nisan 2008 Pazar Yorum yok »

SEN BİLMİYORDUN….

Gitmek istiyordum gitme diyordun
Beni karanlığa itme diyordun
Eşkıya kalbime hükmediyordun
Herkesten farkındım sen bilmiyordun

Sen beni üzüyor incitiyordun
Ben sana kırgındım sen bilmiyordun
Kalbimi kırıyor acıtıyordun
Ben sana dargındım sen bilmiyordun

Sen bana günahtın sen bana yasak
Helale uzaktı düştüğüm tuzak
Ben sana tutkundum ben sana tutsak
Ben sana vurgundum sen bilmiyordun

Sen benim uykumu kahreden korkum
Sen zehir zemberek sen zehir zakkum
Sen benim cezamdın ben sana mahkum
Ben sana sürgündüm sen bilmiyordun

Kronik suçumdun tekrar ettiğim
Bazı inkar bazı ikrar ettiğim
Oku oku diye ısrar ettiğim
Mutluluk şarkındım sen bilmiyordun

Sen yangın çıkarır ben söndürürdüm
Sevmesem dünyanı ters döndürürdüm
Seni sürüm sürüm süründürürdüm
Ben senin korkundum sen bilmiyordun

Bir yavuz hırsızdın dikleniyordun
Sustukça sabrıma yükleniyordun
Sen hiç beklemiyor bekleniyordun
Ben sana yorgundum sen gelmiyordun

CEMAL SAFİ

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.