Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

MODERN ZAMANLARDA ARKADAŞLIĞIN FELSEFESİ…

4 Mart 2008 Salı | Kategori Edebiyat | Etiketler : arkadaşlık İhbar Et
(1 Oy, 5 üzerinden 5 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

     Geriye dönüp baktığımda arkamda pek fazla bağ bırakmadığımı farkettim.Her şeyi itmişim,yıpratmışım, kıymetini bilmemişim,bırakmışım vs…Geçen zamanlara ne kadar üzülsemde boş olduğunu ve giden her nanosaniyenin bıraktığı etkileri silemeyeceğimi çoktan anladım.Ama bir konuda kendimi asla affetmeyeceğim.Arkadaşlarım konusunda…

  Ben her seferinde başkasını suçlamaktansa kendimi suçlamayı tercih ediyorum;çünkü insan hataları önce kendinde aramalı, değişime kendinde başlamalı diye düşünüyorum…

  Bu zamana kadar hayatıma giren insanları gözümün önünden geçirdim ve ben artık onların yüzlerini unuttuğumu farkettim..Hepsi bulanık ve silik.Hafızamda ve yüreğimde onlara hiç yer kalmamış,her yandan beni kuşatan düşünceler onların içimde barınmasına engel olmuş ve resmen onları kovmuş.Onlarda alıp başını bambaşka hayatlara doğru yelken açıp beni kendimle yani olmak isteyeceğim son kişiyle başbaşa bırakmışlar…Ben haketmişim bunları,düşününce..

   Arkadaşlığın bu devirdeki moda akımına uymuşum ve onları tek tek bitirmişim;tıpkı onların da beni bitirdiği gibi..Aşkın modern hikayesi bilindik de arkadaşlığa ne oluyor acaba diye düşündüm..Hayatın her yönünde sana destek çıkan ve seni anlayan harika arkadaşların olmadı kızım hiiç boşuna debelenme dedim,onları suçladım.Gerçeği inkar ederek acıyı hafifletmeye çalıştım.Ailemi suçladım;arkadaşlarıma karıştınız dedim.Sonradan onların değil de benim pürüz olduğumu anladım.Hayatı suçladım;beni anlayan ve kafa dengi insanlar çıkmadı karşıma,sürekli bir yerden bir yere savurdun beni dedim.Kendi benliğimin beni savurduğunu anladım.Hayatta hep bir şeyleri suçladım ve asıl suçlunun "ben" olduğunu farkettim.Çünkü kendimi suçlamayı düşünmeden bencilce davrandım…

   Hayatı çıkar olan insanlarla karşılaştım,beni kullandılar,yıprattılar,dışladılar;hayır intikam alacak kadar alçalmadım.Ama alçak insanlarla arkadaş oldum.Belki çok popülerdi,belki çok zekiydi,belki aynı takımdaydık,belki de mıknatıs gibi problem problemi çekti…

  Her şeyimi paylaştım,hayaller kurduk,birlikte ağladık, birlikte güldük, birlikte öldük,birlikte kaçtık.Ben her zaman daha fedakar oldum,belki bu da benim kişisel aptallığımdan kaynaklandı;sorun değil.En çok üzüldüğüm nokta kötü-iyi çatışması değil.Neden iyisiyle kötüsüyle sahip çıkamadım benim çocukluk dönemimi geçirdiğim ve kalbimde olmasa da dillerde olan o anılara?Gerçekten efsane bir çocuktum,yaramaz,saygısız,kadınları kafalarında bigudi sokağa çıplak koşturan bir afettim;ben hasta olduğumda herkes sevinirdi:)

   Hep bir şeylerden fedakarlık yapar ve kendimi boşuna harcardım,birilerini memnun etmek için çalışırdım,didinirdim,bireysel savaşlara girerdim.Asiydim ve boyun eğmezdim;bu yüzden adım hep dikkafalı,terbiyesiz ve küstah oldu;eyvallah dedim.Benim arkadaşlarım için yapmayacağım şey yoktu ama çok sinirli ve hata kabul etmez bir yapım olduğu için hep onları üzer ve hatta döverdim!?

  Tek başıma altından kalkamazdım,olduramazdım bazı şeyleri ve benim arkadaşım yok diye hep tek başıma ağlar,tek başıma gezer ve hep ortamlardan kaçardım.Arkadaşlarımı itme sebebim onların kusurlarının gözüme çok batmasıydı;ben ikiyüzlü ve bana dokunmayan bin yaşasın diyen insanlara tahammül edemedim,edemem de…Çocukken bile adalet diye kendimi yırtar ve "neden ama ben haklıyım anne-baba-öğretmenim diye yırtınırdım.Dünyanın akıl almaz oyunlarını anlamayan ve hala da anlamamış biri olarak düzene baş kaldırdığım için insanlar belki de benden korkuyorlardı;kendimi onların gözünden baktığımda potansiyel suçlu gibi görüyordum.Bana karşı antipatisi olmayanları da bir kalemde silip atan bir yapım vardı,tamir etmeyi bilmeyen bir yapım;Bayan Sırfyıkım…

  Sahip çıkmadım değerlere ve insanlara..Onları olduğu gibi kabul etmedim ve bu gidişle de daha çook yalnız kalırım;kişisel seçimim…

  Üzmekten ve kırmaktan korkmadım;çünkü onlara olağanüstü iyilikler yapıyordum ve kendimi onların ailesi gibi görüyordum…Garip bir arkadaştım ve öyleyim ama hiçbir zaman onlara kötülük etmedim;edenlere de izin vermedim..

  20 senelik dostlarım,kaç senelik arkadaşım diyenlere imreniyorum açıkçası ve şaşırıyorum..Demek onlar modern zamana kendini kaptırmamış,beden olarak 21.yy’da ruh olarak daha eskilerde yaşamışlar diyorum kendi kendime ve bir tek gerçek arkadaşım olmadığı için kendimi hep eksik hissediyorum;dertlerimi aynalarla paylaşıp,aynaları kırıyorum.Çıkan şangırtı gerçekten de melodi gibi geliyor sanki bana karşılık veren bir cadı gibi görüyorum onları ve aklıma hep eskiler geliyor.Yüzlerini bile hatırlayamadığım eskiler,benim için ölmüşler…

   Kimbilir bende onlar için öldüm ve üstünden kaç yağmur geçip yıkadı anıları.Ama bir şey var ki onlar hala benimleler,her güldüğümde onların kahkahalarını duyuyorum,onları yanımda hissediyorum ve kendi kendime günaydın diyen o bin parça aynada hala olmayanlara da günaydın diyorum…

 

 

Yorumlar

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız