Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

SOLUP GİTMEKTENSE YANMAK DAHA İYİDİR… “Kurt Cobain”

26 Eylül 2008 Cuma | Kategori Edebiyat 24

       Cümleyi ilk okuduğum zaman pek bir şey ifade etmedi ama efsanevi Nirvana grubunun solisti Kurt Cobain’in intihar mektubunu okuduğum zaman hayat felsefelerimden biri oldu diyebilirim.. Kurt silik bir insan değildi; öyle olduğunu anladığı anda gazlayacak cesarete sahip biriydi ve öyle yaptı.. Ölümü doğumu gibi sessiz olmadı elbette.. Büyük yankılar uyandırdı, reklam malzemesi oldu.. Falan filan… Sonuç: Kurt Cobain hiçbir zaman sevmediği, çocukluğunu yaşayamadığı, müzik yapmaktan zevk bile alamadığı bu dünyadan gitmeyi tercih etti takvimler 5 nisan 1994′ü gösterdiğinde… Keşke bende o dönemde yaşayıp grunge akımının tadını alabilen bir neslin çocuğu olsaydım….Ne yazık ki Nirvana zirvedeyken ben yeni doğmuşum…

       Kurt Cobain benim hayatımda önemli bir yere sahip, hayata bakışımı değiştirmiş bir grubun müzisyeni.. Ve en kötüsü Kurt’le hayata bakış açımız bir noktada kesişiyor: "İnsanları çok sevmek onlardan nefret etmeye yol açar". Bu kesinlikle benim tarafımdan ve görünen o ki Kurt tarafından kanıtlanmış bir sav…İnsanları seversiniz, kör kütük hesapsız ve sonunda ne olur -ki eminim herkes bir defa da olsa bu deneyimi yaşadı- hayatınızın kazığını ya da en basitinden terkedilmişliği, ihmal edilmişliği yaşarsınız.. Hani kaçan balık büyük olur ya, o bakımdan….

      Kurt’ün intihar mektubunu okuduğumda aile kavramının ne büyük bir şey olduğuna bir kez daha şahit oldum… Bir rock star olmak Kurt’e geçmişini unutturmaya yetmemiş ve bu acı onun sonu olmuş…Yavaş yavaş yanmamış Kurt, solmamış o bir anda parlayıp sönmeyi ve ben dahil 2000′ler gençliğine unutulmaz bir müzik mirası bırakmayı tercih etmiş… İyi ki yaşamış ve ben iyi ki Kurt Cobain’i, Nirvana’yı tanımışım… Aile kavramının bir insanı bu kadar etkileyebileceğini hiç düşünmezdim.. Geçmişin bıraktığı izlerin bir insanın hayatına mal olacağını da…

      Sabahın erken saatlerinde yine binlerce kez okuduğum Kurt’ün hayatını okumak ve Nirvana dinlemek iyi geliyor bazen.. Hayatın her yönünü tanımak ve ailenin değerini anlamak… Sabah saatleri hayatla yüzleşmek için iyi bir zaman bence.. En azından günün geri kalanını planlamak zorunda kalmıyorsunuz… Biraz karamsar mıyım, evet öyleyim.. Bende Kurt olsam aynı şeyi yapar mıydım? Yüksek doz eroin ve bir tabancayla bir küvette ölü bulunma fikri fena değil.. Bilmem belki cesaret edemezdim.. Daha evvel benzer bir yolla nalları erken dikmeyi deneyen ve ne yazık kı başaramayan bir olarak belki bu sefer olurdu…

      Ama zamanı değil.. Henüz solduğumu söyleyemem.. Ama Kurt’e katılmamak elde değil.. Sönük yüce gençliğimizin tabiriyle ezik insanlardan tiksinirim ve hepsinin geberip gitmesini isterim.Boşuna oksijen tüketenleri taşımamalı, bu dünya bunun için çok yaşlı….Hiçbir zaman ezik olmayacağım yani silik.. Şu gençlik ve sözlükleri de beni deli ediyor ve evet bende sanırım insanlardan her şeyiyle nefret ediyor; sadece merhametime layık gördüğüm için muhatap oluyorum.. Kimbilir bu değişir mi, gelişir mi.. Zaman gösterecek..

      Ama ben için için yanmaktansa kül olup gitmeyi tercih ederdim… Bu böyle olmalı, aksini iddia edenlere ne yazı kı korkak sıfatını yapıştırabilirim ya da şu meşhur ezik lafını…

      Bugün biraz depresifim…Belki de biraz kibirli… Hepinize şimdiden iyi bayramlar; ben buralarda yokum biraz kafa dinlemeye ve kendimi dinlemeye ihtiyacım var…

AFFETSEM Mİ ETMESEM Mİ; YOKSA İKİSİ DE Mİ?!

23 Eylül 2008 Salı | Kategori Kadın 13

        Geyik bir yazı yazmayı planlıyordum fakat yaklaşık bir yıldır içimi kemir kemir kemiren bir olayın beynime hücum etmesi engel oldu buna…Neden affedemiyorum? Çok kişiyi affettim ve kendimi bunun için de pasiflikle suçladım fakat gerçekten unutulması gereken şeyleri unutup neden affedemiyorum diye çok düşündüm….

   Bir yıl evvel erkek arkadaşıma asılıp onu elimden alan (sakin olun! sakinolun! çocuk eşek gibi döndü bana; dönmemesi mümkün mü  ) kızı neden affedemiyor ve hala inanılmaz derece de kızıp, intikam anı kolluyorum? Yok intikamcı biri değilim biliyorum ama içimde bir şeyler adaletin yerini bulması gerektiğini söylüyor…Gerçekler su yüzüne çıkana dek benim göbeğim çatlayacak zaten….

    Kıskançlık, intikam gibi duyguların hastalıklı duygular olduğunu bilip ruhuma nüfuz etmesine izin vermem.. Ama adaletin yerini bulması benim için çok önemlidir her zaman.. Kötünün cezasını bulması ve benim de bunu görmem gerekir…Ama ne yazık ki hayat her zaman cömert davranmıyor insanlara ve insanlar bir noktadan sonra adaleti kendileri sağlamaya çalışıyor ve sorunlar burdan kaynaklanıyor…

     Ben henüz kendim sağlamadım bu adaleti.. Çünkü hakkım hukukum varsa bir insanla, kırk yıl aklıma gelir ve o kahvenin posası da çıksa, o kişi tepeme de sıçsa göz yumarım; çünkü ben böyle gördüm..Ama her insan bir değil nankör çok tabii. Keşke bende gerektiğinde nankör olabilseydim, bencil davranabilseydim de başıma iş gelmeseydi diyorum.. Ama olan olmuş bir kere ve zamanın aptal çarklarını tekrar döndürmek imkansız…

    Ve x keşke sana olan son notumu okusan.. Keşke…

    "Evet malum şahıs x, bir yıl geçti ve bugün senin arkadaşlığını özledim.. Biz kardeş gibi değil miydik? Ne oldu senin hep dem vurduğun dostluğa? O çıktığın kişi bana geri döndü ve şu an dizlerinin üstüne çökmüş affımı bekliyor.. Ve senin öz kuzeninle çıkıyorum, her şey harika gidiyor..Tek çekindiğim nokta seninle neden küstüğümü bilmeyen kuzenine bunu nasıl anlatacağım…Bak ben arkandan iş çevirip kuzenini sana saldırtmadım, senin abini ve arkadaşlarını üstüme saldığın gibi.. Ben sen değilim x, hiçbir zaman da olmadım..Ben boşuna insan silmem defterimden ve sildiğimi de listeye asla sokmam…Seninle çok iyi arkadaştık ve ben hala seni özlüyorum ama tekrar olur mu? Asla… Seni affedemem, kendime hakaret gibi olur bu.. Onun ve senin yaptıkların yüzünden tam altı ay ağladım ama sen yoktun.. Senin o meşhur dost kolların sarmadı beni, ben kendimi tedavi ettim her zaman ki gibi…Eğer ilerde yoluma çıkacak olursan yemin ederim yüzüne vurmam hiçbir şeyi.. Çünkü sen değmezsin..AMA SANA TEŞEKKÜR ETMEM LAZIM.. Savaş gibi biriyle beni tanıştırıp mutlu ettiğin için.Bana iyilik yaptın x, ve benim şu ana kadar birlikteliğinden en mutlu olduğum kişiyi karşıma çıkardın..Ben mutluyum ama pişmanım, keşke seni tanımasaydım..Bana ağır geldi yaptıkların ve ben hala senin dostluk anlayışının bana verdiği zararlara boğuşuyorum..Yine de şunu bil sana kin gütmüyor ve şu an şurda seni kendim için affediyorum…"

      Ohh be rahat ettim, birilerine sarılasım geldi Çok zor değilmiş affetmek ama gurur da olunca insan da hiçte kolay olmuyor işte…

      Affetmek güzeldir, insanı rahatlatır..Burdan çıkarılacak ders şu galiba;             "KENDİ İYİLİĞİNİZ İÇİN AFFEDİN!"

      Aptal ve sıkıcı bir gün daha gelip geçiyor ve ben hala eskilere takılıp kalmış geçmişte yaşıyorum.. Yoksa yaşlanıyor muyumLanetlendiiiiiiim

      Belki bunun adı insanlığın binbir hali, belki delilik ama yüzleşmek ve aynaya bakabilmek güzel bir şey.. Çok rahatladım…

     Önerisi ve hikayesi olan varsa yorum yapabilir; çok ihtiyacım var…

     Ama intikam delisi tipler için de bir sürprizim var

     Yakında işkence ve sadizm başlığı altında son moda işkence tekniklerini halkımla paylaşmak istiyorum;

     MÜRAACAT: Blog delisi, var mı onun gibisi!

BİZİM CADININ HALLERİ =)

17 Eylül 2008 Çarşamba | Kategori Mizah 15

     Sınıfın en akıllısı, en çalışkanı, en uçuğu, en neşelisi hep "en"lerin toplandığı birinin uyuşuk mu uyuşuk okuldan nefret eden biri olduğunu söyleseler kimse inanmaz değil mi? Doğrudur bende kendime inanamıyorum;aynı anda birçok huyu barındırınca ortaya garip olaylar çıkıyor.Mesela ne?

    Şimdi inek olmanın getirdiği başlıca zorunluluk "lan b_b ot yiycen mi, bak orası halı saha he daliyim deme" gibilerinden laflar oluyor..Tabii bunu diyenler hayatının hatasını yapıyor, çünkü diyen büyük ihtimalle beni tanımıyor.Öyle önlerde oturup ot söken zavallı bir inek sanma gafletine düşüyor.İnsanları bunu deme zevkinden mahrum ediyorum bir kere! Bu insanlar gülemiyorsa sebebi benim!

    "Kardeşim hem ineksin hem okulun en yaramaz öğrencisisin biz ne edices" gibilerinden umutsuz laflar uçuyor havada doğrudur… İnsanların takılmayı en sevdiği tipler çalışkan tiplerdir herhalde, ama beni tanıyan insanlar ağız tadıyla dalga bile geçemiyor benle.3 boyutlu olmak zor tabii, herkes olamaz da gelin bir de bana sorun memnun musun diye?!

     Değilim dostlar vallahi değilim..Olmak istediğim insanın yarısı bile değilim ben! Acaba ben nasıl biri olmak istiyorum,buyrun inceleyin destek verin

     Bu diviner denen arıza şahsiyet;

     Okulu havaya uçurmak (ki çocukken çatapatla işe başladım büyütmeyi düşünüyorum=),

     Kitapları yakmak (evde kağıt yakarak egomu tatmin ediyorum),

     Okula ödevleri yapmadan gitmek,

     Kaşınan insanlara iyiliğin en güzelini yapıp kaşımak (bak bunu du yapıyorum aslında),

     Sıramın üstüne en sevdiğim metal gruplarının logolarını yapmak (okula sıra parası vermekten bıkan babam duymasın),

     Tarantula gibi en karanlık ve dip yerlerde oturmak (hocalar asla müsade etmez sınıfın güvenliği için),

     Okul tuvaletinde daha fazla vakit geçirmek! (benim en sevdiğim üç mekan mutfak, wc ve yatak odasıdır),

     "No war make love" rozetimi takıp gezmek (hep aldı insafsızlar para vermekten bıktım rozete),

     SOAD’ın FUCK THE SYSTEM! şarkısın söylemek ve söyletmek (301.madde kalkar kalkmaz yapacağım)

     İstediğim kadar kahkaha atmak (duymak istemezsiniz kulaklara ciddi hasar veriyor)

     Yasemin hocayı raylara bağlayıp üstünden trenle geçmek (evet işte bu!)

            Bu liste böyle uzayıp gider…. Gerçi ben yine yakıp yıkıyorum ortamı da geniş kurallar ve ihlaller talep ediyorum üslerimden

           Kaliteli ve eğlenceli eğitimin sırları tamamen bende tabi benim müdür olduğum bir okula kim çocuğunu yollar orası tartışılır ama bir deneyin derim

           Birde slogan yapalım açacağım okula;

           21.YY’dan sıkılmış,bunalmış, daralmış, yenilik arayan bireyler! Veletlerinizi bana transfer edin ben onları şöyle bir güzel yuğurup pardon okutup topluma haşere bireyler haline getireyim de gözünüz gönlünüz açılsın!

          Haydi millet patlayıcı tadında eğitim için ELELE!

        

  

DIVINER’IN DÖNÜŞÜMÜ =)

9 Eylül 2008 Salı | Kategori Kadın 19

    Koca ve bomboş bir yaz geçirdikten sonra (tatil bir haftaydı, saymıyorum) keskin bir dönüş yaptım..Hem hayata, hem okula, hem bloğa..Bazen 17 yaşında olmanın verdiği sorumlulukları bırakıp daha olgun ve geleceğe yönelik biri olduğumu görmek aşırı canımı sıkıyor.Yaşımı yaşamadığımı da söyleyemem..Ergenliğin getirdiği tüm sıkıntıları çekiyor ve çektiriyorum                                                                                                                                                                                                                        Fazla espirtüel ve uçuk biriyim tamam ama bir eksiğim var benim..Bu da büyümekle çocukluk arasında kalmış olduğum boşluk..Bu boşluğu fazlasıyla hissediyorum; belki normal diyeceğim ama arkasında aşırı bir kaygı olmasa..Geleceğe yönelik tüm planları rayına oturtmuş değilim, belki de bundandır demem gerek ki daha fazla ne sıkılayım ne de sıkayım….

         Bu yaz yapmak istediğim şeylerin yarısını bile yapamadım ama önemli ve güçlü bir ders öğrendim ben bu yaz…

         Hayata kapıları kapatmamayı ve hayal etmeyi sürdürmeyi; mucizelere inanmanın verdiği huzuru öğrendim..Hele o mucizeler gerçekleşince hayatın bir anda nasıl da form değiştirip dertlerinden kurtulmuş, esnemiş olduğunu gördüm….

         Birine hayatını adayacağını düşünmenin çocukluk olduğunu, hataların bir süre sonra göze fena halde battığını öğrendim (bildiniz; AŞK).

         Kendimden ödün vermemeyi ve gerektiğinde hayır diyebilecek kadar kararlı olmayı, kararlarımın arkasında durmayı öğrendim….

         Ve insanın kendisi gibi birisini bulduğunda ya da o kişi hediye paketi gibi hayat tarafından doping olarak gönderildiğinde ikinci kez hata yapmamayı ve kaybetmemek için çabalamayı öğrendim… (yine AŞK)

         Ve ilk kez öpüşüldüğünde heyecanlanmayı ve bir kez daha aşık olmayı öğrendim

         Ve insanın zamanında arayıp da bulamadığı tüm güzelliklerin ayağına geldiği anda nasıl da duygulanabildiğini hatta kutu kutu mendil harcadığını öğrendim (Vallahi koydum gitti=)

         Gerçeklerin bazen su yüzüne çıkmasının zaman aldığını ama tüm ihtişamıyla bas bas BEN GERÇEĞİM! dediğine tanık olmanın heyecanını öğrendim…

         Sabretmenin ve susmanın bazen en büyük cevap hatta tedavi olduğunu öğrendim….

         Hayatın herkese gülümsemediğini ve acının da varolduğunu öğrendim….

         Ve şu an hayatımdaki en değerli varlık olan Savaş’a teşekkür etmek istiyorum;

          Sen her ne kadar güçsüzüm desen de çok güçlü biri olduğunu biliyorum ve seni bunun için seviyorum; iyi ki varsın, benlesin, benimsin….

           " (Sayende teşekkür etmeyi de öğrendim) "

Evet işte böyle ve ben yine bomba gibi! yazılarımla geri döneceğim; kuşkusu olan varsa bildirim alabilirim!Evime hoşgeldiiiim

       

 

HERKESE İYİ TATİLLER!

13 Haziran 2008 Cuma | Kategori Aşk 17

Okullar kapandı ve bende tatile gidiyorum artıkKarnem çok güzeldiBen yokken beni özlemeyin diye birkaç foto bıraktımHerkes kendine çok iyi baksın; ben birkaç ay yokumHepinizi özleyeceğim!İyi tatiller!

Ben pembeli olanım yanımdaki Elifcim

Ben (pembeli) , Beste ve Sevim

Fenerli çoraplar yakıyor

TRT korosu gibiyiz

Bunu koymamalıydım

WC’den bir görünüm

                                     ‘b_b.diviner’

 

BİR İLİŞKİNİN ANALİZİ…

10 Haziran 2008 Salı | Kategori Edebiyat 12

    Nasıl hissetmem gerektiğini bilmiyorum aslında.. Sen varsın ve de yoksun çok şey değişmiyor.. Sensiz olmak canımı yakıyor, seninle olmaksa daha bir başka.. İki durumda da acı kaçınılmaz bir şeymiş.. Ne zormuş aşık olmak..

    Benim daha yaşım başım kaç ki ben böyle aşk işleriyle uğraşıyorum diyorum bazen ve kendimle başa çıkamadığımı farkediyorum; kendimle başa çıkamıyorum..Seninle başa çıkamıyorum; galiba hayatla başa çıkamıyorum…Eskiden nasıl severdim seni, şimdi öyle mi? Biliyorum değil.. Eskiden hep fedakarlık yapan taraf bendim ve şimdi değiştim; maymun gözünü açtı anlayacağın artık o saf aşık değilim ben..

    Sen her şeyin ilkisin benim için..

     İlk kalp atışım..

     İlk acılarım..

     İlk gözyaşlarım…

     Eskiden sensiz geçen her saniye beni müthiş üzerdi; annesine muhtaç bir çocuk gibiydim.. Şimdi ise daha bir olgun ve acımasız oldum; zannedersem bu dünya beni içine çekmek üzere..

     Buna katlanamıyorum; bu hayatı yalanken ve sevgiden yoksunken sevmiyorum.. Dün akşam sana yine avazım çıktığı kadar bağırdım..Aslında o haykırış sana değildi; dünyaya haykırdım.. Çığlık çığlığa bağırmak ve içimi boşaltmak istiyorum tamamen.. Yemin ederim sana bağırmak istemedim ben, yalan olana bağırdım.. Bana yalan söylemene katlanamam ama bilirim sen canımı yakacak derecede dürüst birisin; seninle bu yüzden gurur duyuyorum ve sen boş biri değilsin; böyle düşündüğüm içinde özür diliyorum; gerçekten…

      Keşke alıp başımızı gitsek çok uzaklara; biliyorum bu da bir gençlik rüyası.. Ama artık gitmek ve yok olmak istiyorum; çünkü bende senin gibi artık dayanamıyorum ve katlanamıyorum..

      Keşke başka zamanda, mekanda tanışsaydık; o zaman da eminim birbirimizden nefret ederdik.. Neyse tanıştık ya eninde sonunda…

      20 Haziran 2007′nin benim en sevdiğim tarih olduğunu bilmelisin.. O tarihte girdin hayatıma ve 24 Kasımdan 6 Mayısa kadar sürecek olan aptal bir ayrılık yaşadık.. Gururun ve sadakatin çatışmasıydı ve ben seni aldatmadım; bilmiyorum belki de kendimi kandırıyorum ama bu böyle işte, tam 6 ay mahvoldum ben.. Çok büyük kişisel sorunlar yaşadım ve sen geri geldin.. Şimdi de ben eski ben değilim ve dün bana eskisi gibi ol diye yalvardın..

      Ama unutma ki yenisini sen yarattın, senin yokluğun yarattı benliğimi korumak için..

      Başaramadım, pişman da değilim, hâlâ senin esaretin altındayım..

      Eğer bir hataysan;

      Sen en güzel hatamdın…

SİYAHIM BEN…

5 Haziran 2008 Perşembe | Kategori Edebiyat 17

       Siyahım ben, alabildiğince siyah,

Gözle görülmez acılarım,

Belli olmaz benim duygularım,

Topraktan mıyım, taştan mıyım?

Varla yok arasıyım,

Kopkoyu bir siyahım..

 

Hayat geçer gider yanımdan,

Son sürat yetişmek imkansız..

Koşamam arkasından,

Bakarım aldırmadan,

Savaşırım kendimle yapayalnız,

Tek başıma ve hep savunmasız,

Anlatmak aslında anlamsız…

 

Siyah yaratırım ben ellerimle,

Siyah dinlerim ben saatlerce,

Siyah vardır hep dilimde,

Siyah görürüm ben istemesem de,

Siyah bedenimde,

Siyah kalbimde

Siyah her şeyde…

GEREK!

3 Haziran 2008 Salı | Kategori Aşk 11

Yeterince iyi miyim bilmiyorum..

Aşk oturmuyor üstüme bu aralar

Kilo almış gibi ruhum,

Eksilmiş gibi birkaç duygum,

Ne varım ne de yokum,

Ne de kendimden umutluyum..

 

Gerçekleri istiyorum; görmem gerek!

Aşkı hissediyorsam; yaşamam gerek!

Macera varsa ucunda  risk almam gerek!

Kaybolmam için bana bir ritim gerek!

 

Bir şey bilmem ben pek,

En iyi bildiğim şey sevmek,

Öyleyse bana sevgi gerek!

 

Yalansa bu aşk; hoşçakal demek gerek!

Kaybolmuşsa duygular; uzatmamak gerek!

Aşk sadakatle sınanır; bilmek gerek!

Gözyaşları akacaksa eğer ağlamak gerek!

 

Kasmamak,

Yıpratmamak,

Takmamak gerek!

Bir kere de olsa hayatta,

Ölümüne sevmek gerek!

KAYBOLMUŞSAK SEN & BEN…

27 Mayıs 2008 Salı | Kategori Aşk 12

Koşarak uzaklaşsak bu hayattan,

Düşlerimizde buluşsak elele,

Bir arınabilsek şu korkulardan,

Beraber ağlasak kaybettiklerimize…

 

Yine yaslansam senin kollarına,

Gözyaşlarım aksa omuzlarına,

Belki inanırsın tekrar bana,

Seninle beyaz, sensiz syah olduğuma…

 

Renklerle geceyi siyahtan kurtarsak,

Bir şans daha versek aşka, bırakmasak,

Karanlıklar içinde bir parça ışık olsak,

Sönmeye yüz tutmuş aşkı canlandırsak…

 

Buzdan da soğuksun hissedemiyorum seni,

İliğimi, kemiğimi donduruyorsun,

Belki yine sevebiliriz birbirimizi,

Aşk bitmez, bitmemeli,

Kaybolup gitmemişse ruhun…

VE YİNE DE SEN….

23 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Aşk 6

Bir kum tanesi gibi kayıyorsun avuçlarımdan..

Yavaşça ve derin izler bırakarak…

Bir zamanlar sadece "sen" akarken damarlarımdan,

Şimdi soğukluk sızıyor içime, kanıma yayılarak..

 

Rüzgarın getirdiğine inandığım bir şarkıydın,

Duyulmamış, keşfedilmemiş ve dokunulmamış..

Saatlerce seni söylerdim, hep dudaklarımdaydın,

Sana dair binlerce kelimem vardı, söylenmemiş..

 

Benim için gökkuşağının en güzel rengiydin,

Bazen parçalı bulutluydun, bazen maviydin,

Benimle siyahtın, benimle maviydin,

Boyun eğmezdin, bir kalemde silerdin…

 

       Bana dönüşünün ikinci haftasında sana bunları yazmam gerekirdi diye düşünüyorum Uğur..Çünkü tam 6 ay geçti ve sen 6 ay sonra bana geri döndün..Eve o mektup geldiğinde ve tam unuttuğumu sandığım anda içimdeki her şey bir anda alevlendi ve ben yine sana git diyemedim; diyemezdim.Sana hayır demeyi bir türlü öğrenemedi senin pisin biliyor musun? Bana kızarsın biliyorum ama ben aslında güçsüz biriyim derken bunu kastederdim…

       Seni çöllerin yağmuru özlediği gibi özlemiştim.. Sen benim için her şey demektin; hayattın..Bir anda bırakıp gittin ve ben kapı önüne bırakılmış kedi yavrusu gibi kalakaldım…Şimdi tekrar benimsin, benlesin.Sevdiğinin ve eskisinden de çok umursadığının farkındayım..Uğruna yapmayacağım delilik yok gibiydi ya eskiden; hãlã aynı deliyim..Körkütük seviyorum ve sonu ne olursa olsun seveceğim..Beni bilirsin; kafama koyduğumu yaparım ve kesin biriyimdir..Korkularını at, yalnızlığını bırak dersin ya hani; bırak onlar bana kalsın..Sen yokken onlar vardı..Söz verdin bana bir daha bırakıp gitmek yok diye..

        Ama senin gel gitlerin beni korkutuyor Uğur…Ne yapacağın hiç belli olmuyor.Ben ne kadar kesinsem sen de o kadar bulanıksın…Seni seviyorum; tüm dünya duysun umrumda değil..Dünya yansa da umrumda değil..Ama bana bir daha masaldı deme; çünkü ben masalımsı sonlar yazmam; gerçeği yazarım..Seninle de her şeye varım; hep de varolacağım… Ve bir daha bana bağlanma deme..Bunu duymaktan nefret ediyorum..Canımı yakıyor ümitsiz oluşun…

       Sil baştan dedim ve tekrar seni sevdim..6 y süren ve beni resmen yiyip bitiren bir sürenin sonunda tam da 6 Mayıs’ta bana geri geldin ve "b_b" beni dünyana kabul et; ben seninle küçük sularda değil; OKYANUSLARDA boğulmak istiyorum dedin..PEKİ YAPABİLECEK MİSİN?

       Bilirsin; ben büyük düşünür, büyük işleri severim..Gölde boğulmaktansa, okyanusta boğulmayı yeğlerim; biliyorum delinin tekiyim…

      Ben ki dünyaya sırt çevirmiş, hayatın da sırt çevirdiği dişi kedi hiçbir şeyi takmıyorken ve dünyaya bambaşka gözlerle bakıyorken ve de bakacakken, sen ise son derece sorunlu bir o kadar da sorumsuzken biz ne yapacağız?

      Kırılmaktan bıktım, ağlamak yıprattı ve sen yine devam diyorsun bazen..Çok acımasız birisin ve egoistsin..Çok zıt insanlarız biz seninle..Ben neysem sen tam karşıtısın…Zıtlıklar korkutmaz beni çeker, bilirsin…Senin birçok yönüne hayran olmama neden olan da bende bulunmayan vasıfların..Ben asla sen olamadım; sen de ben olamazsın…

      Zıt insanlarız, ikimiz de sorunluyuz ve de aşktan sorumluyuz…Çok zor değil mi?

      Ben hayata karşı başlı başına bir protestoyum…

      Sen ise her şeyden nefret eden karamsar adam…

      Sen ve ben…

       İkimiz…

       Söylesene Uğur.. Neden geri geldin ve benle yüzleştin?

       Hiçbir şeyden korkmayan ben; senin açabileceğin yaralardan korkuyorum…

       Söylesene bana; içimi rahatlatsana..

       Eskisi gibi olacak mıyız?

       Yoksa bizde zor şartlarda imkansızı yaşayan aşıkların, 21. yüzyılın masalı mıyız….

 

 

 

 

dsadas