Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

HERKESE İYİ TATİLLER!

13 Haziran 2008 Cuma | Kategori Aşk 12

Okullar kapandı ve bende tatile gidiyorum artıkKarnem çok güzeldiBen yokken beni özlemeyin diye birkaç foto bıraktımHerkes kendine çok iyi baksın; ben birkaç ay yokumHepinizi özleyeceğim!İyi tatiller!

Ben pembeli olanım yanımdaki Elifcim

Ben (pembeli) , Beste ve Sevim

Fenerli çoraplar yakıyor

TRT korosu gibiyiz

Bunu koymamalıydım

WC’den bir görünüm

                                     ‘b_b.diviner’

 

BİR İLİŞKİNİN ANALİZİ…

10 Haziran 2008 Salı | Kategori Edebiyat 12

    Nasıl hissetmem gerektiğini bilmiyorum aslında.. Sen varsın ve de yoksun çok şey değişmiyor.. Sensiz olmak canımı yakıyor, seninle olmaksa daha bir başka.. İki durumda da acı kaçınılmaz bir şeymiş.. Ne zormuş aşık olmak..

    Benim daha yaşım başım kaç ki ben böyle aşk işleriyle uğraşıyorum diyorum bazen ve kendimle başa çıkamadığımı farkediyorum; kendimle başa çıkamıyorum..Seninle başa çıkamıyorum; galiba hayatla başa çıkamıyorum…Eskiden nasıl severdim seni, şimdi öyle mi? Biliyorum değil.. Eskiden hep fedakarlık yapan taraf bendim ve şimdi değiştim; maymun gözünü açtı anlayacağın artık o saf aşık değilim ben..

    Sen her şeyin ilkisin benim için..

     İlk kalp atışım..

     İlk acılarım..

     İlk gözyaşlarım…

     Eskiden sensiz geçen her saniye beni müthiş üzerdi; annesine muhtaç bir çocuk gibiydim.. Şimdi ise daha bir olgun ve acımasız oldum; zannedersem bu dünya beni içine çekmek üzere..

     Buna katlanamıyorum; bu hayatı yalanken ve sevgiden yoksunken sevmiyorum.. Dün akşam sana yine avazım çıktığı kadar bağırdım..Aslında o haykırış sana değildi; dünyaya haykırdım.. Çığlık çığlığa bağırmak ve içimi boşaltmak istiyorum tamamen.. Yemin ederim sana bağırmak istemedim ben, yalan olana bağırdım.. Bana yalan söylemene katlanamam ama bilirim sen canımı yakacak derecede dürüst birisin; seninle bu yüzden gurur duyuyorum ve sen boş biri değilsin; böyle düşündüğüm içinde özür diliyorum; gerçekten…

      Keşke alıp başımızı gitsek çok uzaklara; biliyorum bu da bir gençlik rüyası.. Ama artık gitmek ve yok olmak istiyorum; çünkü bende senin gibi artık dayanamıyorum ve katlanamıyorum..

      Keşke başka zamanda, mekanda tanışsaydık; o zaman da eminim birbirimizden nefret ederdik.. Neyse tanıştık ya eninde sonunda…

      20 Haziran 2007′nin benim en sevdiğim tarih olduğunu bilmelisin.. O tarihte girdin hayatıma ve 24 Kasımdan 6 Mayısa kadar sürecek olan aptal bir ayrılık yaşadık.. Gururun ve sadakatin çatışmasıydı ve ben seni aldatmadım; bilmiyorum belki de kendimi kandırıyorum ama bu böyle işte, tam 6 ay mahvoldum ben.. Çok büyük kişisel sorunlar yaşadım ve sen geri geldin.. Şimdi de ben eski ben değilim ve dün bana eskisi gibi ol diye yalvardın..

      Ama unutma ki yenisini sen yarattın, senin yokluğun yarattı benliğimi korumak için..

      Başaramadım, pişman da değilim, hâlâ senin esaretin altındayım..

      Eğer bir hataysan;

      Sen en güzel hatamdın…

SİYAHIM BEN…

5 Haziran 2008 Perşembe | Kategori Edebiyat 17

       Siyahım ben, alabildiğince siyah,

Gözle görülmez acılarım,

Belli olmaz benim duygularım,

Topraktan mıyım, taştan mıyım?

Varla yok arasıyım,

Kopkoyu bir siyahım..

 

Hayat geçer gider yanımdan,

Son sürat yetişmek imkansız..

Koşamam arkasından,

Bakarım aldırmadan,

Savaşırım kendimle yapayalnız,

Tek başıma ve hep savunmasız,

Anlatmak aslında anlamsız…

 

Siyah yaratırım ben ellerimle,

Siyah dinlerim ben saatlerce,

Siyah vardır hep dilimde,

Siyah görürüm ben istemesem de,

Siyah bedenimde,

Siyah kalbimde

Siyah her şeyde…

GEREK!

3 Haziran 2008 Salı | Kategori Aşk 11

Yeterince iyi miyim bilmiyorum..

Aşk oturmuyor üstüme bu aralar

Kilo almış gibi ruhum,

Eksilmiş gibi birkaç duygum,

Ne varım ne de yokum,

Ne de kendimden umutluyum..

 

Gerçekleri istiyorum; görmem gerek!

Aşkı hissediyorsam; yaşamam gerek!

Macera varsa ucunda  risk almam gerek!

Kaybolmam için bana bir ritim gerek!

 

Bir şey bilmem ben pek,

En iyi bildiğim şey sevmek,

Öyleyse bana sevgi gerek!

 

Yalansa bu aşk; hoşçakal demek gerek!

Kaybolmuşsa duygular; uzatmamak gerek!

Aşk sadakatle sınanır; bilmek gerek!

Gözyaşları akacaksa eğer ağlamak gerek!

 

Kasmamak,

Yıpratmamak,

Takmamak gerek!

Bir kere de olsa hayatta,

Ölümüne sevmek gerek!

KAYBOLMUŞSAK SEN & BEN…

27 Mayıs 2008 Salı | Kategori Aşk 12

Koşarak uzaklaşsak bu hayattan,

Düşlerimizde buluşsak elele,

Bir arınabilsek şu korkulardan,

Beraber ağlasak kaybettiklerimize…

 

Yine yaslansam senin kollarına,

Gözyaşlarım aksa omuzlarına,

Belki inanırsın tekrar bana,

Seninle beyaz, sensiz syah olduğuma…

 

Renklerle geceyi siyahtan kurtarsak,

Bir şans daha versek aşka, bırakmasak,

Karanlıklar içinde bir parça ışık olsak,

Sönmeye yüz tutmuş aşkı canlandırsak…

 

Buzdan da soğuksun hissedemiyorum seni,

İliğimi, kemiğimi donduruyorsun,

Belki yine sevebiliriz birbirimizi,

Aşk bitmez, bitmemeli,

Kaybolup gitmemişse ruhun…

VE YİNE DE SEN….

23 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Aşk 6

Bir kum tanesi gibi kayıyorsun avuçlarımdan..

Yavaşça ve derin izler bırakarak…

Bir zamanlar sadece "sen" akarken damarlarımdan,

Şimdi soğukluk sızıyor içime, kanıma yayılarak..

 

Rüzgarın getirdiğine inandığım bir şarkıydın,

Duyulmamış, keşfedilmemiş ve dokunulmamış..

Saatlerce seni söylerdim, hep dudaklarımdaydın,

Sana dair binlerce kelimem vardı, söylenmemiş..

 

Benim için gökkuşağının en güzel rengiydin,

Bazen parçalı bulutluydun, bazen maviydin,

Benimle siyahtın, benimle maviydin,

Boyun eğmezdin, bir kalemde silerdin…

 

       Bana dönüşünün ikinci haftasında sana bunları yazmam gerekirdi diye düşünüyorum Uğur..Çünkü tam 6 ay geçti ve sen 6 ay sonra bana geri döndün..Eve o mektup geldiğinde ve tam unuttuğumu sandığım anda içimdeki her şey bir anda alevlendi ve ben yine sana git diyemedim; diyemezdim.Sana hayır demeyi bir türlü öğrenemedi senin pisin biliyor musun? Bana kızarsın biliyorum ama ben aslında güçsüz biriyim derken bunu kastederdim…

       Seni çöllerin yağmuru özlediği gibi özlemiştim.. Sen benim için her şey demektin; hayattın..Bir anda bırakıp gittin ve ben kapı önüne bırakılmış kedi yavrusu gibi kalakaldım…Şimdi tekrar benimsin, benlesin.Sevdiğinin ve eskisinden de çok umursadığının farkındayım..Uğruna yapmayacağım delilik yok gibiydi ya eskiden; hãlã aynı deliyim..Körkütük seviyorum ve sonu ne olursa olsun seveceğim..Beni bilirsin; kafama koyduğumu yaparım ve kesin biriyimdir..Korkularını at, yalnızlığını bırak dersin ya hani; bırak onlar bana kalsın..Sen yokken onlar vardı..Söz verdin bana bir daha bırakıp gitmek yok diye..

        Ama senin gel gitlerin beni korkutuyor Uğur…Ne yapacağın hiç belli olmuyor.Ben ne kadar kesinsem sen de o kadar bulanıksın…Seni seviyorum; tüm dünya duysun umrumda değil..Dünya yansa da umrumda değil..Ama bana bir daha masaldı deme; çünkü ben masalımsı sonlar yazmam; gerçeği yazarım..Seninle de her şeye varım; hep de varolacağım… Ve bir daha bana bağlanma deme..Bunu duymaktan nefret ediyorum..Canımı yakıyor ümitsiz oluşun…

       Sil baştan dedim ve tekrar seni sevdim..6 y süren ve beni resmen yiyip bitiren bir sürenin sonunda tam da 6 Mayıs’ta bana geri geldin ve "b_b" beni dünyana kabul et; ben seninle küçük sularda değil; OKYANUSLARDA boğulmak istiyorum dedin..PEKİ YAPABİLECEK MİSİN?

       Bilirsin; ben büyük düşünür, büyük işleri severim..Gölde boğulmaktansa, okyanusta boğulmayı yeğlerim; biliyorum delinin tekiyim…

      Ben ki dünyaya sırt çevirmiş, hayatın da sırt çevirdiği dişi kedi hiçbir şeyi takmıyorken ve dünyaya bambaşka gözlerle bakıyorken ve de bakacakken, sen ise son derece sorunlu bir o kadar da sorumsuzken biz ne yapacağız?

      Kırılmaktan bıktım, ağlamak yıprattı ve sen yine devam diyorsun bazen..Çok acımasız birisin ve egoistsin..Çok zıt insanlarız biz seninle..Ben neysem sen tam karşıtısın…Zıtlıklar korkutmaz beni çeker, bilirsin…Senin birçok yönüne hayran olmama neden olan da bende bulunmayan vasıfların..Ben asla sen olamadım; sen de ben olamazsın…

      Zıt insanlarız, ikimiz de sorunluyuz ve de aşktan sorumluyuz…Çok zor değil mi?

      Ben hayata karşı başlı başına bir protestoyum…

      Sen ise her şeyden nefret eden karamsar adam…

      Sen ve ben…

       İkimiz…

       Söylesene Uğur.. Neden geri geldin ve benle yüzleştin?

       Hiçbir şeyden korkmayan ben; senin açabileceğin yaralardan korkuyorum…

       Söylesene bana; içimi rahatlatsana..

       Eskisi gibi olacak mıyız?

       Yoksa bizde zor şartlarda imkansızı yaşayan aşıkların, 21. yüzyılın masalı mıyız….

 

 

 

 

UYAN!

21 Mayıs 2008 Çarşamba | Kategori Edebiyat 12

                                             Aç gözlerini uyuyan güzel!

Uyan artık, dünya ayakta!

Gözlerin açık ilerleyeceksin hayatta!

Yenilmek yok yersiz acılara,

Yetişmeye çalışacaksın zamana,

Durduramasan da çabala!

 

Biliyorum;

Yoruldun koşmaktan,

Bıktın korkulardan,

Sıkıldın dinlemekten,

Tükendin incinmekten..

Hak veriyorum elbette sana,

Uyan uyuyan güzel;

Hoşgeldin hayata!

 

Hak verilmez alınır; bileceksin!

Yeri gelince söz söyleyeceksin,

Yenildiysen kabulleneceksin!

Azla yetineceksin,

Daha yok mu demeyeceksin!

Dünyaya saygı göstereceksin!

Sevilmek istersen; önce seveceksin!

İstersem başarırım diyeceksin,

Yeri gelince inat edeceksin!

Dalgalara set çekeceksin!

Bazen çiçek açıp yeşilleneceksin,

Bazen de öleceksin ki;

DİRİLMEYİ BİLESİN!

BU BAHARDA…

12 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori Kadın 14

                                                                                       Bazıları hayaller çalarlar,

Bazıları elleriyle düşler yaratırlar…

Bazıları dünyaları yıkarken,

Bazıları kalp tamiri yaparlar

 

Bu güzel bahar gününde,

Ben söz verdim benliğime,

İhanet etmek yok düşlere,

Umut olmam gerek mevsimlere

 

Bazıları yorulacak; ben ayakta olacağım,

Bazıları kalpler kıracak; ben onaracağım,

Bazıları düşler yıkacak; ben yine de düş kuracağım,

Hayata gıcıklık olsun diye sırıttım, sırıtacağım..

 

Bazıları korkacak; ben emin adımlarla ilerleyeceğim,

Bazıları geri çekilecek; ben hücum diyeceğim,

Bazıları kaçacak korkulardan; ben yüzleşeceğim,

Hayat sana gıcıklık olsun diye güleceğim;

Çünkü ben "benim", ben böyleyim!

KARMAKARIŞIĞIM BUGÜN…

5 Mayıs 2008 Pazartesi | Kategori Kadın 16

                                                    Sabahın erken saatlerinde kalkıp okula gitmenin dayanılmaz işkencesiyle kalktım yine..Bugün daha bir huzursuz ve aksi bir kız oldum ben..Hayat karşıma istemediğim şeyleri çıkardıkça ve canımı olabildiğince yaktıkça daha da sert oluyorum; taş kesilene dek…

       Geçmişimi sildiğim yönünde kendi kendime ürettiğim asılsız iddaaları boşa çıkarırcasına aptal bir ağlama nöbetine tutuldum…Ağladığım zaman daha bir kızıyorum kendime; pasifim diye..Ağladığım zaman rahatlamıyorum, aksine korkunç bir baş ağrısı geçiriyorum ve bilerek o aptal morfini yine alıyorum; ağlamak morfin gibidir acıyı azaltır…Aptal gibi inanmışım..

       Günün erken saatlerinde olmayacak işler yapardım ya; bugün yapmadım..Takvime bakmadım; derslerle uğraşmadım..Kendimi sonsuzluğa bırakmayı planladım; yapamadım..Bilmem korkudan değildir; meraktandır büyük ihtimal çünkü bende kronik merak var geleceğe karşı…Sırf ileride ne olacağını bilebilmek için ölmedim kesin…Delilikle dahilik arasında ince bir çizgi varmış; ben neresindeyim diye düşündüm…Olmayacak şeyleri olmayacak zamanlarda düşünme yetisini kimden aldım onu da bilmiyorum…Düşünülecek tüm şeyler bitmiş de artık başka şeylere sıra gelmiş gibi kendimi dünyanın binbir haline kaptırmışım..Unutulmanın verdiği acıyla gözlerim yanmaya başlayınca yine ağlamaya başlamışım..

        Anlaşılan ben pek işe yaramamışım..Dünya yine aynı; hayatım da aynı..Kendimi evrenin merkezi gibi hissediyorum; tüm iniş çıkışlar hayatıma da yansıyor sanki ..Kafamda anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki volkan misali patlasam ortalık toz duman olacak..

        Hayattan ne istiyorum?

        Cevap verebiliyor muyum?

        Hayır..

        Çünkü hayatın bana ne kadar cimri davrandığını gördükçe umudumu yavaş yavaş kesiyorum..Ağlamak yok granit gibi olacaksın diyorum; onu da beceremiyorum…Hastalıklı ve melankolik bir ruh hali içerisindeyim bugün..Her şey yok olsun; ben benimle kalayım istiyorum..Belirsizlikler ne kadar çekici ve gizemli gelse de geçmişin ve şimdinin güvenli limanını terketmekte tereddüt ediyorum; çünkü yalnız başıma seyahat etmekten bıktım..

        Hep tek olmak, bir olmak nasıl bir şey biliyorum; yalnız başına asırlar geçiren bir ağaç gibi doğa şartlarıyla mücadele etmek..Belki tek öleceğim belki de anılarla..Anılarımı bir gömebilsem, onlardan kopabilsem en azından bazı şeyler değişecek ama yapamıyorum; aslında felaket güçsüz biriyim ben..Kabullenemiyorum, kabullenmek ve mücadele etmek kelime anlamıyla isteklerimi karşılamıyor; denedikçe daha da derine batıyorum; tıpkı boğulmamak için çırpınan biri gibi..Çırpındıkça daha derine batıyorum, batıyorum; ta ki tuzlu sular ciğerlerime daha da dolana ve beni boğana dek…

       Hep bir uçurumun kenarına oturmuşum ve korkusuzca ayaklarımı boşluğa sallamışım; rüzgarı hissetmek istemişim..Denizi fırtınalarıyla sevmişim..Kimbilir belki de hata etmişim..Düşmekten korkmadan atlamanın verdiği heyecenla hayata başkaldırmak bana pahalıya mâl olacak anlamaya başladım…

       Hayattan korkmuyorum; öyle de böyle de geçecek..Gün sayanlara inat  zamanla yarışmak tek tutkum..Benim korkularım;

       Bir işe yaramamak,

       İnsan olamamak,

       Öldükten sonra unutulmak..

      Ölümsüz olma gibi bir şansım olsa da kullanmazdım; çevreme cömertçe ömür dağıtırdım; bana hiç kalana dek..

      Çünkü ben buyum; istemem veririm..Belki de bu yüzden kaybederim…İnsan olmaya çalıştıkça eksilmek korkunç bir şey; birileri benim iyi olmamı istemiyor ve istemeyecekler de..Çünkü işlerine gelmeyecek; bende her seferinde bile bile lades diyeceğim..

      Ağlasam da sızlasam da büyüyeceğim..

      Herkes gitse de ben varım diyeceğim..

      Hayat beni sevmese de ben onu affedeceğim…

      Lanet olsun işte bu benim…

          Bugün umursamasam da doğum günüm ve artık resmen 17 yaşındayım…Büyümenin verdiği sancılardan da nefret ediyorum…

ANNABEL LEE… “Bir aşk öyküsü…”

29 Nisan 2008 Salı | Kategori Aşk 11

ANNABEL LEE

Seneler,seneler evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni.

O çocuk ben çocuk,memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil kara sevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırdı bizi.

Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
O deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni,
Mezarı ordadır şimdi,
O deniz ülkesinde.

Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskandı bizi,_
Evet!_bu yüzden (şahidimdir herkes
Ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutun rüzgarından
Üşüdü gitti Annabel Lee.

Sevdadan yana ,kim olursa olsun,
Yaşça başça ileri
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat gökteki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee.

Ay gelip ışır, hayalin eşirir
Güzelim Annabel Lee;
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim,uzanır beklerim
Sevgilim,sevgilim,hayatım,gelinim
O azgın sahildeki,
Yattığın yerde seni .

Edgar Allan POE  
Not: Aşk uğruna yazılmış en fantastik ve güzel şiirlerden birini paylaşmak istedim….
"Düşlerin tek gerçeklik olduğuna inanan ben için dünyanın en saf şiirlerinden biridir.
Melih Cevdet Anday’ın Türkçeye çevirdiği bu eseri tekrar tekrar okumak bana müthiş bir huzur veriyor;
                                                                    "İyi okumalar…"

dsadas