Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

CUMHURİYET KOMİTASI

RİSALE-İ NUR’DAKİ SAÇMALIKLAR

(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Said-i Nursi, "Sikke-i Tasdik-i Gaybi" adlı risalesinde kendi yazılarını Kur’an ile özdeş sayar, kendini Tanrı’yla konuşan peygamberle eş tutar. Nitekim şöyle bir yorum getirir: " Risale-i Nur" u Allah Kur’ân-ı Kerim’de imzalamıştır. Başta Hz. Muhammed olarak Hz. Ali, Abdulkadir Geylani, Muhyiddin Arabi ve öteki büyükler de Risale-i Nur’a imza koymuşlardır." Bu sözler böyle düzgün değil, karmaşık, dağınık niteliktedir.

Said-i Nursi Isparta’da yazdığı lemalarda şunları söylüyor: " Risale-i Nur girdiği her yeri kutsallaştırmış, bu arada Isparta’ya  mübareklik kazandırmıştır….Risale-i Nur  Isparta’ya bütün illerin üzerinde bir  dindarlık meziyeti kazandırmıştır." Özetlenen bu fikirlerde yazar kendinin bulunduğu yerin kutsallaştığını söylerken, üstü kapalı olarak  Tanrısal bir niteliğe büründüğünü vurgulamaktadır. Oysa ki İslâm dinine göre  sadece Tanrı kutsaldır , il, ilçe  "mübarek" olmaz.

Kendi kendini "mübarek" diye niteleyen Said-i Nursi, "Sönmez Risalesi"nde su sözlerle "Risale-i Nur"u övmektedir: "Risale-i Nur Kur’ân’ın aynasıdır, bir mucize niteliğindedir." Hz. Muhammed (S.A.V.), "benden mucize beklemeyin…" derken bizim mübarek yazarımız yazılarını bir yandan Kur’ân’la karşılaştırıyor, bi yandan da "mucize" diye niteliyor. Yine aynı risalenin bir başka yerinde şöyle diyor: "…Risale-i Nur ‘a kimse karşı koyamaz, onunla boy ölçüşemez, ona denk tutulamaz." Bu sözler önceleri Kur’ân için söylenmişti, onun bir benzerinin yazılamayacagı vurgulanmıştı.

Said-i Nursi’ye göre "Risale-i Nur" kendisine Tanrı’nın isteği üzerine dolaysız olarak indirilmiştir. "Bediüzzaman cevap veriyor , 1960" adlı yazıda : "Risale-i Nur , Said-i Nursi’ye Allah tarafından verilmiştir" denmektedir. İslam dinine göre ise Tanrı 4 peygambere kitap indirmiştir. Aksini iddia etmek sapkınlıktır.

Yine Nursi’nin "Mesnevi-yi Nuriye" adlı yazısından , özetleyerek şunları aktaralım: " Risale-i Nur , Kur’ân’ın bir mucizesi olduğundan herşeyde bir marifet penceresi açmıştır. Bu kitap, Kurân’a ait bir sırrı çözerek bir yıllık bir işi bir saatte bitirecek duruma gelmiştir…^Risale-i Nur, Musa peygamberin asası gibi nereye değdiyse oradan su çıkarmıştır."

 

İslam dinine göre başta insan olmak üzere, bütün yaratıklar kendi dillerince Tanrı’nın adını anarlar. Said-i Nursi ise bakın bu konuda ne der: "Risale-i Nur’u sadece kuşlar değil, gökte ve havada bulunan tüm varlıklar alkışlar."

 

Said-i Nursi yazılarının çoğunda kendini kimi yerde üstü kapalı, kimi yerde çok açık olarak peygamberle karşılaştırır. Tanrı’yla dolaysız konuştuğunu vurgular. Onun "Hizmet Rehberi" dediği yazısından gelişigüzel birkaç bölümcüğü özetleyerek aktaralım: "…Ama onda ( Risale-i Nur’da) yazılanlar Kuran’ın malıdır. Hepsi Allah’tandır…" Peygamberimiz Kur’ân-ı Kerim’in sadece bir tercümanı idi. Üstad da (Said-i Kurdi) Risale-i Nur’un sadece bir tercümanı gibidir.

"İman Hakikatleri" başlıklı yazısında  söyledikleri ürperticidir: "Risale-i Nur peygamberimizin risaletini yani peygamberliğinin bir mirasını  üstada verir."

Risale-i Nur’un "Hizmet Risalesi" bölümünde geçen şu sözler de ilginçtir: "Risale-i Nur’a karşı çıkılamaz (itiraz) . yapılacak her itiraz en ulu kişilerden , Kutbu’l Azam’dan da gelse aldırış edilmemeli…." İslâm inançlarında Kur’ân bildirilerine karşı çıkılamaz, Kur’ân eleştirilemez, Kur’ân konusunda gündeme gelebilecek bir itiraz kesinlikle suçtur. İslâm dünyasında peygambere "Kutbu’l Azam" denir. Bu çercevede Risale-i Nur’un Kur’ân ile eşleştirildiği gayet açıktır. Bu tutum İslâm dinine göre büyük suçtur. Oysa Risale-i Nur yazarı buna aldırış etmez..!!

Said-i Nursi’nin YENİ KUR’ÂN YAZMA tutkusuna bir kaç örnek: "Kuran-ı Kerim  ve Risale-i Nur Rahman ve rahim olan Allah’In  bir indirisidir." "Kurân-ı Kerim ve Risale-i Nur’un indirilişi aziz ve hakim olan Allah’tandır….işte o nur  hem Kurân-ı Kerim’dir hem de Risale-i Nur’dur…." "Risale-i Nur’un 129 parçası Kur’ân’dan uzanan elektrik telinin ucuna takılan 129 elektrik lambası gibidir… Bu öyle bir kitaptır ki insanları karanlıktan ışığa çıkarsın diye sana indirdik (Secde suresi ) …" Said-i Nursi’ye göre bu ayetlerdeki nur, yani IŞIK sözüyle anlatılmak istenen yine Risale-i Nur’dur.. Bu öyle bir kitaptır ki sen onunla insanları Risale-i Nur’un ışığına çıkarasın diye sana indirdik. "Allah’a çağıran, güzel işler yapan ve ben müslümanlardanım diyen kimsenin sözünden daha güzel ne olabilir (Fuss. suresi 33. ayet)" … Said-i Nursi’ye göre : Hiçbir sözün kendisininkinden daha güzel olamayacağı "söz", Risale-i Nur kulliyatından olan "Sözler" adlı risale yani kitaptır. Ayetle işte bu kitap anlatılmak istenmiş ve övülmüştür. Allah’a çağıran, güzel işler yapan ve ben müslümanım diyen Said-i Nursi’nin "Sözler" adlı kitabından daha güzel ne olabilir? . Bu alıntılar iyice okunursa İslâm dininin özellikle Kur’ân’ın ne gibi çarpık yorumlara uğratıldığı Said-i Nursi’nin Kur’ân’ı bile kendi sözlerine, eylemlerine tanık gösterdiği, Risale-i Nur’un Kur’ân’da bile anıldığı, bir Tanrı buyruğu diye  tanıtılmak  istendiği kolayca anlaşılır.

Said-i Nursi "Nur Meyveleri" adını verdiği yazısında  şöyle diyor: "Risale-i Nur okumak veya yazmak âlim olmak için yeterlidir, başka bilgiye gerek yoktur." Bu abartılı lafa şu yorumu getireceğiz: Bunalmadan Risalelerini sonuna kadar okuyan bir kişinin bilim değil "şeriat getirme" emellerinden başka bu kitapta bulabileceği pek bir şey de yoktur. 

Said-i Nursi bir yazısında "Risale-i Nur Kurân-ı Kerim’in en hakiki tefsiridir. Risale-i Nur, kendisine hizmet edenleri en başta nur talebelerini mutlak cennete götürecek" demektedir. Oysa İslâm dinine göre kimin cennete gideceğini sadece Tanrı bilir. Kurân’da "Kur’ân okuyanlar cennete gidecek" denmemiştir. Ortaçağ Avrupası’nda kiliseler  varlıklı kimselere büyük gelirler karşılığında  "cennet satarlardı"  Burada da benzer davranış görünüyor, insanlar aynı çıkar uğruna kandırılıyor.

Yorumlar

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız