20 Ağustos 2008 Çarşamba 2 Yorum »
Biliyorsunuz özelleştirmeler "Babalar Gibi" sürüyor. Köprü ve Otoyolların özelleştirilmesi Danıştay kararına takıldı. Ama Özelleştirme İdaresi Başkanı bunun bir gecikme yaratmayacağını söylüyor. Bence de gecikmeden satın gitsin. Gerçi Köprüler yapılırken bir süre sonra bedava olacağı falan söylenmişti ama, söz uçar yazı kalır. Devletin vatandaşlarına yazılı bir taahhüdü olmadığına göre, önemli değil.
Belki Köprüleri Amerikalılar alır. Hep beraber Amerikan köprülerini kullanırken, Amerika’ya gitmiş gibi oluruz ne güzel. Ne de olsa Köprü geçiş ücretini de onlara vereceğiz.
Otoyolları da Fransızlara satın, hatta eliniz değmişken bizim sokağı da satın. Ne sokak satılmaz mı ? Ama benim okulum satılıyor… Gelin sokağı da satın. Her sokağa çıktığımızda Paris’te geziyor gibi oluruz.
Ama sakın Otoyol ve Köprüleri ingilizlere satmayın ! Çünkü İngiltere’de trafik ters işliyor. Köprü’yü alan İngilizler gelip de "trafik soldan akacak" diye tuttururlarsa ne olacak. Bu İngilizler AB’nin kurucusu ve hala Pound kullanıyor. Vallahi köprüleri İngilizlere satarsanız İstanbul trafiği iyice karışır. Demedi demeyin…
20 Ağustos 2008 Çarşamba 2 Yorum »
Olimpiyatlarda beklediğimiz başarıyı gösteremememiz Başbakanımızı üzmüş. Bunun sorumluluğunun en başta kendisinde olduğunu söylemiş. Doğrusu şaşırdım. Ben Başbakanımızın şimdiye kadar yolunda gitmeyen bir şeyin sorumluluğunu üstlendiğini hatırlamıyorum. (Hatırlayan varsa yazıp hatırlatabilir.)
Açıkçası ben bu konuda Başbakan olarak Tayyip Erdoğan’ın bir sorumluluğunu göremedim. Başbakanın çıkıp güreşecek, disk atacak, boks yapıp, yüzecek ve bize madalya kazandıracak hali yok. Sporcuların antremanlarını yaptıracak hali de yok. Belki biraz alt yapıya önem vermeme olabilir. Ama o da yılların bir eksikliği. Belki sporu biraz daha teşvik edecek düzenlemeler yapılabilir.
Sonuçta Başbakanımız kendisini bu konuda fazla üzmesin. Bence bir suçu yok. Ama kendisi bunu bir milat bilip, başka olumsuzlukların ( Mesela Dişli) sorumluluğunu da almaya başlarsa seviniriz.
20 Ağustos 2008 Çarşamba 9 Yorum »
Melen Projesi yapılırken neler söylendiğini hatırlayanlar var mı ? Bu projenin neredeyse İstanbul’un susuzluk problemini 10 yıl çözeceği söyleniyordu. Ben o zaman buna inanmayanlardanım. Niye ? Çünkü dünya’da iklim dengeleri değişiyor. Melen sonuçta bir çay, suyunu büyük oranda yağmurdan alıyor. İstanbul’a yağmayan yağmur, Melen Çayına yağar mı ? Elbette yağmaz.
Sonuçta daha 2 sene olmadan Melen’in suyunun kesildiği haberi MYNET’e düştü. Eeee şimdi ne olacak ?
Akıl vermek gibi olmasın ama sayın yetkililer lütfen herşeyini örnek aldığınız Arapların, su problemini nasıl çözdüklerini inceleyin. Hatta İsrail’e de göz atın, yağmur düşmeyen çölleri nasıl tarla yapmışlar ?
Dünya iklim dengesi değişiyor. İstanbul ve çevresi yakında tamamen çöl iklimine geçecek. Farkedin artık.
Bu arada benim 4 ay sonra İstanbul’da suların ne olacağı için bir fikrim yok. Bakalım Allah bize acıyacak mı ?
19 Ağustos 2008 Salı 5 Yorum »
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecat İstanbul’a geldiğinde 2 gün boyunca yollar felç oldu. Şu anda yine İstanbul’da Türkiye - Afrika İşbirliği Zirvesi var. Zirve dolayısıyla 6’sı devlet başkanı 50 ülkeden üst düzey heyetler artı 20 kadar uluslararası kuruluş temsilcisi İstanbul’da. Ama Yollar açık !
Ben Afrikalı bir ülkenin temsilcisi olsam bu durum zoruma giderdi. Çünkü Türkiye’ye göre Ahmedinecat’ınki Can, Afrikalılarınki Patlıcan durumu oluştu. Yanlış mıyım ?
19 Ağustos 2008 Salı 2 Yorum »
Bir süre önce blogumu silerek sadece yorum yapmaya başlamıştım. Ancak özellikle siyasette bazı konulara değinilmemesi ortada bir boşluk kaldığını gösteriyor. Bunun üzerine dönüş yapmaya karar verdim. Ancak daha önceki gibi blogun konusu "ben ve her konudaki düşüncelerim" olmayacak. Daha çok Siyaset yazacağım.
Biliyorum yorum yazdığım arkadaşlar yine bana cevap vermek için, alakasız konulara alakasız yorumlar yazacaklar. Birileri de bana küfür ederek, hayattaki zevklerinin ne olduğunu ve seviyelerini gösterecek. Bazı yazılarım uçuverecek.
Nitekim ben hepsine katlanmaya çalışacağım. Uzun yazılar yazmayacağım. Kısa kısa, fotoğrafsız, uçtu mu üzülmeyeceğim, ama amacım olan boşluğu doldurma ve birilerini düşündürmeye dayanacak yazılar. Bu sefer beğendiğim yazarların yazılarını da koyacağım. Hadi bakalım hayırlısı….