28 Aralık 2007 Cuma | Kategori Moda | Etiketler :
moda live İhbar Et

Oyunuz Gönderiliyor ...
|
|
|
2008 İlkbahar ve yaz sezonunun tanıtıldığı Londra Moda Haftası geçtiğimiz haftalarda sona erdi. Alışık olduğumuz gibi aynı mekanda, Doğa Tarihi Müzesi’nde, 15 ve 20 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen LFW, sergi alanından, moda şovlarına ve çılgın partilere kadar hızlı yaşandı ve halen kendinden söz ettirmeye devam ediyor.
Sadece moda anlamında değil kültürel anlamda Londra�nın şehir yaşamına ayrıca katkısı olan etkinlik, daha önceki yıllara nazaran Paris ve New York Moda Haftaları�nın gölgesinde kalmaktan kurtulmuş gözüküyor. Geçen sezon başlayan sıfır beden model ve 16 yaş küçük modellerin podyuma çıkışlarının yasaklanmasıyla başlayan tartışma bu sezon kendinden bahsettirmiyordu.
|
|

|
|
|
|
Bu sezon moda haftası, özellikle son dönemlerde şovlarını Londra dışındaki moda merkezlerinde gerçekleştiren modacıların geriye dönüşleriyle hareketlenen şovlardan ve özel partilerden bahsediyordu. Matthew Williamson, Armand Basi için Markus Lupfur , Luella Bartley , Adidas için Stella McCartney bu sezon dönüşlerini kutladığımız isimlerdi. Bunların dışında bizim için ayrıca önem taşıyan tasarımcılarımız Bora Aksu, Erdem ve son olarak merakla şovunu beklediğimiz Aslantürk moda haftasının diğer dikkat çeken isimleri arasındaydı.
Kuzey Kıbrıs doğumlu tasarımcımız Aslantürk�ü önceki sezonunda Mint Leaf�te yaptığı ilk defilesi ile tanımıştık. Bu son koleksiyonunda bir önceki koleksiyonundan daha özgür olduğunu özellikle belirten tasarımcı, yine mimari kimliğinden yola çıkarak tasarımlarını hazırlamıştı. Şehirleşme ve modernleşmenin insanların yaşam alanlarını kısıtlamasını konu almıştı tasarımcı. Koleksiyonunda kalıplar ve kesimler kullanmadan, tasarımlarını tek parça kumaşlardan kıyafetler yaratarak bu kısıtlamayı yansıtmıştı.
|
 |
 |
|
|
|
Benim için klasikleşmiş güçlü bir isim olan Nicole Farhi�ye ayrıca değinmek istiyorum . 25�inci yılını kutayan tasarımcı bu altın yılına adadığı koleksiyonu ile Royal Opera House�un görkemli atmosferinde sunumunu tamamladı. Biraz gipsy, biraz safari ağırlıklı koleksiyonunda lacivert başrolü oynarken kırmızı, beyaz ve siyah tamamlayıcı renkler arasındaydı. Genelde etek boylarının kısa olduğu bu sezonda aksine uzun, volümlü elbiseler kullanması koleksiyonun dikkat çeken detayları arasındaydı.
Ve tabi ki eğlence de LFW kapsamında hiç eksik olmadı. Tasarımcıların, ünlü model ve moda yazarlarının, uluslararası basının davetli olduğu LFW açılış partisi şovlar kadar renkli ve bir o kadarda hafta boyunca kendinden bahsettiriyordu. Konukların birbirinden zarif ve etkileyici kıyafetleri gecenin en önemli detaylarından biriydi. Kendisini Marks & Spencer�in yüzü olarak tanıdığımız model Erin O�Conor zannederim yüzlerin çevrildiği gecenin en önemli katılımcısıydı.
|
 |
|
Kendi adıma dünya tarafından takip edilen bu hareketli haftanın içinde yer almış olmak farklı bir deneyimdi. Yeni bir isim olan Aslantürk özellikle bize Londra�nın yeni yeteneklere ne kadar açık olduğunu bir kere daha kanıtlamış oldu. Bir sonraki sezon yeni bir gururla karşılaşmak dileğiyle�
|