Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

AYBARS BLOG SAYFASINA HOŞ GELDİNİZ

HAMAL

(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar… Demek ki fakirdi bizim gibi
 çoğunluk, bu nedenle taşınacak yüklere talip olacak hamallar bulmak zor
 olmuyordu…
 Yanımdaki hamalla yola çıktık.
 İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul
 vardı sadece, onunkinin çeyreği…
 Diyordum ki içimden ‘Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim
 sırtındaki yükün yarısını!..’ Nitekim çok geçmeden dedi ki:
 ’Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!…
 ’Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!..’ Sözüme aldırmadı.
 Durdu. Çöktü.
 Salarken yükünün ipini ‘Sen de dinlen hadi’ dedi. Benim canım sıkılmıştı bu
 işe.
 Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın
 
 ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.
 O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben
 huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.
 Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım
 etrafında… ‘Yükünü indirip sen de dinlen’, demesine aldırmadım, ona daha
 çok kızdım…
 
 Sonra yine durdu. Bana da ‘dinlenmemi’ söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım
 saat sonra ‘dinlenelim mi’ diye sordu, aksi aksi başımı salladım…
 Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü.
 Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan
 
 çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı.
 
 Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa
 bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım… Baktım kendi kocaman yükünün üzerine
 benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma
 dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;’Hadi kalk, dedi. Bana yaslan.
 
 Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz.’ Dediğini yaptım.
 Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. ‘Ben yılların
 hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek
 istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi
 sonunda… Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu
 insanlara ait…
 
 Halbuki bir yükü ‘taşımak’ bizim işimiz, ‘altında ezilmek’ değil!.. Unutma
 ki bir yük , taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun!
 Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem.
 Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük
 taşıma…
 
 Akşamları bırak ve hafifle…
 
 Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü
 yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.
 
 Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler..

(( iktibas))

 

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız