Kirlenen Türkçe
Kirlenen Türkçe
Nedendir bilmiyorum? Son zamanlarda yabanci sözcüklerle sik sik karsilasir oldum. Her gün dolastigim sokaklarin bir Türk sokagi oldugunu algilamakta artik güçlük çekiyorum. Magazalarin isimleri, ürünlerin üzerlerindekiler tamamen yabanci geliyor bana. Haber bültenlerini, köse yazarlarini algilamak için yanimda küçük el sözlükleri tasiyacagim günler ufukta görülüyor gibi. Bunlari abartiyor muyum acaba? Türkiye’nin önde gelen gazetelerinin birisinin genel yayin yönetmeni “Gazeteler bir eglence araci haline gelmistir.” derken maalesef “eglence” kelimesini “entertainment” kelimesini birçok kez tekrarladiktan sonra telaffuz ediyor. Neden? Yoksa kullandigi kelimelerin Türkçelerini hatirlamakta zorluk mu çekiyor!?
Sokaklarin, sohbetlerin ve insanlarin bana yabanci kokmasinin nedenini medyaya bagladim diyelim. Peki ya, neden medya Türkçe var iken yabanci dilleri kullanmak arzusunda? Bunun nedeni de maalesef sokakta dolasan, benimle sohbet eden, okudugum gazetede yazan, izledigim televizyonda program yapan insanlar; yani kocaman bir toplum: Son yüzyillarda batinin olani üstün saymaya, ciddiye almaya baslayan, Türkçeyi yabanci diller sinifinda küçük görme gafleti içerisinde olan ve benim de mensubu oldugum bir toplum. Bundan dolayi yabanci adli, Türk magazalari ragbet görmekte; arz ve talep dolayisiyla da yavas yavas magazalarin adlari bana daha fazla yabancilasmakta. Insanlar sohbetlerinde yabanci kelimeleri kullanmayi üstünlük sayarak sik sik yabanci kelimeleri kullanmakta. Ögrenciler gördükleri yarim yamalak yabanci dil derslerinde ögrendikleri yabanci sözcükleri sohbetlerine katmakta, bunun nedeni de yabanci kelime kullanmayi üstün sayan zihniyettir. Bilim adamlarimiz dahi halkla iletisim kurarken yabanci terim kullanma hastaligindan kurtulamamaktadir. Anlattiklari meseleyi zaten zorlanarak anlayan bizler, araya bir de yabanci kelimeler girdiginde konudan tamamen kopuyoruz. Korkarim “Agir ol molla sansinlar” sözü yerini “Yabanci dille konus bilgili sansinlar” sözüne birakmistir.
Aileler çocuklarinin yabanci dil ögrenmeleri için çabalar göstermekte; çocuklarini kurslara göndermekte, özel dersler aldirmaktadirlar. Bunu yavas yavas her sokaga yayilan yabanci dil dershaneleri somut sekilde gösteriyor. Dünyanin hiçbir yerinde böylesine arttigi görülmeyen yabanci dil kurslari; maalesef ülkemde anaokullarina kadar inmistir. Yedi yas öncesi çocuklari önceleri, “Bir, iki, üç…” diye sayarken artik bunun yaninda “One, two, three…” diye saymaya baslayan bir toplumun mensubuyum. Peki, bunun ne zarari var? Yabanci dil bilmenin ne zarari var diyenleriniz elbette vardir, olmalidir. Yabanci dil ögrenmenin kimseye bir zarari olmayacaktir; fakat yabanci dil ögrenmek ana dil tamamen ögrenilmeden yapilmamalidir. Bunun aksini, bu gün görüldügü gibi çok aci olur. Yeni nesiller yabanci dille ana dilleri arasindaki farklarin ayrimini yapamazlar.
Sizce neden evrensellesen bir dünyada; milletlerin, dinlerin, dillerin bir yapilmaya çalisildigi bir dönemde “Türkçe kirleniyor!” diye haykiriyorum? Bayanlar baylar, ben de en az sizin kadar irkçiligin, din üzerine kurulu katliamlarin ve birbirini anlayamayan milyarca insanin yasadigi dünyanin bir mensubu olmaktan haz duymuyorum. Fakat birileri bunun böyle olmamasi gerektigini söylerken; birlesim noktasina kendi degerlerini koymaya çalisiyorlar. Tüm insanlik kendi dinlerini, kendi dillerini, kendi degerlerini benimsesin istiyorlar. Bence bu bir kültür kiyimidir; fakat bunu anlamayan milletler evrensel olduklarini sanip kendi dillerini, kendi kültürlerini ögrenmeyerek emperyalist dünyanin basindakilere benzemeye çalisiyorlar. Ne mi oluyor? Iki tabure arasinda kaliyorlar. Bir bakima her ikisinde de oturamiyorlar. Her an düsüp yok olma tehlikesiyle karsi karsiyalar.
Ben herkesin ortak bir dili konustugu, ortak insani degerlerin tasidigi, atalarindan dolayi hor görülmeyen insanlarin oldugu bir dünyada baris içinde yasmak istiyorum; fakat bu dünyanin herkesin Ingilizce konustugu, sadece Amerikalilarin ve Avrupalilarin insan sayildigi ve insanlarin degerlerinin atalariyla belirlendigi bir dünyayla karistirilmasini istemiyorum.
Okan YÜKSEL
