Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv ‘Aşk’


Xp incelenmesi ve aşkı

EĞER YAZDIĞIM YAZILAR SIRF ALDIĞIM YERİN ADRESİ VAR DİYE SİLİNİYORSA KAPATIN KARDEŞİM BU SİTEYİ SADE MYNET REKLAMIMI OLACAK VAY ANASINA BUNUDA SİLERSENİZ KOMPLE BLOGUDA SİLİN.!

 

 

İnceleme: Windows XP - Güvenebileceğiniz bir işletim sistemi.

 

Yazan: Robert Storey.

Bu yazılım incelemesine bir itiraf ile başlamalıyım. Son üç yıldır kötülerin tarafındaydım. Bir anlık gaflet ile, bir yabancıdan bir CD kabul ettim, evime götürdüm ve bilgisayarıma kurdum. CD’de şu kötü ünlü, bulaşıcı ve Amerikan karşıtı işletim sistemi, Linux vardı! İşte böylece benim "özgür yazılım"ın karanlık dünyasına giden kaygan yokuştan aşağı uzun inişim başladı.

"Bedava" - inanmayın! Aynen eroin gibi, yalnızca ilki bedava. Akabinde kendimi Linux kitapları ve geniş bant bağlantı için büyük paralar harcarken buldum. Bütün gece bol miktarda kahve, kola ve pizza tüketerek uyumazdım. Zayıfladım, soldum, saçlarımı uzattım, traş olmaktan vazgeçtim ve hiç banyo yapmadım. Bütün gecelerimi Palo Alto, California’da bilgisayar dükkanında hacker denilen birkaç ’solcu’ sürüngen ile geçiriyor ve eve nadiren gidiyordum. Dahası, ben ve ‘yeni’ arkadaşlarım kendilerinin Just For Fun dedikleri, Komünist Manifesto’nun yenilenmiş sürümünü yazmış olan, Linus denilen Finli teröriste tapıyorduk.

Şimdi, geriye dönüp baktığımda, bu su görmemiş uzun saçlı anarşistler - Linuxista’lar tarafından nasıl olup da aldatıldığıma inanamıyorum. Sürekli olarak, Microsoft’un ‘kapalı-kaynak-kodlu’ yazılımlarıyla dünya hegemonyasını elde etmek isteyen tekelci bir firma olduğu yalanlarıyla beni bombardıman ediyorlardı. Bana Microsoft’un politikacıları rüşvetle satın alarak, davalar açarak, kanunları kendi istekleri doğrultusunda değiştirterek kirli oyunlar oynadığı söyleniyordu.

Evet, kurtuldum. Ancak şansa! Bir gece, tam da hararetle hack yaparken, DMCA polisi dükkanı bastı, beni ve diğerlerini tutukladı, bilgisayarlara el koydu. Baskının nedeni, hackerlardan birinin, çok şükür ki Amerika’da illegal olan, DVD oynatmak için kullanılan şu kötü ünlü Linux programı DeCSS’yi indirmiş olmasıydı. Onu yakalatan ve ulusal güvenlik için vazgeçilmez olan Carnivore programına teşekkürler.

El konulan bilgisayarların harddisklerinde yapılan incelemeden sonra FBI, hackerların sadece lisanssız olarak DVD’leri seyredip DMCA kurallarını çiğnemekle kalmadığı aynı zamanda birçok ‘yazılım patenti’ni de çiğnediğine karar verdi. Onlara fazlasıyla hak ettikleri uzun hapis cezaları verildi. Ancak ben ilk suçum olması nedeniyle sadece iki yıl federal hapisanede yatma ve ilaveten beş yıl gözetim cezasına çarptırıldım. Şansıma, sadece sekiz ay sonra şartla serbest bırakılarak bana danışmanlık yapılan, elektroşok uygulanan ve yüksek dozda Prozac verilen, dik kafalı bilgisayar kullanıcılarının yerine gönderildim. Ama en önemlisi terapistim bana Windows 2000 zevkini tattırdı.

Bu benim kurtuluşum oldu. Şimdi altı aydır Windows kullanıyorum ve hayatım değişti. Işığı gördüm. Bir Microsoft klavye ve bir de Microsoft mouse aldım - bunlar benim arkadaşlarım. Şimdi bütün haberleri MSNBC’den alıyorum. Şunu anlıyorum ki, Bill Gates için iyi olan, Amerika Birleşik Devletleri için de iyidir. Ve Amerika Birleşik Devletleri için iyi olan, dünya için iyidir. Aslında Microsoft, içinde önyargılı hakimler gibi devlet memurlarının bile bulunduğu günahkar ve kötü komplanun kurbanıydı.

Üzgünüm, bunları içimden atmalıydım. Şimdi herşey iyi olacak. Bu yazı gerçekte bir politika yazısı değil. Aslında sadece bir yazılım incelemesi. Bugün Microsoft Windows XP’yi inceliyorum - kullanıcılarını sözde ‘özgür yazılım’ın kaos ve tehlikelerinden koruyan işletim sistemi.

Windows XP kopyamı sadece 200 Amerikan Doları’na aldım, bir 450 Amerikan Doları da Microsoft Office XP için verdim. Bu biraz pahalıymış gibi gelebilir ama unutulmamalıdır ki Microsoft’a verilen dolarlar değerli bir nedenle harcanıyor. Yalanlarını yayan ve sağduyulu hükümetleri yıkan Açık-kaynak gerillaları dünyanın her yerinde olabilir. Terörizme karşı savaş ucuz olmayacaktır. Ancak bu kaybetmeyi göze alamayacağımız bir savaş.

Neyse, işimize dönelim. Nedenleri birazdan anlaşılacağı üzere sistemime Bir Microsoft "güvenlik faresi’ ve bir de web kamera eklemem gerekti. Hem donanımı hem de yazılımı Amazon’dan ‘tıklamadan alışveriş’ teknolojilerini kullanarak sipariş ettim. (Burada imlecinizi bir ürün üzerine getiriyorsunuz ve anında sipariş alınıyor - siz isteseniz de istemeseniz de.) Amazon’dan paketim geldiğinde sabırsızlıkla açtım. Windows XP CD’sinin zarfı üzerindeki mührü açmadan önce üzerindeki Microsoft’un korsanlığını yapmanın cinayet ve çocuk tacizinden de kötü bir suç olduğunu belirten dehşet uyarıyı okudum. CD’yi sürücüye takarken avuçlarım terlemiş ve gözlerim parıldıyordu. Sürücüyü kapattığımda ekrana bir uyarı penceresi çıktı, beni korsanlığa yeltendiğimde, BSA(İş Yazılımları Birliği) tarafından amansızca enseleneceğim ve kaçabilecek hiçbir yerim olmayacağı konusunda uyarıyordu. Ömür boyu hapisle karşılaşabilecek ve dahası penisim düşecekti.

Çok geçmeden ekranda, EULA (Son Kullanıcı Lisans Anlaşması) belirdi. 150 sayfadan daha uzun olduğu, 4 puntoluk yazıyla ve sadece Mars’tan gelen yabancıların anlayabileceği bir dilde yazıldığı için basitçe ‘Kabul ediyorum’ yazısına tıkladım ve anında kurulum işlemi başladı. Gerçekten de zahmetsizdi. Önce XP kurucusu harddiskimi formatladı, sormadan ve şeytani Linux işletim sistemiyle birlikte bütün bilgilerimi de silerek. Sonra gerekli dosyaları harddiske yerleştirmeye başladı, bana kurulumun tamamlanmasının 10 saat kadar süreceğini belirterek. Bu arada ekranda Bill Gates’in kendisinden ve sadık yandaşları Clippy (Konuşan kağıt tutucusu) ve Microsoft Bob’tan başkası olmayan zevkli bir slayt şovu ile eğleniyordum,

XP donanımımı doğru olarak tanıdı. Sonra benim adımı, adresimi, telefon numaramı, banka hesap numaramı, kredi kartı numaramı sordu ve parmak izlerimi almak için sağ elimi Microsoft Güvenlik Faresi üzerine koymamı istedi. Ayrıca gözlerimi web kamerama retina taraması yapılabilmesi için yarlaştırmam gerekti. Sistemin çalışması için ‘ürün aktivasyonu’ gerektiğinden, XP modemimi kullanarak benim kişisel bilgilerimi Microsoft Pasaportu’na kaydetmek üzere işleme devam etti. Aynı zamanda bana sormadan kredi kartımdan ödemesini yaparak beni MSN’e kaydetti. Ne kadar kullanışlı değil mi?

Ekran görüntüsü 1: Windows XP Masaüstü

Windows XP masaüstü bakmaya doyamayacağınız kadar zevkliydi. İtiraf etmeliyim ki, sıkıntıdan kurtulup eğlenmek için kurulmuş olan oyunları oynamak çok iyiydi, XLinus gibi. İnternet Explorer’in son versiyonu çok güzel bir özelliğe sahipti. Otomatik olarak pornografik sitelere girmeyi engelliyordu. Slashdot, Distrowatch, ve Linuxtoday gibi. Bir diğer müthiş IE özelliği de smart tags idi. Web sitelerindeki bağlantıları değiştirerek elektronik alışveriş yapmak istediğimde beni Microsoft ürünlerine yönlendiriyordular. Her zaman popüler olmuş e-posta programı, Microsoft Outbreak’in yeni özelliği övülmeye değer. Coğrafi konumumu otomatik olarak algılayıp, benim adıma, devlet adamlarına, açık kaynak kodlu yazılımları yasaklamaları için kanunlar çıkarmaya zorlayacak şekilde mesaj yollayacaktı.

Ayrıca, Web için çalışmalar yaptığımdan, geliştirilmiş Internet Information Server (IIS) yazılımı ile ilgilenmiştim. Önceki sürümlerinin aksine, bu sürüm Microsoft-dışı tarayıcılar (Netscape veya Opera gibi) ile bağlanmak isteyen kişileri otomatik olarak algılıyor ve bu saldırganları şu özel bilgi web sitesi’ne yönlendiriyor.

Çokluortam bugünlerde herşey, bu nedenle Windows XP’nin ses ve video için tam destek ile gelmesi sürpriz değil. En önemlisi, sanatçıları ve onlara sahip olan büyük kuruluşları korumak için XP’nin DRM (Dijital Hakları Düzenleme) özelliği önyüklü olarak geliyor. Daha önce DRM’yi duymuş ve patent haklarını korumak için olduğunu biliyordum. Yine de böyle zeki bir teknolojiyi çalışırken görünce hayranlık duydum. Bir müzik CD’sini sürücüye yerleştirdim ve anında Windows Media Player bulundu. Ardından XP modemimi kullandı ve çaldığım her müzik parçası için banka hesabımdan 2 Dolar alınıp RIAA (Recording Indastry Association of America) hesabına aktarıldı. Hatta, Internet Explorer’i çalıştırıp banka hesabıma girdiğimde, (CD çalarken) banka hesabımın nasıl boşaltıldığını gerçek zamanlı olarak görebiliyordum! Söylemeye gerek yok, bu şaşırtıcı teknoloji DVD izlediğinizde veya elektronik-kitap okuduğunuzda da çalışıyor ve DRM çıkacak olan digital TV teknolojisini de kapsayacak şekilde geliştirilecek. Ayriyeten, çok şükür Microsoft Pasaport’a, müzik, kitaplar, filimler ve TV programları konusundaki tercihleriniz internet üzerindeki dağıtıcılar ve Department of Homeland Security tarafından paylaşılacaktır. Yalnızca Microsoft gibi büyük bir firma bunu mümkün kılabilirdi!

Tabii ki hiçbir işletim sistemi mükemmel değildir ve ben de birkaç önemsiz sorunla karşılaştım. E-postama bakmak için ilk bağlandığımda sistemin biraz salaklaştığını gördüm. Harddiskin ışığı yanıyor ve sankı kazınıyormuş gibi sesler çıkarıyordu ve modemimin ışıkları yılbaşı ağacı gibi ışıl ışıldı. Microsoft Yardım Merkezi’ni aramaya karar verdim. Redmond, Washington’dan bir 900′lü hattı ve üç saat hatta bekletilirken sıradan bir ücret olarak dakikasına 6 Amerikan Doları ödedim. Sonunda bir Microsoft temsilcisine bağlandım ve neşeyle ilk defa MSN’e bağlanıldığında, XP’nin (size sormadan) 140 Mega Bayt kadar tutan güvenlik yamalarını indirip kurduğunu söyledi. Bunlara NSA Backdoor uygulaması dahildi. Beni bunun tamamiyle normal ve güvenliğim için olduğuna ikna etti. Böylece kendimi çok daha iyi hissettim. Çünkü bir an için şu şeytan Linux hackerların bilgisayarıma girmekte olduğunu düşünmüştüm.

Ne yazık ki, bir başka küçük sorun ertesi gün Microsoft Outbreak kullanıp e-postalarıma bakarken kendini gösterdi. monique@bigboobies.com’dan bir mesaj vardı. Bana britney.jpg ikonuna tıklarsam ücretsiz bir çıplak fotografı sunuyordu. Esasen böyle pisliklere bakmaya niyetim olmasa da, bu sorunu Internet Polisi’ne rapor etmek için inceleme gereği duydum. Netekim, ikona tıkladığımda çıplak fotoğrafı yoktu, aksine Microsoft’un tekelliği üzerine yalanlar vardı. Ekran mavi oldu ve bilgisayar kilitlendi.

Bu iyi değildi. Telefonu kaptım ve Microsoft müşteri desteğini aradım. Dört saat ve 1440 Amerikan Doları sonrası sempatik bir şirket temsilcisine ulaştım. Ah! dedi, şu ‘kötü ünlü Monopoly Virusü’ Son zamanlarda bu konuda çok aranmaktayız. Korkarım bilgilerinize veda edeceksiniz. Tek çözüm, sistemi baştan tekrar kurmak.

Şu şeytan Linux hackerleri, dedim, yeniden yükleyebilirim ama merak ediyorum acaba gelecekte kendimi korumak için yapabilecek bir şey var mı?

‘Hah! tam da bunu söyleyecektim’ dedi neşeyle. Sadece 750 Dolara, Microsoft size yeni Palladium güvenli işlemci çipini yollayacaktır. Pentium IV’ün yerine tam uyar. Sadece cpu’nun olduğu yere yerleştireceksiniz ve bütün güvenlik problemleriniz sona erecek.

‘Harika!’ dedim, ‘Size kredi kartı numaramı vereyim’.

‘Bu gerekli değil’ dedi temsilci, ‘biz onu zaten biliyoruz. Microsoft Pasaportu ve Güvenli İşlem sisteminin birçok kolaylığından sadece biri.

Güvenli İşlem - Tanrı’ya şükür. Bunun Redmond’da görevli güvenlik uzmanlarını uyaracağını düşünerek kendimi çok çok daha iyi hissettim. Herşeyin ötesinde, Microsoft’a güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Herkes kaderini Windows XP’ye teslim etmeli - gerçekten! Gelecek çok parlak!

Copyright (C) 2003 Robert Storey - Türkçeleştirme: Tanju Taşçılar.

Yazının orijinali

Alıntı Yapılan Yer –>>Elektronist

Alıntı yapılan yer ve yazının asıl linki üstte verilmiştir.Bu yazı GPL lisansına sahiptir.

GPL Türkçesi    Aslı

 

Önemli Olan Paylaşımdır!

Sen Olmasan

Sen olmasan… Seni bir lâhza görmesem yâhut,
Bilir misin ne olur?
Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud
Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,
Ve bulur;
Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
Bu rûh-ı mecrûhu?..

Sen olmasan… Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
Yaşar mıyım dersin?
Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;
Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar
Ne hazin
Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
Bu kalb-i muztaribim?

Sen olmasan… Bu samîmî bir îtirâf işte;
Sen olmasan yaşayamam:
Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten?…
Akşam
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
Bükâya değse hayat!..

TEVFİK FİKRET

Yavaş Yavaş

Sabahın 4dü ve ben hala ayaktayım.Ne seni düşünüyorum ne senle geçirdiğimiz ogünleri.Ne sana benzeyen birini nede o kaçırdığım küçük şansları.Tek dert ortağım bilgisayarımı yapmakla uğraşıyorum.Zavallı bilgisayar elime düştü düşeli çok çekti bende.Guguvak oturmaktan belim ağrıyor,olsun seni düşünürken başım ağrıyor.Aslında mide kırampları geçiriyorum ama sabahın 4 ne yiyebilirim ki yiyecek bişi yok hele birde misafirlikteyseniz sesim solum çıkmaz.Bu günü böyle geçiriyoruz.

Dünü hiç sorma aklımdan çıkmadı bir türlü o kadar komik video izledim.O kadar hareketli parça dinledim yine sözlerinde duygusallık çıkardım.Denedim olmadı bir türlü hayalini silemedim gözlerimden.Gözlerimi kapadım fotoğraftaki boynunu bükmüş güler yüzlü aklıma geldi.Bi paket sigarada bitti.Britny açtım dinledim tek dinledim parçası baby more die bir şey ne diyo anlamıyorum ama hoşuma gidiyor.Onu dinlerkende yine aklıma geliyorsun utanmadan hala gülümsüyorsun:)Komik biliyor musun yada psikoloji işte.Ne psikoloji bıraktın ne içirmekten ciğer yada mide.Bıkmadım kendime eziyet etmekten,anladım ben kendime eziyet etmeden yapamıyorum.Bütün herkesten uzaklaşıyorum yine kimseyle konuşmuyorum sadece müzik dinliyorum.Kolera söylüyor "kendimi unutmak istiyorum yol kenarına biriken kuru yapraklar gibi" ne güzelde söylüyor.Sonra sagopa giriyor"canım yandığında bir kaç hafta bağardım fırçayı elime aldığımda ilkin anılarımı boyarım"Hiç aklıma gelmezdi rep dinleyeceğim ama sözleri bir başka ne fark ederki rep rackı arabeski sonuçta ilgilendiğim sözleri değilmi.Yine sana dalıyorum.Olmayacak anlıyorum.Yeni metin belgesi açıyorum bilgisayarda bir kaç cümle döküp rahatlamak için olmuyor.Sayfa boş bana bakıyor aklıma gülüşünde başka bir şey gelmiyor.

Olmayacak biliyorum yavaş yavaş yatış pozisyonu alıyorum televizyonda komedi dükkanı yorganı kafama çekip gözlerim açık duruyorum,bi yarım saat sonra belki bi saat sonra uykuya dalıyorum.Biraz sonra rüyamda beliriyorsun.Su akıyor senden birden uyanıyorum,dilim damağıma yapışmış susuzluktan ölecek gibiyim,bir bakıyorum sabah ezanı okunuyor dinliyorum dinliyorum uyuyamıyorum.Kalkıyorum musluğu açıyorum sular kesik arkadaşlar kaçıncı rüyada sayamıyorum.Kahretsin sigaramda bitmişti.Yatıyorum yine uyuyorum…Rüyama gelmiyorsun gelince uyandırıyorsun meğer ne zor işmiş anlıyorum yavaş yavaş galiba.Sigara dumanının çiğerlere gitmesi gibi.Yavaş yavaş ölüyorum…

Biyologun aşk mektubu

Protein gözlüm,Karbonhidratım,Primitif aşkım benim .

Özlemin bütün soma hücrelerime kadar işledi.Hasretin beni litik enzim gibi damla damla eritiyor.Seni,her gün binlerce kez ribozomlarımda sentezleyip,kalbimde depoluyorum.Sen,kalbimin spesifik effektörüsün.Ben sana stabil ligamentlerle bağlanmışım bir kere.Kalbimin her odacığında sen varsın artık.

Osilasyon varyasyonunu bırak bir köşeye.Parçala beynindeki fikse edilmiş anabolik hayalleri.Rotasyon haraketi yaparak gel tut ellerimi.Artık mutasyon zamanı gelmiştir ikimiz içinde.Sinsityum yapmış amorf modifikasyonları atalım yüreğimizden.HUGO De VRİES’in

mutasyon kuramının sınırlarını aşalım artık.De VRİES ‘i kıskandıracak kendi mutasyon kuramımızı yaratalım sonsuz hayallerimiz için.

Gel tut ellerimi Bir tanem.Tut ki stabil kominikasyon sistemimizi yaratabilelim gözlerimizde.

Bivalent,stabil linker DNA zincirine tutunalım seninle.Kalbimiz,Yüreğimiz,Hayallerimiz hep birbirinin komplementeri olsun..In Vitro ortamının latent fazının letal yalnızlığını immunolojik tolerans sistemimizle disimilasyona uğratalım.

Bana dönmen için bütün Pentoz yollarını,Hatch-Slack yollarını,Calvin yollarını sonuna kadar açtım.Gel tut ellerimi.Yeni bir initiatör noktası belirleyelim kendimize.Ve bir tane daha Krebs çemberi çizelim ikimiz için.Merkezinde sen,sana eşit uzaklıktaki her noktada ben.Seni her dönüşünde beni,ben her bakışımda seni göreyim.

Protein gözlüm,Primitif aşkım benim . . .

Ben senin en çok konjenital DNA heliksi görünümündeki fibrilimsi saçlarını sevdim.Rotasyon

Hareketi yaparak resiprok dönüşünü sevdim.Gen havuzundaki Gen frekansımızın farklı olmasına rağmen ben seni yinede unutamıyorum.Çünkü sen benim primitif aşkımsın,bir tanemsin. BİNG – BANG KURAMI çarpsın ki Hayat siklusu içinde senden başkasını sevmeyeceğim.Regülatör yüzlüm benim..
————————————————————–
Yahu biz biyologlara aslında devletin psikolojik tedavi vermesi lazim…Benzetimlerde ne acayip oluyor…Ne diyelim Allah biyolog sevgilileri olana kolaylık versin baksana yahu ne demiş :)) 
Ben senin en çok konjenital DNA heliksi görünümündeki fibrilimsi saçlarını sevdim.
Valla ne diyem dna fibrin,bilmm ne kafamizi çürüttüler yahu…Öss ye girecek olanlar aman ha sakın Kars biyolojiyi yazmayın ömrünüz çürüyor.. :)

Üstüme Gelme

Gittin ya!

Seni Seviyorum,adım gibi,yüreğim gibi,
tarihim gibi, İsmini,isimsiz duvarlara yazıyorum.
Kimsenin bilmediği şarkılarda ağlıyorum,
Tarih yazıyorum al yazmalım tarih.
Sen dağdaki kartalı sevdin,
Sana güvercin olduğumu nasıl söylerdim?
Sen büyüktün,Büyük şehrin insanıydın,
Sana büyük,kocaman sözler etmem gerekliydi,
Ama hiç birini edemedim.
Dedim ya;
Seni Seviyorum,
Seni sevmeme neden olan bir şey var,
Bir şey var bilmiyorum.
Öyle ağırım ki kendime;
Sen benden gittin gideli.
Tenim küs olmuş tenime;
Sen benden gittin gideli.
Sensizliğin bilmecesindeyim daha,
çözmeye çalışıyorum,
Sonbahar geliyor gözlerime,
bazen dökülüyorum.
Döküldükçe rahmet oluyorum,susayan sevdalara,
Bazen bir türkü söylüyorum taa derinden.
Aydınlanmaya çalışıyor içimdeki karanlık,
Ben aydınlandıkça,karanlıklardan soruyorum seni bazen. Ağlıyorum,ağladıkça Seni Çok Seviyorum,
Şimdi içindeki bütün sevgileri yüreğine at.
Çünkü hepsini
ama hepsini bir gün bana kusacaksın.
Öyle bıkmışım ki kendimden;
Kurudum düştüm dalımdan.
Sanki ruhum çıktı canımdan;
Sen benden gittin gideli.
Hani bir şiirim vardı ya sana yazdığım;
Ağlamanın zindan olduğu bir ülkede,
Sen prenses,bense prens olacaktım,
karanlığı yenecektik,
Mapuslar sadece ağlamayı zindan edecekti,
Yarınlar olmasa da;
kıracaktık umut sürgününü,ayrılık zincirini,
Hatırlarmısın?
Hasret kelebeği, Hatırlarmısın?
Gözleri mehtaba benzeyen zalim kadın,
Hatırlayamazsın…
Çünkü sen unutmaya sevdalısın,
bense sana sevdalıyım.
Ben şimdi,yorgun bir şair gibi,
Ben şimdi,yüreğini alın teriyle kazanan bir işçi bedeni gibi, Yorgun,argın,kimsesiz,sensiz,şerefsiz…
Ve seni seviyorum,
Seni sevmeme neden olan bir şey var,
Bilmiyorum…
Bir cefam vardı idi bin oldu;
Aktı gözüm yaşı sel oldu.
Yaz baharım döndü kış oldu;

Sen benden gittin gideli || grup çığlık ||
———————————————————————————————————————————–

          Ne zor ayrılıklar yaşıyor insan, ne zor vedalara katlanıyor, ne hasretler çekiyor,nelere katlanıyor. Canım dediğin birgün çekip gidiyor.Canan olduğun ama yetmiyormuş demek ki bazı şeyler gidiyor.Nefret ediyorum böylelerinden canım deyip çekip gidenler arkasına bile bakmadan madem canım diyor neden kendi canını yakıyorsun.Neden yalan  konuşuyorsun. Herşey ne kadar basit bazen seni seviyorum sonra çek git. Peki ya ardında bıraktığın,ağlattığın…Belkide her şeyini sana bağlamıştı hayatını düzenini yaşamasını düşünüyor musun sen gittiğinde neler yaşayacağını. "ben kalpsizim anlamam mi" diyorsun yazık ki ne yazık. Ama Allah bu dünyanın işini öteki tarafa bırakmazmış.Çekip gitmekle neyden kurtulden neden kaçtın yada ne zevk aldın.
 Bir gün olur yanarsın ya ben göremem belki anlarsın. Arkanı dönüp gittiğinde bir kişinin hayatında nelerin değiştiğini.
        Saçların eskisi gibi sık değil,gözlerim eskisi gibi parlamiyor,soğuktan kendi elimi sıkıyorum üşümemek için kendime sarılıyorum.Yoksun yokluğuna alışıyorum.Bir sigara yakıp çekiyorum dumanı içime yavaş yavaş ağır ağır çürüyorum ve yavaş yavaş yokluğuna alışıyorum…Zor oluyor biliyor musun saçlarının yerini bir şey almıyor. Bilmiyorsunsa kim bilir kim okşucak saçlarını kimleri kandıracaksın.Kimlere bana yaptığını yapacaksın…
            Hayat neden böyle bilmiyorum seversin sevilirsin birisi cikar gider kalirsin sevmeye devam edersin kızarsın kendine sonra ona dilinden bir kaç küfür bir kaç sevgi sözü gözünden yaş dökülür damla damla.Anlam veremezsin herşey iyiyken çekip gitmesine göz yumarsın gider.

Acaba böyle vefasızlar olmasaydı.Aşkta herşey iyi gitseydi büyük şairler nasıl aşk şiiri yazacaktı.Sonra kim okuyp duygulanacaktı.Kim söyleceykti içtenlikle duygusal şarkıları. Aslında düşünüyorumda varlığın bi dert yokluğun bi dert aynen o misal….

Bugun ağladım

Siyah Gözlerine beni de Götür

Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.

Şiir:Nurullah Genç

Okuyan:İbrahim Sadri

Bayramdan Bayrama

Bayramdan Bayrama

Gurbeti mesken mi tuttun?Gittin beni de unuttun.Yoksa başka yar mı buldun?

Bir selam gönder bariBayramdan bayrama

Ne yazarsın, ne çizersin,Yollar ırak der geçersin.Gel desem de gelemezsin

Cemalin göster bariBayramdan bayrama…

Deyin vefasız yarime,Belki de çıkmam yarına,Arada gel mezarıma,

Bir Fatiha oku bariBayramdan bayrama…

Ayşen>>Serzeniş Albümünden>>Bayramdan Bayrama

Ben seni hiç sevmedim ki…

İLK BAŞTA BURAYA TIKLAYINIZ :))


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.