Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Nisan, 2008 Arşivi

29 Nisan 2008 , Salı
Kategori (Hobi)

Güzel gözlerin sürekli aklımda, çıkmıyor bir türlü duruşun gözlerinin altına yaptığı o ince siyah çizgi onun üstünde siyah kirpiklerin ve arasında kestane gibi gözlerin. Düşünüp duruyorum boş ver be olum diyorum kendime geçer be. Sonra vaz geçiyorum atlayıp yanına gelmek sana hissettiklerimi anlatmak istesem ne yazar ki. 2  ay sonra biter gider her şey sen yoluna ben yoluma. Beni tanımıyon sadece gözlerine bakıyorum o kadar. Kusura bakma belki rahatsızlık veriyorumdur.Gözlerine bakmaktan ama kendimi alamıyorum bir türlü. Kusuruma bakma! Bilmiyorum neden ama seni özlüyorum. Aşık mıyım hayır değilim seviyorumuyum hayır sevmiyorum peki ama seni neden özlüyorum. Yoksa ben saplantılı birimiyim. Delimiyim ben neyip niye birini durup dururken özleyeyim.
    İyiden iyiye içime kapandım, iyiden iyiye gözlerin vazgeçilmez olmuş güzelliğin bir başka anlatamıyorum. Offf keşke bu yazıyı sana yazdığımı bilseydin. Son ses müzik dinlemek istiyorum ama yapamıyorum herkes yatıyor. Ben ayakta o son bakışta acaba bir şey söylemek istedinmi diye düşünüyorum.
Buldum ya ben harbi saplantılı biriyim. Acil sosyalleşmem gerekiyor. PDR’ye ihtiyacım yok PDR’ciler bana ihtiyaç duysun. Psikoloji güzeldir bide kendimi çözebilsem. Siz çözmüşseniz yazın bana…

Kestane gözlü…Kestane gözlü….



29 Nisan 2008 , Salı
Kategori (İnternet)

Oturmuşum bilgisayarın başına gecenin bir yarısı zaman geçirmeye çalışıyorum. Ne konuşacak biri var nede gezilecek bir yer. Yazı yazmak içimden gelmiyor aklıma gelmiyor hiç bişi. Galiba son zamanlarda kendi derdime düştüm. Aklımı başka hiç bir şeye veremiyorum. Diyorum ki keşke bi kaç kişi olsa da muhabbet etsek. Sonra diyorum ki boş ver çık gez napacaksın internette. Ulan diyorum nereye gideceksin dışarda adam yok in cin bile top oynamıyor sen tek başına napacaksın. Bu gece yapmadığım bir şeyi yapmaya çalıştım chat sitesine girip konuşmak istedim ulan bilgisayarda o kadar ilgilen bi chat sitesinde muhabbet edeme pehh sorun bende yok tabi hepsi abaza bi girdim sanki 30 yıldır kız görmemiş adamlar Allah’tan erkektik iyi yırtık. Her şeyin tadı kaçmış. Diyorum ki ; şöyle güzel gözlü sevecen tatlı bi kız olsa mektuplaşsak konuşmadan anlaşabilsek. Her şeyin saf ve temiz olacağı olsa arkadaşımın sesi geliyor kulaklarıma bu devirde zor bulursun sen öylesini. Napalım kardeşim bekar kalırız deyip sallıyorum. Ulan ülke ekonomik kirizde ben aşk derdindeyim. Napalım ya sınav derdi, o dert bu dert şu dert derken harbi saldık iyi gene kendimizi.Uzun zaman sonra bugün aynaya baktımda amma çökmüş gitmişim ya. Aman canım ne önemi var deyip geçiyorum. Bize kalp lazım tip değil diyom aslında avunuyom. Ne alaka alakaya maydanoz deyip geçiyorum. İyi ya bunları size niye anlatıyorum, ben yazıyorum çünkü rahatlıyorum. Bi köşe yazarı çıkıp istediğini yazabiliyor ve insanlarda bunu okuya biliyorsa bende yazarım okuyanım olmasada yazında rahatlamak gibi bir huyum var. Can Dündar’mı ne yazmıştı. İnsanların yeni kimliği internet ortamı diye. İnsanlar girip konuşuyor birbirlerine istediğini soruyorlar başk bir isimle…
Kimileri kendini kaptırıyor nasıl mı nasıl bazıları kendini polat sanıp dolaşıyorsa bazılarıda yazdığı isime takılıp kalıyor. Biri mail atmış hatta bugün 3 tane gelmiş üçünde ayrı bir telefon numarası beni ara peşine bir daha  niye aramıyorsun. Merak ettiğim mail adresini nerden bulup gönderiyorlar. Handi buldun kim olduğumu nerden anlıyon yada sen şeymisin afedersin…. Neyse
Burada yazımı noktalıyorum. İyi geceler güzel cici blogum benim :)



28 Nisan 2008 , Pazartesi
Kategori (Siyaset)

Son günlerde nedense Türkiye’de dahil bütün dünya ülkelerinde tam bir prinç kirizi başlamıştıki daha bitmeden mercimek kırizi başladı. Filipinlerde devlet başkanı pirinç stoklarını açıp halka gösterip rahatlatmaya çalışırken.Bizim başbakan çıkıp pirinç yemeyin diyebiliyor. Ben ne anlıyorum bundan düşünüyorum,düşünüyorum pirinç yoksa yemeyin, bulgur yiyin der gibi halkı rahatlatmak yerine evet pirinç kırizi yaşıyoruz pirincimiz yok amma zamlandı zaten pirinç. Şimdi mercimek kırizi çıktı ne bu kırizler anlamıyorum. Diyorlarki akpliler eskiden ekonomik kirizde Türkiye çok büyük zararlar görüyordu.Şimdi ki Türkiye ise ekonomik kirizden zarar görmüyor. Acaba öylemi düşünüyorum. Aynı şey uzun değil kısa bir süre önce Bülent Ecevit döneminde ekonomik kiriz yaşanmıştı ki erken seçime gidildi. Dolar bi fırladı sonra düştü eourada aynı fırladı ve düştü ama şimdi bakıyorum dolar 3 yükselip 1 düşüyor. Ecevit döneminde ekonomik kiriz neden yaşanmıştı düşünüyorum aklıma bişi gelmiyor. Sadece İsrail siz soykırım yapıyorsunuz diyor sonra ise ülkede bi kiriz yaşanıyor. Çok ilginç bence. Ecevit iyi adamdı değeri bilinmedi. Belki yürüyemezdi ama yinede Türkiye’nin önemli değerlerini korumasını biliyordu. Kıbrıs harekatını düşünün hiç yoktan.

Geçen bir tartışma programında başbakanın Suriye ile İsrail arasında arabulucu olarak görev alınması konuşuluyordu. Adam öyle güzel bir şey söylediki gülmekten öldüm.
Adam şunu demişti ; Madem o kadar güçlüsün ve suriyeye söz geçirebiliyorsun. Hatay çiftçisi kuraklık yaşıyor.Nedeni ise asi nehrinin suyunun kesilmedi. Diyorki o kadar söz geçirebiliyorsan asi nehrini açtır hatay çiftçisini kuraklıktan kurtar. Asi nehri suriyeden başlayıp hataydan denize dökülüyormuş. Bu sözün üstüne daha hiç birşey demek istemem adam demiş.

Hillary Cilintın mıdır nedir çıkmış demiş ki İran israil saldırırsa irana savaş açacağım demiş. Bununlada yetinmemiş Eğer Abd’ye başkan olursam İran’a savaş açacağım dedi. Tabi bizim medya bunlarla ilgilenmiyor. Yine aynı programda aynı adamın demesi gibi bu ülkenin insanları kandırılıyor. Çok doğru diyor.

Diyorlarki bi 5 yıl içinde dünya gıda stokları tükenecek ve bir gıda kirizi yaşanacak. İnsanlar aç kalacak. Gibi bir sürü söyleniyor. Aslında bu abd’nin işine yarııyor. Neden mi ? Doların yükselmesi kime yarıyor abd’ye peki abd’nin buna ihtiyacı varmı ? Bence var çünkü bir ekonomik kirizin içinde ve bir türlü çıkamıyor.  Bu gibi söylemler sayesinde dolar yükselecek abd biras olsun rahatlayabilecek. Aslında olacağı belli bir teori ve 2002 den beri diyorum kendi kendime 2013 yılında bir dünya savaşı çıkacak diye :) ne kadar gerçekçi tartışılır. Ama belli olmaz. Abd kirizde insanların çoğu aç zaten. Ahmedi nejat çıkıp israili haritadan sileriz diyor. Karşılıklı restleşmeler yaşanıyor. Ve bunların çoğu orta doğuda gerçekleşiyor. İran,Irak,Türkiye, İsrail Suriye vb… 2 dünya savaşıda orta doğuda çıkmadımı.
1. dünya savaşının sonunda Atalarımızın bağımsızlık mücadelesini hepimiz biliriz. 2. dünya savaşına girmedik ama ülke bundan çok ağır yaralar aldı. Hatta şöyle bir olay olmuştu;

2.dünya savaşı sırasında yine Türkiye bir kiriz yaşıyordu gıda kirizi ekmek bulunamıyordu. İsmet İnönü’nün karşısına bir çocuk çıkıp şöyle diyor "Paşam bizi ekmeksiz bıraktınız."İsmet İnönü çocuğa bakıyor bakıyor ve şöyle diyor "-Ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım" diyor. Aslında çok güzelde diyor.

Nereye gidiyoruz gerçeklerin ne kadar farkındayız.Dünyada ki olarlay bizi ne kadar ilgilendiriyor. Hiç ilgilendirmiyor. Aç insanlara bakıp durumlarına üzülmekten başka hiç bir şey gelmiyor elimizden. Kimilerimiz iktidara kimilerimiz muhalefete kimilerimiz hepsine birlikte küfür savuruyor. Neye yarıyor hiç bir şey.Harcadığımız nefese kelimelere yazık..Diyorum başka bir şey demiyorum.
Teşekkürler Dünya, Teşekkürler ABD-İsrail-Ab teşekkürler akp.
Teşekkürler meclise girip yalnızca kendilerini düşünenlere.
Teşekkürler müslümanım diyip müslüman hakkı yiyenlere.
Teşekkürler halkın gözünü boyayıp uyutanlara.
Teşekkürler ülkeyi soyup soğana çevirenlere.

Teşekkürler cebime 2 milyar fazla girsin deyip ülkeye eziyet edenlere Teşekkürler!!!



18 Nisan 2008 , Cuma
Kategori (Hobi)

 Şişli’deki bir dürümcünün
reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır…

Dİyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir irk haline getirmektir.
İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayigidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?
İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolesterol yaptığı palavradır.
Kolesterol, kebapları yedikten sonra iki sise soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.
Sakin bu oyuna düşmeyin.
Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adi altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk sabuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta  diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.
Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kiro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.
Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye bir şey yoktur. Bu sözde mutfak, acayip zerzevat ile acayip mahlukatın, wog adi verilen bir tencerede yarı pişmiş yari çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakin kanmayın, sakin yemeyin. Helal değildir!
Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!
KAYNAK İNTERNET….

 

BURCU YILMAZ ilgiyle takip edip okuyom bi ziyaret etcem seni büronda :)
Gazeteşok

Paylaşmak istedim

 

 

 



7 Nisan 2008 , Pazartesi
Kategori (Aşk)

Sen olmasan… Seni bir lâhza görmesem yâhut,
Bilir misin ne olur?
Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud
Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,
Ve bulur;
Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
Bu rûh-ı mecrûhu?..

Sen olmasan… Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
Yaşar mıyım dersin?
Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;
Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar
Ne hazin
Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
Bu kalb-i muztaribim?

Sen olmasan… Bu samîmî bir îtirâf işte;
Sen olmasan yaşayamam:
Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten?…
Akşam
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
Bükâya değse hayat!..

TEVFİK FİKRET