Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Aralık, 2007


AB-ABD,İsrail

Avrupa birliği ve amerika birleşik devletleri ikiside birlik ve laflarinda birlik ve beraberlikten bahsederler. Aslında haklılarda baksana almanya gitmiş neler neler yapmiş ama avrupa birliğinin en büyük söz sahiplerinden birisi. Diyorlar ki belki almanya içindeki 5 milyon türkten korkarda avrupa birliğine Türkiye girer.Almanyada veya avrupada o kadar söz sahibi olmuş olsaydık bugün ermeni tasarısı kabul edilmezdi ne avrupada ne amerikada israil zaten filistini kırmakla meşgül. Kısacası birlik ve beraberlikten bahsedenlerin hepsi geçmişinde soykırım yapmış biz girmiyelim ab ye dostu olmayalım abd nin ne çıkar. biz kızıl derileri,biz yahudileri,polonyalılari,italyalılari,cezayirleri,müslümanları,ermenileri,filistinleri,ve biz atalarimiz yani Türkleri kesmedik bicmedik soykırım yapmadık.

Şimdi ne gerek var bizi abye alın biz soykırım yaptık. Ne oldu hadi bu millet bunuda yedi niye avrupa bizi almadi.Yok ab almazsa ab stantdartlari Ankara stantdartları olur. Zaten ab diye milletin anasını ağlatın üstüne tutun bütün dünya Türkler ermeni soykırımı yaptı.Siz çıkın milleti TBMM de onlarin haklarini koruyup güzelim ülkemizi koruyacağınıza yok sen şu yolsuzluğu yaptı senin oğlun bunu yaptı,sen şurda şunu yaptın ey mübarek Türkiye Büyük Millet Meclisi değil ceza evi ne suç ararsan var.Son zamanlarda pkk da girmiş ohh anasını satayım ondan sonra Türkiye güzel yönetiliyor. Valla haklı söyleyenler Türkiye’nin sömürgeleşmesi günden güne hızlanıyor.Hemde tek taraflı değil nasıl Osmanlı yıkıldığında bir sürü devlet kurulmuş ve dünyada parçalamaya çalışmıştı aynısının benzeri oluyor.Türkiye kuvvetli bir pazar gel kardeşim sende kopar.Ye abd ye ab ye anasını satim.

O andan bir o an

'O'an

Yaralanmaya devam: Çocuğun adı Nesrin… Filistinli… El Halil’deki Fawar Mülteci Kampı’nda İsrail Ordusu’nun yaptığı bir operasyon sırasında evinin damındaymış. İsrail askerlerinin açtığı ateş sırasında plastik mermilerden biri yüzüne isabet etmiş. O sırada İsrail Ordusu sıhhiyesi çocuğa ilk müdaheleyi yapıyor. Mermi bir kere gidip vurmuş. Ama ‘o’ an, Nesrin’in hala yaralanmaya devam ettiğini göstermiş. (Associated Press / Nasser Shiyoukhi)
—————————————————————————

Ben sadece işte kimilerinin gerçek yüzü demek istedim. Uluslar arası savaş antlaşmaları var kafana göre bir yere gidip savaşamazsız kolay değil avrupa destek vermeli birleş milletler izin vermeli ama Konu Türkiye’yse bir yere gidemezsin kalirsin.Amerika sana ve senin dinindekilere terörist der sen bakarsin tıpkı o fotoğraftan bakan çocuk gibi ağzın yüzün gözün kan içinde. Ne geçiyor aklından kimbilir zavallı kızın annesi babası nerde ne yaptılar onlara
Askerelere ne demeli elinde bir silah m16 mi artık her neyse karşısında ağzı gözü kan olmuş bir çocuk.Bakıyor fotoğrafa dünyaya haykırıyor içten içe benim suçum günahım ne!

 

Sanal Türkçe

SANAL TÜRKÇE

"Hallo" "Asl" "U" "pls" "bye"
Az kaldi.. BITIYOR Türkçe
"Slm" "kib" "ok" ve "hoi"
Az kaldi..YITIYOR Türkçe

"Hacker" "Admin" "surf"ve "login"
Nerde kaldi Türkçe bugün
Yemin olsun göze her gün
Az kaldi..BATIYOR Türkçe

Ne "lakap"i "nick"in varken
Kalkarsin aksamdan erken
"Net" "chat" falan filan derken
Az kaldi..YATIYOR Türkçe

Sitelerde geze,geze
"Ban" olursun batma göze
Ne demeli dogru söze (!)
Az kaldi..TUTUYOR Türkçe

A..zade "connection" ol da
Sen de yorul gel bu yolda
"Link" atanlar sagda,solda
Az kaldi..YUTUYOR Türkçe

ANONİM

Kirlenen Türkçe

Kirlenen Türkçe

Nedendir bilmiyorum? Son zamanlarda yabanci sözcüklerle sik sik karsilasir oldum. Her gün dolastigim sokaklarin bir Türk sokagi oldugunu algilamakta artik güçlük çekiyorum. Magazalarin isimleri, ürünlerin üzerlerindekiler tamamen yabanci geliyor bana. Haber bültenlerini, köse yazarlarini algilamak için yanimda küçük el sözlükleri tasiyacagim günler ufukta görülüyor gibi. Bunlari abartiyor muyum acaba? Türkiye’nin önde gelen gazetelerinin birisinin genel yayin yönetmeni “Gazeteler bir eglence araci haline gelmistir.” derken maalesef “eglence” kelimesini “entertainment” kelimesini birçok kez tekrarladiktan sonra telaffuz ediyor. Neden? Yoksa kullandigi kelimelerin Türkçelerini hatirlamakta zorluk mu çekiyor!?

Sokaklarin, sohbetlerin ve insanlarin bana yabanci kokmasinin nedenini medyaya bagladim diyelim. Peki ya, neden medya Türkçe var iken yabanci dilleri kullanmak arzusunda? Bunun nedeni de maalesef sokakta dolasan, benimle sohbet eden, okudugum gazetede yazan, izledigim televizyonda program yapan insanlar; yani kocaman bir toplum: Son yüzyillarda batinin olani üstün saymaya, ciddiye almaya baslayan, Türkçeyi yabanci diller sinifinda küçük görme gafleti içerisinde olan ve benim de mensubu oldugum bir toplum. Bundan dolayi yabanci adli, Türk magazalari ragbet görmekte; arz ve talep dolayisiyla da yavas yavas magazalarin adlari bana daha fazla yabancilasmakta. Insanlar sohbetlerinde yabanci kelimeleri kullanmayi üstünlük sayarak sik sik yabanci kelimeleri kullanmakta. Ögrenciler gördükleri yarim yamalak yabanci dil derslerinde ögrendikleri yabanci sözcükleri sohbetlerine katmakta, bunun nedeni de yabanci kelime kullanmayi üstün sayan zihniyettir. Bilim adamlarimiz dahi halkla iletisim kurarken yabanci terim kullanma hastaligindan kurtulamamaktadir. Anlattiklari meseleyi zaten zorlanarak anlayan bizler, araya bir de yabanci kelimeler girdiginde konudan tamamen kopuyoruz. Korkarim “Agir ol molla sansinlar” sözü yerini “Yabanci dille konus bilgili sansinlar” sözüne birakmistir.

Aileler çocuklarinin yabanci dil ögrenmeleri için çabalar göstermekte; çocuklarini kurslara göndermekte, özel dersler aldirmaktadirlar. Bunu yavas yavas her sokaga yayilan yabanci dil dershaneleri somut sekilde gösteriyor. Dünyanin hiçbir yerinde böylesine arttigi görülmeyen yabanci dil kurslari; maalesef ülkemde anaokullarina kadar inmistir. Yedi yas öncesi çocuklari önceleri, “Bir, iki, üç…” diye sayarken artik bunun yaninda “One, two, three…” diye saymaya baslayan bir toplumun mensubuyum. Peki, bunun ne zarari var? Yabanci dil bilmenin ne zarari var diyenleriniz elbette vardir, olmalidir. Yabanci dil ögrenmenin kimseye bir zarari olmayacaktir; fakat yabanci dil ögrenmek ana dil tamamen ögrenilmeden yapilmamalidir. Bunun aksini, bu gün görüldügü gibi çok aci olur. Yeni nesiller yabanci dille ana dilleri arasindaki farklarin ayrimini yapamazlar.

Sizce neden evrensellesen bir dünyada; milletlerin, dinlerin, dillerin bir yapilmaya çalisildigi bir dönemde “Türkçe kirleniyor!” diye haykiriyorum? Bayanlar baylar, ben de en az sizin kadar irkçiligin, din üzerine kurulu katliamlarin ve birbirini anlayamayan milyarca insanin yasadigi dünyanin bir mensubu olmaktan haz duymuyorum. Fakat birileri bunun böyle olmamasi gerektigini söylerken; birlesim noktasina kendi degerlerini koymaya çalisiyorlar. Tüm insanlik kendi dinlerini, kendi dillerini, kendi degerlerini benimsesin istiyorlar. Bence bu bir kültür kiyimidir; fakat bunu anlamayan milletler evrensel olduklarini sanip kendi dillerini, kendi kültürlerini ögrenmeyerek emperyalist dünyanin basindakilere benzemeye çalisiyorlar. Ne mi oluyor? Iki tabure arasinda kaliyorlar. Bir bakima her ikisinde de oturamiyorlar. Her an düsüp yok olma tehlikesiyle karsi karsiyalar.

Ben herkesin ortak bir dili konustugu, ortak insani degerlerin tasidigi, atalarindan dolayi hor görülmeyen insanlarin oldugu bir dünyada baris içinde yasmak istiyorum; fakat bu dünyanin herkesin Ingilizce konustugu, sadece Amerikalilarin ve Avrupalilarin insan sayildigi ve insanlarin degerlerinin atalariyla belirlendigi bir dünyayla karistirilmasini istemiyorum.

Okan YÜKSEL

Türkçemiz

Yil: 1965
"Karsima âniden çikinca ziyâdesiyle sasakaldim. Nasil bir edâ takinacagima hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardi.Üstümü basimi toparladim, kendinden emin bir sesle ‘aksam-i serifleriniz hayrolsun’ dedim."

Yil: 1975
"Karsima birdenbire çikinca çok sasirdim.Ne yapacagima karar veremedim, heyecandan ayaklarim titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardi. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘iyi aksamlar’ dedim."

Yil: 1985
"Karsima âniden çikinca fevkalâde sasirdim. Nitekim ne yapacagima hükûm veremedim, heyecandan ayaklarim titredi. Amma ve lâkin kisa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardi. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‘hayirli aksamlar’ dedim."

Yil: 1995
"Karsima birdenbire çikinca çok sasirdim. Fenâ hâlde kal geldi yâni. Ama bu is bizi bozar dedim. Baktim o da bana bakiyor, bu is tamamdir dedim. Manitayi tavlamak için dogruldum, artistik bir sesle ’selâm’ dedim."

Yil: 2006
"Âbi onu karsimda öyle görünce çüs falan oldum yâni. Oglum bu is bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumlari yâni. Ama concon muyum ki ben, baktim ki o da bana kesik. Saril oglum dedim, bu manita senin.. ‘Hav ar yu yavrum?’

Yil: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle iste birden. Off, ay dont nov âbi yaa. Ama o da bana öyle bakti, if so âsik len bu manita. ‘Hay beybi..’"

 

Sevgiler böyle olsa

Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermişlerdi… Canını feda edecek birini arıyorlardı… Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı.

Yine yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu… Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı… Yinede engel olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına, fakir ama onu seven sevgilisi… Her gün aynı şeyleri düşünüyor, anıları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu… " Param yok ama sana verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var" demişti delikanlı… Genç kızda zaten başka bir şey istemiyordu…Sevgiye muhtaç biri, sevdiğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdi ki… Ama olmamıştı işte, dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş, onları ayırmıştı… İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi.. Ne önemi vardı artık ? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi..

Ayrılıklarından bu yana 5 bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti…Her günü zehir, her günü hüsran…Ama genç kız hep sevgisini yüreğinde taşımış, kalbini kimseyle paylaşmamıştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o neler yapmıştı bu kadar sene boyunca.. Kim bilir kiminle evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı…

Gözlerinden bir damla yaş daha damladı kurumuş, bitmiş ellerine. Ellerine baktı, bir zamanlar ellerinin, ellerini tuttuğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini seyrederdi… En çokta saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş, koklamıştı onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu. Kalbi yine sızlamaya başlamıştı.. Belki sevdiği yanında olsa, kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi yaşama…

Zaten artık ölüm umrunda değildi genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki.. Tekrar o geldi aklına… Keşke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık… Gözleri pınar gibi çağlamaya başladı. Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek istemiyordu.. Ufakta olsa ondan bir hatırasını almadan bu dünyadan göçmek istemiyordu… Oysa sevdiği, kim bilir kiminle beraberdi… Kendi sevgi dolu kalbinin kimseyle paylaşmayı düşünmemişti bile, ama acaba o paylaşmış mıydı ? Onun sevgisini silmiş atmış mıydı acaba kalbinden ? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir ağırlık çöktü.

Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha ağır geliyordu genç kıza… Ölmek istedi, artık yaşamak istemiyordu bu dünyada.. Ama sevdiğinden bir hatıra almadan ölmeyeceğine and içmişti. Tekrar gözlerini açtı. Kim bilir belki de sevdiği onu unutmuştu.. Bu düşünceler içinde derinliğe daldı…

Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı.. Bir meleği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı… O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve görevini yerine getirmeyen kalbi değiştirilmişti. 1 hafta sonra tekrar gözlerini açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki bir şeyler eksikti…

Aradan aylar geçmiş genç kız artık iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir türlü atamıyordu. Sevdiği aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu.. Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı… Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Yeni kalbi onu iyileştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlıyordu…

Genç kız bir anlam veremediği bu durumu doktora anlamış, ama ameliyat kolay değil, bir aydan geçer demişti doktor. Aylar geçmişti ama hala aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Her gün onlarla saatlerce dertleşiyor, zaman zaman ağlıyordu onlarla.. En çokta kan kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi. Oda genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber ağlıyordu. Onu sevdiği gibi görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiğini ilk gördüğünde ona hediye edeceğine dair yemin etmişti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü kimseyle…

Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ilişti. Yavaşça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya başladı. Ne olduğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı. Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı atmaya başladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı. Yılar yılı özlemini çektiği, yanında olabilmek için canını bile verebileceği sevdiğinin kokusu vardı mektupta..

Başı dönmeye başladı. Koltuğuna geçip oturdu yavaşça…Kağıdı açtı. Ve elleri titreyerek okumaya başladı. " Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe 2 sevginin sığmayacağını bildiğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim… Her günüm diğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin daha da artıyordu.. Sana kitapları dolduracak kadar şiirler yazdım. Her biri diğerinden daha da hüzünlüydü. Yazdım, okudum, ağladım… Her gün yazdım, her gün okudum, senelerce ağladım… Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında olmayı istedim. Ve her gece sensizliğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime, sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım…

Ve bir gün her şeyi değiştirecek bir fırsat çıktı önüme. Bu fırsatı değerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim… Ve değerlendirdim… Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye..Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık… Senden çok uzaklardayım belki, ama yinede seni görmek için uzaklardan gelebiliyorum. Hem de her gece…

Seni seviyor, seyrediyor ve eğilip sen uyurken yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiğimi bildiğimi sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi sevmemizin 6. senesi…

Hep ben geldim şimdiye kadar senin yanına, yarında sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü ettiğim, kalbime iyi bak olur mu ? Çünkü gözyaşlarımla, adını yazdım ona… Seni senden bile çok seven bir sevgi var kalbinin içinde… Unutma, kırmızı gülüde unutma olur mu ??… Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadarda Seveceğim… Sevgilim…"

2 liralık hayat

Günlerdir 2 demir lirayı elimde çevirip duruyorum.

  2 Türk lirası…

  Bazılarınız yere düşse eğilip almazsınız.

  Para üstü olsa aldırmazsınız.

  Harçlık diye, bahşiş diye, sadaka diye verilse surat asarsınız.

  Hepsi topu 2 lira….

  * * *

  6 Şubat gecesi Şanlıurfa’ya çok yağmur yağdı.

 Ceylanpınar Tarım İşletmesi arazisi içinde bulunan Çırpı Deresi taştı; üzerindeki stabilize geçişi tahrip etti.

 O geçişten bir kamyon geçmeye çalışıyordu o gece…

 Kamyonun kasasına 44 kişi binmişti. Çoğu kadın ve çocuktu.

 Tarım İşletmeleri çiftliğine, koyun sağmaya gidiyorlardı.

 Kamyonun şoförü yolun çöktüğünü fark etmedi; araç Çırpı Deresi’ne uçtu.

 Kasadaki 44 kişi dereye döküldü; sürüklendiler.

 Kamyonun kasasına tutunmayı başaran 33 kişi kurtarıldı.

 Kurtarılanlar Ceylanpınar Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

 Sel sularına kapılan 2 işçi, Elma ve Hacer Kaya öldü.

Halil, Ahmet, Emine ve Anuç Ete kayboldu.
Zehra ve Hatun Kaya kayboldu. Naile Çorak, Fatma Merç, Halfe Ayberk kayboldu.
Adları ilk kez haberlerde duyuldu.

  * * *

 Gece, arama kurtarma çalışmaları başladı. Dalgıçlar sabaha kadar derede işçi aradılar. Derenin Suriye tarafında da Suriyeliler çalıştı. Sonuç alınamadı.

 Kazayla ilgili olarak Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Çiftlikte süt sağımı işini yaptıran müteahhit Celal Ulukaya gözaltına alındı. Bu gözaltının nedeni, kurtulan işçiler konuşunca anlaşıldı.
Kazazedelerden Halil Ertuğrul 10 yıla yakın süre bu işi yapmıştı. Çiftlikteki sağım işinden günde 2 lira kazanıyorlardı.

 Ertuğrul, "Niye çalışıyorsun o zaman" sorusuna kısa bir yanıt verdi:

 "Mecburum. İş yok."

  * * *

  Günde 2 liradan ayda 60 lira…

  44 işçiyi Çırpı Deresi’ne sürükleyen, 11′ini yağmur sularından bir selde boğan ekmek kavgasının bedeli bu…

  İşsizlik illetine düşmüş fukaraları "Hiç yoktan iyi" tesellisiyle kandıran müteahhitlerin ucuz işgücüne biçtikleri değer…

  2 demir lira…

  Günlerdir elimde çevirip durduğum 2 metelik…

  2 paralık hayatların can pahası..

  Harçlık isteyen çocuklara bu yazıyla birlikte veriniz.

  Hayat dersi niyetine!…

  Can DÜNDAR

 

Can DÜNDAR işte acı bi olay farklı bir yön yazıyor bu işi yapıyor yani.2liralik hayatlar gerçi ülkemizde artık tabaka ayrımları başladığı için üst tabaka hariç gerisinin bir önemi yok. Bakansan akrabalarin kurtulur hemen hemen,herkes tanıdığı tutar,doğma büyüme İstanbuldasın Hakkariye yorum yapar. Bodrumda bara giriş 200 ytl girer içersin sonra doğuya bakıp acırsın niye böle burası diye düşünmezsin çünkü oraya hiç gitmemişsindir. Artık hayat liralık…

 

Müslümanlık

Bu gün duyaya empoze edilmeye yani aşılanmaya çalışılan bir şey var bunuda abd ab gibi ülkeler yapıyor. Müslümanlar terörist ilan edilmeye çalışılıyor. Başarılıda oluyorlar hani. Müslümanlığı bilmeyen duyduğuna inanır. Aslında kızıyorumda hiç bir müslüman kardeşimizde kalkıp demiyorki biz terörist değiliz. Niye yapılmıyor Arabistan,Suriye,İran yada Türkiye müslümanlar terörist değildir diyemiyor abd dediği içinmi ? Ne için ?

 

Müslümanların terörist olmadığını öğrenmek isteyenler Kuran-ı Kerime bir kerecik baksın azıcık bir görsünler nedemek islamiyet.

Ben müslümanım hemde türküm kısacası avrupa ve adb için en büyük suçlu ve en büyük teröristim tabi tutup avrupa amerika bizle uğraşacak değil ama yavaş yavaş uygulanıyor. Nasıl mı ? basit bir teori kurayım Irak nükleer silah denildi savaş açıldı şimdi İran’da sıra aynı dert nükleer üretmeyin peki sirada Suriye? mi Lübnan ve Filistine zaten israiler savaşıyor çeklerle ruslar sonra ne olacak. Dilimiz dinimiz bize unutturulmaya çalışılmıyormu öyle nükleer yasamizda kabul edildi. EE sonuç ne olacak ya türklüğünü müslümanliğini kısacası dilini dinini kültürünü unutursan sana dokunmayız ama unutmayıp üstelersen dünya benden yana sen bilirsin 4 bir tarafında çevrili küçük bir teori kimse kabul etmesede benim teorim.Gidişattan yorumum. Amerika nükleer silah kullandı 2. dünya savaşında kim kullanma dedi olan Japonya’ya oldu. Koreliler nükleer denemesini Japonya’ya doğru yapar. Ne garip bi dünya insanlar barış adı altında en büyük savaşı veriyorlar.

 

Bize laik olun diyorlar.Atatürk laikliği tanımlamış ama o tanım onlara uymaz çünkü onlar laik olamazlar bugün bir papa çıkıp bir şey desinde biride cikip aksini desin diyenleri gördük koltuklarından oldular. Türkiye’de bir papaz ölür öldürmesen 3 yıl yaşar yaşamaz biz öldürmedikya neyse maksat karışılık azınlıklar vesayre vesayre. Papaz onlar için değerlidir. Bizim bi imam ölse kimse ilgilenmez imamdir Allah rahmet eylesinder geçer. Haberlere gazetelere bile çıkmaz. Biz laiğiz ama avrupa bizdeki demokrasiyi , laikliği kaldıracak kadar ilerleyememiş biz geri gözüksekte asıl geri kalanlar belli.

 

1789 a kadar dünyayı öküz boynuzlarinda biz kabul etmedik. İbni sina demişti zamanında dünya yuvarlak inanmadilar ya neyse…

Biz Türkler

Biz türkler neler söylendi neler hakkımızda. Dünyada azmı çağ atlattık çağ değiştirdik. Kaç millet bizim gibi imparatorluk kurdu vede yıktı. Asyada ortaya çıktık m.ö 4000 yıllarında aynı yerde kalmayı sevmedik göçebe yaşadık kendi dilimiz ve kültürümüzle çok azdır asimile olan türkler…Bizim sayemizde çin seddi kuruldu daha neler kurulmadı ki neler yapılmadıki bizi durdurmak için. Orta asyaya geçtik bir çok yere kültürümüzü yerleştirdik. Avrupaya geçtik bütün avrupaya bir çok şey öğrettik temizliğinden tutunda…Ne garip gelelim sonralara avrupada yetmedi kesmedi bizi anadoluya yerleştik 1071 den sonra doğu anadolu kapılarıda türklere açılınca yerleştik taa o zamanlar buralara.Göçebeydik konakladik. Bir çok devlet kurduk dünyayı elinde tutan Osmanlı imparatorluğunu kurduk yine yıktık şimdi Türkiye cumhuriyetini kurduk yani biz türkler atalarımız…

 

Bir söylenti ne kadar gerçek bilemem; kızıl derililerin türk olduğu sanılıyor göçebe yaşamalarından dolayı bilmem kaç bin yıl önce donan bir deniz üstünden türklerin amerikaya geçtiği söyleniyor neyse bizi ilgilendirmiyor. Türklük için bir çok tanım kullanıldı şimdilerde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına türk deniyor bu zamanda öylede olması gerekiyor bence.

 

Kadınlara daha m.ö yıllarda kurulan devletlerde bir sürü haklar tanındı da şimdi avrupa kadınlarınıza seçme seçilme hakkı tanıyın diyor. Kadınlar adaylık koyuyorda bizmi oy vermiyoz anlamıyorum. Azınlıklara eşit davranın diyor biz hepsiyle kardeş yaşadıkta ne fransa gibi ne almanlar gibi ne amerika gibi ne çinler ne ermeniler gibi soy kırım yaptık. Ermenileri zamanında kardeş saydık bağrımıza bastık onlar köylerimizi bastı herkesi kılıçtan geçirdi. Şimdide bütün avrupa ve abd bunu türkler yaptı deyip kabul ediyorlar. Biz değilmiydik dünyanın 3 te 2sini elinde bulunduran Osmanlı değilmiydi bütün milletlere dinlere eşit davranan şimdi kalkmışlar bize neler kabul ettirmeye çalışıyorlar. abd veya israil dünyanın 1.gücü görülüyor ama 2000 askerle küdüste barışı sağlayamıyor zamanında Osmanlı 200 askerle milleti orada kardeşçe yaşatmıştı en güzel dönemleriydi. Şimdi filistine bir duvar çekildi bize bomba attılar bize bilmem ne attılar vurun onları öldürün biçin tarihten silin üstü kapalı biz soykırım yaparız biz israiliz, biz eziğiz biz zorluklar çektik. Bir laf vardır adam gibi adama kimse dokunmaz diye rahat.Biz değildik yahudileri biçen gel görki bir israil ata sözü"Bir türk öldür rahatla"

 

Vehasır kardeşlerim biz neler gördük neler geçirdik abd rusya düşman göründüde japonyaya nükleri abd atti rusya ordu gönderdi birlikte savaştılar ne düşmanlığı. Şimdi dünyada bir şeyler var avrupa arasında anlaşamıyor abd ora bura savaş açıyor Türkiye arada eziliyor milletimizi eziyorlar. Ama unutuyorlar türkleri ezemezsiniz ne yaparsanız yapın bir silkinmeyle kalkarız biz Osmanlının torunlarıyız.

 

Kimine göre milliyetci bir yazıdır bu yazılmış bir köşede daha bir çok şey yazmak isterdim de gel görki kendi ülkemizde kanunlar bizi doğru dürüst korumuyor ve hatta bırakın ülkeyi aihm geliyor benim ülkemdeki davalara bakıyor ceza kesiyorda imralıda yatana koruyuculuk yapılıyor.

 

Asala vardı bir zamanlar pkk var şimdilerde biri 83-84te bitti biri 84 başladı yani kardeşlerim asala=pkk siyasi yapı değişmiş içten yıpratılmak istemişiz başarılıda oluyorlar. Allah sonumuzu hayırlara vesile etsin…

 

Sürçi lisan ettiysek affola ben bir türk genci olarak kendimi rahatlatmak için yazdım…

japonca

• Merhaba - Kon-nichiwa
• Güle güle - Sayounara
• Görüşürüz - jaamataashita
• Günaydın - O hayou gozaimasu
• İyi günler - Kon-nichiwa
• İyi akşamlar - Konbanwa
• İyi geceler - Oyasuminasai
• Evet - Hai
• Hayır - Iie

 


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.