Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
13 Mayıs 2008 Salı

Kaç gündür mynete giriyorum haberlere bakıyorum  sıkılıyorum bloga giriyorum bakıyorum sıkılıyorum bakıyorum ama bir şey yok. O nun dünyasına gidiyorum olmuyor yazacak bir kelime yorum gelmiyor aklıma. Ötekine dönüyorum aynı bilgisayara baoş boş bakıyorum. Ya o değil cafedeki millet yanliş anlayacak oturup bilgisayara bakılı kalıyorum napiyom manyuyormuyum neyim anlamadım gitti.

Merak ettiğim bir ikinci konu ise Allaha şükür 3 arkadaş sağolsun girip bi iki kelime yazıyorlar da insanın şevki kırılmıyor :) yani onlarda olmasa hiç çekilmeyecek buralar. :) Acaba nasıl beceriyorlar bu işi bi şiirde 30 yorum bi yazıda 50 yorum. Bizde şiir yazıyoruz bizde yazı yazıyoruz ne yaa bize az onlara çok. Gözümüz yokta düşünüom niye beceremiyorum diye.

Allah’ım bizede ver demekten başka bir şey gelmiyor elimizden.

:)



29 Nisan 2008 Salı

Güzel gözlerin sürekli aklımda, çıkmıyor bir türlü duruşun gözlerinin altına yaptığı o ince siyah çizgi onun üstünde siyah kirpiklerin ve arasında kestane gibi gözlerin. Düşünüp duruyorum boş ver be olum diyorum kendime geçer be. Sonra vaz geçiyorum atlayıp yanına gelmek sana hissettiklerimi anlatmak istesem ne yazar ki. 2  ay sonra biter gider her şey sen yoluna ben yoluma. Beni tanımıyon sadece gözlerine bakıyorum o kadar. Kusura bakma belki rahatsızlık veriyorumdur.Gözlerine bakmaktan ama kendimi alamıyorum bir türlü. Kusuruma bakma! Bilmiyorum neden ama seni özlüyorum. Aşık mıyım hayır değilim seviyorumuyum hayır sevmiyorum peki ama seni neden özlüyorum. Yoksa ben saplantılı birimiyim. Delimiyim ben neyip niye birini durup dururken özleyeyim.
    İyiden iyiye içime kapandım, iyiden iyiye gözlerin vazgeçilmez olmuş güzelliğin bir başka anlatamıyorum. Offf keşke bu yazıyı sana yazdığımı bilseydin. Son ses müzik dinlemek istiyorum ama yapamıyorum herkes yatıyor. Ben ayakta o son bakışta acaba bir şey söylemek istedinmi diye düşünüyorum.
Buldum ya ben harbi saplantılı biriyim. Acil sosyalleşmem gerekiyor. PDR’ye ihtiyacım yok PDR’ciler bana ihtiyaç duysun. Psikoloji güzeldir bide kendimi çözebilsem. Siz çözmüşseniz yazın bana…

Kestane gözlü…Kestane gözlü….



29 Nisan 2008 Salı

Oturmuşum bilgisayarın başına gecenin bir yarısı zaman geçirmeye çalışıyorum. Ne konuşacak biri var nede gezilecek bir yer. Yazı yazmak içimden gelmiyor aklıma gelmiyor hiç bişi. Galiba son zamanlarda kendi derdime düştüm. Aklımı başka hiç bir şeye veremiyorum. Diyorum ki keşke bi kaç kişi olsa da muhabbet etsek. Sonra diyorum ki boş ver çık gez napacaksın internette. Ulan diyorum nereye gideceksin dışarda adam yok in cin bile top oynamıyor sen tek başına napacaksın. Bu gece yapmadığım bir şeyi yapmaya çalıştım chat sitesine girip konuşmak istedim ulan bilgisayarda o kadar ilgilen bi chat sitesinde muhabbet edeme pehh sorun bende yok tabi hepsi abaza bi girdim sanki 30 yıldır kız görmemiş adamlar Allah’tan erkektik iyi yırtık. Her şeyin tadı kaçmış. Diyorum ki ; şöyle güzel gözlü sevecen tatlı bi kız olsa mektuplaşsak konuşmadan anlaşabilsek. Her şeyin saf ve temiz olacağı olsa arkadaşımın sesi geliyor kulaklarıma bu devirde zor bulursun sen öylesini. Napalım kardeşim bekar kalırız deyip sallıyorum. Ulan ülke ekonomik kirizde ben aşk derdindeyim. Napalım ya sınav derdi, o dert bu dert şu dert derken harbi saldık iyi gene kendimizi.Uzun zaman sonra bugün aynaya baktımda amma çökmüş gitmişim ya. Aman canım ne önemi var deyip geçiyorum. Bize kalp lazım tip değil diyom aslında avunuyom. Ne alaka alakaya maydanoz deyip geçiyorum. İyi ya bunları size niye anlatıyorum, ben yazıyorum çünkü rahatlıyorum. Bi köşe yazarı çıkıp istediğini yazabiliyor ve insanlarda bunu okuya biliyorsa bende yazarım okuyanım olmasada yazında rahatlamak gibi bir huyum var. Can Dündar’mı ne yazmıştı. İnsanların yeni kimliği internet ortamı diye. İnsanlar girip konuşuyor birbirlerine istediğini soruyorlar başk bir isimle…
Kimileri kendini kaptırıyor nasıl mı nasıl bazıları kendini polat sanıp dolaşıyorsa bazılarıda yazdığı isime takılıp kalıyor. Biri mail atmış hatta bugün 3 tane gelmiş üçünde ayrı bir telefon numarası beni ara peşine bir daha  niye aramıyorsun. Merak ettiğim mail adresini nerden bulup gönderiyorlar. Handi buldun kim olduğumu nerden anlıyon yada sen şeymisin afedersin…. Neyse
Burada yazımı noktalıyorum. İyi geceler güzel cici blogum benim :)



28 Nisan 2008 Pazartesi

Son günlerde nedense Türkiye’de dahil bütün dünya ülkelerinde tam bir prinç kirizi başlamıştıki daha bitmeden mercimek kırizi başladı. Filipinlerde devlet başkanı pirinç stoklarını açıp halka gösterip rahatlatmaya çalışırken.Bizim başbakan çıkıp pirinç yemeyin diyebiliyor. Ben ne anlıyorum bundan düşünüyorum,düşünüyorum pirinç yoksa yemeyin, bulgur yiyin der gibi halkı rahatlatmak yerine evet pirinç kırizi yaşıyoruz pirincimiz yok amma zamlandı zaten pirinç. Şimdi mercimek kırizi çıktı ne bu kırizler anlamıyorum. Diyorlarki akpliler eskiden ekonomik kirizde Türkiye çok büyük zararlar görüyordu.Şimdi ki Türkiye ise ekonomik kirizden zarar görmüyor. Acaba öylemi düşünüyorum. Aynı şey uzun değil kısa bir süre önce Bülent Ecevit döneminde ekonomik kiriz yaşanmıştı ki erken seçime gidildi. Dolar bi fırladı sonra düştü eourada aynı fırladı ve düştü ama şimdi bakıyorum dolar 3 yükselip 1 düşüyor. Ecevit döneminde ekonomik kiriz neden yaşanmıştı düşünüyorum aklıma bişi gelmiyor. Sadece İsrail siz soykırım yapıyorsunuz diyor sonra ise ülkede bi kiriz yaşanıyor. Çok ilginç bence. Ecevit iyi adamdı değeri bilinmedi. Belki yürüyemezdi ama yinede Türkiye’nin önemli değerlerini korumasını biliyordu. Kıbrıs harekatını düşünün hiç yoktan.

Geçen bir tartışma programında başbakanın Suriye ile İsrail arasında arabulucu olarak görev alınması konuşuluyordu. Adam öyle güzel bir şey söylediki gülmekten öldüm.
Adam şunu demişti ; Madem o kadar güçlüsün ve suriyeye söz geçirebiliyorsun. Hatay çiftçisi kuraklık yaşıyor.Nedeni ise asi nehrinin suyunun kesilmedi. Diyorki o kadar söz geçirebiliyorsan asi nehrini açtır hatay çiftçisini kuraklıktan kurtar. Asi nehri suriyeden başlayıp hataydan denize dökülüyormuş. Bu sözün üstüne daha hiç birşey demek istemem adam demiş.

Hillary Cilintın mıdır nedir çıkmış demiş ki İran israil saldırırsa irana savaş açacağım demiş. Bununlada yetinmemiş Eğer Abd’ye başkan olursam İran’a savaş açacağım dedi. Tabi bizim medya bunlarla ilgilenmiyor. Yine aynı programda aynı adamın demesi gibi bu ülkenin insanları kandırılıyor. Çok doğru diyor.

Diyorlarki bi 5 yıl içinde dünya gıda stokları tükenecek ve bir gıda kirizi yaşanacak. İnsanlar aç kalacak. Gibi bir sürü söyleniyor. Aslında bu abd’nin işine yarııyor. Neden mi ? Doların yükselmesi kime yarıyor abd’ye peki abd’nin buna ihtiyacı varmı ? Bence var çünkü bir ekonomik kirizin içinde ve bir türlü çıkamıyor.  Bu gibi söylemler sayesinde dolar yükselecek abd biras olsun rahatlayabilecek. Aslında olacağı belli bir teori ve 2002 den beri diyorum kendi kendime 2013 yılında bir dünya savaşı çıkacak diye :) ne kadar gerçekçi tartışılır. Ama belli olmaz. Abd kirizde insanların çoğu aç zaten. Ahmedi nejat çıkıp israili haritadan sileriz diyor. Karşılıklı restleşmeler yaşanıyor. Ve bunların çoğu orta doğuda gerçekleşiyor. İran,Irak,Türkiye, İsrail Suriye vb… 2 dünya savaşıda orta doğuda çıkmadımı.
1. dünya savaşının sonunda Atalarımızın bağımsızlık mücadelesini hepimiz biliriz. 2. dünya savaşına girmedik ama ülke bundan çok ağır yaralar aldı. Hatta şöyle bir olay olmuştu;

2.dünya savaşı sırasında yine Türkiye bir kiriz yaşıyordu gıda kirizi ekmek bulunamıyordu. İsmet İnönü’nün karşısına bir çocuk çıkıp şöyle diyor "Paşam bizi ekmeksiz bıraktınız."İsmet İnönü çocuğa bakıyor bakıyor ve şöyle diyor "-Ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım" diyor. Aslında çok güzelde diyor.

Nereye gidiyoruz gerçeklerin ne kadar farkındayız.Dünyada ki olarlay bizi ne kadar ilgilendiriyor. Hiç ilgilendirmiyor. Aç insanlara bakıp durumlarına üzülmekten başka hiç bir şey gelmiyor elimizden. Kimilerimiz iktidara kimilerimiz muhalefete kimilerimiz hepsine birlikte küfür savuruyor. Neye yarıyor hiç bir şey.Harcadığımız nefese kelimelere yazık..Diyorum başka bir şey demiyorum.
Teşekkürler Dünya, Teşekkürler ABD-İsrail-Ab teşekkürler akp.
Teşekkürler meclise girip yalnızca kendilerini düşünenlere.
Teşekkürler müslümanım diyip müslüman hakkı yiyenlere.
Teşekkürler halkın gözünü boyayıp uyutanlara.
Teşekkürler ülkeyi soyup soğana çevirenlere.

Teşekkürler cebime 2 milyar fazla girsin deyip ülkeye eziyet edenlere Teşekkürler!!!



18 Nisan 2008 Cuma

 Şişli’deki bir dürümcünün
reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır…

Dİyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir irk haline getirmektir.
İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayigidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?
İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolesterol yaptığı palavradır.
Kolesterol, kebapları yedikten sonra iki sise soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.
Sakin bu oyuna düşmeyin.
Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adi altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk sabuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta  diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.
Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kiro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.
Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye bir şey yoktur. Bu sözde mutfak, acayip zerzevat ile acayip mahlukatın, wog adi verilen bir tencerede yarı pişmiş yari çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakin kanmayın, sakin yemeyin. Helal değildir!
Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!
KAYNAK İNTERNET….

 

BURCU YILMAZ ilgiyle takip edip okuyom bi ziyaret etcem seni büronda :)
Gazeteşok

Paylaşmak istedim

 

 

 



7 Nisan 2008 Pazartesi

Sen olmasan… Seni bir lâhza görmesem yâhut,
Bilir misin ne olur?
Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud
Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,
Ve bulur;
Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
Bu rûh-ı mecrûhu?..

Sen olmasan… Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
Yaşar mıyım dersin?
Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;
Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar
Ne hazin
Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
Bu kalb-i muztaribim?

Sen olmasan… Bu samîmî bir îtirâf işte;
Sen olmasan yaşayamam:
Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten?…
Akşam
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
Bükâya değse hayat!..

TEVFİK FİKRET



31 Mart 2008 Pazartesi

Sabahın 4dü ve ben hala ayaktayım.Ne seni düşünüyorum ne senle geçirdiğimiz ogünleri.Ne sana benzeyen birini nede o kaçırdığım küçük şansları.Tek dert ortağım bilgisayarımı yapmakla uğraşıyorum.Zavallı bilgisayar elime düştü düşeli çok çekti bende.Guguvak oturmaktan belim ağrıyor,olsun seni düşünürken başım ağrıyor.Aslında mide kırampları geçiriyorum ama sabahın 4 ne yiyebilirim ki yiyecek bişi yok hele birde misafirlikteyseniz sesim solum çıkmaz.Bu günü böyle geçiriyoruz.

Dünü hiç sorma aklımdan çıkmadı bir türlü o kadar komik video izledim.O kadar hareketli parça dinledim yine sözlerinde duygusallık çıkardım.Denedim olmadı bir türlü hayalini silemedim gözlerimden.Gözlerimi kapadım fotoğraftaki boynunu bükmüş güler yüzlü aklıma geldi.Bi paket sigarada bitti.Britny açtım dinledim tek dinledim parçası baby more die bir şey ne diyo anlamıyorum ama hoşuma gidiyor.Onu dinlerkende yine aklıma geliyorsun utanmadan hala gülümsüyorsun:)Komik biliyor musun yada psikoloji işte.Ne psikoloji bıraktın ne içirmekten ciğer yada mide.Bıkmadım kendime eziyet etmekten,anladım ben kendime eziyet etmeden yapamıyorum.Bütün herkesten uzaklaşıyorum yine kimseyle konuşmuyorum sadece müzik dinliyorum.Kolera söylüyor "kendimi unutmak istiyorum yol kenarına biriken kuru yapraklar gibi" ne güzelde söylüyor.Sonra sagopa giriyor"canım yandığında bir kaç hafta bağardım fırçayı elime aldığımda ilkin anılarımı boyarım"Hiç aklıma gelmezdi rep dinleyeceğim ama sözleri bir başka ne fark ederki rep rackı arabeski sonuçta ilgilendiğim sözleri değilmi.Yine sana dalıyorum.Olmayacak anlıyorum.Yeni metin belgesi açıyorum bilgisayarda bir kaç cümle döküp rahatlamak için olmuyor.Sayfa boş bana bakıyor aklıma gülüşünde başka bir şey gelmiyor.

Olmayacak biliyorum yavaş yavaş yatış pozisyonu alıyorum televizyonda komedi dükkanı yorganı kafama çekip gözlerim açık duruyorum,bi yarım saat sonra belki bi saat sonra uykuya dalıyorum.Biraz sonra rüyamda beliriyorsun.Su akıyor senden birden uyanıyorum,dilim damağıma yapışmış susuzluktan ölecek gibiyim,bir bakıyorum sabah ezanı okunuyor dinliyorum dinliyorum uyuyamıyorum.Kalkıyorum musluğu açıyorum sular kesik arkadaşlar kaçıncı rüyada sayamıyorum.Kahretsin sigaramda bitmişti.Yatıyorum yine uyuyorum…Rüyama gelmiyorsun gelince uyandırıyorsun meğer ne zor işmiş anlıyorum yavaş yavaş galiba.Sigara dumanının çiğerlere gitmesi gibi.Yavaş yavaş ölüyorum…



24 Mart 2008 Pazartesi

Protein gözlüm,Karbonhidratım,Primitif aşkım benim .

Özlemin bütün soma hücrelerime kadar işledi.Hasretin beni litik enzim gibi damla damla eritiyor.Seni,her gün binlerce kez ribozomlarımda sentezleyip,kalbimde depoluyorum.Sen,kalbimin spesifik effektörüsün.Ben sana stabil ligamentlerle bağlanmışım bir kere.Kalbimin her odacığında sen varsın artık.

Osilasyon varyasyonunu bırak bir köşeye.Parçala beynindeki fikse edilmiş anabolik hayalleri.Rotasyon haraketi yaparak gel tut ellerimi.Artık mutasyon zamanı gelmiştir ikimiz içinde.Sinsityum yapmış amorf modifikasyonları atalım yüreğimizden.HUGO De VRİES’in

mutasyon kuramının sınırlarını aşalım artık.De VRİES ‘i kıskandıracak kendi mutasyon kuramımızı yaratalım sonsuz hayallerimiz için.

Gel tut ellerimi Bir tanem.Tut ki stabil kominikasyon sistemimizi yaratabilelim gözlerimizde.

Bivalent,stabil linker DNA zincirine tutunalım seninle.Kalbimiz,Yüreğimiz,Hayallerimiz hep birbirinin komplementeri olsun..In Vitro ortamının latent fazının letal yalnızlığını immunolojik tolerans sistemimizle disimilasyona uğratalım.

Bana dönmen için bütün Pentoz yollarını,Hatch-Slack yollarını,Calvin yollarını sonuna kadar açtım.Gel tut ellerimi.Yeni bir initiatör noktası belirleyelim kendimize.Ve bir tane daha Krebs çemberi çizelim ikimiz için.Merkezinde sen,sana eşit uzaklıktaki her noktada ben.Seni her dönüşünde beni,ben her bakışımda seni göreyim.

Protein gözlüm,Primitif aşkım benim . . .

Ben senin en çok konjenital DNA heliksi görünümündeki fibrilimsi saçlarını sevdim.Rotasyon

Hareketi yaparak resiprok dönüşünü sevdim.Gen havuzundaki Gen frekansımızın farklı olmasına rağmen ben seni yinede unutamıyorum.Çünkü sen benim primitif aşkımsın,bir tanemsin. BİNG – BANG KURAMI çarpsın ki Hayat siklusu içinde senden başkasını sevmeyeceğim.Regülatör yüzlüm benim..
————————————————————–
Yahu biz biyologlara aslında devletin psikolojik tedavi vermesi lazim…Benzetimlerde ne acayip oluyor…Ne diyelim Allah biyolog sevgilileri olana kolaylık versin baksana yahu ne demiş :)) 
Ben senin en çok konjenital DNA heliksi görünümündeki fibrilimsi saçlarını sevdim.
Valla ne diyem dna fibrin,bilmm ne kafamizi çürüttüler yahu…Öss ye girecek olanlar aman ha sakın Kars biyolojiyi yazmayın ömrünüz çürüyor.. :)



13 Mart 2008 Perşembe

Yanlış çevrilen telefon numaraları niye hiçbir zaman meşgul çalmaz?

Sadece ‘tek heceli’ kelimesini söyleyebilmek için niçin dört hece kullanmaktayız?

Neden insanlar gökyüzünde 400 milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, ‘yeni boyalı’ yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar?

Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında ‘gerçek limon suyu’ kullanılmaktadır?

Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir?

Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları (ışıkları) yakınca ne olur?

Niçin fare kokulu kedi maması yok?

Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde teflon, ‘tavaya’ nasıl yapıştırılmıştır?

24 saat açık denen benzin istasyonlarının kapılarında neden kilit vardır?

Eğer uçağın kara kutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır?

Neden bir dakikalık saygı duruşları otuz beş saniyeyi geçmez?

Neden otel tanıtım programlarındaki her otelde tava yakan bir aşçı bulunur?

Tava yakmak iyi otel için bir ölçüt müdür?

Neden bir eliniz dolu iken diğer elinizle kilitli bir kapıyı açmak zorunda kaldığınızda, anahtar hep elinizin dolu olduğu taraftaki cebinizdedir?

Neden Amerikan Salatası kutusunun üzerinde Türkçe "Amerikan Salatası" yazarken İngilizce "Russian Salad" yazar?

Bu salata ABD-Rus ortak yapımı mıdır?

Neden taksi şoförleri seyir halindeyken kapılarını açıp sol ön lastiğe bakmaya çalışırlar?

Otomobilde bir problem olduğunu fark etmişler ise bunun kaynağının sol ön lastik olduğundan nasıl bu kadar emin olabiliyorlar?

Ve neden daha sonra hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ederler, bir bakışla sorun çözülmüş müdür?

Neden erkekler bağrını açtıkça takozlaşırken, kadınlar seksileşir?

Neden kainat güzellik yarışması yapılmaktadır?

Güzellik yarışmalarına diğer gezegenlerden de mi başvuru olmaktadır?

Dünya güzeli neyimize yetmez?

Neden avukatlar ve doktorlar mesleklerini her ismi yazılı olan yere eklemektedirler?

Avukat Ahmet ismini Av.Ahmet şeklinde yazarken temizlik görevlisi Ahmet ismini Tg.Ahmet şeklinde mi yazmalıdır?

Neden bir kimse tuvaletin yerini öğrenmek istediğinde "lavabo nerede" diye sorar?

Amaç daha kibar olmak mıdır?

Lavaboya sıçılır mı?

Neden filmlerde, dizilerde ve bilumum görsel medya araçlarında bilgisayar kullanan insanlar klavyeye bakmadan bilinçsizce ve olanca hızlarıyla abanırlar?

Yoksa hala ms dos mu kullanırlar?

Ve neden bilim-kurgu filmlerinde bile onca teknolojiye rağmen komut tabanlı programlar kullanılır, bu Windows’un ileride göçeceğine dair bir işaret midir?

Yüzmek zayıflatıyorsa balinalar nerede yanlış yapıyorlar?

Niçin falcıya gitmeden evvel randevu almak gereklidir?

Geleceğimizi bilemez mi?

Eğer bugün hava sıcaklığı 0 derece ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava kaç derece olacaktır?

Eğer bir şizofren diğer kişiliğini ölümle tehdit ediyorsa, bir rehinelik durumundan söz edilebilir mi?

Tabelacılar greve giderlerse, ellerindeki pankartlara bir şey yazabilirler mi?

Soyu tükenmekte olan bir hayvan, soyu tükenmekte olan bir bitkiyle besleniyorsa ne yapmalı?

Neden koyunlar yağmur yağdığında çekmezler?

Eğer bir kaplumbağanın kabuğu yoksa çıplak mıdır yoksa evsiz mi?

Vejetaryenler hayvan şeklinde krakerlerden yiyebilirler mi?

Eğer onları avlayamıyorsak bir turist mevsiminden nasıl söz edilebilir?

Güzelde vardi kötüde vardı sonuçta tebessüm ettirdiya oda yeter :)



13 Mart 2008 Perşembe

Kız : nasıl görünüyorum ?
erkek : önemli değil , herzaman yanımda poşet bulundururum

Kız : kamera çok bulanık değil mi?
erkek : no problem , abazaya cine5 bile şifresiz görünür
Kız : nasıl yaniuuu ?
erkek : yok bişi sen devam et

Kız : nasıl görünüyorum ?
erkek : istersen camsız devam edelim , hatta en iyisi sen beni listenden sil !

Kız : nasıl görünüyorum ?
erkek : waw mükemmelsin !
Kız : tşk ederim
erkek : şaka kız şaka , evrimini tamamla sonra görüşelim senle

Kız : evet ne düşünüyorsun benim için ?
erkek : anne baba akraba mı senin ?

Kız : nasıl görünüyorum ?
erkek : görmüyom , gözlerimi kapattım!

Kız : bak kimseye cam açmam aslında
erkek : benim suçum neydi ?

Kız : nasılım ?
erkek : Sana tel numaramı vermedim değil mi ?
Kız : hayır vermedin , neden ?
erkek : iyi !

Kız : iyi görünüyor muyum ?
erkek : aaa maymun mu besliyon ? bu arada sen nerdesin camerada görünmüyon
Kız : hayvan !

erkek : tamam kamera açılıyor.
Kız : aaa kamerayı neden kapattın ? aaa çevirimdışı olmuş !

Kız : evet nasılım ?
erkek : valla senin görüntüyü kaydedip forumda yayınlamak için camını açtırmıştım ama senin bu görüntüyü yayınlamaya kalksam kesin banlarlar beni

Erkek versiyonunu çok aradım ama bi türlü bulamadım. Kusura bakmasın artık bayanlar maksat gülmek…Olmadı onududa hep beraber yaparız…Ki zaten kamerayı açan bi kızda nası görünüyorum diye sormaz.Eğer güzelse erkek direk atlar çirkinse ölesine muhabbet olur işte..
——————————————————————————————
Abi Kiz Kardeş Konuşmaları
- aabiii, burda cips vardı nooldu..?
- yedim.
- e burda kurabiyeler vardı..?
- onlarıda yedim.
- yaa kolayı nereye koyduun?
- içtim.
- boşanda semerini yebe yuh! burda yarım bi çukulata var yiyorum ona göre
- yiyemezsinkiii yaladım ben onu

- abi çay bardakları nerdee…?
- ulan bide evin kızı olucaksın, hayret bişey yaa!!!
- ya söylesenee..
- tuvalete bak rezarvuarı içindeydi enson
- e hani yok burdaa..

- abi ojemi gördünmüü..
- ben sürüyorum şindi bidakka. kurusun rütuş yapıp vericem manyakmısın kızım sen ne biliym ben senin ojeni…!

- ya abii fırın nasıl açılıyodu???
- açıl susam açıl diyosun açılıyo.

- saçımı kestirdim baak nasıl olmuş
- g.t üme benzemişsin.
- yaa anne g.t üme benzemişsin diyoo
- öyle mi dedim pardon g.t üme hakaret etmişim..
- ya annneeee!

- baak kaşlarımı aldırdım nasıl olmuuş
- yuh alna baak atatürk hava limanı gibi
- böhüüüü

- ciyaaak örümceekkkk anneciimm!
- spidermanın posterini odana asarsın ama.

- abi saç kurutma makinesini gördünmüüüü
- valla tost makinesiyle sevişiyodu enson.
- bikerede doğru cevap ver bee
- tamam be yedim.
- bak buna inanırım işte.

- kimdi o ?
- kim kimdi?
- arayan
- ne zaman?
- demin telefonda konustugun kimdi diyorum lafi dolastirma
- osman
- hmm. osman senin 1.90′a 90 bi abin oldugunu bilio mu?
- ee bilmese de olur bence
- hmm.

- biricik kardesim benim dunyanin en guzel kizkardesi cinimm..
- param yok, su getiremem, bakkala gidemem ders calisiom
- allah cezani vermesin ben istemesem seni yapmiyolardi ama

- kalk yemek isit bana hadi kos kos kos firla
- ya bi gun de kendin yap bi isini ya, allahim neydi gunahim
- ne? yarin gece cikmak istemio musun?
- dolma mi tavuk pilav mi?

- kız git bana hede hodo al getir bakkaldan
- getirmem
- getir lan
- getirmem kendin al
- doverim
- dovemezsin
- doverim
- dovemezsin
- gidiklarim
- hangi bakkal demistin abi



Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6