Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

GÜZEL İSTANBUL

6 Mayıs 2008 Salı | Kategori Seyahat | Etiketler : arzu muŞdal İhbar Et
(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Arkadaşımla dün gece boğazın eşsiz manzarası karşısında yemek yerken Istanbul’a bir kez daha hayran kaldım. Her sokağı ve caddesiyle geçmişin, derin izlerini günümüze taşıyan, farklı medeniyetlerin kültürünü bize ulaştıran bu muhteşem şehire hayran kalmamak hiç mümkün değil. Çoğu zaman hepimiz burada yaşamanın zorluğundan yakınıyor bu şehre kızıyoruz, şikayetçiyiz trafiğinden, dar sokaklarından, hava kirliliğinden ve çevrenin pisliğinden ama yinede hiçbirimiz vazgeçemiyoruz Istanbul’dan.

Hep söylenir kadın gibidir İstanbul ne onunla, nede onsuz olunur.Söylenenler okadar doğru ki. Yemeğin sonunda kahvemizi içerken arkadaşıma sordum bu şehirden sence neden vazgeçilmiyor, Boğazın eşsiz güzelliğinden mi? Suyundan mı?, havasından mı? ya da yaşanan birbirinden güzel aşklarından mı? neydi bu şehre bizi tutan diye. Biz bir çözüm bulamadık ve anladık ki ne düşünmekle, nede konuşmakla bulunmuyor bunun cevabı zaten kelimeler bile aciz kalıyor.Nedesek boştu o an için.Başka bir pencereden bakıldığında ise mantıksız geliyor İstanbul’da yaşamak, alt alta yazılıp toplandığında pek de geçerli bir sebep yok burada olmak için.Sanırım öyle bir şey var ki İstanbul’da insanı kendine çeken ne anlatmak nede anlamak mümkün.Cazibe herhalde bunun adı öyle düşünüyorum.

Şu bir gerçek ki İstanbul cidden hepimizin ortak bir memleketi olmuş.Dostlarım bilir İstanbul’dan kısa bir sürede olsa ayrılırken sanki kalbimde bir delik açılır.Yaşadığım senelere, soluduğum havaya ihanet ediyormuşum gibi bir hüzün çöker içime, sanki geçmişimden beni ben yapan anılardan ayrılmak, uzaklaşmak gibi hissediyorum.Giderken bir yarımı yaşadığım bu kalabalık şehir de bırakıp, diğer yarımı gözyaşları eşliğinde başka yerlere sürüklemek gibi gelir bana ve geriye dönüşüm beni sabırsızlandırır, yinede içimde büyük bir heyecanla tekrar bu şehrin kollarına atarım kendimi.Tıpkı sevdiğinden ayrılan birinin tekrar kavuşması gibi , bu duyguyu hep yaşarım.Nereye gidersem gideyim bir yarım hep bu şehirdedir.

Sevdiğimle beraberken, ilgilenmediğim bu koca şehir, ayrıldıktan sonra sıkıntılı sürecimi atmam için , ilgimi çekmeyen yerlerinin birdenbire nekadar ilgimi çektiğini farketmem beni oldukça şaşırttı.Meğer ne kıymetliymiş bu görünüm, meğer ne güzelmiş bu şehir.Hele hele sevdiğimle dolaştığım yerler veya bir şekilde geçmiş olduğum yerler dahada anlam kazandı benim için.Zaman zaman bloglarımda bu şehirden gitmek istediğimi yazmış olsamda, iş ayrılmaya gelince nekadar da çok sevdiğimi ve bu şehirden ayrılamayacağımı biliyorum.Belki bir 20 yıl sonra içimdeki yarayı da alıp bu şehri terkederim.Şu an için çok zor anılardan okadar çabuk kopup uzaklaşmak, bu şehirde yaşadıklarımın üzerine bir çizgi çekmek.Anlatmakla bitmez bu şehrin bıraktığı acılar , hüzünler, mutluluklar, vedalar, aşklar vs……..

İstanbul Yoktu Sen Olmasaydın
Ben nice İstanbul’lular gördüm sana gelinceye kadar
Kirli paçavralara benzerdi insanları
Dostluktan, vefadan yoksun.
Bölünmüş, dağılmış, parçalanmış
Ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun.
Yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri
Bir tutsam
Yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri
Evlerinde bulduğum yalnızlık
Sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı.
Günler boyunca
Bir başka karanlık gelirdi
Karanlığın biri kaybolunca
Güneşler doğardı görmezdim.
Bir ses durmadan ölüme çağırırdı beni
Bilmezdim bu şehirde senin yaşadığını.
Bilmezdim…

Mabetler yıkıldı içimde
Umutlar hayaller yıkıldı
Bir gün bütün İstanbul yıkıldı.
Sokaklar kaydı ayaklarımın altında
Gün oldu kalabalık meydanlarında inançlarım yıkıldı
Gün oldu
Gözlerime çiviler çakıldı merhametsiz.
Toz toz oldum, duman duman oldum
Aldığını geri vermedi yıllar
Yitirdim kendimi bu rezil şehirde
Seni buluncaya kadar.

Sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi
Gezdim sokaklarında
Sonra kaç yıl bir sevgi aradım
İstanbul’u aradım.
Belki de seni aradım bilmeden
Ayaklarımın dibinde den, izler can çekişti
Şehirler parçalandı
Bir çağ öldü gözlerimin önünde
Benim en güzel çağım öldü.
Bizi topraktan yarattılar
Gel gör ki…
Bu şehirde
Benim toprağım öldü.

Seni aradım bu şehirde yıllarca
Yana yakıla seni..
Sen kimdin, sen neredeydin kimbilir.
Hep böyle sensizmiydi bu şehir.
Bu şehir İstanbul’muydu ?
Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde
Gemiler demir almazdı
Trenler işlemezdi
Sen olmasaydın
Bir ömür bitip
Yepyeni bir ömür başlamazdı içimde
Bahar gelmezdi
Ağaçlar çiçek açmazdı
Seni bulmasaydım
Ve ben yoktum
İstanbul yoktu
Sen olmasaydın

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız