Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Kabak ile kavak

7 Kasım 2007 Çarşamba Etiketler : edebiyat

Ah şu kendini bilmezlik yok mudur?

Hele bir de içinde bir de liyakatsizlik olursa.

Nelere mal olmuştur bir bilseniz?

 Maydanozla çınarı birbirine karıştıranların sayısı az değildir.

Hani deveye hendek atlatma meselesi var ya.

Zavallı hayvana o hem de öyle bir uçurum gelirmiş ki korkusundan geçmek istemezmiş.

Hayvana bakıyorsunuz kocaman.

Hendeğe bakıyorsunuz küçücük.

Şimdi deveye kalkıp ta şu geçemediğin hendeği bir anlat deseniz neler anlatmazdı ki.

Onu koca nehirlere benzetirdi.

Böyle gariplikler insanlar arasında da yaygındır.

Zaten ne çekiyorsak maydanoza çınar deyip, koca çınarları görmezden gelenlerden çekiyoruz.

Keşke her şey yerli yerinde görülebilseydi de böyle dengesizlikler olmasaydı.

 

***

“Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak ağacı boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış.
Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş.
Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
"Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"
"On yılda",demiş kavak.
"On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
"Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!"
"Doğru,"demiş ağaç."Doğru."
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak önce üşümeye, sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağı doğru inmeye başlamış.
Sormuş endişeyle kavağa:
"Neler oluyor bana ağaç?"
"Ölüyorsun,"demiş kavak.
"Niçin?"
"Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için."

 

***

Öyküden çıkarılacak öyle dersler var ki.

Bu dersi çıkarmayanlar tecrübe adı altında daha çok hayat dersi almaya mahkûmdur. 

Gönül arzu eder ki kabak ile kavak birbirinden ayrılsın.

Eğer onlar ayrılmasa bile İlahi Adalet kabağı fıtratı gereği kavaktan ayırıyor.

Her zaman söylüyorum deniz kendinden olmayanları dışarı atar, kendinden alınanları da bir gün geri istermiş.

Kendinden olmayanları dışarı atan bir deniz değil ki.

Bu durum birçok meslekte kendini gösterir.

Ticarette de böyle, siyasette de böyledir.

Ne diyordu Cenap Şahabettin; “Yüksek doruklarda kartala da rastlanır, kaplumbağa’ya da. Biri uçarak diğeri de sürünerek gelmiştir”

Ben oraya tırnaklarıyla, sürünerek gelenlerden yanayım.

Kabakgillerden yana değil.

Çünkü o kabak düşerken bile birilerinin başında patlıyor da ondan.

Şu koca dünyada bir dikili taşım bile yok.

7 Kasım 2007 Çarşamba Etiketler : edebiyat

İnşallah ölünce kabrimin başına bir çift taş dikerlerde bende oh be artık benimde bir çift dikili taşım var diyerek sevinirim. 

Olup ta ne olacak sanki?

Yaşayıp gördüğümüz haksızlıklara taş mı dayanıyor.

Kimi anlatamamaktan kimi anlaşılamamaktan yakınıyor.

Kimi aramaktan kimi bulamamaktan dert yanıyor.

Kimi han’dan kimi hancıdan, kimi yoldan kimi de yolcudan şikayet ediyor.

Köprü yapanda şikayetçi, köprüleri yıkan da.

Suyu akıtanlarda, kurutanlarda…

Böyle bir dünya da zeberced’den kulelerin olsa ne olmasa ne.

Ne sultanlar ne Süleymanlar gördü bu dünya.

Harunlar da gitti. Karunlarda…

Koca Yusuf  rakibini baştan atardı.

Zaloğlu Rüstem kayayı avucunda tartardı.

Yunus (as) bir Peygamberdi amma, onu da bir balık kurtardı.

Büyüklenme padişahım seni de bir yaratan var.

Bir gün buldurup bir ömür aratan var.

Kendini bulana Allah başka şeyleri aratmaz.

Her şeyin mutlak bir manası vardır, boşuna yaratmaz.

Dedim ya işte zümrüt den de olsa seninle kabre gelmiyor bir dikili taş.

Bahardır insana ilaçtır, merhemdir varsa vefalı bir arkadaş.

Eğer yoksa adam gibi bir arkadaşın, olsa da kuş sütünden aşın.

Yesen içsen yine de daim açsın.

Dünyanın hepsi senin de olsa sonunda bir dosta muhtaçsın.

Bakıyorum yollara kimler gelip kimler geçmiş.

Zamanında birer sultan gibi olanlar şimdi değişmiş.

İnsan bu nefis taşır, ikbal elde iken  dünyayı yese de doymaz.

Bir zamanlar “tıs” etsen dünya duyarda, yalnız kalınca feryat bile etsen dosttan başkası duymaz.

İşte bu yüzden sahte dünyaya karşı ne varsa attım bir kenara

Öte dünyada yanmaktansa burada yanayım istedim nâra..

Makam gelince gönüle ahenk düşer, göze renk düşer görmez olur.

Ne akıl ne öğüt hiçbiri kalbe girmez olur.

İşte o zaman biraz durup düşünmeli, yani muhasebe etmeli.

Üç adım öteye gidince biraz durmalı beklemeli, geride kalan ruh ona yetmeli.

Ancak, hayat bu, zor elbette kolay değil vesselam.

Yalnız dostlara değil, herkese selam.

 

Yol ve ötesi

7 Kasım 2007 Çarşamba Etiketler : edebiyat

Dalgaların batırmaya güç yetiremediği koca gemileri içerisinde bulunan yolcuların korku ve  paniği batırmıştır. Dışarıdan fethedilemeyen kaleler ancak içeriden yıkılabilmiştir. Fırtınalara karşı direnen koca çınarlar, içerisindeki kurtların kemirmesiyle devrilip gitmişlerdir.  Ağacın kovuğuna, insanında dalkavuğuna güven olmaz. Ağacı kovukları, insanı da dalkavukları yıkar.

 

Bir insan bin düşmana karşı direnirde,  dostun bir eğri sözüyle  yıkılır gider. Hatırlarsınız Pir Sultan Abdal içinde aynı şey söylenir. Hallac-ı Mansur’ u dar’a çektiklerinde etrafına toplananlar taş atmaktadırlar. Çehresini bile çatmaz. İçlerinden bir dostu tutar  gül fırlatır. Hallac söylenir; “Düşmanın attığı taşları hissetmedim de, dostun attığı bir gül yaraladı beni” Der.

 

Güneş her defasında yeniden doğabilmek için batar. Batmayan güneşin yeniden doğuşunu seyredemezsiniz. Büyük sular kendilerine  mutlaka akacak bir yol bulurlar. Özünde hürriyet sevdası bulunanlara kement, büyük sulara da bent vuramazsınız.

 

Mehmet Akif Ersoy bir gün arkadaşıyla birlikte  fasulye aşı yemektedir. Nazır katibi yanlarına  gelerek Akif’ten  yazılarını biraz hafifletmesini ister. Akif gururlu bir edayla; “Git nazırına söyle, ben fasulye aşı yemeye razı olduğum müddetçe istediğim gibi yazarım” der. Aynı Akif doğuştan aşığım istiklale, bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale diyordu. Duruş denilen şey bu olsa gerek. Bu anlayış değil midir, bir insanı enginlere sığdıramayan, haksızlıklar karşısında kükreten, kendine zincir vuracaklara çılgın dedirten.

 

İnsan boğulmak istedi mi, ille de büyük sular gerekmez. O isterse bir kaşık suda da boğulabilir. Karşıya geçmek isteyen insan için köprüsüzlük engel değildir. O istesin yeter. Boğulmak istemeyen insana okyanuslarda yol verir. Tıpkı Firavunun karşısındaki Musa (a.s) gibi.

 

Altın gerdana takılıncaya kadar hangi eziyetleri gördü bilir misin? Bir inciyi  çıkarabilmek uğruna kaç insan vurgun yemeyi göze alıyor, kaç insan vurgun yiyor. Duvara tuğla olacak toprağı hamur ezerler, fırınlara atıp pişirirler. Ezilip fırınlarda pişmeyi göze alamayan toprak ayak altında kalmaya mahkumdur. Kardelen çiçeklerini düşün. Tükenmezsen eğer gözlerini açtığında seni ilk karşılayan pırıl pırıl bir bahar olacak.

 

Gözlerini kapamayanlar için karanlıkta bile görecekleri bir mesafe vardır. O mesafedir insanı yıldızlara taşıyan.  Dostum, insanı yoran yol değil, hedefsizliktir. Hedefini bilen insanlar asla yorulmaz ve yoldan geri kalmazlar. Yola devam vesselam.

 

Söz Meydanı

7 Kasım 2007 Çarşamba Etiketler : edebiyat

 A

 Ağacın kovuğuna, insanın dalkavuğuna güven olmaz. Ağacı kovukları insanı da dalkavukları yıkar.

Ahmet SEVEN

Ağaç, kendisini kesmeye gelenlerden bile meyvesini esirgemez.

 

Ahmet SEVEN

Ahlak bal gibidir. Muhafaza edilmezse sinekler konar.

Ahmet SEVEN

 Affetmekte zorlananlar genellikle affedilmeye daha fazla ihtiyacı olan kimselerdir.

  Ahmet SEVEN

 Âlimlerin dilinde ifadesini bulamayan milletler, âlemlerin elinde oyuncak olurlar.

                                                                                  Ahmet SEVEN

Asaletsizliği ele veren, vefasızlıktır.

                                      Ahmet SEVEN

 Ayıya bir kez dayı demeye gör. Artık ne onun dayılığı ne de senin yeğenliğin.

                                                        Ahmet SEVEN

 Altın gerdana takılıncaya kadar hangi eziyetleri gördü bilir misin?

                                                                                Ahmet SEVEN

 Altın ne kadar çok olursa olsun bir tahta sandığa koyarlar. İnsan ne

Kadar değerli olursa olsun bir tahta tabuta koyarlar.

                                                               Ahmet SEVEN

 Aslan, kafese düşse de yine aslandır.  Çakal, hür dolaşsa da dağlarda, yine çakaldır.

                                                                               Ahmet SEVEN

      B

Başında çoban olmazsa yalnız sürü dağılmaz, insanlarda dağılır.

                                                                                   Ahmet SEVEN

 

Başarı güven tarlasının mahsulüdür. Güvenden mahrum olanların ektikleri tohumdan ‘başarı’ mahsulü yetişmez.

                                                                                Ahmet SEVEN

Bazen günün aydınlığında kaybettiklerimiz, gecenin karanlığın

Kaybettiklerimizden daha fazla olur.

Ahmet SEVEN

                                                                                   

Binalar yıkılırken daha çok gürültü çıkarırlar.

                                                       Ahmet SEVEN

 Bir milletin yüz yıl sonra ki durumunu mu merak ediyorsunuz?

O halde gençliğine bakınız.

                                                                              Ahmet SEVEN

 Bilginin hizmetinde olmayanlar, cehaletin hezimetiyle meşgul olurlar.

                                                                                 Ahmet SEVEN

 Boğulmaya karar verenler için okyanuslara gerek yoktur.

Onlar istediler mi bir kaşık suda da boğulabilirler.

Ahmet SEVEN

Buz, sertliğini ancak güneş doğuncaya kadar muhafaza edebilir.

                                                                                   Ahmet SEVEN

Büyük sular her zaman kendilerine akacak bir yol bulurlar.

                                                                            Ahmet SEVEN

Bugün attıklarını on ikiden vuranlarda zamanında karavana atıyorlardı.

                                                                        Ahmet SEVEN

 Beyaz bir güvercin size kara bir haber getirirse, artık onu da kara olarak görürüz.

                                                           Ahmet SEVEN

 

Bugünün ekmeği hazır değilse, dünden maya tutulmadığı içindir.

                                                                                Ahmet SEVEN

C

Cimrilerinde vermekten zevk duydukları malları vardır; Akıl.

                                                                             Ahmet SEVEN

 Cüzdan seslerinin vicdan seslerini bastırdığı bir toplumda insanlar ancak enkaz toplamakla meşguldürler.

Ahmet SEVEN

 Cebi şişkin, yüzü pişkin midesine düşkün insanlara karşı uyanık olunuz.

Ahmet SEVEN

 Ç

Çelik,   kendisi için çile çeken demir babanın oğludur.

                                                                Ahmet SEVEN

Çobanın sürüsünü kurtlara peşkeş çektiği yerde, sürüden ayrılmayanı kurt kapar.

                                                                          Ahmet SEVEN

Çocuklarına saygı duymayan bir cemiyetin geleceğine de saygısı yoktur. Çünkü çocuk demek gelecek demektir.

Ahmet SEVEN

 Çocuk kalbi, yarınlara açılan kapıdır. Bu kapıyı kırmadan açmasını başarabilenler, geleceğin umut dolu yollarında güvenle yürüyebilirler.

Ahmet SEVEN

 Çocuk, geminin yelkeni gibidir. Rüzgâr hangi taraftan eserse o tarafa doğru şişer.

Ahmet SEVEN

D

Dağın yücesi karlı olur, sisli olur. İnsanın da yücesi efkarlı olur hisli olur.

                                                                                   Ahmet SEVEN

 Denize düşen yılana sarılırmış, yılanda denize düşene sarılır.

                                                                             Ahmet SEVEN

 Defineyi bırakıp sandığa rağbet edenler, tahta parçalarıyla

Yetinmek zorunda kalırlar.

                                                                             Ahmet SEVEN

 Duvarı tamamlayan ilk ve son tuğladır.

                                            Ahmet SEVEN

 Duvara tuğla olacak toprağı yoğurup pişirirler. Bunları göze alamayan toprak ayak altında kalmaya mahkûmdur. 

                                                                                  Ahmet SEVEN

                              

Dünya öyle iddia edildiği gibi öküzün boynuzları üzerinde durmuyor, fakat âlimin kaleminin.ucunda duruyor. Kalem yanlış yazsa dünya sallanıyor.

                                         Ahmet SEVEN

E

 En güzel duvarı, en çok hatadan sonra örer usta.

                                                           Ahmet SEVEN

Evlilik aynı şartlarda aynı gemide yol almaktır. Hava bozunca vazgeçenler ancak nikâhsızlardır.

                                                         Ahmet SEVEN

F
Farelerin semirip büyümesine göz yumanların, kedilerden şikâyete hakları yoktur.

Ahmet SEVEN

 

Fatih Sultan Mehmet’in ortaçağı kapayıp yeniçağı açması, yaşadığı çağa ayak uydurmasından değil, Kur’ana uyup yolundan gitmesindendir." Ahmet SEVEN

Fareler arasında kediye kafa tutan değil, ondan kurtulmayı başaran kahramandır.

 Ahmet SEVEN

G

Gözyaşı, çorak kalplerin yağmurudur.

Ahmet SEVEN

Gözlerini kapamayanlar için karanlıkta da görülebilecek bir mesafe vardır.

Ahmet SEVEN

Geçmişe kaşlarını çatanlar, geleceğin tebessümünden mahrum kalırlar.

Ahmet SEVEN

Gönüllü kölelere zincir vurmaya gerek yoktur.

Ahmet SEVEN

    Gölgelerin de ışığa ihtiyacı vardır. Işığın olmadığı yerde gölge oluşmaz.

Ahmet SEVEN

 

Gönülden çıkmayan söz, dilde de anlamını bulamaz.

Ahmet SEVEN

Gelecekte en çok değer verdiklerimiz, geçmişte umursamadıklarımız olacaktır.

Ahmet SEVEN

Geleceğe mi sahip çıkmak istiyorsunuz; Öyleyse çocuklarınıza sahip çıkınız.

 Ahmet SEVEN

 Gün ışığında kaybedilenler, gece karanlığında nasıl bulunur?

Ahmet SEVEN

H

Hayret etmekle bir yere varılmaz. Bir yere varmak isteyen mutlaka gayret de edecektir.

 Ahmet SEVEN

Hedefsiz uçan kartaldan, hedefine doğru yürüyen karınca daha makbuldür.

Ahmet SEVEN

Hayat engelsiz olmaz. Fakat siz kendinize engel olmayın.

Ahmet SEVEN

İnsanlar rakiplerini hiçe sayarak değil, ancak yarışarak geçebilir.

Ahmet SEVEN 

          İlgi görmezse bir yerde doğrunun bal tası,

         Keser elbet orda mazlumu zalimin baltası.

Ahmet SEVEN

İnsanı gıda ile bir ömür, eğitimle de kıyamete kadar yaşatabilirsiniz.

Ahmet SEVEN 

İçi boş fıçıların sesini kesmek mi istiyorsunuz; Öyleyse doldurunuz.

Ahmet SEVEN 

İnsanlar ekmeksiz kalınca değil, daha çok hedefsiz kalınca açlık hissi duyarlar.

Ahmet SEVEN

İnsanlara yapılan vefasızlık, çıktığı merdivenin basamaklarını kırmak gibidir. Aşağı inerken düşmeye hazır olmalısınız.

Ahmet SEVEN

İnsanların yetimi olduğu gibi milletlerinde yetimi vardır. Gerçek ilim adamlarından mahrum olan milletler yetimdirler.

Ahmet SEVEN

İnsan hayatta her şey değil, mutlaka bir şey olmalı.

Ahmet SEVEN

İnsanın ‘vazgeçilmez’ olduğu hislerine kapıldığı an ilerlediği en son noktasıdır. Bundan sonra artık geri dönüş başladı demektir. 

Ahmet SEVEN

İlim adamları, milletlerin ömürlerini belirleyen nefesleridir.

Ahmet SEVEN 

K

Küçük adamlar, büyük adamların fikir sancılarını, kendi karın ağrılarıyla karıştırırlar.

Ahmet SEVEN

Kafalar boş, kasalar dolu. İşte budur manevi iflasın yolu.

Ahmet SEVEN

Kökleriyle irtibatını kesen ağaçlar, kurumaya mahkûmdur.

Ahmet SEVEN

Kendileriyle barışık olmayanlar, başkalarıyla kavga halindedirler.

Ahmet SEVEN

 Kartalın kanadı kırılırsa, yerde sürüngen olarak yaşamaz; Ölür.

Ahmet SEVEN

Kuşlar ayakları yerden kesilince uçar, insanlarda düşer.

 Ahmet SEVEN

Kadın elinin dokunmadığı bir medeniyetin yarını yoktur.

Ahmet SEVEN

Kadının yakmadığı bir kandil ışık vermez. İleri hedeflere ancak bu ışığın aydınlığında ilerleyebilirsiniz.

Kedi uyur, fare büyür.

Ahmet SEVEN

Kökünü beğenmeyen ağaç, kurumaya mahkûmdur.

Ahmet S EVEN

Kullanmasını bilenler için son pişmanlıkta fayda verir.

Ahmet SEVEN

Kaleyi de içerisindeki insanlar korur.

Ahmet SEVEN

 Kendi hakkını aramayanlar, başkalarının hakkını da gasp etmiş olurlar.                                                                                     Ahmet SEVEN

 

Karnı aç olanları da ancak kalbi tok olanlar doyurabilir.

Ahmet SEVEN

 Koyunun çoban olduğu yerde, kurtlara koyun yemek düşer.

 Ahmet SEVEN

Kökle irtibatını kesen dallar meyveye duramaz.

Ahmet SEVEN 

Kadını eğitimsiz toplumlarda, erkeğin eğitiminden de söz edilemez.

Ahmet SEVEN

M

Maharet, hırsıza karşı kaliteli kilit geliştirmek değil, hırsızlık yapmayan kaliteli insan yetiştirmektir.

Ahmet SEVEN

N

Nereye gittiklerini bilenler dinlenirken de yol alırlar. 

Ahmet SEVEN

Ne tuhaf! İnsanlar uyanıkken gördükleri olaylardan çok, uykuda gördükleri ile ilgileniyorlar.

Ahmet SEVEN

Nefsinde gusül abdest’i vardır; Gözyaşı.

Ahmet SEVEN

Nehrin karşı kıyısına geçmeye karar verenler için, köprüsüzlük engel değildir.

 Ahmet SEVEN

Neyi kaybettiğini bilmeyen, gerçekten kaybetmiştir.

Ahmet SEVEN

 

Nasıl yaşadığına dikkat et, öyle öleceksin.

 Ahmet SEVEN

Ö

Önemli olan büyük insan soyundan gelmek değil, büyük insanların yolundan yürümektir.

Ahmet SEVEN

Ölülerle de konuşmanın yolları vardır; Diri iken yazdıklarını okumak.

Ahmet SEVEN

Ölüsü bile omuzlarda taşınacak olan insanın dirisi de ayaklar altında dolaşmamalı.

Ahmet SEVEN

Öpmeden evvel öpeceğin yüze dikkat et. Bugün öptüğün yüze yarın tükürebilirsin.

Ahmet SEVEN

Önlerinde karanlık olanların ellerinde fenerleri de olmalı.

Ahmet SEVEN

Öyle hükümdarlar vardır ki, başkalarını hapsetmek için yaptırdıkları zindanlarda mahpus olarak can vermişlerdir.

Ahmet SEVEN

Önlerindeki engelleri kaldırmak için gayret göstermeyenler, torunlarına çukur hazırlamış olurlar.

Ahmet SEVEN

 

P

Plânsız insanda yaşar, fakat başkalarının istediği şekilde.

Ahmet Seven

 

Pusuya alışanlar, meydan zevkinden mahrum kalırlar.

Ahmet SEVEN

 

S

Suçu kabul etmek, işlemekten daha zordur.

Ahmet SEVEN

Sabah nasıl olsa gelecek, siz geceyi kazanmaya bakınız.

Ahmet SEVEN

Sürekli mazeret üretenler, çözüm üretmeye zaman bulamazlar.

Ahmet SEVEN

Sana her kanadını açana aldanma. Kartalda açar kanadını fakat avını yakalamak için.

Ahmet SEVEN

Solucanları havada görürseniz şaşırmayın. Kartalların ağzında dolaşıyordur.

Ahmet SEVEN

Solucanlarda yüksek doruklara ulaşabilirler; fakat kartalların ağzında.

Ahmet SEVEN

Su aktığı, karıncada geçtiği yere iz bırakır. İnsanda yaşadığı zamana eserleriyle iz bırakabilmelidir.

Ahmet SEVEN

Sürekli gölgeye kaçanların gözleri, ışığı görünce kamaşır elbet.

Ahmet SEVEN 

T

Tecrübe yaşandıkça elde edilir, yaşlandıkça değil.

Ahmet SEVEN

Yaptığınız işi kimse eleştirmiyor mu? Öyleyse size ne iş yaptığınızı sorabilir miyim?

Ahmet SEVEN

Tarih boyunca ilim adamları eğilmeye başlamadan evvel hiçbir toplumun eğildiği görülmemiştir.

Ahmet SEVEN

Tarih boyunca, milletlerin Hak sultanları öldüğünde döktükleri gözyaşı, halk sultanlarına döktüklerinden fazla olmuştur.

Ahmet SEVEN

Tilkiyi canından eden parlak postudur,

İnsanı canından eden ahmak dostudur.

Ahmet SEVEN

Timsahların kanunu ile kartallar idare edilemez.

Ahmet SEVEN

 

Tarihe bakınız; Mütefekkirini tokatlayan idarelerin ayakta, milletlerinde hayatta kalmadıklarını göreceksiniz.

Ahmet SEVEN

U

Uyumaya karar verenin, elbet bir ninni söyleyeni de bulunur.

Ahmet SEVEN

Usta bir fidanı budarsa gürbüzleşir, çırak aynı işi yaparsa kurutur.

Ahmet SEVEN

Uyuyan insanlar yaşıyorlarsa eğer, bunu uyumayan birkaç insana borçludurlar.

Ahmet SEVEN 

Y

                 

Yalnız elbiseye rağbet edilseydi, tavus kuşu hayvanlar âleminin sultanı olurdu.

Ahmet SEVEN

Yarın ki durumunuzu öğrenmek isterseniz, bugün ne işle meşgul olduğunuza bakınız.

Ahmet SEVEN

Yaşlılığın pahalı geçmesinin sebebi, gençliğin ucuza satılmasından kaynaklanmaktadır.

Ahmet SEVEN

Yolcuyu yoran yol değil, hedefsizliktir.

Ahmet SEVEN

Yanlış iş yapmak kötüdür. Ancak yanlış yaparım korkusuyla hiçbir iş yapmamak daha kötüdür.

Ahmet SEVEN

Yol yürümekle aşınmaz, aşılır.

Ahmet SEVEN

Z

Zamansız alınan kararlar bir işe yaramaz. Zira zamanından evvel doğan her canlı ölür. 

Ahmet SEVEN

Zaman bilevi taşı gibidir. İnsanı törpülerken tüketir de.

Ahmet SEVEN

 

 

 

 

 

 

Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.