Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Aralık, 2007 Arşivi

Başörtü meselesi

2 Aralık 2007 , Pazar | Etiketler : başörtü

Başörtüyü çağdaşlıktan saymayanlara ilk soru?

Kurtuluş savaşında cepheye koşan kadınlarımız başörtülüydü.

Çağdaş değiller miydi?

Şehit analarına bakınız başörtüsüz de var başörtülüde.

Cumhurbaşkanı, Başbakan eşleri başörtülü diyerek günlerdir yaygara yapılıyor.

Bu ülkede başını açana kimsenin bir şey dediği mi var?

Peki, başını örtene neden bu kadar yükleniliyor?

Nerede kaldı sizin hoşgörünüz, nerede kaldı çağdaş! Anlayışınız?

Ruhlarında bu kadar baskı dayatma olanlar gerçekten acınılacak insanlardır.

Birde kalkmışlar Cumhuriyeti Atatürk İlke ve İnkılâplarını suiistimal ediyorlar.

Bunun adı düpedüz istismarcılıktır.

Bu ülke istismarcılık ve istismarcılardan çekmiştir.

Din istismarcılığı ne kadar tehlikeliyse Atatürk istismarcılığı da o kadar tehlikelidir.

Sağlığında iken Mustafa Kemal Atatürk böyle istismarcıları defalarca ihtar ve ikaz etmiştir.

“Hürriyet olmayan bir ülkede ölüm ve izmihlal vardır” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözlerinin aksine davrananlar kendilerini muhasebe etmelidirler.

Kimse bu milletin değerlerini kendine sermaye yapmasın.

Dindarı da dindar olmayanı da bunları sermaye yapmasın.

Bilen de konuşuyor bilmeyen de.

Bu konuda eline kalem alan başımıza aydın! Kesiliyor.

Özgür düşünceye zincir vurmak kadar tehlikeli bir duygu var mıdır?

İnsana insanlığa yakışır mı?

Dine diyanete karşı insan bu kadar husumet besleyebilir mi?

Olmaz olsun böyle anlayış.

Dindarının istismarcısından da dindar olmayanının istismarcısından da midem bulanıyor.

Hepimiz bu ülkenin insanıyız.

Birimiz hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için çalışmak varken kalkmış nelerle uğraşıyoruz.

Kardeş kavgası böyle başlıyor işte.

Yoktan sebeplerle.

Kimse kimsenin ne çember sakalı ne de keçi sakalıyla uğraşacak hali yok.

İthamlara bakıyorum içim kararıyor.

Çıplaklar kampına laf yok.

Başörtülüye gelince kırmızı görmüş gibi.

Elinde alkol ayakta duramıyor ona laf yok.

Ötekinin ayranına saldırıyor.

Papaza laf yok. Elinden gelse camisinin imamını bir kaşık suda boğacak.

Var mı böyle rezalet.

Aydın aydınlatmak için vardır.

Bizimkiler ha bire karartıyorlar.

Çağdaşmış! Medeniymiş!

Hiç kimse çağdaşlığın, medeniyetin ve medeniliğin ne olduğunu bilmiyor ya.

Çağdaşlık ve medenilik kendi milletinin değerlerine saldırmak kıyafetleriyle uğraşmak değildir.

Lütfen biraz akıl biraz izan.

 

 

 

 

 

 

Ondokuzmayıs Üniversitesinden Şehre katkı bekliyorum

2 Aralık 2007 , Pazar | Etiketler : Üniversite

Nerede bir üniversite varsa orada aydınlık var demektir.

İlim var, kültür var sosyal hayat var demektir.

Zira üniversitede görev yapan öğretim üyelerinin bilgi ve becerileri o şehre yansır.

Samsunda da bir Üniversite var.

Bu üniversitenin öğretim üyeleri var, öğretim görevlileri var.

Fakat ben şimdiye kadar şehre yansıması beklenen aydınlığı göremedim.

Evet, göremedim diyorum.

Eğer lütfedip davet ederlerse gider bunları konuşabilirim.

***

İlim adamı demek sadece öğrenciye ders veren demek değildir.

Bulundukları öğretim kurumu ile vatandaş arasında köprü kurar ve o köprüye yolcu olur.

Bunu yapanlar bir elin parmaklarını geçmiyor.

Her geçen gün halka yabancılaşan öğretim üyelerine sesleniyorum.

Burada kendi düşüncem diye söze başlamak yersiz olur.

Üniversiteler halkında yararlanması gereken kurumlardır.

Üniversite bir lise bir ortaokul gibi görülmemelidir.

Ben yanılıyorsam bana şurada yanılıyorsun demelerini bekliyorum.

O dillerimize pelesenk ettiğimiz meşale lafı sadece sözde kalmamalıdır.

Ben o meşaleyi halka kadar taşıyanları görmek istiyorum.

Bazıları halk bizi anlamaz diyorlar.

Boş verelim böyle laf etmeyi de halkın neyi nasıl anladığını iyi bilelim.

Böyle söyleyenler halkın ilerlediği yolu göremeyenlerdir.

***

Ben Samsunda Ondokuzmayıs Üniversitesinin varlığı ile gurur duyuyorum.

Bu gururdur ki bana bu satırları yazdırabiliyor.

Diyorum ya işte.

Haydi, sizlerde biraz kıpırdanın.

Biraz hareketlenin.

Yaşadığınız şehre alışverişin dışında da inin.

Şu çok sevdiğiniz halkın arasına katılın karışın.

Şu ulaşılmaz düşünce ve bilgilerinizden istifade ettirin.

***

Ne gariptir ki bizim halkımız Ondokuzmayıs Üniversitesini Tıp Fakültesinden ibaret sayıyor.

Onu da ya hastalandığı ya da hastası olduğunda görüyor.

Sorsanız üniversite onların gözünde dev bir hastaneden ibarettir.

İşte bu da tartışılması gereken bir hastalıktır.

Gelin bu hastalığı da tedavi edin.

Bu şehri üniversitenin varlığından haberdar edin.

***

Sahi buraya kadar yazdıklarım bir işe yaramayacaksa daha devam etmeyeyim.

Yok, eğer bir cevap verilecek nitelik taşıyorsa bir iki satır daha ekleyebilirim.

Ne diyordum.

Şehrimizdeki Ondokuzmayıs Üniversitesinin ışığını görmek istediğimi söylüyordum.

Aramızdaki 15–20 km.lik mesafe engelliyorsa gel deyinde biz gelelim.

Uzun sözün kısası.

Kabuğuna çekilmiş bir üniversite görüntüsü verilmemesini istiyorum.

Ben Ondokuzmayıs Üniversitesinden bu şehre katkı bekliyorum.

Bu böyle anlaşıla.

 

 


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.