Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Domuz Gribi Aşısının Bilinmeyenleri

24 Ağustos 2009 Pazartesi | İhbar Et | Etiketler : prof. dr. ahmet rasim küçükusta

Son aylarda tüm dünyada ‘domuz gribi’ ile ilgili ne kadar büyük bir yaygara koparıldığını hatırlayın. Oysa Dünya Sağlık Örgütü domuz gribinin bugüne kadar 168 ülkede 160 binden fazla insanda görüldüğünü ve 1154 kişinin öldüklerini bildirdi.

Bunlar pandemi yani dünya çapında bir salgın için devede kulak rakamlar. Her sene olağan grip salgınlarında 3-5 milyon insanın hastalandığını ve 250-500 bin kişinin öldüğünü söylersem sanırım bana hak verirsiniz siz de. Bir pandemide yüz milyonlarca insanın hastalanması beklenir.

Elbette bir virüsün insandan insana bulaşması ve kıtalar arasında yayılım göstermesi toplum sağlığı bakımından çok önemli. Tabii ki böyle bir durumda dikkatli olmak ve gereken tedbirleri almak zorundayız, ancak bu salgını ‘korku ticaretine’ dönüştürmek isteyenler olabileceği de hiç mi hiç unutulmamalı.

Grip aşısı ve grip ilacı üreten firmalar, sonbaharla beraber bu virüsün çok daha büyük salgınlara yol açacağını, bunu önlemenin tek yolunun ise bir an önce aşı olmak olduğunu beyinlere kazımaya çalışıyorlar.

Onlarca ülke grip aşısı kuyruğuna girmiş ve firmalarla yalvar-yakar olmuş durumda. Türkiye de bunlara dâhil.
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, insanlar üzerinde denemelerine başlanan ve son baharda piyasaya çıkması beklenen domuz gribi aşısından 20 milyon doz sipariş verdiklerini açıkladı.

”Domuz gribi aşısına, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelere göre daha zor ulaşacağı” tartışmalarını değerlendiren Buzgan, ”Bu doğru ama biz bu yönden şanslıyız. Çünkü aşı üreticileriyle çok önceden ön anlaşmalar yaptık. Aşı üretim bandından çıkar çıkmaz Türkiye buna ulaşan ilk ülkelerden birisi olacak” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı da geçen hafta hacı adaylarına aşı yapmayı düşündüklerini açıkladı.

Ancak Türkiye domuz gribinin tek çaresi gibi sunulan aşı gerçekten gerekli ve etkili mi, yan etkileri var mı, bu aşıyı hemen almakla acaba doğru mu yapıyor, yoksa halk sağlığı büsbütün tehlikeye mi atılıyor?

Dolduruşa gelmeyelim

Domuz gribi salgınında bir ‘domuzluk’ olduğundan çoktandır şüphelendiğimi daha önceki yazılarımda bildirmiştim.

Bir kere gerçi salgın tüm kıtalarda görüldü ama yaz mevsiminde de olsak hastalanan insan sayısı bir pandemiden beklenenin çok çok altında.       

İkincisi domuz gribinin öldürücülüğü olağan gripten bile çok düşük.

Üçüncüsü domuz gribi virüsünün tabii mutasyonla oluşmadığına ve laboratuar ortamında yaratıldığına dair kuşkuların ve bunu destekleyen bulguların olması.

Aman dikkat

Avrupa Konseyi Sağlık Komitesi Başkanı ve Alman Meclisi Sağlık Komisyonu üyesi ve akciğer hastalıkları uzmanı Dr. Wolfgang Wodarg’ ın Bild gazetesine yaptığı açıklamaya okuyunca bu düşüncede yalnız olmadığımı gördüm. Pandemi korkusunun bir mizansen olduğu görüşünü savunan Wodarg, "Bu, ilaç endüstrisinin dev bir işi" ifadesini kullanmış. 

Birçok üretici firması domuz gribi aşısını insanlar üzerinde denemeye başladıklarını bildirdiler. Otuzdan fazla ülke aşı almak için sıraya girerken hesaba katılması gereken önemli hususlar var.

Bir: Domuz gribi virüsü de olağan grip virüsü gibi hızla antijenik yapısını değiştirebilir ve böyle bir durumda aşının koruyuculuğu çok azalabilir. Nitekim Brezilya Bakteriyoloji Enstitüsü Sao Paulo’ da bir hastadan izole edilen H1N1 virüsünün genetik yapısının Kaliforniya’ da salgına sebep olan H1N1’ den farklı olduğunu belirledi.

Bu sebeple de önümüzde aylarda beklenen yeni domuz gribi salgının antijenik yapısı çok farklı bir türle meydana gelmesi sürpriz olmamalı.

İki: Domuz gribi aşısının yeterli sayıda insanda denenmesi ve yan etkilerinin belirlenmesi için fazla zaman yok. Sınırlı sayıda ve sınırlı deneklerle yapılan araştırmalardan aşının güvenli olduğu sonucu çıksa bile buna yüzde yüz itimat etmek doğru değil. Birkaç bin kişide çok seyrek rastlanan bir yan etki, aşı milyonlarca kişiye uygulandığında çok belirgin olabilir.

Üç: Kısa zamanda çok sayıda aşı hazır etme aceleciliğinin güvenlikle ilgili bir takım tedbirleri zayıflatması hiç de uzak bir ihtimal değil.  Amerika’ da 1976’ da uygulanan domuz gribi aşısının yüzlerce insanın felçli kalmasına ve 30’ unun da ölümüne yol açtığı unutulmamalı.

Dört: Virüste herhangi bir yapısal değişiklik olmasa bile aşının ne ölçüde koruyucu olacağı şu anda tam belli değil. İlk sonuçlar domuz gribi aşısının tek dozunun yeterli olmayacağını, aşının birkaç hafta sonra tekrarlanmasının gerekeceğini gösteriyor.

Gelelim neticeye

Kim ne derse desin, bu domuz gribi salgınında ve tedavisinde bir domuzluk olduğuna dair şüphelerim giderek artıyor.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi
ahmetrasimk@mynet.com

Yoruma kapalı.




Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.