Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kategori : 'Mizah'

“Bir Türkçe sözcük 17 Ingilizce sözcüğe bedeldir.”

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

İnternet’te Dolaşan Bir İddia:

“Bir Türkçe sözcük (+ soru eki) 17 Ingilizce sözcüğe bedeldir.”

Türkçe: Afyonkarahisarlılaştırmadıklarımızdan mısınız?

İngilizce: Aren’t you one of those people whom we tried — unsuccessfully - to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?

Düzelti:

Ben biraz limon sıkmazsam olmaz…

Maalesef yanlışlıklar var:

1. “Aren’t you” diyorsak, “değil misiniz” diye Türkçe’ye bir sözcük daha eklemek gerek:

= Afyonkarahisarlılaştırmadıklarımızdan değil misiniz?

Bunu tedavinin yolu kolay. Üstelik gramer bakımından da fevkalade geçerli:

Are you one of those people whom we have tried unsuccessfully to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?

Şimdi, eder 18 sözcük…

Daha iyisi de var:

Are you one of those people whom we have not been successful to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?

Şimdi, eder 19 sözcük…

* * * * *

Amaaa,

İngilizce bu kadar çabuk teslim olmayacaktır tabiatıyla:

a) “tried unsuccessfully” yerine “failed”; buradan bir sözcük kazanırlar.

b) Londoner, Mancunian (Manchester’li), Liverpudlian (Liverpool’lu) gibisözcüklerden örnekseyerek, “Afyonkarahisarian” gibi bir sözcük üretebilirler:

c) “those people” demek zorunda değiller; “those” yeterli.

d) “Present perfect” ve “simple past” tercihi Türkçe cümlede belirtilemediği için, “simple past” tercih edip bir sözcük de oradan kazanırlar.

e) “whom” sözcüğü sıfat yan cümlecikte özne değil nesne konumunda olduğu için cümleden düşürülmesi son derece tabiidir.

f) Ayrıca Türkçe cümle “benzetmek” kavramını içermiyor; “to make resemble” kavramında geri adım atmak zorundayız.

SONUÇ:

“Are you one of those we failed to make an Afyonkarahisarian?”

Tüh — İndi mi 11 sözcüğe.

Neyse, kadı kızında o kadarcığı da olsun, ama

Yav, işi gücü bıraktık, nelerle uğraşıyoruz?!

* * * * *

NOT 01:

Sizlere 1 milyon sözcüklü bir soru vereyim:

Are you one of those people whom we have not had any success in making think, behave, eat, sleep, look, …….. fart and defecate like the citizens of ————- ?

İkinci boşluğa hangi şehrin insanlarından dayak yemek istiyorsanız, o şehrin adını yazınız.

* * * * *

NOT 02:

Bilinen en uzun kent adı, Kuzey Galler’den geliyor:

Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwyll-llantysiliogogogoch

Şimdi şunu deneyiniz:

Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwyllllantysilio-gogogoch’lulaştıramadıklarımızdanmısınız?

Soru ekini neden ayrı yazmadığıma gelince;
Aman canım, yazım kurallarına uyan kaç kişi kaldık ki şurada?…

* * * * *

NOT 03:

Türkçe gibi “ekleyip yapıştırmalı” (”agglutinative”) gelişmiş bir dilin yanında, zavallı çekimsiz ilkel bir dil olan İngilizce’ye baktıkça, iyi ki Türkçe öğrenmeğe çalışan bir İngiliz olmak yerine, İngilizce öğrenmeğe çalışan bir Türk olarak gelmişim dünyaya, diye seviniyorum…

alıntı

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

Hz. Mevlana Ne Demişmiş, Ne Dememişmiş?

Bana bir pps. dosyası gönderilmiş. Hz. Mevlana’nın sözleri üzerine, pek güzel hazırlanmış…

Ne var ki, son sayfadaki çeviri (Türkçe’den İngilizce’ye) bir mantık felaketi:

“Either exist as you are or be as you look” …demişler.

Peki, bu çeviriyi yeniden Türkçe’ye çevirelim: (Yani, “sağlamasını” yapalım):

Either exist as you are (Ya olduğun halinle var ol = hayatını bu şekilde sürdür) or be as you look (Yada göründüğün gibi ol) (ki, burada “look” fiili seçimi hayli tartışmaya değer)

Google’da şöyle bir baktım; bir sürü yurdum insanı birbirlerinden kopyalayarak çoğaltmışlar.

Hep söylediğim gibi: İnternetteki enformasyon kirliği had safhada… İnternetteki enformasyon kirliği, ünlü yancebimeci medya patronları ve şakşakkı ekonomi prof’larının oluşturdukları karartma ve pembelemeden geri kalmıyor…

Birkaç sitede, daha makul çeviriler buldum.

Örneğin,

“Either be as you appear to be or appear as you are.”

Bendenizin naçizane önerisi:

“Either show yourself as you are, or be as you show yourself to be.” (= Ya olduğun gibi göster kendini; yada kendini gösterdiğin gibi ol.)

Not: tamamen alıntıdır

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

İNGİLİZCE’NİN EN SIRIK BOYLU SÖZCÜKLERİ…

The Longest Words in the English Language

Bana ençok sorulan sorulardan birisi de: “İngilizce’deki en uzun sözcük hangisidir?” One of the questions I am often asked goes: “What is the longest word in the English Language?”

Bunların çoğu kimyasal bileşiklerin, hastalıkların adları, veya teknik terimler… Yani pek fazla ilginç sözcükler değiller… Most frequently, they are names of chemical compounds and diseases or technical words, and not very interesting to remember or talk about.

Sanki, salt “en uzun sözcük yarışmasına katılsınlar” diye uydurulmuşlar gibi… It is as if the only purpose they were coined for was to serve as examples of longest words…

İşte belirleyebildiğim bazı örnekler… Here are some examples:

antidisestablishmentarianism: Asıl anlamı “İngiliz Kilisesi’nin Kaldırılmasına karşı olmak”… Günümüzde çoğu zaman “müesses nizamın kaldırılmasına karşı olmacılık” anlamında kullanılıyor ve yaygın olarak İngilizce’deki en uzun sözcük olarak biliniyor.

honorificabilitudinity: “honorificabilitudo” yani “honourableness” sözcüğünden türetme yoluyla… Şekspir’in kullanmış olduğu en uzun sözcük olma şerefini taşıyor: “I marvel thy master hath not eaten thee for a word; for thou art not so long by the head as honorificabilitudinitatibus: thou art easier swallowed than a flap-dragon.” [Love’s Labour’s Lost, Act 5, Scene 1]

floccinaucinihilipilification: Mizahi bir sözcük. Anlamı: “değersiz bulma huyu veya eylemi”…

hippopotomonstrosesquipedalian: Bir sıfat. Anlamı “çok çok uzun bir sözcüğe ilişkin”. Hipopotam ve monster köklerine akrabalığı yanında, Latince sesquipedalis, “bir buçuk ayak, yani çok uzun” [sesqui, “bir yarım daha” + pes, ped-, “ayak”] kavramından oluşturulduğu görülüyor.

supercalifragilisticexpialidocious: 1964 Walt Disney “Mary Poppins” filmi ile ünlenen bir sözcük. Filimde kullanılan biçim, “supercalifragilistic” idi. “Şahane, harika” anlamında, genelde çocuk dilinde kullanılan bir uydurma sözcük…

pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis: Walla, bunu da hekimlere sorun, kardeşim — herşeyi ben bilemem!! [Anladığım kadarıyla bu bir hastalık adı: “ince silikat veya kuarts tozlarının ciğerlere çekilmesinden kaynaklanan pnömokoniosis !!”

* * * * *

Not: tamamen alıntıdır

Meraklısı İçin Akla Zarar Bilgiler

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

Bir tek dişi yeşil sineğin yumurtasından çıkan bütün yavrular yaşasa sinek hanım bir haftada 409.550 evlat sahibi olabilir.
Bir insandaki toplam damar uzunluğu 150 bin km’dir.Dünya ile güneş arasındaki mesafe ise 150 milyon km’dir.
Çağlar boyu kan emici diye korkup kaçığımız yarasalar saatte 300 kadar zararlı böcek türünü yiyor.Muz ve avokado ağaçlarının çiçek polenlerinin taşınmasını sağlayarak insan için çok yararlı bir rol üstleniyorlar.
İngiliz Matematikçi Robert Recorde,1557 yılında yayımlanan Bilginin Bileytaşı adlı eserinde eşitliği göstermek için “=” işaretini ilk defa kullanmıştır.Fermat ile Descartes “=” işareti için sonsuz sembolünü tercih etmişlerdir.Bu konuda eşit anlamına gelen “dequus”kelimesinin Latince yazım şeklinin baş harfinden yararlandıkları sanılmaktadır.
Çay İngiltere’ye 17.yüzyılda geldi.Çayın nasıl içileceğini bilmeyen bir çok İngiliz suyunu döker yapraklarını kaşıkla yerdi.
Dünyanın en genç satranç ustası olma başarısı Sergey Karjakin 12.5 yaşındayken elde etmiştir.12 Ocak 1990 doğumlu Sergey Karjakin’in bu rekorunu kıran daha küçük bir satranç ustası hala çıkmış değil. Jose Casablanca ise 103 oyuncuya karşı aynı anda satranç oynadı ve sadece bir tanesinde berabere kaldı,diğerlerinin hepsini kazandı.
Oxford İngilizce sözlüğe göre İngilizce’deki en uzun kelime “pneumonoultramicroscopicsilicovolcanoconiosis”dur.
Ağzımızı balla tatlandırmak için minik balarılarının çektikleri zahmet dile kolay.Bir kaşık bal yapabilmek için çiçeklere 4000 kere gidip geliyorlar.
Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç var ve hergün yaklaşık 100 tanesi dökülüyor.İnsanın tek tel saçı ise 85-90 gram ağırlığı kopmadan taşıyabiliyor.
M.S. 9. yüzyılda oyun kağıtları,kağıt para ve tuvalet kağıtları Çin’de yaygın olarak kullanılıyordu.
Londra!daki kağıt eşya bürosu bildiriyor:Son bir sene içinde taşıt araçlarında daldın yolcular tarafından unutulan eşyalar:Bir bisiklet,Afrika’da yaşayan cinsten küçük bir ayı,eksiksiz bir caz orkestrası takımı,bir Çin mabedi minyatürü,bir çöp kutusu kapağı,her birinin içinde yüksek değerde gümüş bulunan 8 büyük para torbası.
Sıkı çalışan bir erişkin günde 15 litreye yakın terler.Bu terin çoğu insan farketmeden buharlaşır.
Ünlü yazarlardan Balzac’ın el yazısı o kadar kötü ve okunaksızdı ki dizgicileri deli ederdi.Balzac’ın kitaplarını yazan matbaanın dizgicileri matbaa sahibiyle bir anlaşmaya varmışlardı.Bir dizgici Balzac’ın bir sayfasını sökebilmek için 1 saatten fazla uğraşmayacaktı.
Kartal en hızlı uçan kuştur.Bazı kartallar havada inanılmaz bir sürat yaparak aşağıya doğru inişe geçtiklerinde saatte yaklaşık 322 km hız yaparlar.
Çin kadınlarının inancına göre giydikleri elbisenin renginin erkekler üzerinde farklı tesirleri olurmuş.Mavi renk onları büyülermiş,kırmızı heyecanlandırır,siyah dize getirir,beyaz köleleştirir,sarı ise mutlu edermiş.

İLGİNÇLİKLER

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

Bunları biliyor muydunuz?

* Hindistan’da oyun kağıtları yuvarlaktır.

* Çocuklar baharda daha fazla büyüyor.

* Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor.

* Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor.

* Bu oranı tutturmak için bir insanin yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.

* Eğer barbie gerçekten yasasaydı vücut ölçüleri 97-72 82 cm olacaktı.

* İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor.

* Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.

* Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla
kalori harcıyoruz.

* Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.

* Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.

* Yıllara göre ortalama alındığında , her sene eşekler tarafından
öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölenlerin sayısından daha fazla.

* Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.

* İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.

* Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır.

* İnsanlar beyinlerinin sadece %10′unu kullanırlar.

* Filler zıplayamayan tek memelidir.

* Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.

* Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.

* Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her
tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir.

* Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.

* Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.

* Fareler kusamaz.

* Hapşırdığınız zaman, kalbiniz de dahil olmak üzere bütün vücut
fonksiyonlarınız bir an için durur.

* Tom Sawyer daktiloda yazılan ilk romandır.

* Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde
hiçbir değişime uğramamışlardır.

* Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve kulaklarımızın büyümesi
asla sona ermez.

* Kediler ültrason seslerini duyarlar.

* Zürafaların ses telleri yoktur.

* Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunurlar.

* Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan ölmeden dokuz gün
yaşayabiliyor.

* İngiltere’deki bütün kuğular kraliçenin malıdır.

* Kutup ayıları solaktır.

* Amerika’da satışa sunulan ilk cd, bruce springsteen’in “born in the usa”
albümüdür.

* Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.

* Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.

* Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kuştur.

* Zürafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir.

* Yunuslar bir gözleri açık uyurlar.

* Kangurular geri geri yürüyemezler.

* Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.

* Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi Çinliler.

* Sineklerin beş gözü vardır.

* Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur

* Mexico City her sene 25 cm kadar batıyor.

* Buckingham sarayı’nda 602 oda bulunuyor.

* Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülke.

* Külot giymediği için Donald Duck’in çizgi filmlerinin Finlandiya’da
oynatılması yasaktır.

* Peru ‘da hiç umumi tuvalet yoktur.

* Hitler ve Napolyon’un tek testisleri vardı.

* Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman 23 yaşındaydı.

* Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyon.

* Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama
dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.

* Bir big mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor.

* Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük
salgılar.

* Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg.

* Ortalama bir insan hayatı boyunca iki yılını telefonda konuşarak
harcıyor.

* Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor.

* Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon ton.

* 18 şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.

* İnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit miktarda yiyecek
tüketiyorlar.

* Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır.

* Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan
yirmiden fazla sözcük vardır.

* En yakın oldukları noktada, Rusya ve Amerika’nın birbirlerine
uzaklıkları dört km ‘den daha azdır.

* Central park’ta yüzmek yasalara aykırıdır.

* Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.

* New York bir zamanlar Amsterdam’dı.

* Virginia Woolf kitaplarının çoğunu ayakta yazmıştır.

* Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde yaptığı resimleri
yakarak ısınırdı.

* Suudi Arabistan’da hiç ırmak yoktur.

* Monako’nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.

* Sığırların dört tane midesi vardır.

* Zürafalar yüzemez.

* Sperm insan vücudundaki en küçük hücredir.

* Ortalama olarak, Amerika’da günde üç adet cinsiyet değiştirme operasyonu gerçekleşmektedir.

* İnsan beyninin % 80′i sudur.

* Victoria zamanında, kadınlar göğüslerini büyütmek için çilek banyosu yaparlardı

* Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatını kaybediyor.

* Bir kromozom bir genden daha büyüktür.

* İleri doğru bir adım atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır.

* İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg.

* Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.

* Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır.

* Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kası harekete geçirmek gerekiyor.

* Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk körü oluyorlar.

* Döllenmeden doğuma kadar bir bebeğin ağırlığı beş, milyon kat artıyor.

* Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir

Tersten Okunduğunda Aynı Kalan Cümlelerden Haberiniz Var Mı?

19 Ocak 2008 Cumartesi 1 Yorum »

Mesela “mağara daha dar ağam”ı tersten okuyun ve görün. Ya da “al kasada sakla”yı tersten okuyun…

İnternette “www.aklaziyan.com” adlı sitede, dönüşük cümleler de denilen palindroma yer veriliyor.

Üstün Alsaç’ın Anastas Mum Satsana: Anagramlar, Palindromlar ile Başka Dil ve Sözcük Oyunları Üstüne Denemeler adlı kitabından ve çeşitli kişilerin gönderdiklerinden derlenerek hazırlanan dönüşük cümleler, okuyanları şaşırtıyor.

Sözlü olarak kullanıldığında dönüşük olduğu farkedilmeyen ama yazılı haldeyken dikkat çeken cümlelerden bazı örnekler şöyle:

Adamla çene çalma da.
Al Azmi, imzala.
Ali, tanışın: Atila.
Al kasada sakla.
Altan, attan atla.
Al yarısını sırayla.
At, sahibi gibi hasta.
İlaç iç Ali.
İtti mi, kim itti?
Kaba Talat’a bak.
Kaç lan alçak.
Kıza yazık.
Lale, Gül’ü gel al.
Mağara daha dar ağam.
Pay ederek iki kerede yap.
Rıza, Haluk okula hazır.
Zamkı çok, o çıkmaz.

Cevabı Verilesi Sorular

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

Bu sorulara sizin cevabınız nedir?

-Yüzmek zayıflatıyorsa balinalar neyi yanlış yapıyorlar?

- Mısır yağı mısırdan, ayçiçek yağı ayçiçeğinden elde ediliyorsa; bebek yağı nereden elde edilmektedir?

- Süper yapıştırıcı herşeyi yapıştırdığı halde niçin içinde bulunduğu tüpün iç cidarlarını yapıştırmamaktadır?

- Niçin yanlış çevrilen telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz?

- Niçin falcıya gitmeden evvel randevu almak gereklidir?

- Eğer bugün hava sıcaklığı 0 derece ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava kaç derece olacaktır?

- Niçin “tek heceli” kelimesi diyebilmek için dört hece kullanmaktayız?

- Neden insanlar gökyüzünde 400 Milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, yeni boyalı yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar?

- Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında gerçek limon suyu kullanılmaktadır?

- Evli insanlar gerçekten daha mı uzun yaşamaktadırlar yoksa öyle mi hissetmektedirler?

- Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla çökmektedir?

- Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları yakınca ne olur?

- Bir şizofren intihar etmekle tehdit ediyorsa, rehin alma suçundan yargılanabilir mi? Abdullah Gül bu işe ne der?

- Niçin fare kokulu kedi maması yok?

- Kadınlar niçin tuvalete yanlız gidemezler?

- Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde teflon tavaya nasıl yapışmıştır?

- 24 saat açık benzin istasyonlarının kapılarında neden kilit vardır?

- Kör bir eskimonun kızak köpeği kör müdür?

- Niçin uçaklarda paraşüt yerine can yeleği vardır?

- Kar küreyicisinin şöförü sabah işine neyle gelmektedir?

- Bir çok tüketim maddesinde “Buradan açınız” yazmaktadır, eğer “Başka bir yerden açınız” yazsaydı ne yapmamız gerekirdi?

- Eğer uçağın karakutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır?

Türk Erkeğine Hitaben

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

EY TÜRK ERKEĞİ!!!

Birinci vazifen karına, çocuklarına ve gözlerine sahip çıkmaktır. Mevcudiyetinin yegane temeli budur. Öncelikle karın en kıymetli hazinendir. Seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek akkayalar ve sallılar olabilir.

Bir gün evliliğini kurtarmak mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için Televole ve benzeri programları düşünmeyeceksin. Bu durum hayatını renklendirmeyi düşündüğünde, ya da 40′ından sonra ortaya çıkabilir.

Evliliğine tecavüz etmek isteyen bilumum sarışın, esmer ve kumrallar hayatta emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Canim karım dediğin ama arada unuttuğun eşin, sana geçici de olsa bir körlük nasip edebilir. Aileniz fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey asil Türk erkeği, iste bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen,yuvanı kurtarmaktır. Ama eğer yapamazsanız merak etmeyin, evinizdeki Türk kadını, ne hata yaparsanız yapın sizi sevecek ve kurtaracaktır. Çünkü onu siz seçtiniz. Mutluluklar.

Fizik Sorusu

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

Bu soru Kopenhagen daki bir Üniversitenin fizik sınavından alınmıştır:

“Bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl
bulursunuz, anlatınız.”

Öğrencilerden birinin cevabi: “Barometrenin ucuna bir ip bağlarsınız.
sonra gökdelenin tepesinden asıp sallarsınız. Barometre yere
değdiğinde
ipin boyuyla barometrenin boyunun toplamı gökdelenin yüksekliğini
verecektir.” Bu oldukça orijinal cevap hocayı çileden
çıkartmaya yetti ve öğrenci dersten kaldı. Öğrenci cevabinin doğruluğu konusunda
itirazda bulundu ve Üniversite durumu çözmek için başka bir hoca gönderdi.

Bu noktada öğrenci hakkında ne düşünürdünüz? Sizin
kararınız ne olurdu ?
Çocuk kalmalı mi geçmeli mi ?

Yeni hoca, cevabın aslında doğru olduğuna fakat kayda
değer bir fizik bilgisinin varlığını göstermediğine karar verdi. Sorunu
çözmek üzere ;
Öğrencinin en azından asgari bir temel fizik bilgisi olup olmadığını
anlamak için ona altı dakika vererek sorunun sözlü cevabını vermesi
kararını aldı. İlk beş dakika genç sessizliğe gömüldü. Alnı
düşünceden kırış kırış olmuştu. Hoca zamanın tükenmekte olduğunu
hatırlattığında genç çeşitli cevaplarının olduğunu fakat hangisini kullanacağına karar
veremediğini söyledi. Tekrar acele etmesi tavsiye edilince genç söyle
cevapladı:

“İlk olarak, barometreyi gökdelenin tepesine çıkartıp
kenarından aşağı bırakıp yere inene kadar geçen süreyi ölçersiniz. Binanın
yüksekliği (H=0.5 x g x t kare) formülü uygulanarak hesaplanabilir. Fakat
barometre için kotu bir seçim…”

“Veya güneş parlıyorsa, barometrenin yüksekliğini
ölçersiniz. Sonra onu bir yere dikip gölge uzunluğunu ve sonra da gökdelenin gölge
uzunluğunu
ölçebilirsiniz. Bundan sonrası basit bir orantıyı çözmek olacaktır”

“Fakat bu konuda gök bilimsel bir cevap istiyorsanız
barometrenin ucuna bir sicim bağlayıp onu bir sarkaç gibi sallandırabilirsiniz;
önce yer seviyesinde daha sonra da gökdelenin tepesinde. Yüksekliği
T=2pi kare kök (I /g) formülündeki farktan yararlanarak bulabilirsiniz.”

“Yahut da gökdelenin dışarısında bir yangın çıkış merdiveni varsa
barometreyi bir cetvel gibi kullanarak yukarıya çıkarken gökdelenin boyunu
barometre yüksekliği biriminden sayıp bunları toplayabilirsiniz.”

“Eğer ille de SIKICI olmak istiyorsanız, tabii
ki barometre ile gökdelenin tepesindeki ve yer seviyesindeki basıncı
ölçer milibar cinsinden çıkan farkı feet’e çevirebilirsiniz ve yüksekliği
bulursunuz.”

“Ancak bizler daima zihnin bağımsızlığı ve bilimsel metotlar kullanma konusunda teşvik edildiğimiz içindir ki en iyi yol şüphesiz hademenin kapısını çalmak ve yeni bir barometre isteyip istemediğini sorarak gökdelenin yüksekliğini söylemesi durumunda ona bu barometreyi vereceğimizi söylemek olurdu.”

Simdi genci dinledikten sonra hala ayni şeyi mi
düşünüyorsunuz ? Geçmeli
mi kalmalı mı ?

Öğrencinin adi : Niels Bohr, Fizik’te Nobel ödülü kazanan tek Danimarkalı.

Türklere Mahsus Ölümler Sadece Türkiye’de… :D:D

19 Ocak 2008 Cumartesi Yorum yok »

Türklere Mahsus Ölümler
Sadece Türkiye’de…

- Bir işçinin 600 tonluk press makinasının arasından emeklemek
suretiyle geçerek ucundaki 2450 santigratlık fırında sigarasını
yakmaya çalışması.
(KarabükDemir Çelik Fabrikaları)

-Kurtarmaya gelen ambulansın suratınıza park etmesi.
(E5 Otoyolu, Kumburgaz mevkii)

-Traş olurken berberin “rahatlatır” güdümlü, boynu aniden sağa sola
çevirme hareketi sonucu, boynun kırılması.
(Erzurum, Merkez Berber Salonu)

- Kafasında mermer kırdırmaya çalışan medyatik karatecilerin travma
sonucu ölümü
(Esenler Karete Salonunda)

- Kurban bayramında kaçan koçların boynuzları bir yerlerinize sokması
sonucu ölüm
(K.Maras’ın Çoğulhan Kasabası)

- Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza sheltox sıkmak suretiyle ölüm
(İstanbul/Sultanbeyli)

- Bir arabaya 11 kişi binip viyadüğe uçmak
(Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)

- Katta olmayan asansöre binme teşebbüsü
(Ali Kırca/Kuruçesme’deki evinde; sadece yaralanma)

- Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle olusan toplu ölüm.
(Dudullu’da bir Köy nişan töreninde)

- Ormanda zehirli mantarları ailece yiyerek,anaa ne güzel !!? diyip
akşama evde ölü bulunan Türk ailesi
(Datça’da)

- Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı
ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak göçmek
(Bodrum/Yalıkavak Köyü)

- Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı çıkartmak için
ayağını silkelerken elektrik çarptığını sanan yardımsever bir laz
tarafindan kafasına kürek, kalas vb vurularak ölmek.
(Rize/Ardesen Kasabası/Tunca Köyü)

- Denizcilik işletmesinin Gaziantep tankerinde geçen bir olay:
Geminin üçüncü mühendisi kontrol için geminin buhar kazanına girer
(kimseye haber vermemiştir). Daha sonra işgüzarın biri “niye bu kazan
kapağı açık” der ve kapağı kapatır akabinde gemi sefere çıkar.
(Kocaeli/Dilovasi İskelesi)

- Yolda mutlu mesut yürürken kafaya balkon düşmesi
(Gene Dudullu’da)

- Para çekmek amacıyla girilen bankamatik gişesinde elektrik çarpması
sonucu ölüm.
(Ziraat Bankası, Bozcaada Şubesi)

- Trafik kazasından yaralı olarak kurtarılıp, hastaneye kaldırılırken
ambulansın kaza yapması sonucu ölüm.
(Ülkemizin bir çok şehrinde sık rastlanan bir vaka)

- Bir marangozhanede çalışan işçiler iş çıkışı üzerlerindeki talaşları
kompresör ile temizlemektedirler. Bu arada arkadaşına yardımcı olan
işçi Ali, şaka olsun diye, Burhan’ın neticesine doğru hava tutar. Buna
içerleyen Burhan, “öyle şaka olmaz böyle olur” diyerek hava
tabancasını alır ve Ali’nin makatına sokar. Bağırsakları patlayan Ali
hastane yolunda hakkın rahmetine kavuşur.
(İstanbul, Ayazağa Sanayi Sitesi)

- Nüfus sayımı nedeniyle bom bos olan otoyolda bir sayım görevlisinin
bariyerlere girmesi sonucu ölümü.
(TEM otoyolu Gebze mevkii)

- Aynı iş yerinde biri gündüz bir gece vardiyasında olmak üzere
çalışmakta olan baba oğuldan biri mobylette motor ile işe gitmekte
diğeri ise bir başka mobylette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki
sert bir virajda karşılaşmaları ve birbirlerine selam vermek isterken
çarpışıp beraberce ölmeleri.
(Konya, Meram Mahallesi)

- Kafalar güzel bir şekilde TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş
kişinin; süper fm’de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı
sağa çekmesi ve Otoyol da göbek atmaya başlaması sonucu ölüm. Daha da
ilginci bu 5 kişiden 3′ünün ölümü ve üçüne de ayrı ayrı araçların
çarpmış olması.
(Adapazar/Hendek)

- Eskiden anlatılan bir lunapark vakası: Parkın 2 kafadar gece
bekçisi, uçan sandelye midir nedir işte onu çalıştırıp bi güzel
kurulmuşlar. Bekçilerin ikisi de bütün gece kusarak hakkın rahmetine
kavuşmuşlar.
(Yil:1971,yer:Göztepe Lunaparkı “Şimdilerde Göztepe Parkı’nın oldugu mevkii”)

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.