Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

galatasaray

17 Nis

Haydi Gençler İlim Öğrenmeye

Ebû Derda (r.a.) anlatıyor:

“Allah Resûlü’nü (s.a.v.) şöyle derken dinledim:

‘Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır.

Melekler, yaptığı işten dolayı duydukları hoşnutluğu belirtmek üzere ilim öğrenenin üzerine kanatlarını gererler. Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.

Alimin, ibadetle meşgul olan (âbid) kimseye olan üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar. Peygamberler miras olarak sadece ilim bırakırlar. Kim ilmi elde ederse büyük bir pay ele geçirmiş olur.”

Ebû Davud, Tirmizî, İbn Mâce, Beyhaki ve İbn Hibban

“Oku..”4

Allah-u Teâlâ’nın, Peygamberi Muhammed’e (s.a.v.) söylediği ilk söz. Hz. Peygamber’in kalbine inen ilk vahiy nuru… Vahyin ilk ışıltısı ve ilk aydınlığı…

Okumak ilmin yolu; ilim ise bilmenin kaynağıdır. Bilgi ise aklın ve kalbin nurudur. Bilgi olmadığı takdirde akıl ve kalp, cehaletin ıssız vadilerinde, dalaletin çöllerinde nereye gittiğini bilmez şaşkın bir halde kalakalır. Bilgi olmadığı sürece akıl ve kalp asla hidayet yolunu bulamaz.

İlimden maksat; bireyin dünya ve ahiret hayâtında kendisinden faydalandığı ve başkalarına da faydalı olduğu her ilimdir. Özelikle insanı evrenin, hayâtın ve eşyanın değişmez kanunlarının kaynağı olan Yaratıcı’ya bağlayan ilimdir. Çünkü insanın öğrendiği ve keşfettiği bütün bilgilerin yegane kaynağı ve mercii ancak Allah’tır. Aynı şekilde elde edilen maddi neticelerin kaynağı da O’dur.

Çiftçinin ürün elde etmek, hasat almak ya da istifade etmek amacıyla toprağa bıraktığı çekirdek ya da tohumu düşün. Allah işte o çekirdek ve tohumun ürününü verebilmesini belli koşullara bağlamıştır. Bu koşullardan bir tanesi eksik olsa, toprağa bırakılan o çekirdek veya tohum asla beklenen ürünü vermez.

Çiftçinin ya da ziraatçinin tecrübeleri ve uygulamaları esnasında elde ettiği ilmin kaynağı ve esası Rabdir. Çekirdeğin, tohumun, havanın, suyun, güneşin Rabbi… Aynı şekilde çalışan elin, gözlemleyen gözün, şefkatli gönlün Rabbi…

Bütün bunların üstünde ise “ümit” var…

Bol ve temiz ürün elde etme ümidi…

Geçmişte ve günümüzde birtakım insanlar, ümidi ve imani ilmi temelinden saptırarak kendi zanlarınca birtakım zaruri sonuçlara bağladılar. Gerçekte onlar hakikatin etrafında dolaşmakta ama ona asla ulaşamamaktadırlar.

Çünkü ümit gayb’dır… Gayb ise yalnızca Allah’ın kudret ve tasarrufundadır.

İlim konusunda, dünyevi ilimleri ve özelliklerini mutlaka anlatacak olsaydım, dini ilimleri anlatmadan geçmezdim. Çünkü dini ilimler anlatılmaya daha layıktır. Kaldı ki, dini ilimleri anlatmak da ilim öğretme ve öğrenmenin bir çeşididir. Bazen zındıklığın amaçlandığı, yıkımın hedeflendiği ve dini ilmin ifsadı niyetiyle öğrendiği durum bunun dışında kalır… Bunda ise pek çok tehlike vardır. Allah’ın Resûlü (s.a.v.) ne kadar doğru söylemiş:

“Ümmetim hakkında en çok endişe ettiğim şey, çok bilmiş her münafıktır.”

Hadis-i şerîfe, temiz ve iffetli söze dönüyoruz:

“Hiç kuşkusuz ilim öğrenmek farzdır.”

İlmin farz oluşuna ilişkin pek çok özendirici faktör vardır. “Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır…”

“Kolaylaştırır” sözcüğünde duralım.

Hadis-i şerîfte buyurulmaktadır ki:

“Cennet gönle hoş gelmeyen şeylerle çevrilidir.”

Öyleyse cennet yolu zorlu ve çetindir. Cennet’in etrafı meşakkat, yorgunluk ve bıkkınlıklarla kuşatılmıştır. Cennet yolcusu pek çok yanılmalara, yanlışlara, tökezlemelere düçar olacaktır.

İnsan nefsini tahrik eden şehvet çukurları, keyfi arzuların zirveleri, şehvet dikenleri ve tırmıkları… Ter, gözyaşı, mücadele, savaş ve sabır…

Bunların hepsi ilmin kaynağına sımsıkı bağlanmış ilim öğrencisinin önünde kolaylaşmaktadır. Niçin?

Çünkü ilim öğrencisi, engeller karşısında ancak apaçık bir delille hareket ederek bütün engelleri hiçbir zorluk ve sıkıntı duymadan aşmaktadır. Asla şaşkınlığa düşüp yolunu kaybetmemekte, yolda tıkanıp kalmamakta ve tereddüt etmemektedir.

İlim öğrencisinin karşılaştığı kolaylığın ilki ve en büyüğü, meleklerin kanatlarıdır.

Bu kanatlar ilim öğrencisi için yere iner ve son derece şefkat ve yumuşaklıkla onu üzerine alır. Sonra, engellerin üstüne yükselip adeta engellerle alay ederek, onlara aldırmadan geçip gitmesi için meleklerin kanatları ilim öğrencisini kaldırır, yükseklere çıkarır.

Meleklerin kanatlarında manevi dereceler kateden ilim öğrencisi dünya hayâtının ağırlıklarından hafiflediğini, yeryüzünün kir ve pisliklerinden gönlünün ve vicdanının temizlendiğini hisseder.

Vicdanında hoşnutluk nağmeleri ve mutluluk melodileri ses verir. Yüzünde derin bir neşe belirir.

Sonra bütün bunlar yola devam etme azmi ve kararlılığı biçiminde davranışlarına akseder.

Bu durum gerçekte Hz. Peygamber’in (s.a.v.) haber verdiğinden başka bir şey değildir:

“Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.”

Denizlerin karanlık mağaralarında ve yoğun su katmanları altında yaşayan balıklara varıncaya kadar tüm canlılar ilim öğrenen kimse için sürekli mağfiret diliyorlar. Mağfiret dilekleri su katmanlarını yarıyor, nihayet suyun yüzeyine çıkıyor ve bir ahenk içinde diğer dualara katılıyor.

Sevgili gençler…

İlim öğrencisinden bütün dünya razı ve hoşnuttur.

Aileden başlayıp tüm canlılara varıncaya kadar bütün dünya…

Makam ve onur bakımından ilim öğrencisinin sahip olduğu fazilet ve üstünlüğe denk hiçbir fazilet ve üstünlük yoktur… İbadetle meşgul olan (âbid) kimse Allah katında ve insanlar nezdinde yüksek bir derecede olduktan sonra, ilmiyle amel eden alim de, elbette daha yüksek bir makamda ve daha ulvi bir mertebede olacaktır.

Alimin âbid kimseye olan üstünlüğü, dolunayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir.

Dolunayın bulunmadığı bir gecede yıldızlar parlak bir biçimde ortaya çıkarlar ve etrafa ışık saçarlar. Hatta ışığı cılız en uzaktaki yıldız bile belirginleşir, göze gelir. Ama ay ortaya çıkıp dolunay halini aldığında o yıldızlar tutulur, gizlenir ve tevazu gösterirler.

Alim ile âbid arasındaki fark işte böyledir!!..

“Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar. Peygamberler miras olarak sadece ilim bırakırlar. Kim ilmi elde ederse büyük bir pay ele geçirmiş olur.”

Büyük bir miras, ağır bir sorumluluk, zor bir emanet…

Kime bu miras verilmiş ve o da bunları hakkıyla takdir edip kıymetini bilerek, gereğini yerine getirmiş ise muhakkak o dosdoğru bir yola (sırat-ı müstakim’e) iletilmiştir. Kime de bu miras verilmiş ve o da bunları hakkıyla takdir edemeyerek kıymetini bilmeyerek, gereğini yerine getirmemiş ise muhakkak onun ameli boşa gitmiştir. Ve kime de bu miras verilmemiş ve o da bunları elde etmek için gayret göstermemiş ise muhakkak o dünyasını ve ahiretini ziyan etmiştir.

Sevgili gençler…

Göz ve kalplerimizden cehalet örtülerini kaldırmaya ve ardından hayât yolculuğunu sürekli olarak başkalarının ardısıra giden ve onlara uyan kuyruk insanlar olarak değil; onurlu önderler olarak sürdürmek için bu mirası elde etmeye ve ona olan güveni yeniden sağlamaya ne kadar muhtacız.

Aklıma konuyla alakalı çok güzel bir hikaye geliyor.

Rivayetlere göre;

Hz. Peygamber’in vefatından sonra Ebû Zerr (r.a.), bir gün Medine’nin çarşılarını dolaşıyordu. İnsanları kargaşalı bir halde gördü. Dünya hayâtı onları iyiden iyiye meşgul etmiş, hayât meşgalesi onlara egemen olmuş, akıl ve duygularını esir almıştı.

Ebû Zerr (r.a.), dünya hayâtının müslümanları bu derece meşgul etmesinden endişeye kapıldı. İnsanlara seslendi:

–İnsanlar! Şimdi mescidde Muhammed’in mirası dağıtılırken siz mal ve ticarete kendinizi kaptırmış ne yapıyorsunuz?!

Bu söz üzerine insanlar derhal mescide koşuştular.

Ancak mescidde rukü ve secde eden, ibadet edenlerle birlikte, ilim öğreten alim ve ilim öğrenen öğrenciler ve fıkıh öğreten fakîh ve fıkıh öğrenen öğrencilerden başka bir şey göremediler. Derhal homurdana homurdana geldikleri gibi ökçeleri üzere geri döndüler. Ebû Zerr’e (r.a.):

–Mescidde, söylediğinden bir şey göremedik?! dediler. Ebû Zerr (r.a.):

–Muhammed’in mirası işte odur, cevabını verdi.

Bu bir hatırlatma ve öğüttü.

Sevgili gençler…

Ben de size ve kendime bu mirası hatırlatıyor ve onu öğütlüyorum. Zira hatırlatma ve öğüt, Allah’a inanan (mü’min) insanlara fayda verir.

[1] Alak, (96): 1

Haydi Gençler İlim Öğrenmeye
Namaz ve Ruh Temizliği
Helal Kazanç
İnsan İçin En İyi Arkadaş: Kur’an
Genç Kız Bedenini Örtmeli
Allah’ın Rahmetinden Mahrum
Ellerinizi Doğru Kullanın
Önünüzden Yiyin
Doldurulan En Kötü Kap:Mide
Hamd ve Şükür Edin
Birlikte Yaşadığınız Kişilere Karşı Katı Olmayın
Kötülükleri Değiştirelim
Boş Gezen İnsanlarla Birlikte Olmak
Hayırda Yardımlaşmak
İntihar Cinayetttir
Anne Babaya İyilikte Bulunmak Cihad Hükmündedir
İslamî Şahsiyet, Her Türlü Durumda Olumlu Ve Yapıcı Rol Oynar
Haya İmandandır
Güzel Ahlâk, Olgun İmanın Göstergesidir
İslam Yumuşaklık Dinidir
İyilik ve Takvada Yardımlaşmak
Selâmı Almak
Hastayı Ziyaret Etmek
Cenazeyi Uğurlamak
Davete İcabet Etmek - Aksırana Dua Etmek
İzin İstemek, İslam’ın Ziyaret Âdâbındandır
Yalan Her Fenalığın Başıdır
İmanınızı Her Gün Tazeleyin
Beş Vakit Namazı Kılmak
İtaat Etmek
İnsanlardan Hiçbir Şey İstememek
Kıskançlık Yapmayın
Öfkelenmeyin
Abdest Almak
İslam İnsanın Dış Görünümüne de Önem Verir
Yoldan Önce Yoldaş
Allah İçin Sevmek
Allah’ın Kullarına Karşı Büyülenmekten Sakının
Ömür, Gençlik, Mal ve Bilgimizden Sorumluyuz
Şükür, Allah’ın Hakkıdır
Gençler Büyüyünceye Kadar Yeriniz Burası
Her Türlü Şefkatin Kaynağı: İslâm
Müslümanın Malı ve Canı Korunmuştur
İlim Öğrenmekteki Gayeniz Hakk’a Hizmet Olun
Sonsöz

17 Nis

Efendimizin Şemaili

Yaratılış ve ahlâk itibariyle insanların en üstünü idi.
Bütün Peygamberlerin en güzeli o idi.
Boynu uzun ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları kalın, parmakları uzundu.
Kendisi şişman değildi.
Uzuna yakın orta boylu, güçlü ve kuvvetli idi.
Mübarek cildi ipekten yumuşaktı.
Yüzü hafifçe yuvarlak, kaşları hilâl gibi idi.
Kirpikleri uzun, gözleri kara, büyük ve son derece güzeldi.
Saçları ne pek kıvırcık, ne de pek düz idi.
Sakalı sık ve tamdı. Uzun değildi.
Cismi güzel, kokusu hoş idi.
Sünnetli olarak ve göbeği kesik vaziyette doğmuştu.
Yüzü gül gibi kırmızıya benzeyen beyaz ve nuranî, berrak ve ışıklı idi.
Dişleri inciler gibi beyazdı.
Konuşurken ön dişlerinden nurlar saçılır, gülerken ağzında ışıkların bile aydınlandığı sanılırdı.
Koku sürünsün veya sürünmesin teni ve teri en güzel kokulardan daha güzel kokardı.
Mübarek eliyle bir çocuğun başını okşasa, o çocuk diğerleri arasından hemen seçilir, belli olurdu.
Pek uzaktan işitir, kimsenin göremeyeceği mesafeden görürdü.
Bir yere giderken sağına soluna bakıp yürümez, vakar ve süratle ilerlerdi.
Yüzünde nur, sözünde kuvvet, lisanında bir güzellik vardı.
Herkesin aklına göre söz söyler, herkese güler yüz gösterirdi.
Kimsenin sözünü yarıda kesmez, haşin davranmaz, mütevazi yaşardı.
O’nu ansızın görenler heyecan ve sevgiyle ürperir, konuşunca hayran olurdu.
Bütün insanları hoş tutar, hizmetçilerine şefkatle muamele ederdi.
Kendisi ne yer, ne giyerse, hizmetçilerine de onları yedirir, onları giydirirdi.
Çocukları çok sever, saçlarını okşar, onlarla konuşurdu.
Son derece cömert, sözüne sâdık ve merhametli idi.
Güzel ahlâk bakımından insanların en üstünü idi.
Hülasa kâinatın efendisi, Allah’ın sevgilisi, mü’minlerin baş tacı, hasta gönüllerin ilâcı, çaresizlerin yardımcısı, mazlumların koruyucusu, düşünülebilen her türlü üstünlüğün sahibi idi.
Allah’ın salât ve selamı O’nun ve O’na yakın olanların üzerine olsun.

04 Nis

Laptopu ile ayda 750 bin dolar kazanıyor

Hindistan’ın Haydarabat kentinde yaşayan felçli Sujatha Burla’nın azmi görenleri hayrete düşürüyor. Sadece ellerini kullanabilen genç SujatHa, laptop bilgisayarıyla yaptığı borsa işlemlerinde ayda 750 bin dolardan fazla para kazanıyor.

Borsada yakaladığı istikrar ve başarısıyla en kıdemli işadamlarını bile şaşırtan 28 yaşındaki Sujatha Burla’nın hayat öyküsü, yıkılmış hayallerin ardından gelen ümit ve metanetin belirgin örneğini sergiliyor.

21 yaşında trafik kazası geçiren Sujatha, o günden itibaren başkalarının yardımına muhtaç durumda. Vücudunun omuzlarından aşağısı felç olan genç kızın, hayalleriyle beraber arkadaş çevresi de kaybolmuş. 2001 yılında gerçekleşen acı kaza sonrasında, tekerlekli sandalyeye mahkûm olduğunu söyleyen Sujata, ne olursa olsun kendisini hayattan koparmadığını belirtti.

Vücudunun hareket eden tek yardımcı organı elleriyle hayata tutunmaya çalıştığını kaydeden Sujatha, borsaya başlamadan önce dikiş yaparak hem vaktini değerlendirdiğini, hem de çevredeki fakir kadınlara iş imkânı oluşturduğunu ifade etti.

Sujatha, 2004′te babasının ölümüyle ikinci bir darbe daha yemiş. O günden itibaren hem ellerini hem de kafasını kullanmaya karar veren Sujatha, Hindistan borsasında döviz alıp-satmaya başladı.

Laptopuyla internet üzerinden borsada hisse alıp satan Sujata, ayda ortalama 750 bin doların üstünde ciro yaptığını, bazen tek günde 15 bin dolar kazandığını anlattı. Sadece fiziksel engelli olduğunu yineleyen Sujatha, kazadan sonra hayatında değişmeyen tek şeyin gülüşleri ve bitmeyen ümitleri olduğunu dile getirdi.

Zaman

04 Nis

Türk Hava Yolları havada rekor kırdı

 

Türk Hava Yolları’nın 2007 yılı konsolide mali tabloları İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na gönderilerek açıklandı. Mali tablolara göre THY, yıllık net kar oranlarında rekor kırdı.

2007 yılı net esas faaliyet karı 546 milyon YTL olarak gerçekleşti.

Türk Hava Yolları’nın 2007 yılı konsolide mali tabloları İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na gönderilerek açıklandı. Mali tablolara göre Türk Hava Yolları’nın net esas faaliyet karı 546 Milyon YTL olarak rekor bir düzeyde gerçekleşti.

Döviz kurlarında yaşanan düşüş sonucunda ağırlıklı bilanço kaynaklı net kur farkı zararına rağmen net dönem karı 292 Milyon YTL olarak önceki yılın yüzde 63 üzerinde gerçekleşirken, bu sonuçlara göre 2007 yılı operasyonel kar marjının, yüzde 11.44, net kar marjının ise yüzde 6,12 olduğu belirlendi.

DOLULUK ORANI  % 72,7′YE ULAŞTI

THY’nin esas faaliyet gelirleri ise yüzde 18 artışla 4 milyar 773 Milyon YTL oldu. Tarifeli hizmet gelirlerinin yüzde 76’sı dış hatlardan, yüzde 24’ü ise iç hatlardan elde edilirken, akaryakıt giderlerinin esas faaliyet giderleri içerisindeki payı bir önceki yılda olduğu gibi yüzde 28 olarak gerçekleşirken, ikinci önemli gider kalemi olan personel giderlerinin payının ise yüzde 24 olduğu ifade edildi.

Konu ile ilgili THY’den yapılan açıklamada, “Gelirlere paralel olarak trafik sonuçlarındaki büyüme trendi devam etmiştir.” Denilirken, yolcu sayısının bir önceki yıla göre yüzde 16 artışla 19,6 milyona, taşınan kargo-postanın da yüzde 13 artışla 180 bin tona ulaştığı belirtildi.

Arzedilen Koltuk talebindeki yüzde 13 artışa karşılık ücretli yolcu da yüzde 19 artışın meydana geldiği THY’de böylece doluluk oranının 4 puan artışla yüzde 72,7’ye çıkmış oldu.

“Türk Hava Yolları’nın 1 Nisan 2008 tarihinde dünyanın en büyük havacılık ittifakı olan Star Alliance’a üye olmasıyla birlikte yolcularımız, tek biletle 162 ülkede 965 farklı noktaya uçma, ittifak üyeleri ile yapılan uçuşlarda mil kazanma, kazanılan milleri diğer ittifak üyeleri uçuşlarında harcama, dünya havalimanlarındaki 790’ı aşkın özel yolcu salonu hizmetlerinden yararlanma ve benzeri diğer olanaklara kavuştular.” diyen Türk Hava Yolları Mali Komite Başkanı Hamdi Topçu açıklamasında, “Türk Hava Yolları bir yandan sağlıklı büyümesini devam ettirirken diğer yandan kalite ve müşteri odaklı çalışmalarını hızlandırarak devam ettirmektedir.” dedi.

Haber 7

03 Nis

ABD füze kalkanına NATO onayı

NATO devlet ve hükümet başkanları, ABD’nin Avrupa’ya füze savunma sistemi kurulması önerisini onayladı. Füze kalkanının "müttefiklerin korunmasına yapacağı önemli katkıya" vurgu yapıldı.

Basına bilgi veren Amerikan delegasyonu yetkilileri, zirve kararlarında Polonya ve Çek Cumhuriyetine kurulacak üslerle oluşturulacak füze kalkanının "müttefiklerin korunmasına yapacağı önemli katkıya" vurgu yapıldığını belirtti.

Rusya, ulusal güvenliğini tehlikeye attığı ve kendisini hedef aldığı ileri sürerek, ABD’nin füze kalkanı önerisine karşı çıkıyor.

Akşam saatlerinde Bükreş’e gelmesi beklenen Rusya Devlet Başkan Vladimir Putin, yarınki NATO-Rusya Konseyinde ittifakın devlet ve hükümet başkanlarıyla bir araya gelecek.

Rus kaynakları, ilk kez NATO zirvesine katılacak olan Putin’in, Kosova’nın bağımsızlığı ve NATO’nun genişlemesi kapsamındaki itiraz ve endişelerini dile getireceğini belirtiyor.

AA

03 Nis

İngiliz basını Fener’i konuşuyor!

 

Fenerbahçe’nin Chelsea galibiyeti ada basınında büyük yankı buldu. The Daily Telegraph "Fenerbahçe, Chelsea’yi serseme çevirdi ", The Guardian "Gelecek salıya kadar Chelsea´yi uykusuz geceler bekliyor"
3.4.2008

Kazım’a dikkat çektiler
Fenerbahçe ile İngiltere’nin Chelsea takımı arasında oynanan ve Fenerbahçe’nin 2-1 galibiyetiyle sona eren Avrupa Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk karşılaşması İngiliz basınında büyük yankı uyandırdı. İngiliz bulvar gazetelerinden Daily Express, Fenerbahçe’nin Chelsea’yi "şaşkına çevirdiğine" dair bir başlıkla haberi okurlarına duyururken, bu sonuçla Chelsea’nin Şampiyonlar Ligi umudunun "hassas bir dengeye oturduğunu" yazdı. Sheffield United’ın eski oyuncusu Colin Kazım’ın sonuçtaki önemli etkisine dikkat çekilen haberde, Chelsea’nin Deivid’in kendi kalesine attığı golle galip duruma geçtiği hatırlatılırken, "Eğer Kazım 54. dakikada sahneye girmeseydi bu galibiyet daha da katmerli hale getirilebilirdi" denildi

 

"Tam bir felaket"
Chelsea’nin beş yılda dördüncü yarı finalini oynayabilmesi için gelecek hafta Londra’da Stamford Bridge stadında oynanacak maçı galip olarak bitirmesi gerektiği de hatırlatılırken, İstanbul’daki maçın atmosferine de dikkat çekildi. Heberde, "Chelsa her pozisyona girdiğinde stat ayağa kalktı, top her Fenerbahçe’ye geçtiğinde stat bu kez de onlara tezahürat yaptı" denildi. The Daily Mail gazetesi de maç sonucuna geniş yer verdi ve "düzgün bir ilk yarı sonucundan sonra tam bir felaketin yaşandığını" yazdı. Chelsea’nin ilk yarıda "yenilemez" bir görüntü sergilediğini, harika olduğunu kaydeden Mail, özellikle Michael Ballack’ın topu savunmadayken atağa geçirmekte büyük bir ustalık sergilediğini belirtirken, "Ancak ikinci yarıda adeta kayboldu. Üstelik kaybolan sadece o değildi" diye yazdı.

Soğukkanlı Fenerbahçe
Fenerbahçe’nin, Deivid’in hatasının ardından paniğe kapılmamayı başardığını, aksine bütün sezon boyunca Şampiyonlar Ligi’nde gösterdiği soğukkanlı tutumu aynen sergilediğini kaydeden gazete, çok az sayıdaki futbol sahasının Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda ortaya konulan seyirci coşkusuna sahne olabildiğini de vurguladı. 50 bin seyircinin hep birlikte top her Chelsea’ye geçtiğinde ıslık çaldığı, ne zaman Zico’nun futbolcularına geçse coşkuyla destek verdiği belirtilen haberde, "Atmosfer tam anlamıyla tehlikeliydi ve Fenerbahçe atakları geldi" diye yazıldı. Stamford Bridge’in ikinci ayağa ev sahipliği yapacağını ve ortamın son derece heyecanlı olacağı da belirtilirken, "Böyle de olmak zorunda. Bu patlamanın ardından daha azı kurtarmaz" denildi. Chelsea’nin daha fazla hata yapma lüksü bulunmadığı da kaydedilirken, "Grant, Chelsea’nin geleceğini belirleyecek maç için gaza basarken, hiç hata payı olmayacak. Chelsea’nin, ligi, Manchester United’ı filan bir tarafa bırakması ve başarı için tek şansları olan bu maça kilitlenmesi lazım. Ancak Chelsea’nin yarı finaldeki yeri artık garanti değil" denildi.

"Allah’tan bir ara sustular"
The Daily Telegraph gazetesi de Fenerbahçe’nin, Chelsea’yi serseme çevirdiğini yazdı ve maçın sonucunda Colin Kazım’ın önemli etkisine dikkat çekti. Deivid’in kendi kalesine attığı golün Chelsea’ye erken bir galibiyet sevinci yaşattığı belirtilen haberde, "Chelsea maçı Colin Kazım yedek kulübesinden çıkana ve durumu eşitleyene kadar kontrolünde götürüyordu. Deivid sonucu galibiyet haline getiren golü de attı" denildi.Chelsea’nin, Şükrü Saracoğlu’nda Türk futbol seyircisinin "geleneksel" karşılamasına tabi tutulduğu da kaydedilirken, "Allah’tan Deivid’in kendi kalesine attığı golle bir ara sustular. Bu noktadan itibaren Chelsea rahatladı ve oyunun hakimiyetini ele aldı, ancak buna ikinci bir gol ekleyemediler. Bir ara Essien buna yaklaştı, ama olmadı" ifadelerine yer verildi. Haberde Chelsea’nin Kazım’ın oyuna girmesiyle o dakikaya kadar sergilediği hovardaca tutumun bedelini ödediği belirtilirken, Kazım’ın zekice ataklarıyla Chelsea defansını böldüğü kaydedildi

Hovardalık sonucu…
Chelsea’nin, şimdi yarı finale ulaşmak gibi zor bir hedefi bulunduğu, Avram Grant’ın üzerinde büyük bir baskı bindiği de kaydedildi. The Guardian’ın haberinde de Deivid’in ataklarının Chelsea’yi evine baş ağrısıyla gönderdiği belirtilirken, "Chelsea’nin kendisinden başka suçlayacağı hiçbir şey yok" denildi. Chelsea’nin aslında çeyrek finalin ötesine geçme şansı olduğu belirtilen haberde, erken gelen golün konuk takıma "bir dilim şans" ikramı olduğu, ancak Chelsea’nin bundan sonra ayağına gelen fırsatları kullanamayıp, "hovardalıklarının sonucunda mateme boğulduğu" kaydedildi.

"Uykusuz geceler bekliyor"
Dalganın yönünün ikinci yarıda Kazım’ın oyuna girmesiyle başladığı da belirtilirken, Kazım’ın imajının yeni çevresinde yeniden oluştuğu, genç futbolcunun Fenerbahçe’nin başarısını parlattığı ve ilk golün de sahibi olduğu ifade edildi. Deivid’in ikinci golüyle Chelsea’nin gelecek salı günü oynanacak rövanşın hiç de kolay olmayacağını anladığı da belirtilirken, "Gelecek salıya kadar Chelsea’yi uykusuz geceler bekliyor" denildi.

 

"Kazım rüyaları yıktı"
The Independent gazetesi de Avram Grant’ın, "ihtişamlı bir sonuca ulaşmak konusunda gördüğü tatlı rüyanın Kazım tarafından yerle-bir edildiği"ni yazdı. Kazım’ın İngiltere’deki spor geçmişine dikkat çeken Inpependent, genç futbolcunun Doğu Londra’daki Leytonstone semtinden Boğaz kıyılarına yaptığı muhteşem yolculukta yeni bir sayfa yazdığını vurguladı. The Times gazetesi de Chelsea’nin, Fenerbahçe’den acı bir ders aldığını belirten bir başlıkla haberi yayımladı. Kazım’ın, Chelsea’yi zor bir yola soktuğunu da vurgulayan Times gazetesi, Chelsea’nin aslında dün sezonun en iyi futbollarından birini oynadığını, ancak şok bir yenilgi aldığını kaydetti.

"Zavallı Grant"
Avram Grant’ın yenilginin sebebini izah etmekte zorlandığını da kaydeden gazete, "Grant, kendi suçu olup olmadığına bakmaksızın yanlış giden her şeyi şansa yükledi. Oysa iyi bir menajer kaybetmesi gereken maçı bile kazanmanın yolunu bulan kişidir. Zavallı olanları ise kazanmaları gereken maçları bile kaybeder" diyerek Chelsea’nin teknik direktörünü ağır bir dille eleştirdi. Başlangıçta Chelsea’nin yeterli güvene sahip olduğunu, hatta kendine fazla güvenmesinin en büyük sorunu olduğunun bile söylenebileceğini kaydeden gazete, Fenerbahçe’nin taraftarlarının da desteğiyle iki gol attığına dikkat çekti. Haberde, Şampiyonlar Ligi’nin Chelsea’de bu sezon ikinci menajerin kafa derisini de tehlikeye sokabileceğini öne sürdü.

03 Nis

AB, PKK’yı terör listesine almadı!!

 

Avrupa’dan PKK’ya yine destek geldi. Avrupa Adalet Divanı terör örgütü PKK’nın, Avrupa Birliği terör örgütleri listesine alınması için yapılan talebi reddetti. İşte ayrıntılar:

Avrupa Adalet Divanı, terör örgütü PKK’nın AB terör örgütleri listesine alınmasına ilişkin AB Konseyi kararını iptal etti.

Adalet Divanı, PKK ve KONGRA-GEL isimlerinin listeden çıkarılmasını kararlaştırdığını duyurdu.

Terörist Osman Öcalan, "PKK’nın şefi" sıfatı kullanarak, Lüksemburg’da bulunan Adalet Divanı’na avukatları aracılığıyla başvuruda bulunmuş, örgütün 2 Mayıs 2002′de dahil edildiği AB terör örgütleri listesinden çıkarılmasını talep etmişti. Bu girişime, KNK (Kürdistan Ulusal Kongresi) adına da Şerif Vanlı katılmıştı.

Adalet Divanı, 15 Şubat 2005 tarihinde, AB Konseyi’nin PKK’yı AB terör örgütleri listesine alan kararına yönelik bu itirazları reddetmiş, Osman Öcalan’ın, "artık var olmadığını", "eylemlerinin yasal olmadığını" bizzat kendisinin belirttiği söz konusu örgütü temsil etme yetkisi bulunmadığını açıklamıştı.

Mahkeme, "var olmayan" PKK’nın, KNK üyesi de olamayacağını belirtmişti.

Adalet Divanı, geçen yılın başında, temyiz üzerine, terörist Öcalan’ın adli başvuru hakkı olduğu görüşünü onaylayarak teröristlerin taleplerinin tekrar incelenmesine yeşil ışık yakmıştı.

Adalet Divanı, Halkın Mücahitleri örgütüne ilişkin daha önceki bir kararını temel ve örnek aldığı bugünkü kararıyla AB’nin terör örgütleri listesine ilişkin tartışmaları bir kere daha gündeme getiriyor.

 

-HALKIN MÜCAHİTLERİ-

 

Avrupa Adalet Divanı, 2006 aralık ayında, İranlı muhalif örgüt Halkın Mücahitleri’nin AB terör örgütleri listesine alınması ve mal varlıklarının dondurulmasına yönelik kararı iptal etmişti.

Adalet Divanı, AB Konseyi’nin 2002 yılında aldığı bu kararın "gerekçesiz olduğunu" ve "savunma haklarını" ihlal ettiğini, kararın savunma dinlenmeden verildiğini belirtmişti.

Adalet Divanı yetkilileri, bu kararın ardından, Halkın Mücahitleri örgütünün AB terör örgütleri listesinden çıkarılması gerekeceğini duyurmuştu.

Halkın Mücahitleri örgütünün sorumlusu Meryem Recavi, basına yaptığı değerlendirmede, "Adalet Divanı’nın kararını memnuniyetle karşıladıklarını, örgütün teröristler listesine alınmasının İran’daki mollaları tatmin etmeye yönelik siyasi bir eylem olduğunu, adli kararın, örgütün yasal yapısına güç kazandırdığını" söylemişti.

AB Adli Servis Müdürü Jean-Claude Piris, Adalet Divanı’nın kararından sonra Halkın Mücahitleri’nin AB terör örgütleri listesinden çıkarılmayacağını ve dondurulan mal varlığının serbest bırakılmayacağını açıklamıştı.

Piris, buna rağmen, AB’nin karar organı olan Konseyin, "terör örgütlerine karşı tavrını tekrar belirlemek" durumunda kalacağını ifade etmişti.

AB, Adalet Divanı’nın bu tür kararları üzerine, terör örgütleri listesine alınanlara "bir şekilde" savunma hakkı vermenin ve listeye alınma kararına "gerekçeli" temel hazırlamanın yollarını arıyor.

 

-AB’DE TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİ TARTIŞMASI-

 

AB terör örgütleri listesinde yer alan Hamas’ın Filistin seçimlerinden zaferle çıkmasının ardından sıkıntılı günler yaşayan AB bünyesinde terör örgütleri listesine ilişkin tartışmalar uzun zamandır devam ediyor.

AB diplomatları, Adalet Divanı’nın Halkın Mücahitleri ve PKK kararları ardından yeni tartışmalara konu olan ve "ne işe yaradığı" sorgulanan AB terör örgütleri listesinin "bir anda çökebileceğini" ileri sürüyorlar.

AB, ABD’de, 11 Eylül 2001′de yaşanan terör eylemlerinin hemen ardından oluşturduğu terör örgütleri listesine Hamas’ı en baştan almış, bu örgütün siyasi kanadını da daha sonra listeye eklemişti. ABD tarafından da "terörist" olarak nitelenen Halkın Mücahitleri de, PKK da listeye 2002′de eklenmişti.

Terörizme karşı mücadele, terör örgütlerinin mali gelirlerini kontrol etmek ve engellemek amacıyla oluşturulduğu var sayılan liste, özellikle adli kurumların görüş ve kararları dikkate alınarak şekillendiriliyor.    

Her 6 ayda bir gözden geçirilen terör örgütleri listesinde değişiklik yapmak için AB dışişleri bakanlarının mutabakatı gerekiyor.

AB bürokratları, "teknik ve gizli" olarak nitelendirilen toplantılar çerçevesinde listenin içeriğini belirlerken, alınan kararların gerekçelerini açıklamak zorunda bırakılmıyor.

AB listesinde yer alan PKK ve DHKP-C gibi terör örgütlerinin çeşitli AB ülkelerinde temsilcilikler bulundurmaları ve izinli gösteriler düzenlemeleri, bu örgütlerin üyelerinin bazı AB ülkelerinde "himaye edilmeleri" de söz konusu listenin etkinliğinin sorgulanmasına, diplomatik gerginliklere ve çeşitli eleştirilere konu oluyor.

Belçika Dönem Başkanlığı sırasında, 2001 sonunda, "ABD’nin baskılarıyla" oluşturulan AB terör örgütleri listesinin "sadece sorun kaynağı olduğu" görüşünü savunan bazı AB’li diplomatlar ise Adalet Divanı kararlarının, "listenin çökertilmesi için bahane olarak değerlendirilebileceğini" ileri sürüyor.

AA

02 Nis

MEHMET AKİF ERSOY ŞİİR YARIŞMASI SONUÇLANDI

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Mehmet Akif Ersoy Şiir Yarışması Ödülleri sahiplerini buldu. Jüri Heyetinin yapmış olduğu değerlendirmeden sonra Ödül almaya hak kazanan şiirler şu şekilde sıralandı. 

1. Yeter DEMİR    (LAL)   
2. Celalettin KURT (İSTANBUL ÜSTÜNE SESLER / BERCESTELER) 
3. Doç. Dr. Halil ALTUNTAŞ (MAVİ BERELİ RESİM) 

MANSİYONLAR (3 Adet) 
- Gizem ÖZCAN (YAŞIYORUZ)

- Abdurrahman YILMAZ  (M. AKİF’E, AZİZ RUHUNA İTHAF OLUNUR)

- Meltem GÜCEK (BAĞIŞLA BENİ ANNE)

bizde blog yönetimi olarak YETER DEMİR i kutlar başarılar dileriz..

02 Nis

Mini anket

AKP nin kapatma davası ile ilgili düşünceleriniz neler? Sizce Türkiye için daha mı iyi olacak yoksa herşey kötüye mi gidecek?? YORUMLARINIZI BEKLİYORUM..

Not: Kesinlikle taraflı değildir.Her yoruma açıktır.

01 Nis

Fidelya Hanım Sitemizde..

Evet yanlış duymadınız ünlü Türk düşünür Fidelya Geçici sitemizde geziyor birçok buluşuyla adından söz ettiren Fidelya Hanım Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Şu anda evli 5 çocuk annesi olan Fidelya hanım eğitim dünyasındaki başarısını şu sözlerle belirtiyor. ‘ Başarımı okul aile öğretmen üçlüsüne borçluyum.’ Şu anda sitemizin geleceği ile tahmin yapması beklenen Fidelya Hanım siteyi geziyor. Menderes Anadolu Lisesinde okumuş olan Fidelya hanım lisede pek başarılı olamasada üniversitede parmakla gösterilen öğrenci  olmayı başardı.. :D

Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.