Edebiyat Kategorisindeki bloglar
|
13 Nisan 2008 , Pazar
Kategori (Edebiyat)
insan düşüncelerinin çekimi ile bir karadeliğin çekim gücü birbirine benzer çünkü ikisinde de zaman ve mekan kavramları söz konusu değil.sonsuz bir derinliğe ve bilinmezliğe sahipler…biraz iddalı oldu değilmi ,ama neden öyle olmasın,eğer öyleyse istemediğimiz durumları kendimize çekmemek için düşüncelerimize çok dikkat etmeliyiz.
|
|
22 Mart 2008 , Cumartesi
Kategori (Edebiyat)
En asil güzellik türü bizi birden bire çarpmaz,fırtınalı ve sarhoş edici saldırılarda bulunmaz(böyle bir güzellik türü kolayca nefret uyandırır);tersine en asil güzellik,neredeyse farkında olmaksızın yanımızda taşıdığımız ,ağır ,ağır içe işleyen ve yine kimi zaman bir rüyada karşılaştığımız ,ama en sonunda ,uzunca bir süre yüreğimize özenle yerleştirdikten sonra ,bize tamamen sahip olan ve gözlerimizi yaşlarla ,yüreklerimizi tutkuyla dolduran türden bir güzelliktir.
Friedrich Nietzsche insanca pek insanca kitabından
|
|
14 Şubat 2008 , Perşembe
Kategori (Edebiyat)
Var olmak adına bir şarkı ,var olmak adına bir şiir ,var olmak adına bir ömür geçiriyoruz.peki gerçekten varmıyız..bizi gereçek yapan hangi duygumuz…belkide duygularımızdır gerçeğin örtücüleri.var zannettiğimiz bir mekan ve akıp gittiğini düşündüğümüz bir zaman var.peki gerçekten renk ,koku ,tat var mı ? yoksa biz bize öğretilmiş olan şartlanmalarımı yaşıyoruz…nasıl bir arınma bizi gerçek kılar …insan ,kendi kapasitesi ne ise evrenide o kadar algılayabiliyor.kimse kendi kapasitesinin dışını değerlendirip bunun farkındalığını yaşayamaz.ama içimde ki beni kendi kapasitemin dışına iten bir şeyler var…yaşadıklarımdan öğrendiklerimden ve hissettiklerimden daha öte bir yaşam boyutu var.insan oraganik bir çöp olmaktan daha öte…beyninde tüm evreni resmedebilen ve yüreğinde kendi sınırsızlığını yaşayan bir varlık.insan kendi sınırsızlığına kendi de inanmalı …kendi sonsuz yaşamının sorumluluklarını almalı ,kendi içinden çıkıp yükselmeli,duygularından yukarıda kendisinin gözlemleyicisi ve öğreticisi olmalı.yeri geldiği zaman hamallık yapıp taşıdığı bilgi birikimini ve kültür yoğunluğunu bir yere bırakıp önyargısız kendinde yeni ufuklara yol açmalı.ama kendinde boğulmadan …okyonus olmalı belki insan herşeyi kucklayabilmek için.şimdilik var olanın bende bir adı yok …çünkü kapasitemi çok fazla aşıyor…evren bir organizma ;kendi sistemi,kendi kuralları var.öyle bir sistem içerisinde var olmaya çalışıyoruz ki herşey anda var olup anda yok oluyor…hafızamızda ki süreklilik duygusu anı algılayamamakta ve bu sürekilik duygusu yeni bir anı ,yani her yeni başlangıcı geçmişle kıyaslamakta ve bu yüzden kendimizde zaman duygusu yaratıp ,ya geçmişte ,ye gelecekte yaşıyoruz…yada yaşadığımızı varsayıyoruz .yani insan zakasının ve aptallalığını bir sınırı yok .zekası olupta hangi tür kendi türünden varlıkları katleder,linç eder ve bunu insanlık ve demokresi adına yapar..aynı göğün altın aynı havayı soluyoruz biz bütünüz…
|
|
19 Aralık 2007 , Çarşamba
Kategori (Edebiyat)
zehra seni mutlu kılan şeyler nelerdir diye bana sorsalar ,hemen cevap veremem önce düşünürüm .düşündüğüm şey nasıl ki acılar bana öğretildi ,muhakak ki mutluluklarda bana öğretildi .içimden gelerek hiç bitmesin isteyerek duyduğum mutluluk…?
kış mevsimi beni mutlu ediyor veya huzulu kılıyor.kışın rengini seviyorum .kokusunu ve sanatsal duruşunu seviyorum .ağaçların gövdesini ,dallarının zerafetini ve çıplaklığını seviyorum .ben bu görünüşün altında asilliği,yalınlığı,vurdumduymazlığı seviyorum.sonsuz devasal gücü seviyorum.aşkı tanımlıyorum ,sonrada aşkı sözcüklerden çıkarıp yaşıyorum .benim yüreğimi hop ,hop ettiren ,gördüğüm her kareyi ölümsüzleştirmek arzusuyla yanıp tutuşturan kış mevsimine duyduğum aşktan geliyor.
kışın farklı ,farklı yollardan geçmişimdir,ama her farklı yolda farklı farkındalıklar yaşamışımdır.gece kondu evlerinin olduğu mahallelerde ,ben o evleri şanslı bulurum çünkü evlerinin önlerinde kendilerine ait tellerle çevrili bahçeleri vardır,bu bahçelerin içinde çok çeşit meyve ağaçları ,enine sürülmüş toprak parçalarında çeşitli sebzeleri varıdır.kendileri üretip kendileri yerler.çiftçilik yapmaktan hoşlandıkları için veya ağaç yetiştirmekten zevk aldıkları için orda oturmazlar .onların dönümle ifade edecekleri arsaları yoktur.onlar mecburen orda yaşarlar.bu mecburiyeti yaşanabilir hale getirmek için ,küçük evlerine ,küçük bahçeler yaparlar.bu küçük hanelerde ,büyük mutluluklar gibi ,büyük acılada paylaşılır,o yollarda geçerken görürüm ,
|
|
20 Kasım 2007 , Salı
Kategori (Edebiyat)
İçimde bir ses bana sürekli aynı şeyi fısıldıyor "gerçek ne?"Gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki çoğunluğun uyguladığı ve takip ettiği yol ,gerçeğe giden yol değil.çünkü gerçeğe giden yolda kişi kendi ile başbaşadır.gerçeğin şakşakçıları ,aferincileri yoktur.gerçek önce insanın kendini bilmesi ,haddini bilmesi ile ışığını gösterir.peki insan tam anlamıyla neyi kapsıyor..gücünün bir sınırı var mı?…veya egosunun bir sınırı var mı
insan içinde devasal bir gücü barındırırken ,bi okadar da kendinden habersiz ,gücünün farkında değil …ama bi o kadarda masum …olaylara geniş baktığım zaman ,psikolojik,sosyolojik,ekonomik, …diyorum ki insan olmak ,insanca yaşamak,onurlu bir şekilde ölmek hakikaten zor.ama olmayacak bir şey değil…
insan deyince o kadar çok şeyi kapsıyorki bu kelime ,evren kelimesi ile aynı anlamı yüklüyorum insan kavramına
.en büyük erdemimiz içimizde ki devasal sevginin gücü…aslında bizim insan olarak en büyük açlığımız sevilmek arzusu ,önemsenmek arzusu ,bence insan hiç birşey olmasada tek başına bir dünyadır .insan insandır olmaya gelmiştir ve yaşayarak var olacak.
insan organik bir çöp değil ,içinde sonsuzluğu barındıran ,sınırsız bir varlık ,insanı sınırlayan bir şey varsa o da gene insanın kendisi olabilir düşünceleri olabilir…insanın sonsuz kudretteki yaratıcıya bağlı olduğunu ve içinde ki devasal gücün ondan geldiğini bilerek cesurca ,özgürce yaşamalı .içimizde ki devasal güç sevgi olmalı diye düşünüyorum ,,,sevgiyle kalın
|
|
11 Kasım 2007 , Pazar
Kategori (Edebiyat)
Aynı göğün altında ,aynı oksijeni soluduğumuz ama bize bi o kadar uzak ve farklı gelen bireylerden söz etmek istiyorum .onları alışveriş mağzalarında,pazarda,denizde ,sinemada ,tiyatroda,restoranda,kısaca hayatın içinde göremiyoruz.engelli arkadaşlarımdan söz edeiyorum ,bedensel engelli,görme engelli,işitme engelli,zihinsel engelli bireylerden bahsediyorum.kendimiz gibi olan ,insanca yaşama haklarına sahip olan bireylerden sözediyorum.bedensel engelli arkadaşlarım için ,parklarda kaldırımlarda ,alışveriş merkezlerinin çoğunda halen düzgünce, tekerlekli sandalye ile gidebilecekleri kaç alan var.veya görme engelli bireyler için trafik ışıklarında,yanına gelince ses çıkaran cihazlar yapılabilinir,dur,bekle ,geç veya şimdi aklıma gelmiyor ama bir uyaran olmalı onlar için .zihinsel engelli arkadaşlarımız onlar zihinden öte bir yürekle yaşıyorlar…arkadaşımızın ,komşumuzun zihin engelli bir çocuğu olabilir lütfen bu gibi durumları anlayışla karşılayalım ve durumumuzu hazmedip onlara elimizden geldiğince yardım edelim .ne oldum değil ne olcağım demeliyiz.hayat geçiyor ve her an bedensel engelli,görme engelli,işitme engelli ve zihin engelli olabillirizhayatta en ağır şey ,herşeye sahip olupta bunları insanca kullanamamak,düşünemeyip düşünce engelliler kervanında yeralmak ,insan kendini hazmetmeli ve kendi dışında ki bireyler içinde eğer elinden geliyorsa birşeyler yapmalı .artık sokakta .parkata ,markette her yerde ,engelli arkadaşlarımızında içimizde bizimle beraber iç ,içe yaşamasını arzu ediyorum .anneler çıkarın çocuğunuzu evinizden ,kimse kimsenin elinden doyasıya yaşamak hakkını alamaz,doyasıya sevme ve sevilme hakkını alamaz ,arkadaşlar atın kendinizi caddelere ,sokaklara,eğlence yerlerine.kim rahatsız oluyorsa o kapatsın kendini evine zaten bu rahatsız kişiler ruhlara bedenlere mahkum ,özgürlüğü tadamamış kimseler. zihinsel engelli olupta davranış problemleri çok olan veya hiperaktif olan çocukları eve kapatmak değidir çare…gerçek insan,gerçek dost sizi her halinizle kabul eder.toplumun dikkatli ve iyice dönüp ,dönüp bakmasının sebebi ,sizin çocuğunuzun farklılığı için değil ,göz aşinalığı olmadığı için .eğer toplumun her kesiminde engelli arkadaşlarımızı aramızda görebilirsek .bu bakışlara maruz kalmayız…
|
|
11 Kasım 2007 , Pazar
Kategori (Edebiyat)
yaşantımızda edindiğimiz çoğu bilgiyi günlük hayatımızda kullanmak yerine genelde ,edindiğimiz kültür birikimmini ,ahmak kesmek ,sürekli yargılamak,akıl vermek adına kullanıyoruz.bilgiyi hazmedip hayatımıza geçremiyoruz.biz biliriz,bildiklerimizi tartışarak beyin jimlastiği yaparız.bilgiyi kullanıp egomuz orgazm olduğu zaman sigara yakarız,günün konusu her neyse günden hakkında kendimizi galip ilan ederiz,sfır eylem susarız.bilgeliğimizden susmayız,eylemsizliğimizden ,bizi eyleme götürecek bilgi ve donanımdan uzak olduğumuz için susarız.
varoşlar:aydın ve entel insanlar onlar hakkında kitap yazsın ,metin yazsın,sinema yapsın ,dizi çeksin diye varoş olmaz.(elbette gerçekleri yanstıp teoriden pratiğe uyarlanan ,projeler ve başyapıtlara,iyi filmlere ve onlara geri dönüşüm sağlayan her türlü etikinliğe ,ve bu faliyetleri sürdüren gerçek aydın,gerçek sanatçılara ,yatırımcılara saygım sonsuz ve iyki varlar)hayat şartları ,öyle gerektirdiği için onlar varoştur.durum böyleyken sözde elit tabaka ,sözde sanat tabaka ,veya paralarına para katmak isteyenler ,içindeki ben duvarını hazmedemezde içki sofralarında"ne olacak bu memleketin hali"tümcesini meze yaparlar.azar,azar yemek bitimine kadar rakılarının yanında aparatif alırlar"memleket sorunlarını …hazmet :senin beyin kıvrımlarında ego damarların pıtılaşmasın diye konuştuğun halk tabakası ,senin beyaz peynir yerine koyduğun meze olamaz.timsah gözyaşların senin olsun ,bu ezilmişlik seni kendi gözyaşlarınla boğar ve bu insanca bir ölüm olmaz
|
|
10 Kasım 2007 , Cumartesi
Kategori (Edebiyat)
hazımsızlık kapasitemizden daha fazlasını bedenimize,duygularımıza,düşüncelerimize yüklediğimiz ,bize bir beden büyük gelen ve üzerimize oturmayan dolayısızyla taşıyamadığımız için bizi içten ve dıştan hasta eden bedensel ve duygusal bir tranva türüdür…
doğanın insandan önce varoluşu onu duygusal anlamda daha olgun daha hazımlı kılıyor olabilir.doğanın kendi içinde bir ahengi ,bir dengesi ve sürekli bir biçimde değişimi var.doğada bir ot ,ottur ,bir gül güldür,karanfil kendisini ,orkideye benzetmeye çalışmaz,hiç biri, bir diğerinden ne üstün ,nede aşağıdır.kendi dengelerinde hayatın akışında ,zamanda değişim süreçlerini yaşayarak ölürler.başka bir zamanda ,başka hayatları yeşertmek için gübre olurlar.rüzgarın önüne doğru eğilirler,güneşe doğru doğrulurlar,acıkırlar mı susarlar mı bilinmez ,ama kendi kendilerine biz insanların ,kendi kendimize verdiğimiz cezaları vermezler.kendi türlerini katletmezler.doğanın zekası bu anlamda ,insan zekasını aşıyor gibi gözüküyor..
doğada her bir kare farklı bir güzelliktir .huzurdur ,doğa kendi güzelliğini haykırmaz,nadiren bu güzelliklerin farkına varan ,nadir insanlar vardır.insan ise genel anlamda ;güzelliğini ,başarısını,zekasını her daim haykıran ve üstelik bu mucizleri hazmedemeyen bir tür .aynalarda kendini arar bulamaz ,çünkü gözlerinin içine derinlere bakmaya korkar.en acısıda aynada ki görüntüsünüde gerçek sanır.yanılsımalarda ;dirhem ,dirhem bazende hızlı,hızlı zamanla birlikte akar .insan anı ıskalar.insanların aynalarda görülmeyen tarafları vardır…insanların fay hatları vardır .çatlamış ve büyük depremler atlatmış ,gizli hikayeleri,gizli gözyaşları vardır.aslında insana çok yüklendim …insan deyip geçmemekte gerek bizimde kendimizle verdiğimiz onurlu savaşlarımız var.nasıl sönmüş bir volkan yeniden faliyete geçiyorsa ve alveleri kızgınsa insanda canına tak ettimi alevleri dünyayı sarar ,kavurur.kendi alevi ile kendisi yansada ,bir kere canına tak etmeyi görsün yedi cihanı inletir acısıyla.
insan tüm benliği ile tüm yaratılmışlardan hem öte ,hemde aynı mucizeyi taşıyor ikliminde …ama kimi insan ,insan olmayı hazmedemiyor.ne kadar varlıklı olursa olsun ,o varlığın çokluğunda kendisi eziliyor…ezildikçe kükrüyor…benmi büyüğüm benim sıfatım mı…kendi dışında hayatı kolaylaştıran lüksleri ,geçimini sağlamak için çalıştığı işini ve iş yerinde ki konumunu kendinden fazla önemsizyor…ve önemli görüyor …her ne kadar egomuz bizi yönlendiriyorsa da biz egonun bir bütünü deği,evrensel zekanın tümüyüz…
|
|
7 Kasım 2007 , Çarşamba
Kategori (Edebiyat)
Benim yüreğimde zamana demir almak ne mümkün,her mevsim yaprak dökümü ,sarı bir hüzün.Hayallerime don vurmuş başımdan aşağı bir ahmak ıslatan yağmuru ,sırılsıklamım.Bastığım yerler cıvık ,cıvık çamur.sanrsınınzki her daim artistik paten olimpiyatlarına ısınma turlarındayım.Düşmeden hayata kaymasını öğrendiğim vakit bu kaymanın mükafatına hayatta beni kayırır diye düşünüyorum.Deveye diken misali .Hayatıma her gün güçlü ve pozitif başalarım .günün bitiminde ,bir öykünün giriş pragrafında yükelemini kaybetmiş özne misali kendimi gelişme ve sonuç bölümüne taşıyamadan bugünüme üç nokta koyarım…Bir tümce bu kadar güzelken ,yüklem neden özneye anlam yüklemez yarıda bırakır üç noktayla elveda der.metinlerde ki edebi usluba inat kelimelere sığındım ben .Kalemimle sözcükleri kanatır ,tümceleri ağlatırm ve pragrafıma anlam yüklemeyen ,yükleme inat devrik duygularımla deverik cümleler yazarım.şimdi üç nokyayı yükleme yeğ tutarım .ertelenmiş bugünüme yarım kaldığı yerden başlamak umuduyla…
|
|
6 Kasım 2007 , Salı
Kategori (Edebiyat)
eğitimde amaç bireylerin zihinsel duygusal ve sosyal yönlerini geliştirip sağlıklı ve mutlu bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlamaktır.günümüz türkiyesinde eğitim bir amaç değil ,çıkar sahipleri için bir araç olarak kullanılmaktadır.eğitimin seviyesizliği ve işlevsizliği bir sorunken ,eğitimli çakallar daha büyük bir sorun haline geldi .eğitimin anne karnında başlayan bir gelişim süreci olduğunu söyleyen eğitimciler,partikte bu sürecin sorumluluğunu üstlenen ebeveynler gibi birebir aynı koşulları yaşamadıkları için ,bizim ülkemizde teorilerle pratikler birbirini tamamlamıyorlar.teoriler pratiğe göre ve coğrafyaya göre hazırlanmalı .o coğrafyanın kültürüne uygun ,uygulamalar doğrultusunda bireysel eğitim ve teoriler geliştirilmeli .eğitim ,bireyi geliştirmek adına devlet tarafından geliştirilmiş bir kurumsa ,bireylerin gelişimini sağlayacak öğretmenin zekası ve yetenekleri kadar duygusal zekasınında gelişmiş olabilirliğini ve bu konuda istekli ve gönüllü çalışması ,çağdaş toplumların yaratılmasında çok önemli unsurdur diye düşünüyorum…
doğuda her türlü imakanın yoksunluğundan doğan ekonomik bir yıkım,batıda maddeciliğin ve her türlü doyumun boşluğundan doğan duygusal bir yıkım .gelişmemiş toplumların öncelikleri farklıdır .öncelikli olarak güvende olmak ve kendilerini herhangibi bir tehtit altında hissetmemek isterler.damdan ahırdan bozma evlerden ziyade ,insanca koşullara uygun ,içerisine yağmur ,kar ,ayaz girmeyen sıcak bir yuvada insanca yaşamak isterler.ebeveynler bir meslek ,bir sağlık güvencesi ve yarınları için emeklilik isterler.köylerin yolları asfalt olsun ,yollarında elektirik olsun, evlerinde su olsun isterler,çocukları okullarına varabilmek için karla kaplı kilometrelerce yolu çıplak ayaklarla tepsin istemezler.okullarına sürgün veya zorunlu görevle atanmış isteksiz öğretmen istemezler.kendileriyle empati kuracak .onların dilinden anlayacak gönüllü ve güçlü öğretmenler isterler…açlık zekayı aşar,ve düşünmeyi yetisini köreltir ve bireylere olmayacak şeyleri yaptırabilir …
|
|
|