Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

çok şekersiniz:))

26 Eylül 2008 Cuma | Kategori Aşk 6

‘Hanım’ Kelimesi nereden geliyor? diye hiç düşündünüz mü?

26 Eylül 2008 Cuma | Kategori Aşk 4

‘Hanım’ Kelimesi nereden geliyor? diye hiç düşündünüzmü? Durun tahmin ediyim…Hiç düşünmediniz. Zaten artık düşünmenizede gerek kalmadı. Bu kelime nasıl doğmuş 
Cengiz Han, bütün kumandanlarını toplamış, sağ yanına da eşini oturtmuş.
Kumandanlarına;
-Ben Hanlar Hanı’ı Cengiz Han, hepinizin hanıyım. Dedikten sonra, eşini göstererek:
-Bu da benim han’ım demiş.
 
İşte erkeklerin: ‘eşim’ anlamında söyledikleri ‘hanım’ kelimesi Cengiz Han’ın hanımından geliyor.

ELVEDA EY ŞEHR-İ RAMAZAN KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN…

26 Eylül 2008 Cuma | Kategori Aşk 5

 

 

 

 

Bütün Müslüman Aleminin Kadir Gecesi Hayırlara Vesile Olsun ..

En Mutlu çift :))

25 Eylül 2008 Perşembe | Kategori Aşk 5

 

EN MUTLU ÇİFT KİMDİR

CEVAP: ÂDEM İLE HAVVA’DIR

ÇÜNKÜ;

1- ÂDEM’İN DE HAVVA’NIN DA KAYNANASI OLMADI.
2- ÂDEM DE HAVVA DA ALDATILMAKTAN KORKMADI.
3- ÂDEM: ‘ARKADAŞLARIMLA MAÇ YAPMAYA GİDİYORUM’ DİYEMEDİ.
4- HAVVA KIZ ARKADAŞLARINI EVE TOPLAYIP AKSAMA KADAR DEDİKODU YAPAMADI.
5- ÂDEM HİÇBİR ZAMAN POKER PARTİSİNE GİDİYORUM DEYİP, GECENİN BİR KÖRÜNDE EVE SARHOŞ GELEMEDİ.
6- ÂDEM HİÇ UZUN İS GÖRÜŞMELERİ İÇİN YURTDIŞINA GİDEMEDİ. GİTSE BİLE GİTTİĞİ YERDE OTEL ODASINDA KALAMADI.
7- SEVGİLİLER GÜNÜ’NÜ UNUTMAKTAN DOĞAN KAVGALAR ÇIKMADI.
8- RANDEVULARA GECİKİNCE TRAFİĞİ BAHANE EDEMEDİLER.
9- YÜKSEK GELEN FATURALAR NEDENİYLE TARTIŞMADILAR.
10- ÖZEL GÜNLERİNDE BİRBİRLERİNİN SEVMEDİKLERİ ARKADAŞLARINI DAVET ETME GİBİ BİR İHTİMALLERİ OLMADI.
11- ÂDEM HİÇBİR ZAMAN HAVVA’YA ‘SEN BU DÜNYADA GÖRDÜĞÜM EN GÜZEL KADINSIN’ DERKEN YALAN SÖYLEMEDİ.
12- HİÇBİR ZAMAN RÖNTGENLEYEN VAR MI? DİYE TEDİRGİNİLİĞE DÜŞMEDİLER.
13- ONLAR ENFLASYON CANAVARIYLA HİÇ TANIŞMADILAR. BİRİKİMLERİNİ BATIRIP, ALACAK BANKACILARLA DA HİÇ KARSILAŞMADILAR.
14- ONLAR MUTLUYDULAR. ÇÜNKÜ NE SAYIMA GEREK VARDI, NE DE SAYILMAYA.
15- HİÇBİR ZAMAN BİRBİRLERİNİN YÜZÜNE TELEFONU KAPATAMADILAR. TELEFONDA KAVGA DA ETMEDİLER.
16- HİÇBİR ZAMAN SİYASET-POLİTİKA KONUSUNDA DİL, DİN, İRK TARTIŞMASINA GİRMEDİLER…
17- HAVVA HİÇBİR ZAMAN KIYAFETİ İLE ÂDEM’İ ÇİLEDEN ÇIKARTMADI.
18- HİÇBİR ZAMAN HAVVA, ‘BENİ EN SON NE ZAMAN SİNEMAYA GÖTÜRDÜN, EN SON NE ZAMAN DIŞARIDA YEMEK YEDİK’ DEMEDİ.
19- ‘SENDEN BAŞKA GÜL KOKLARSAM NAMERDİM’ LAFI DA GERÇEKTİ VE HAVVA DA BUNUN DOĞRU OLDUĞUNA EMİNDİ

Tüm Arkadaşlarınıza

25 Eylül 2008 Perşembe | Kategori Aşk 3

Yalnızlığa dayanırım da,
birbaşınalığa asla.

Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.


Bir dost göz arayışıyla.

Saat tıkırtısıyla…


Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,

Ama;


‘Günün aydın,akşamın iyi olsun’diyen

biri olmalı

bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa

kulağımda.


Yoksa,

Zor degil, hiç zor değil, demli çayı
bardakta karıştırıp,

bir başına yudumlamak doyasıya,

Ama:

‘Çaya kaç şeker alırsın?’

Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra…
                    CAN YÜCEL

Kimseler Bilmez

25 Eylül 2008 Perşembe | Kategori Aşk 2

ey benim nazlı cenahım, severim kimseler bilmez…
bir ateş düştü ki başa, tüterim ,kimseler bilmez…
ey benim nazlı cananım severim kimse bilmez
bir ateş düştüki başa tüterim kimseler bilmez

bak şu kalbimin işine, saldı sevdayı başıma…!
gece gündüz aşk ateşi ile yanarım ,yanarım kimse bilmez…!

ben aşığım…! ben aşığım ,değmeyin dostlar…!
bugün benim için ötsün kuşlar…
ne olur, bugün benim için essin rüzgar…
otobüslere bugün bilet atmayın, parasız götürsün dolmuşlar
bugün,bugün pazar şiirini benim için yazmış olmalı Nazım,
mutlaka benim için yazmış olmalı…
çiçekler, benim için açsın,yağmur ,benim için yağsın…
ben aşığım…değmeyin dostlar

varın söyleyin hayına girmesin benim kanıma
bir ateş düştüki başa tüterim kimseler bilmez

bak şu kalbimin işine, saldı sevdayı başıma…!
gece gündüz aşk ateşi ile yanarım yanarım kimse bilmez…!

ben aşığım…! değmeyin dostlar..!
bugünde benim için akmasın trafik…
benim için ağlamasın hiçbir çocuk…
günü geldi ama ödemiycem kiramı,
borçlarımı düşünmiycem..!
bu gün ne olduysa oldu ,seni sevdiğimi anladım .
istanbul bile güzel gözüktü gözüme,bizim göründü
bir türkü tutturdum gevheriden onu bile güldürdüm kendi halime

bak şu kalbimin işine saldı sevdayı başıma…!
gece gündüz aşk ateşi ile yanarım, yanarım kimse bilmez…!

YÜCEL ARZEN

Hayata Dair

23 Eylül 2008 Salı | Kategori Aşk 2
HAYATA DAİR

Düşüncelerin neyse hayatın da odur. Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.

Şah bile sevgiye köledir..

İyiliğe gücün yetmezse, kötülük yapma..

Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur…

Biri, sizi bir kez aldatırsa suç onundur. İkinci kez aldanırsanız bilin ki suç sizindir

Yalnızlıklara dair…

23 Eylül 2008 Salı | Kategori Aşk 3
Buğulu Yalnızlık

2 kişilik

Malzeme: 2 kişi, 1 ilişki

Hazırlanışı: Mutlu günler geçirilir. Beraber olunmaktan alınan keyifikaynayana kadar sık sık karıştırılarak yaşanır. Arkadaşlar ortak edinilir ilişkiye. Sinemaya gidilir, çıkışta filmden hiç bir şey hatırlanmaz,geriye kalan sadece sevgilinin film boyunca tuttuğu elinizde kalan sıcaklıktır. Sözler verilir. Sözlerin altında ezildikçe, yalanlar söylenir.
Mutluluk fokurdamaya başlayınca, ilişkinin altı kapatılıp dinlenmeye bırakılır. Oda sıcaklığına geldiğinde kıskançlık ve kavga gibi baharatlar göz kararı eklenir. Arzuya göre aldatma da konulabilir.
İlişki iyice soğuduktan sonra gözyaşı ile servis edilir.


Yapa-yalnızlık

1 kişilik

Malzeme: 1 kişi. Olabildiğince fazla ilişki girişimi

Hazırlanışı: Kadın ya da erkek tarafından hazırlanabilir. Hazırlanışı biraz uzun zaman aldığından zahmetlidir. Ustalıkla yapılabilen, pişirilmesi diğerlerine göre zor ama bir o kadar da lezzetli bir çeşittir. Birçok ilişki denenir. Özellikle her ilişkinin ilk günleri büyük bir çoşkuyla yaşanır. En güzel sözcükler, en güzel öpüşlere karıştırılır. Her yeni ten, keşfedilmemiş bir coğrafyaymışcasına fethedilir. Bütün bu ilişkileri kısa tutabilmek, hepsinde sonsuz bir mutluluk yaşamaya çalışmak gerekmektedir. İlişkilerde yaşanan mutsuzluğun giderek artması, kişinin giderek içine kapanması, ayrı bir lezzet verecektir. Kişi artık ilişki yaşayamayacak kadar yorgun ve mutsuz hale geldiğinde, yapa-yalnızlık hazır olur. Alkolle servis edilir.

Türlü Yalnızlık
Çok kişilik

Malzeme: 1 kişi, 1 şehir

Hazırlanışı: Çok çabuk hazırlanabilir, ancak zamanla kazanılabilen bie el becerisi gerektirmektedir. Şehir bir dişi olduğundan daha çok erkeklerin damak zevkine uygundur. (Kadınlar tarafından da farklı şekillerde hazırlanabilir.) Sonucun güzel olabilmesi için dokusu, kokusu güzel bir şehir bulmak gerekir. Yalnızlığa yeterince acıkmış olunan bir anda, korunmasız bir ruh haliyle şehrin sokakları arşınlanmaya başlanır. Her sokağa, kaldırım taşına, elektrik direğine, binaya (özellikle tarih dokusu olan yapılara) farklı anlamlar yüklenerek gün boyu dolaşılır. Çevredeki insanların konuşmalarına kulak kabartılır. Her biri için bir hikaye düşünülür. Dalgınlaşılır. Yalnız insanların yüzünde hüzün, mutlu çiftlerin gözünde kahkaha, gençlerde heyecan, yaşlılarda ölüm aranır. Bütün bu duygular şehrin değişik köşelerine adanır. Arada bir baş yukarı kaldırılıp, gökyüzü seyredilir. Ancak bunun çok yapılması umutları arttıracağından lezzeti bozacaktır. Artık şehir tümüyle yalnızığa dönüşmeye başladığında, yürüyüşe son verilerek bir duvar dibine outurulur ve duygular soğumaya bırakılır. Sonbahar sıcaklığına ulaştığında, türlü yalnızlık ta servise hazır olur.

Afiyet olsun…

nişanlılık nedir? süperrr

22 Eylül 2008 Pazartesi | Kategori Aşk 2

Oniki yaşındaki oğlan ondört yaşındaki amcaoğluna soruyor:

- Abi ablam nişanlanıyor biliyorsun…

- Yaz sonu nikah varmış, bizim evde de konuşuyorlardı.

- Ben sana bir şey sormak istiyorum…

- Söyle…

- Bu nişan dedikleri ne? Evde sordum, ‘Eh evlenecekler işte’ diyorlar ama nişanlanınca ne oluyor, onu anlayabilmiş değilim.

- Hıııım… Zor soru, bak ben sana bir örnekle anlatayım…

- Dinliyorum.

- Diyelim ki Şubat’ta yarıyıl karnesini aldın, hepsini pekiyi getirdin.

Sana bir bisiklet alıyorlar ve ‘Haziran’da bütün dersleri pekiyi getir, sınıfı geç, bu bisiklet senin’ diyorlar.

İşte Şubat ile Haziran arasındaki o süre var ya, bisiklet senin ama binemiyorsun; o süreye ‘nişanlılık dönemi’ deniyor.

- Haa şimdi anladım, bisikletin var, evde duruyor; sen ona bakıyorsun o sana 

bakıyor; ama binemiyorsun ta ki sınıfı geçene kadar. Peki dokunmaya izin var mı?

- Vallahi onu ben de tam bilemiyorum; binmek kesinkes yasak da, galiba  ziliyle oynayabiliyorsun!.. 

erkeğe hoş kadına boş gelen şeyler :)))

22 Eylül 2008 Pazartesi | Kategori Aşk 2

erkeğe hoş kadına boş gelen şeyler

 

Sakal-bıyık bırakmak

Erkekliğin göstergelerinden biri sayılır. Özellikle de Türk
toplumunda… Hatta ergenlikte kılları çıkmayan erkekler,
arkadaş çevreleri tarafından ”köse” olarak adlandırılır ve
sanki bu, bir eksiklikmiş gibi kendilerine sunulur. Oysa ki
tırtılı anımsatan bir bıyık, öpünce yanağı sıyıran bir sakal,
kızlara pek de çekici gelmez. Tamam, kimisine yakıştığını
inkar edilmez, ama sinekkaydı olayı çok daha çekici. Ne
güzel işte, yumuşak yumuşak!

Yaka paça dağınık

Okulda, gömleğin düğmeleri açık, yaka paça dağılmış,
kravatı çığırından çıkmış pek çok erkek vardır. Onlar
düzene karşı gelmenin zevkini yaşarken, kızlar onların bu
düzensiz hallerinin aşk hayatlarına da yansıdığını
anlamıyorlar sanıyorlar. Düşündüklerinden çok zekiyiz,
farkında değiller. Şöyle tertipli, düzenli olmak varken, ne
anlamı var özgür ve vahşi havalarında gezmenin sanki!
Havalarından yanlarına bile yaklaşılmıyor. Bu da kızlara
hoş gelmiyor.

Slip mayo

Hepsini suçlamak anlamsız olur, ama bazıları, slip mayo
almanının çoktan gerilerde kaldığını, dar ve hatları belli
eden giyeceklerin sadece kadınlara özgü olduğunu neden
anlamak istemiyor ki! Adam gibi giy şort mayonu, öyle gir
denize.

90-60-90

Erkekler, sahip olmadıkları şeyler hakkında konuşmaya
bayılırlar. Para bir, arabalar iki… Ama onların asıl çekim
alanına giren, vücut ölçüleri. Kızların karakterinden çok
vücut ölçüleriyle ilgilenmeleri, kızlar için nasıl bir kabus
bilmiyorlar.

İneğin dil izleri duruyor

Şu inek yalamış modeli çıktı çıkalı, saçları jöleli, briyantinli
çocuklardan geçilmiyor ortalık. Eskiden ”Amerikan traşı”
vardı, hepsi saçlarını bir model kestirir Amerikanvari
hareketlerle artist artist gezerlerdi.
Son yıllarda Memet AliAlabora sağolsun, hepsi jöle kutusuna daldırılmış saçlarla
gezmeye başladılar. Herkese yakışsa neyse, söyleyecek
bir lafımız olmaz o zaman. Ama her biri Memet Ali Alabora olamaz ki canım! Darkıyafetler
Erkekler, şu ”Etiler” modasına fazlaca sardılar. Hem bıyık,
sakal seviyor hem de feminenliğe geçiş yapıyorlar. Artık
bir karar verseler de biz de rahat etsek!

Kavga, dövüş

Erkekler, en küçük bir şeyde kaba kuvvete başvurmaktan
yanalar. Hele, kız arkadaşlarına laf atılmaya görsün. Oysa
ki kızlar, adam gibi konuşsunlar, uzlaşsınlar isterdik.
Kaslarını görmemiz için gövde gösterisine ihtiyacımız yok.
Üstelik, bu kavga hali sadece sinirlendikleri zaman
gerçekleşmiyor. Arkadaşlarıyla beraberken de, sırf zevk
olsun diye boğuşmaya, birbirlerinin üzerine atlamaya,
karate, judo falan yapmaya bayılıyorlar. İlginç tipler işte!

Aşk da neymiş?

Eskiden romantiklerdi. Artık karşılıklı bakışmalar, utanıp
çekinmeler yok. Onlar hoşlarına giden kızla direkt
tanışıyor, kız pas vermezse de ”bana kız mı yok” deyip
diğer seçeneğe başvuruyorlar. Naz yapmaya bile
gelmiyor. Aşkı ayaklar altına aldılar. Nerede peşinden
koşmalar, nerede o romantik mektuplar…

dsadas