Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
3 Mart 2008 Pazartesi

            Gelde bitsin bu ikilik

            Bitsin bu merak

            Yüzünü özledim,gözlerinin gülüşünü

            Ey sevgili beklettin bekleteli

            Saatleri sayıyorum yıldızlara bakarak.

            Ben geçtim kendimden,gelişine bağladım zaferleri.

            Mutluluğun kapısındayım bi omuz atta girelim içeri.

            Bak yine akıyor gözyaşım.

            Silinmek istiyor.

            Ellerin nerde?

            Her dokunuşunda birşeyler mi gidiyor yine benden?

            Yine mi sessizlik oldu.

            Niye karanlıklar bu kadar zifiri

            Beklemeyede razıydım oysa.

            Varlığının canı cehenneme Yokluğunu alma bari.

            Son söz artık sana "Gel Yada Gel Gitme"



29 Şubat 2008 Cuma

      Beklemek ne acı şey değil mi? Nedensiz yere çaresizce, kendi kabuğunda beklemek.Niye bekler insan niçin.? Niye yitirmez hiç umudunu? Hepimiz hayatımzda birkez olsun birilerini beklemişizdir illaki.

   Ben hiç bıkmadım beklemekten.Kendimce bahaneler uydurdum aramayışına. İşi varsır, belki başına bişey gelmiştir dedim hep. Çoğu zamn güldüm bulduğum nedenlere değme senaristlere taş çıkaracak hale geldim. Her güne her saate yeni bir öykü.

   Bazı huylarımda değişmedi değil.Bikeresinde gün içinde en çok telefona bakma rekorunu kırdım. Beş dakikada bir. Belki bir çağrı yada mesaj gelmiştir diye.Hatta kendimce küçük flimler oynadım.Sanki o aramış gibi çalmayan tlf.nu açtım. Heyecanlandım,yutkundum,konuştum karanlık ekranı kulağıma dayayarak,vedalaştım sonra tekrar görüşüceğimizi söyleyerek.Kapadım tlf.nu Gözümden iki damla yaş düştü.Aramıyo işte!! Sildim göz yaşımı aman boşver aramazsa aramasın dedim bi an. Ama sadece bi an :(

   Neden kabullenmezki insan aramıyo işte. Boşver unut gitsin demezki. Çok aciz hissettim kendimi. Beklemeyi yediremedim kendime ilgisiz gibi, unutmuş gibi göründüm hep. Sesini bi an duymak için can attığımı bile bile… Güçsüzlük mü bu neydi?Adını bi türlü koyamadım

  Banan zor gelen belkide ilk kez birini bu kadar hasretle beklemek olmuştu. Beklemenin nedemek olduğunu bu acı olay öğretti bana. Şimdi daha bi iyi anlıyorum asker ocağında yarden gelecek bir mektubu bekleyen eri,huzur evinde kapıdan girecek olan tadınık bir yüzü bekleyen yaşlı gözleri…

   Evet, gitti. Hiçbirşey olamdan hemde.Ne bir ses ne bir seda kalmadı geriye öylece gitti.Bir tarafımıda yanında alarak umudumuda alsaydın bari. Kalmasaydı benimle. Sen gittiğinde beri hiç tükenmek bilmedi çünkü…



15 Şubat 2008 Cuma
  1.  Bana yakışıyor.. 
  2.  Tarihe bir bakın bütün büyük adamlar keldir
  3.  Bütün şaç kozmetikleri para tuzağı.
  4.  İstesem saç ektiririm ama insanın doğal hali daha güzel.
  5.  Zeki ve marjinal kadınlar kelleri seksi buluyor.
  6.  Kelliğimle dalga geçilmesine kızmıyorum. çünkü o benim kusurum deil, karizmamın bir parçası.
  7.  Benim şaç kurutma derdim yok. şükrediyorum halime
  8.  Benim babamın kirpi gibi şaçları vardı.
  9.  Çekicilik beyinden gelir, üzerindeki kıllardan deil
  10.  Sen kafanı kazıtsan sana yakışmaz.Kafa derin benimki kadar düzgün ve yüz fizyonomisine uygun olmalı.
  11.  Tarihte japon döğüşçüleri kafalarını kazıtıp daha erkeksi görünürlermiş.
  12.   Antropolojide zekaya delalet eden kıvrımlı beyine sahip kafa tasları  deri yüzeyi,  genelde fazlaca şaç amüsait olmamamktadır.
  13.  Bir adamın kafasında yakıl olur yada akıl olur.
  14.  Maden olan yerde ot bitmez…


15 Şubat 2008 Cuma

              Önce, seninle rüyada gibiyim

              sonra; bu evlilk tam bi kabus

 

              Önce, boğazda balık, etilerde ıstakoz

              Sonra, evde hamsi buğlama balkonda mangal

 

              Önce, para su gibi akar

              Sonra, musluk kesilir

 

              Önce, aşkın gözü kördür

              Sonra, koca kör,karı nankör

 

              Önce, fısıldayan aşk şiirleri

              Sonra, gürültülü , kahkahalı, müstehcen aşk şarlıları

 

              Önce, tutkulu cumartesi geceleri

              Sonra, bol küfürlü futbol geceleri

 

              Önce, durma aşkım

              Sonra,lütfen yine başlama

 

              Önce, saten çarşaf kuş tüyü yastık

              Sonra, kanepeye yastık, battaniye dahası çekme şu yorganı!!

 

               Önce, senin için herşeyi yaparım

               Sonrası, salatayıda sen yapıver



29 Ocak 2008 Salı

     Zamanla anlıyor insan:3-4 güne sıkışmış bir tatilden öte bir şey bayram…

Hayata rastgele serpilmiştir ilahi ikramlar, kıymet bilen kullara her daim bayram yaşatır.Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan.Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir: sevmeninkini yanlızlık… Sızlamayan her organ, helede burun direği bayramdır. Bayramdır,elden ayakatan düşmemek,zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp " çok şükür bugünü de gördük" diyebilmek…Sevdiklerinizle geçen hergün bayramdır.Küsken barışmak,ayrıyken kavuşmak, suskunken kanuşmak bayramdır. Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, kabuslu bir rüyayı, kodesde ağır cezayı bitirmek bayramdır.Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilşkiyi bitrimek de öyle… Vuslat da bayramdır öte yandan…

     Endişe içinde beklediğinden mektup almak, telefonda ansızın sesini duymak,deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır.En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.Bir süpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen bir battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır. "ona güvenmiştim, yanılmamışım" sözü bayramdır.Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram… Yeni bir sözcük öğrenmek, bir tünelin sonuna gelmek, müzmin bir işin kapısını çarpıp vuran bir yola çıkıvermek bayramdır.Zorluklara tek başına göğüs gerebilmek, gereğinde haksızın üstüne yalın kılıç yürüyebilmek bayramdır. Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.

     Evde yanlızlığı nokatalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi , sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır. Sonrasında gelen ilk diş bayramdır.ilk söz bayram,ilk adım , ilk yazı,ilk karne bayram…Güne gülümseyerek başlamak bayramdır. "iyiki yanımdasın" bayram, " her şeyi sana borçluyum " bayram, "hiç pişman değilim "bayram…Evlatların mürüvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuya yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır.Alnı açık yaşlanmak bayramdır, ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram… Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur. Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler. Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.

    Her gününüz bayram olsun! 

    Can Dündar

     Sizinle Can Dündarın çok sevdiğim bi yazısınız paylaşmak istedim. Meğer hayatta  sahip olduğumuz için sevineceğimiz, bayram tadında  yaşadığımız ne çok gerçekler varmış da biz bunların farkında değilmişiz…öyle değilmi?