Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Dünya Kategorisindeki bloglar

26 Mayıs 2008 , Pazartesi
Kategori (Dünya)

Şimdi bu resmin Hıyar Manifestosu adlı bir başlıkla ne alakası var diye düşüneceksiniz.Boşuna düşünüp güzel beyinlerinizi yormayın efendim izah edicem.

Hatta Hıyar’ın da manifestosu olur mu? diyeceksiniz…

Oluyor efendim.

Bu kulpu kırılmış dünya,deniz aşırı sürülmüş erdem,yerin yedi kat dibine gömülmüş ahlak,sosyal yapı,eğitim,bir değil bin kere tecavüz edilmiş,kanına girilmiş öğretim,sanaii,ticaret,kan ağlayan ve de anamızı ağlatan esnaf…

Bu gün katıldığım yaşları yaşımı iki kat aşan,çoğunluğu ilk öğretim öğretmenlerinden oluşan bir  toplantıda konu şuydu;

Nesil niye bozuldu?

Düzen niye bozuldu?

Kim bozdu?

Topluluğun tamamına yakını 6-7 yaşları arasındaki bir çocuğun okul’a eğitilmeden,yönlendirilmeden,aile terbiyesi almadan yollandığı kanaatindeydi.Salonda ”aman bre efendim bizde 40 çocuğun hangi biriyle ilgilenicez” kanaati yaygındı.

”Çocuğunu ilk öğretim 1nci sınıfa yollayacak olan Veli,evledına oturmasını kalkmasını,yemesini içmesini,arkadaşlarıyla iyi geçinmesini öğretip öyle yollamalı” diyorlardı.

Açıkcası efendim,kışla kar’ına hazır, Asker istiyorlardı.

Bunları da bir yana koyun,Türkçesini geliştirememiş,yaşam standardını modern hayat’a endexleyememiş,”yapacaaaz-edeceeeez” tarzında konuşma biçimi olan bir  doğulu öğretmen,benim çocuğuma ne verebilir?Olsa olsa benim Çocuğum ”geliyorum Annecim” diyeceği halde ”geleceeeem anam” mı der?

Konuşmanın sonuna kadar sustum ve en son dedim ki;

-Öğretmenler evet suç sizde!Bu nesil sizin eseriniz..

Bende bir öğretmenim,branşım çok farklı ve bana göre onlarınkinden daha da zor bir görevim var.

Ama ben yaptığım işi severek yapıyorum,parasal bir kaygı taşımadan…

Elbette para benim için de önemli,henüz gencim ve 30′uma varmadan gerçekleşmesini istediğim ideallerim var ama birilerinin hakkından çalarak değil!Az alıyorum diye az vererek değil!

Ya Hastasına ”özel’e gel”diyerek kartını veren Doktor..

Muayenehane’nde ne güzel kesiyorsun yumuşacık, ya Hastanede?Çatır çatur… 

Pantolonumu üç parmak kısaltsın diye verdiğim Terzi,o kapriyi yüzüne çarpacak kadar kaba olsa mıydım?

Ya saçlarım?Kuaför’üm?sana da bir daha gelmiycem.Çok beklersin.

Tüm bu bozuk beyhude kalabalık?

Sizler kimin eserisiniz?

Hani derler ya ”işini Adam gibi yap” diye…

İşimizi Adam gibi yapalım mı?

Bakalım mı öylece Tren’e öküzün de baktığı gibi…

 

RoyalRojana__M__



7 Mayıs 2008 , Çarşamba
Kategori (Dünya)

 

Hepimiz zamansızlıklarla çevriliyiz,önümüzdeki uzun yolculuğu hep görürüz. Hissedebilmek en önemlisi,âşık olarak geçirdiğimiz bir gün saniye gibidir. İnancım ölümsüzlüğedir.Kendimi hep enerji deposu gibi görmek hoşuma gider, ölüm korkusunu yok edip de yaşayalım içimizde.Engin bir enerji okyanusundaki enerji dalgacıkları olabilmek en güzeli…




3 Mayıs 2008 , Cumartesi
Kategori (Dünya)

 

 

İnsan dediklerimiz aslında sadece "insan olma şansına sahip" yaratıklardır."İnsan olmak" ise çok büyük bir erdemdir ve maalesef bir çoğu “İnsan” olamadan ölmektedir.Nadir insanlar vardır ki "İnsan" olabilmişlerdir ölmeden.

 Bence hayvanların varlığı da bunu farkedebilmemiz için çok iyi bir fırsattır hayatımızda.Sadece hayvanlar da değil ya.Sadece hayvanlara bakarak bile hayatı hem kendimiz hem de çevremizdekiler için mükemmelleştirebileceğimiz halde,neden bunu görmemek için direniriz anlamış değilim hala.

 Sadece izleyin lütfen.Evcilleştirdiklerimiz hariç hayvanlar nasıl davranırlar?Neden öldürürler? Neden ölürler?

 Doğa mükemmeldir öyle değil mi?

 Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini;yoksa öleceğini bilir.Afrika’da her sabah bir aslan uyanır,en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir.Aslan yada ceylan olmanızın bir önemi yoktur.Yeter ki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin. 

Sadece bu Afrika atasözüyle bile doğada “en güçlünün yaşabileceğini” ve hayvanların “ölmemek için öldürdüklerini” anlayabiliriz.

 Peki sizce hayvanlardan daha fazlasına sahip olabildiğimiz halde,onların birbirlerine karşı duydukları saygı kadar saygı duyamaz mıyız birbirimize?

Kendimize “insan” demeden önce “bizi hayvandan farklı hatta üstün kılan özelliklerimiz nelerdir ve biz bunların kaçını doğru kullanabiliyoruz” diye ciddi anlamda düşünmemiz gerekiyor.

 Kendinizle baş başasınız sadece.Sizi sizin kadar iyi eleştirebilecek hiç kimse yok.Şimdi düşünün bakalım. “İnsan” mısınız gerçekten,“insan olma şansına” mı sahipsiniz?Ve eğer sadece bu şansa sahip olduğunuzu düşünüyorsanız, bu şansı nasıl kullanıyorsunuz?

 Bunun cevabını sadece siz verebilirsiniz.

Umarım hepimiz ölmeden “İNSAN” olabiliriz.

Yüreğinizdeki sevginin hiç eksilmemesi dileğiyle…

 http://royalrojana.blogcu.com/15054451/



15 Nisan 2008 , Salı
Kategori (Dünya)

İnsanı yorgun kılan gerçek neden,hedeflerinin yeterince doğru ya da önemli olmaması.

Çünkü hedefinin senin için önemi büyüdükçe,defalarca yenilsen de,bu kadar mücadelenin ardından erişeceğin şey her neyse,sana yaşatacağı tahmini mutluluk aklına gelince, olay bitmiştir.Her yıkıldığında ayağa kalkmanı sağlayan işte budur.

Şöyle bir düşündüm de,şayet böyle bir etki-tepki durumu olmasaydı,insanoğlunun hedeflerine giden yollarda yaptığı yolculukları, hep yarım kalırdı. Hiçbir başarı ve mutluluk hikayesi olmazdı.Yıkılan, yıkıldığı yerde kalırdı.Bunun içindir ki hedeflediğimiz şey her neyse,onun gerçekten doğru,gerçekleşebilir ve bize uygun olması önemli.

Kötü bir sese sahip olup,assolist olmayı hedeflemek nasıl olurdu sizce?Bir gün billur sesli biri olamayacağını bile bile, hedefine doğru ne derece güçlü ve kararlı ilerleyebilirdi insan? Yıkıldığı,yıldığı anlarda düşünüp,güç alabileceği bir vuslat anı olmadan,nasıl ayağa kalkabilirdi.

Bir de madalyonun öteki yüzü var tabii ki?Kaybedilmiş edinimler de ne derece büyükse,onlara tekrar kavuşmak için verilen mücadele de,o derece hırpalayıcı ve deli dolu olabiliyor.Hatta değerlerinden bile vazgeçme aşamasına gelinebiliyor. Bu tür durumları en hasarsız atlatmanın yolu,-elbette ilk önce hayata hazır olarak- çok geç olmadan gerçek dostluklar ve sıkı aile bağlarına sahip olmak. Yani iş dönüp dolaşıp normal insan olmaya geliyor işte.

Gelişen dünyaya ayak uydurmak uğruna geleneklerinden kopmadan,emek vermekten kaçınmadan yaşamak,normal bir insan olmamız için büyük katkı sağlayacaktır. Maalesef bunları yapmadan, yalnız kalmanın önüne geçemiyoruz. Çok yalın bir Atasözü var bu konuda; “Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur” der. Sevdiğinizi söylediğiniz, ve sorumlu olduğunuz kişiler açısından bu sözü değerlendirince,yeterince ilgi ve emek vermezseniz,onlarla aranıza dağlar kadar mesafe girebilir sonucuna varırsınız.

Bir arkadaşım imkansız bir aşk uğruna o kadar üzüldü ve öyle çok kereler yıkıldı ki, hepsinde daha kötü hale geldi. Her yeni hali, bir öncekinden beş beterdi. Çünkü ufukta kazanılacak bir zafer yoktu.Gücü tükendikçe tükendi.Ve dediğim gibi, yolun hiçbir yerinde kazanılacak bir zafer olmayınca,o güçsüz hali hep artarak devam etti.Sonunda ne olduğunu,ne yaptığını söylemek istemiyorum ama, ben,ne yapmamam gerektiğini arkadaşımda, çok açık gördüm.

Hedeflerim var benim.Ütopik olmayan,beni mutlu edebilecek,başkalarını mutsuz etmeyecek, düşündüğümde beni daha güçlü kılan, doğru olduğunu kalbimin derinliklerinde hissettiğim hedefler bunlar.Yaşamak için onlara ihtiyacım var. Bunun için onlara sıkı sıkı bağlıyım ve peşlerinden gitmeye devam ediyorum. Beni ben yaptıkları için onlara minnettarım.Ve çok şükür, birgün yanlış bir şey hedeflersem de,yolumdan dönmemi sağlayacak yaşanmışlıklarım da var.

Bakalım,yaşamım boyunca kazandığım kaç zaferim olacak?

peki ya sizin?

 

Sevgiyle kalın…

 



16 Mart 2008 , Pazar
Kategori (Dünya)

mkemal.gif

 

• Türkiye devletinin şekl-i hükûmeti cumhuriyettir.


• Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.


• Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir.


• Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.


• Bugünkü hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)


• Türk Milletinin tabiatına ve geleneklerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir.


• Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslariyle, Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. 1936


• Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. 29 Ekim 1923 (


• Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız. 1923

• Onlar, kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak surette muhafazasının mecburî kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet idaresi ilân olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir.

• Bugünkü hükûmetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilâtı ve hükûmettir ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır. 1925


• Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet, istidat, idrak, kendi hakkında kötü fikir besleyenlerin ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak görünüşe düşkün insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz haiz olduğu özelliklerini ve liyakatini hükûmetinin yeni ismiyle medeniyet dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeğe muvaffak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.


• Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir. 1926


• Gelecek nesillerin Türkiye de Cumhuriyetin ilanı günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilâkis, Türkiye’nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların hakikî zihniyetlerini tahlil ve tesbitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.


• Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. 1933


• Cumhuriyet düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimî ve meşru olmak şartiyle her fikre hürmet ederiz. Her kanaat bizce muhteremdir. Yalnız muarızlarımızın insaflı olması lâzımdır. 1923

                           Mustafa Kemal ATATÜRK

                   



1 Ocak 2008 , Salı
Kategori (Dünya)

         ~~~~  H o ş g e l d i n    2 0 0 8  ~~~~

Yeni yılda sağlık ve mutluluk içinde yepyeni düşlerimize kavuşabilmek dileği ile…

 

                       RoyalRojana

                                                  __M__



2 Kasım 2007 , Cuma
Kategori (Dünya)

 

İSİMLERİN KOZMİK ANLAMLARI VE SAYIBİLİM
(NUMEROLOJİ) İSMİMİZ KADERİMİZDİR
 
İlm_i hurûf,harflerin özellikleri ve etkilerinin kelimelere,
isimlere sirayet ederek dünya âlemindeki tüm varlıklara
 yansıması ve harflerin hikmetlerinin,sırlarının anlaşılmasına
 yönelik ilim dalının adıdır.Bu noktadaki en ilginç analizler
 insanın isimleri konusunda yapılanlardır.İnsanın isminin
kaderine yaptığı etki bu ilim konusu içerisinde değerlendirilmektedir.

Antik Mısır’dan Roma İmparatorluğuna kadar tüm toplumlar

 ilm-i hurûf ile ilgilenmişlerdir.Romalılar "nomen est
 omen" yani "ismimiz kaderimizdir" diyecek kadar kesin bir
 inanışa sahiptirler.

Harflerin gizemi İsrail oğullarında da değişik boyut kazanmış

 ve harflerle kişilik ve yaşam yorumlanmaya başlanmıştır.Yine
Babil, Kalde, Asur ve Önasya Site Devletleri bu yöntemle
 çeşitli analizler yapmışlardır.Kişinin ismindeki harflerin onun
 kaderini etkilediğini daha sonra Araplar da kabul
etmişlerdir.Özellikle Hz. Muhammed (sav) "Evlatlarınızı güzel
 isimlerle çağırın ki, onlar güzel bir şekilde anılsın." Hadisi
 ve adı savaş anlamına gelen bir sahabenin barış anlamına gelen
 kelimeyle değiştirmesi isimler ve üzerinizdeki etkilerinin İslam
aleminde de üzerinde önemle durulması gereken bir nokta olarak
 görülmesine kapı açmıştır.

Anadolu’da da çok yaramaz ve çok sık hastalanan çocuklar için

"çocuğun ismi ona ağır geldi" sözünün söylenmesi zaman,
 zaman isimlerin değiştirilmesi gereği bu konuya ülkemiz
 insanlarının da yabancı olmadığını göstermektedir. Çünkü isimler
ilahi alemde adeta bir kod özelliği taşır ve sürekli zikredile,
zikredile çok yoğun kozmik bir etki alanı oluşturur.

İslam alimleri de bu konuda ciddi araştırmalar yapmış ve Hz.

Muhammed‘in isminde üç kez geçen "m" harfinin değerinin 40
olduğu ve bunun da kendisine 40 yaşlarında peygamberlik geleceğinin
 işareti olarak yorumlanmıştır. Yine Kur’an-ı Kerim’de geçen "Beldetün
 Tayyibetün" orası güzel bir yerdir deyiminin karşılığı 812′dir. Ve
 bu hicri olarak 812 rakamı da İstanbul’un fetih tarihi olan
 Miladi 1453′ü göstermektedir.

Aynen burçlarda olduğu gibi harflerde de su, hava, ateş, toprak grupları

vardır. Ve hepsi hayvan karakteriyle özdeşleştirilmektedir.
Buna göre, Ç, Ş, Ğ gibi işaretli harfler ile noktalı Ö,İ,Ü harflerini
içeren isimlerin sahiplerinin yaşamsal sorunları (ekonomik, sağlık
 veya ailevi) olabileceği ortaya konmuştur. İsminin içinde gül
hecesinin geçtiği isimlere (gülşen, gülten, gülay…) dikkat
edilirse bu ismi taşıyanların genelde pek gülmediği, aksine mutsuz bir
 yaşamı olduğu görülür. Çünkü çift noktalı bu sesli harf mutsuzluk
 ve sorun getirmektedir. Hecenin ilk harfi g ise bu etkiyi artırıcıdır,
 G harfinin sayısal değeri 1000′e eşit olup ebcette en yüksek sayısal
değere eşittir. İsmin içerisinde r, l, n harfi olanlar genelde şanslı
bir çizgiye sahiptir. V, u ile re, ra heceleri olanlar genelde para tutmakta
 zorlanan insanlardır. İsmin içinde s,ş, z olanlar fedakar, sevgi dolu
 ve cinselliği erken yaşta tanıyanlar olmaktadırlar. Bu harfler
sonunda olursa çocuklarla ilgili soruna işaret eder.

Ateş grubu harfler;      z, ş, f, g, y;

 hava grubu harfler      k, h, r, c, j;
su grubu harfler           b, p, d, t ve s,
toprak grubu harfler;   l, m, n, z’dir.

B, p = balık (duygusallık, ürkeklik)

V, n = karınca (organizatör)

Y, f = kurt (parçalayıcı güç)

C, m = kedi (sevilmek isteği)

K, h = kuş (maceraperest)

D, t = timsah (beklenmedik saldırı)

S, z = yılan (acı ve kırıcı söz)

G, r = boğa (inat ve restleşme)

Bu harflerin etkileri ismin başında, ortasında veya sonunda

 olmasına göre değişebileceği gibi önüne geldiği harften dolayı etkisinin
 tamamen nötr hale gelmesi de mümkündür. İsmin içindeki harfler ve
özellikleri kadar isminin kaç harften oluştuğu da kişinin kaderini etkilemektedir.

Özetle çocuklarımıza isim verirken de güzelliğinden ziyade o ismin

çocuğun kaderini nasıl etkileyebileceğini düşünerek koymalıdır. Bunun
 için çocuğun yahut yetişkinin ismindeki harflerin sayısal dizilimi, harf
 sayısı, ismin içindeki noktalı ve işaretli harflerin bulunmamasına dikkat
edilmesi ve anne babanın ismiyle de uyumlu olmasına özen gösterilmesi gerekir.

Kısacası Arap alfabesinin Latince’ye uyarlaması demek olan; Omen

 sistematiğine göre her harfin ismin içindeki o harfin ebcetteki
 sayısal karşılığı; harflerin hayvansal karşılığı ve elementi analiz
edilerek kişinin isminin kendi hayatına olarak etkisi
ortaya konulabilmektedir.                                                                        

 

 
 

 



22 Ekim 2007 , Pazartesi
Kategori (Dünya)

 

GÜN GİDENDE AY GELENDE GEL OĞLUM
CİHAN YANAR SEN GÜLENDE GÜL OĞLUM
BİR YOL VARDIR HAK YOLUDUR BUL OĞLUM
YERİ BİLMEK GÖĞÜ BİLMEK BİL OĞLUM

ÇABUK BÜYÜ ÇABUK YETİŞ TEZ OĞLUM,ÇAKAL GEZEN ŞU DAĞLARDA GEZ OĞLUM!

*

GEZ OĞLUM VATANINA GÖZ DİKENİ EZ OĞLUM
DOSTUN KİM DÜŞMANIN KİM SEZ OĞLUM TARİHİNİ ŞEREFİNLE YAZ OĞLUM!SENDEN GİDER SONSUZLUĞA YOL OĞLUM DÖRT BİR YANA SALMALISIN KOL OĞLUM
EKMEĞİNİ AÇ OLANLA BÖL OĞLUM,HARAM YEME HAK YOLUNA ÖL OĞLUM

ÇABUK BÜYÜ ÇABUK YETİŞ TEZ OĞLUM, HAİN GEZEN ŞU DAĞLARDA GEZ OĞLUM!

*

VATANINA GÖZ DİKENİ EZ OĞLUM, DOSTUN KİM DÜŞMANIN KİM SEZ OĞLUM!TARİHİNİ ŞEREFİNLE YAZ OĞLUM.ZÜLUM DOLU SALTANATTAN İN OĞLUM ZALİMLERE DUYMALISIN KİN OĞLUM
NEFİS KİBİR MANTIK YUTAN DEV OĞLUM,MAĞRUR OLMA İNSANLARI SEV OĞLUM

ÇABUK BÜYÜ ÇABUK YETİŞ TEZ OĞLUM HAİN GEZEN ŞU DAĞLARDA GEZ OĞLUM!

*

GEZ OĞLUM VATANINA GÖZ DİKENİ EZ OĞLUM DOSTUN KİM DÜŞMANIN KİM SEZ OĞLUM TARİHİNİ ŞEREFİNLE YAZ OĞLUM!

SÖZ VER BANA GEÇ KARŞIMA SÖZ OĞLUM.



21 Ekim 2007 , Pazar
Kategori (Dünya)

 Şehitlerimize Allah’ dan Rahmet,Türk Halkına baş sağlığı diliyorum.

Terörü ve Teröristleri kınıyor ve lanetliyorum.              

 _________________________________________________

 

                            RoyalRojana

                                       __M__



14 Temmuz 2007 , Cumartesi
Kategori (Dünya)

   Yeni doğmuş  bebekler için;saglıklı ve mutlulukla sürecek uzun hayat düşlerim var.Hastalıktan ve Zayıflıktan koruyacak onları..al al yapacak sağlıktan yanaklarını  taze düşlerim var var mı bebeği için isteyen?

   Bir o köşesinde Ülkemin bir bu köşesinde yada herhangi yerde Babası bisiklet alamamış Ali için,Babası bebek alamamış Ayşe için rüyalarda görülecek tatlı düşlerim var.Şekerler renk renk,tat tat çikolatalar..kaykaylar,toplar..Bedava bunlar!Alinin Ayşenin Babası buradalar…

  ‘Evladımız ne çabuk büyüdü değil mi Hanım,bak yuvadan uçuyor”Evet bey acılarını görmeyiz insallah’diyen Anne ve Baba  evlatları için sımsıkı ağlarla mutluluk üzerine,sadakat üzerine Aşkla örülmüş Evlilik düşlerim var;tap taze..gururdan,bencillikten uzak bir beden vaad eden hayatı..

  20 yasında,23 yasında..yavrusunu bu vatan için bu vatan topraklarına salmış Türk kadını,Yiğit Er’in Yiğit Anası..gam koymayasın diye içine sabrım var yeni taze..Şeref düşlerim,kudretlerim var sana..Al.

  Hayattan kaçmış,zulüm görmüş,kendi kendine kalmış Allahıyla kalmış bilinmez yerdeki yalnız insan..Yüzün yada Elbisen kirlenmiş mühim değil Ak tut içini!Açlıktan ölde elini Timsah yapma,laf duy derde düşde dilini Yılan yapma!dayan..tertemiz yarın düşlerim var sana.

  Aç yanından gülerek,aciz elini  iterek,hayvanları tekmeleyerek geçen Adam..Kul hakkında gözü,haram parada eli, cebi günahlarla dolu Adam…insanlık düşlerim var senin için doğruluk dürüstük başlangıç  yeni düşlerim var..

  Simsiyah bir karanlıktan Aydınlığa Yükselmiş,Tüm Dünyayı yola getirmiş ULU ÖNDER!Can verilmiş, kan dökülmüşte dalgalanmış Al Bayrağım!Cumhuriyetle köklenmiş,Laiklikle filizlenmiş yenilmez orduların,çağdaş Türk gençlerinin evi TÜRKİYEM!kucağında yaşayanlar için şeref düşlerim,yeni Onur düşlerim var..

 

          yazan : RoyalRojana

                                  __M__