Ağustos, 2007 Arşivi
|
30 Ağustos 2007 , Perşembe
Kategori (Siyaset)

30 Agustos 1922 tarihi,
Türk ulusunu esir etmek isteyen emperyalist güçlere karşı; kadınıyla çocuğuyla, ordusuyla topyekûn verilmiş bir savaşın, ulusal benliğini kurtardığı ve Zafer Destanı’nı yazdığı gündür.
Bu mutlu günde,zaferi bize yaşatan Atatürk ve silah arkadaşları ile kahraman Türk Ordusu’nu şükran ve minnetle anar,ulusumuzun Zafer Bayramını kutlarım…
yazan: RoyalRojana
__M__
|
|
29 Ağustos 2007 , Çarşamba
Kategori (Siyaset)
ATATÜK olmasaydı biz olurmuyduk?
iyi düşünmek gerekir…
İşte uzak yakın çevremiz: İşgal altında yada bağımsızlık uğraşı veren toplumlar, sömürülen yoksul uluslar,yakılıp yıkılan ülkeler… İşte bilimin ve aklın yadsınmasının acısını yaşayanlar…
ATATÜRK’ün, istese padişah ve halife olabilecekken, ulusal egemenliği benimseyip halkına büyük değer vererek TBMM’yi açışı en anlamlı, örnek davranışlarından biridir.
"Demokrasi"nin temeli olan "Cumhuriyet"i kuruşu.. Saaltanatı kaldırıp hilafeti dışlayarak bir dizi devrimlerle Türkiye’yi yüceltişi..
Karşı devrimciler, 1919-1923 düşmanları etnik, dinsel ve başka ayrımlarla oyunlar geliştirseler de umduklarını asla bulamayacaklardır.
Çok ırklı, çok dilli, çok hukuklu karmaşık bir toplumdan,din öğesine dayanmadan, ancak dini dışlamadan ve dine karşı olmadan, ümmetten yurttaşlık bağıyla oluşturduğu çağdaş biri ulusu, dayanışmanın ve birlikteliğin mutluluğunda insanlık ailesinin onurlu bir üyesi yapmıştır.
ATATÜRK’den önde gelen başka bir Türk milliyetçisi yoktur. Millyetçilik tutuculuk, tutuculukta milliyetçilik değildir. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halkı "Türk ulusu" tanımıyla birleştiren ATATÜRK’de birleşmezsek yolumuz karanlıktır. Atılımlarının tümünün düşünsel dayanakları çağdaştır.
Geleceğe uzanan bir gerçekçilik ve uygunluk vardır.
Din hakkında güzel sözler ettiği 19 Ocak 1923 İzmit Basın Toplantısı’nı, 7 Şubat 1923 Balıkesir Paşa Cami Hutbesi’ni unutanlar, din düşmanlığı, dinsizlik gibi suçlamalarla temiz inançlı halkımıza ATAÜRK’ü kötü tanıtmak çabasındadırlar. Bunların hiçbirisinin gerçekle ilgisi yoktur.
Dinini kin, kinini din yapanlar, politikaya dini, dine politikayı sokanlar dini siyasallaştırarak demokrasiyi dinselleştirenler…
Tertemiz inançları çıkarları için araç kılarak sömürenler dindar olamazlar!
Özgür düşünce ve özgür inancı sağlayan ATATÜRK’e dil uzatanların hiçbir değeri yoktur.
ATATÜRK’ün Türklüğe ve Müslümanlığa kazandırdıklarını yadsıyanlar kendilerini bilmeyenlerdir.
Bir papaz, "Avrupadaki camilerde ezan okutulmuyor.
ATATÜRK olmasaydı camilerinizde belki namaz kılardınız, ama asla ezan duyamazdınız" diyerek dine katkısını överken ATATÜRK’ü din düşmanlığıyla suçlayanların söyleyecek başka şey bulamadıkları bir gerçektir.
"İstiklal Mahkemeleri, öldürmeler, mezar taşlarını kırdırmak, resmi ideoloji, resmi tarih, taşınmaz edinmeler" gibi savlarla saldırıda bulunanlar, kendi kişisel bozukluklarını yansıtmaktadır.
Adımız, ATATÜRK’ün adıyla onurlanmıştır!
Kendini bilenler, mutluluğunu kimlere borçlu olduğunu unutmayanlar için ATATÜRKÇE düşünmek, yaşamak, ATATÜRKÇÜ olmak en yüce onurdur. Tam bağımsızlık,özgürük ve ulusal egemenlik temelinde doğmak ve sonsuza koşmak Büyük Türk Ulusu’nun erdemidir..
NE MUTLU ATATÜRKÇÜ OLANLARA !
Arkadaşlar, Efendiler ve Ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olmayacaktır!
Mustafa Kemal Atatürk
yazan: RoyalRojana
__M__
|
|
27 Ağustos 2007 , Pazartesi
Kategori (Din)
|
|
27 Ağustos 2007 , Pazartesi
Kategori (Mizah)
Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi’
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki…
Devam eder durur konuşma…
Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya…
Bir aksam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala,
Baba der ki oğluna,
Hadi al bu çuvalı, simdi götür dostuna’
Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta,
Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,çalar kapıyı,
O dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,
Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını,
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır,
Evlat geriye döner,
Ama içten yıkılır…
Babasına dönerek; haklıymışsın baba ‘ der,
Dost yokmuş şu dünyada ne sana, ne de bana,
Baba ‘ hayır Evlat ‘der, benim bir dostum
var bildiğim, Hadi,
çuvalı alda bir kerede git ona,
Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar,
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar…
Gider, baba dostuna,
Kabul görür, sevinir,
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri,
Geçerler arka bahçeye,
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
üzerine de serpiştirirler toprak,
Belli olmasın diye dikerler sarmisak…
Genç adam gelir babasına;
Baba, iste dost buymuş’ diye konuşunca,
Babası; ‘daha erken, o belli olmaz daha,
Sen yarin git O’na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
İşte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi,
Sonra gel olanları anlat bana…’
Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,
Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı,
Der ki tokadı yiyen DOST;
Git de söyle babana, biz satmayız sarımsak
tarlasını böyle iki tokada’
HAYATINIZDA SARMISAK TARLASINI SATMAYACAK DOSTLAR BULMANIZ DİLEĞİYLE..
—————————————————————————————–
|
|
26 Ağustos 2007 , Pazar
Kategori (Aşk)
Aşk Ve Delilik
Bir gun Delilik yakin dostlarini kahve icmek uzere evine davet etmis.
Herkes gelmis. Kahveler icildikten sonra Delilik dostlarina saklambac oynamayi onermis.
- Saklambac mi? O da nedir? diye sormus Merak.
- Saklambac bir oyundur. Sizler saklanirken ben yuze kadar sayacagim.
Saymayi bitirdigimde ilk bulacagim kisi benden sonraki ebe olacaktir.
Korku ve Tembellik disindakiler Delilik‘in onerisini derhal kabul etmisler.
- 1…, 2…, 3… diye yuksek sesle saymaya baslamis Delilik.
Acelecilik, ilk buldugu yere kendini ativermis.
Utangaclik, her zamanki aliskanligiyla bir agacin golgesine ilismis.
Neşe, bahcenin orta yerine dogru yonelmis.
Hüzün, saklanacak yer bulamadigindan aglamaya koyulmus.
Kiskanclik, Başari‘nin pesinden giderek yanibasindaki bir kayanin ardina siginmis.
Delilik saymayi surdurmus…
Umutsuzluk, Delilik’in doksan dokuza geldigini duydugunda iyiden iyiye umutsuzluga kapilmis.
- YUZ ! diye haykirmis Delilik, Saklanmayan ebedir, aramaya basliyorum…..
İlk sobelenen Merak olmus. Birinci kurbanin kim olacagini o kadar merak ediyormus ki, saklanmayi ihmal etmis.
Bahce duvarina baktiginda, Delilik Kararsizlik‘i farketmis; uzerine tunemis oldugu duvarin hangi tarafina saklanacagini
dusunmekle mesgulmus.
…Ve hemen ardindan Neşe’yi, Hüzün’u, Utangaclik’i sobelemis.
Herkes yeniden biraraya geldiginde Merak sormus:
-Aşk nerede? Hic Aşk‘i goren oldu mu?
Delilik, Aşk‘i aramaya koyulmus. Daglara cikmis, nehirlerin yataklarina bakmis, ama Aşk‘i hic bir yerde bulamamis.
Caresiz arayisini surduren Delilik, bir gul agaci ile karsilasmis.
Eline gecirdigi bir caliyla agacin dallarini, yapraklarini yoklamis. Aniden tiz bir ciglikla irkilmis. Aciyla bagiran Aşk, diken
batan gozunu tutuyormus.
Delilik ne yapacagini bilememis. Ozur dilemis, yalvarmis yakarmis Aşk‘a kendisini affetmesi icin. O kadar uzulmus ki, bir
daha hayat boyu yanindan ayrilmayacagini bile vaadetmis. Acisi biraz dinen Aşk sonunda ozurleri kabul etmis.
O gunden beri Aşk‘in gozu kordur ve Delilik hep yanı başındadır.
______________________________________________________________
______________________________________________________________
|
|
26 Ağustos 2007 , Pazar
Kategori (Siyaset)
UNUTMA, UNUTTURMA
seçimlerden sonra yapilan iddiali ve süslü söylemlerine kanarak AKP’den ümitli oldugunu söyleyenler için…..
Tayyip…
Unutanlara,
Elhamdulillah seriatciyiz. (21.11.1994 Milliyet)
Yilbasina karsiyim. (19.12.1994 Sabah)
Ben tekkeye degil dergaha gittim. >(22.1.1997 Gozcu)
Ata’ya saygi durusunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok(12.5.1994Hurriyet)
10Kasim’da yaygara kopartildi. >(14.11.1999Hurriyet)
Icki yasaklansin. (1.5.1996 Hurriyet)
Istanbul’u Medine yapacagiz. (Akis)
Butun okullar Imam Hatip yapilacak. >(17.9.1994 Cumhuriyet)
Ben Istanbul’un imamiyim. (8.1.1995 Hurriyet)
Mayo reklami sehvet somurusudur. (6.3.1996 Hurriyet)
Milli Piyango zulumdur. (29.9.1994 Hurriyet)
Taksim’deki caminin temelini insallah atacagiz(11.7.1994)
Cumhurbaskani’nin imam hatipli olacagi gunler yakindir. (5.2.1996 >>Akit)
Sarik operasyonu cok komik. (15.5.1995 Sabah)
Yesil (kaldirim rengi) medeniyettir. (25.6.1994)
Ben Meclis’in dua ile acilmasindan yanayim.(8.1.1996 Milliyet)
Imamlar da nikah kiysin. (9.5.1995 >>Milliyet)
Asagidaki yazi, bir Hürriyet gazetesi yazarinin, 29
Ekim 2002 tarihli
köseyazisindan alintidir ;
Bugün size >>ülkemizi yönetmeye
talip olan bir sahsin imzasiyla gönderilen oglunun nikáh davetiyesini >>belgeliyorum. Subat tarihinin yanindakine bakiniz!
29 Zilkade 1421.
Bugün Türkiye’de böyle bir tarih kullaniliyor mu? Zilkade diye biray var mi?
Nedir zilkade? Arabi aylarin on birincisi! 1421 diye yil var mi?
Yok!
Nedir o? Arap
takvimi!
İste bu Tayyip ve ekibi, sizin oylariniza >>talip.
Türkiye’yi onlar kurtaracak!
İçlerinden kimi Atatürk’e hakaretten hüküm giymis,kimi sivas katliami saniklarinin avukatlari, kimi yolsuzluktan, hirsizliktan yargilaniyor,
Tayyip ise altinlari borç aldigi (!) oglunun davetiyesinde 29 Zilkade 1421 tarihini kullaniyor!
Hem de ”Ben artik degistim!!!” dedigi günlerden sonra.
Savulun, Tayyip kafasi isbasinda!(can dündar)
|
|
24 Ağustos 2007 , Cuma
Kategori (Hayvanlar)



23 Ağustos’ da 4 yaşını dolduran Kızımız…
Doğduğu günden beri bizimle aynı evde yaşıyor,
Anneme ”anne”diyor,
evet doğru inanın ve
(bak)-(işte)-(gel)-(gelme)-(ne yaptın sen?he) komutlarını biliyor.
Kendisini Annemin en küçük kızı sanıyor
Küçük kardeşimden çok kıskanır Annemi…

yazan : RoyalRojana
__M__
|
|
24 Ağustos 2007 , Cuma
Kategori (Aşk)

Akşam üzerileri
Yan yana gelmeliyiz…
İki tuğlanın birleştiği
ve
Üzerimizi örten bir
Çatı altında.
***
Yan yana gelmeliyiz,
Başka bir şey düşünemiyorum.
***
Seslerimiz yan yana gelmeli,
yan yana gelmeli tenlerimiz,
yan yana nefesimiz
sonra,
Yan yana daha fazla…
***
Akşam üzerileri
Yan yana gelmeliyiz…
Sana verilecek ne varsa
bende senin için,
Çayım bir demlik,Sevgim,şevkatim
Senden de ne alacağım varsa
Bizim için…
***
Akşam üzerileri
Yan yana gelmeliyiz…
***
Yan yana gelmeliyiz!
Başka bir şey istemiyorum.
     
yazar: RoyalRojana
__M__
|
|
24 Ağustos 2007 , Cuma
Kategori (Siyaset)

Evet,ilk önce güldüm…
Hem de öyle bir gülmek ki,yirmi dk. doğrulamadım bu resmi ilk gördüğümde.
Sonra o kadının şahsına üzüldüm.Daha da sonra üzülmesi gerekenin ben değil,Bay Gül’ün olması gerktiğini düşündüm.
Bu sahibine aşağılayıcılık,iğrençlik ve utanç duygusu veren resim,’’çoğunluk beni istiyor’’ diyerek,esas çoğunluğa poposunu dönüp Köşk’ün cilalı merdivenlerine yanaktan yapışmış Bay Gül’e hedeftir.
Üstelik,Onu istemeyen otuzbeş milyon insana,borazancıları gazetelerle ‘’çok da tın’’ ,’’ülkeden gidin’’demeleriyle kıyaslanamayacak hafiflikte bir tepki demiyeyimde tatlı donuşdur.
Bu günden sonra da Akp’li millet vekillerinin ve Bay Erdoğan’ın her hakaret ve atıfının cezasını Bay ve Bayan günah keçileri çekeceklerdir.
(resimde Bayan Gül, playboy’un Tavşan Kızına benzetilmiştir)
yazan : RoyalRojana
__M__
|
|
23 Ağustos 2007 , Perşembe
Kategori (Siyaset)

Gören gözüm, kulağım
Türkiye’m Mustafa Kemal’im
Doğmuş olan da
Doğacak olan da mezar sana
Al kalbimi kın yap kılıcına
Anamın ak südü gibi helal olsun
Gözümü kırparsam
Canım yandı dersem
Haram olsun verdiğin emek
İçirdiğin su dizlerime dursun
Derimi yüz,avuç avuç doğra etimi
Çıkar gözlerimi yaralarına sür
Kırılsın çember sakalları yolamayan ellerim
Başım yoluna kurban
Uzat ayaklarını öpeyim
Al kalbimi kın yap kılıcına
Gül biraz olsun gül Mustafa Kemal’im.
|
|
|