Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

Din ve İnsan

29 Ocak 2008 Salı | Kategori Din 0

Din Eğitimi ve İnsan..
İnsanın her alanda sağlam ve sistemli bilgi edinmesi öğretim ve öğrenim işidir. Bu açıdan bakınca din eğitiminin gerekliliği ortaya çıkar. Din eğitim ve öğretiminin ihtiyaç olarak doğması insan tabiatından kaynaklanır. İnsan görülenle yetinmemiş aşkın, müteal bir varlığa yönelmiştir.

Aşkın bir varlığa bağlı olarak tutum ve davranışlarını ayarlama ihtiyacı duymuştur. Kendisinin eksik bir varlık olduğunun bilincine varışı, daha iyiyi, daha mükemmeli düşünebilme yeteneğine sahip bulunuşu ona, ister istemez, aşkınlığa açılma imkanı sağlamaktadır. Bu ihtiyaçda beraberinde din eğitiminin önemini ortaya koymaktadır. Din eğitimi de muhatabını (insanı) anlayabilme zorunluluğu içerisindedir. İnsanın merkezileşmesi bu noktada önem kazanmaktadır. Din eğitiminin bulunmadığı ülkelerde din öğretimi gereği gibi yapılamadığından, dinin aslı öğretilmediği için, çok defa dine aykırı fikir ve inanışlar, din adına gizli gizli yayılıp, hem din hem de insan için tehlikeli akımlara yol açabilmektedir. Büyük ölçüde insan egoizminden kaynaklanan bu yoldaki inanışlarda, insan unsuru kendini gizleyerek ilahi unsur kimliğine bürünür. İnsanları bu tür akımlardan kurtarmak, onları ilahi gerçeğe bağlı kılmak için dinin aslını öğretecek bir din eğitimi ihtiyacı ortadadır. Yine insan unsuru açısından din eğitimine şu noktada da ihtiyaç duyulmaktadır.

Dini hassasiyetlerin yıkılması ile müstehcenlik ve dehşet olayları artmakta; egoizmin artışı ile insan unsuru zayıflamakta, her şeye yüz çevirip hippilik bilinci ile uyuşturucu kullananların sayıları günbegün artmaktadır. Bütün bunların hepsi insani olana karşı yapılan davranışlardır ve toplumları kemirmektedir.

İnsanın akıl gücünü olumsuz yönde kullanmaması için kayıtlanması gerekir. Böyle bir kayıtlanma olmazsa insan en tehlikeli bir yaratık halini alır. Bu tür kayıtlanmanın en etkili yolu din yoludur ve din eğitimi insanlık idealine uygun insanı meydana getirmeyi amaçlar. Bu amacın gerçekleşmesi demek, ideal manadaki insanın merkezileşmesi teorisinin başarıya ulaşması anlamına gelir. Ama işe gerçekçi bir açıdan bakmak icap ederse tablo bizi yeterince tatmin etmemektedir.

Sonunda Aradığımı Buldum BEN , Çok Mutluyummm , İyi Varsın AŞKIMMM :$

20 Ocak 2008 Pazar | Kategori Aşk 0

    Onunla ilk tanıştığımda işte bu dedim.. Hayatımın Kadını karşıma çıktı. Allah ım nasılda seviyorum… Bütün hayatımın anlamı değişti, bulutlardayım.. ey aşk!!! Tara beni, parça pinçik et, canımı al..
       meraklanmayın arkadaşlar!. Hiç boşuna meraklanmayın.. isim vermeyeceğim çünkü;;; böyle bir şey yok… Benim merakım bu tür başlıklara olan ilgi… 
      Şimdii! .. Konuyu okuyan arkadaşlar, merakından girenler… Eeeee, artık benide boş bırakmayın bir mutlulukta bana dileyin…

700 $ DOLAR $

18 Ocak 2008 Cuma | Kategori Mizah 6

adamla kadın evlenmeye karar verırler ama adamın önemli bir şartı vardır.evlenmeleri halinde basucundaki komodinin en üst çekmecesini asla açmaması için söz vermesini ister
kadın kabul eder evlenırler.aradan 25 yıl geçer ve kadın sonunda dayanamayıp çekmeceyi açar.içinde 3 yumurta ve 700 dolar vardır.kadın adama çekmeceyi açtığını itiraf eder ve bunların anlamını sorar.adam kadını affedip o da itiraf eder.kendisini aldattığını ve her sefer için oraya bir yumurta koyduğunu söyler.
kadın da adamın yapmış olduğu bu 3 kaçamağı affeder ama hala 700 doların ne işi olduğunu anlamamıştır.
adam der ki :
-yumurtalar çekmeceye sığmadığı için ara ara onları sattım ve o parayla dolar aldım

SORU

18 Ocak 2008 Cuma | Kategori Eğitim 4

Bir Otobüste 7 Çocuk var,

Her Çocuğun 7 Sırtçantası var,

Her Sırtçantasında 7 Büyük Kedi var,

Her Büyük Kedinin, 7 Küçük Kedisi var,

Her Kedinin 4 Ayağı var.

SORU : Otobüste kaç Ayak bulunmakta?

 

not: soruyu iyi okuyup, anlayarak başlayın… 23 Ocak Çarşamba günü doğru cevap verilecektir… bakalım o tarihe kadar kaç kişi doğru cevabı yazacak..

 

Çok zor bir soru sizlere

18 Ocak 2008 Cuma | Kategori Eğitim 0

 

bir satranç tahtasina 8 veziri oyle bir yerleştirin ki hiçbiri bir digerini alamasin…

:Dd

Felsefe Nedir ?

14 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori Edebiyat 2

Yunanlı düşünürler için  "Bilgiyi sevmek, bilginin peşinden koşmak" anlamını taşır…

  Filozof, soru sorar, merak eder ve öğrenmeye çalışır… Bilgi onun için ulaşılması gereken bir şeydir ve ona ulaşmak için habire koşar… Tam ulaştığını sandığı anda da yeni sorularla karşılaşır…

  Ünlü filozoflardan Platon un bir sözü var: "Felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır." diyor. Yalnız, burada ortaya çıkan sadece yeni bilgiler değildir, filozofun ürünü, bir ahlak anlayışını, yaşama biçimini doğurur… Örneğin, dünyayı idealardan oluşmuş, (yani sadece düşüncelerden, ve bu düşüncelerin görünüşlerinden) bir yapı olarak algılayan bir felsefe öğretisi, yaşama ilişkin tüm yargılarını da ona göre oluşturur.

 … çevrenizde varolan olguları araştırmacı bir gözle..ve birazda sorgulayıcı bir tarzda ele alın.!!! neyin, neden, o şekilde olduğunu anlamaya çalışın.!!

:)

 

Felsefik Hikayeler -2

14 Ocak 2008 Pazartesi | Kategori Edebiyat 3

.: Bilge ve köpek :.

Bir bilge bir goletin basinda oturmaktadir.
susuzluktan kirilan bir kopegin devamli olarak golete kadar gelip, tam su icecekken kacmasi dikkatini ceker. dikkatle izler olayi… kopek susamistir ama golete geldiinde sudaki yansimasini gorup korkmaktadir. bu yuzden de suyu icmeden kacmaktadir. sonunda kopek susuzluga dayanamayip kendinig golete atar ve kendi yansimasini gormedii icin suyu icer. bilge dusunur:

"benim bundan ogrendigim su oldu. bir insanin istekleri ile arasindaki engel, cogu zaman kendi icinde buyuttugu korkular ve engellerdir. İnsan bunu asarsa, istediklerini elde edebilir."

Fakat biraz daha dusununce aslinda gercek ogrendiGgi seyin bundan farkli olduunu gorur. asil ogrendigi sey, insanin bir bilge bile olsa bir kopekten ogrenebilecegi bilginin var oldugudur.

 

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

 

.: Gece Gündüz :.

Bir bilge kisi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki;

- "Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?"

Öğrencilerden biri;

- "Uzaktaki sürüye bakarım," demiş, "Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."

Başka bir öğrenci söz almış ve "Hocam" demiş, "İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."

Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve "Siz ne düşünüyorsunuz hocam?" diye sormuşlar.

Bilge kişi şöyle demiş;

- "Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona "bacım" diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, "kardeşim" sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, AYDINLIK başlamıştır…"

 

 

Felsefik Hikayeler

10 Ocak 2008 Perşembe | Kategori Edebiyat 1

İyi ve Kötü


Leonardo da Vinci Son Akşam Yemeği isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… İyi yi İsa nın bedeninde, Kötü yü de İsa nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…

Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.

Aradan 3 yıl geçti. Son Akşam Yemeği neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı… Leonardo nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.

Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.

Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı.

Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu…

Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.

Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
Ben bu resmi daha önce gördüm…
Ne zaman? diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.
Üç yıl önce dedi adam..
Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…

İyi ve Kötü nün yüzü aynıdır…
Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır…


Paulo Coelho-Şeytan ve Genç Kadın dan

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>

Hayat tersine yaşanmalıydı bence..
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan.
Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip,
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık.
Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık
Kırk yıl çalışmalıydık, ta ki emekliliğin tadını
çıkarabilecek denli gençleştiğimiz güne kadar.
Üniversiteye gitmeliydik sonra, liseye hazır hale
gelinceye dek parti yapmalıydık.
İyice ufalmalıydık, oyun oynayıp sorumlulukları unutmalıydık…
Küçük bir kız ya da erkek bebek olunca annemize
dönmeli, son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli,
ve.. sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık.

Norman GLASS

 

Aşk Kanunları ♥

28 Aralık 2007 Cuma | Kategori Aşk 1

işte kimi zaman düşündüren, kimi zaman da güldüren aşk kanunları:


- Harris Aksiyonu: Bütün iyiler kapılmıştır.
- Paralel Teori: Harika yaratık eğer kapılmamışsa, mutlaka bir nedeni vardır.
- Evrensel Gerçek: Aşkın gözü kördür.
- Diğer Evrensel Gerçek: Evlilik insanın gözünü açar.
- Conways Kanunu:Yanınıza yaklaşan genç ve güzel kız, sizinle ilgilendiğinden değil, birini kıskandırmak için etrafınızda dönüyordur.
- Beyaz Atlı Prens Kanunu: Prensi bulacağım diye çok kurbağa öpülür.
- Donckels Cuma Sabahı Kanunu: Pencere benim pencerem değil, oda benim odam değil, yanımdaki kim?
- Kazablanka Kanunu: Sizinle beraber olsun diye sürekli para harcadığınız top model, gecenin sonunda resminizi çeken paparazzi ile buluşacaktır.
- Onasis Kanunu: Para aşkı satın alamaz, ama çok şey halleder.
- Gold Card Kanunu: Siz onun saçının rengine vurulduysanız, o da sizin kredi kartınızın rengiyle ilgileniyor olabilir.
- Olasılık Kanunu: Çok güzel, kibar, akıllı, hoş, zeki, cici bir kızla karşılaşma şansınızın arttığı yer, sizden daha yakışıklı, akıllı, zengin bir arkadaşınızın yanıdır.
- Evrensel Kanun: Kadın erkeği anladığı anda, onun ne söylediğini dinlemekten vazgeçer.
- Markus Kanunu: Her zaman daha iyisi vardır.
- Temel Kanun: Aşk hayal gücünün aklı yenmesidir.
- İstisna Kanunu: Kadınlar ya her şeyi unutur, ya her şeyi hatırlar.
- Groening Kanunu: Evlilik deyince kadınlar merasimi anlatır, erkekler delikanlılık yıllarını.
- Evlilik Kanunu: Tek başınayken, asla yaşamadığın sorunlara iki kişinin beraberce çözüm bulması sanatı.
- Thom Kanunu: Evliliğin süresi, evlilik törenine harcanan parayla ters orantılıdır.
- Grant Kanunu: Tam evlenilecek kadın dediğiniz kadın, sizi nikahına davet edecektir.
- Murphy Kanunu: Çöpü kim indirecek kavgası, her seferinde çöp kamyonu sokaktan geçtikten sonra biter.

 

3 Kuruşluk Tazminat

28 Aralık 2007 Cuma | Kategori Haber 0

Tarih: 14 Ocak 2000, Yer:Avustralya: “Sayın Öcalan düşüncelerinin değil, şu anda almış olduğu kellelerin hesabını veriyor.”

 

“Basından takip ettiğimiz üzere, şehitlerimizle ilgili bu talihsiz lafı eden ve terörist başına sayın diyen T.C.Başbakanı sıfatına sahip tayyip e gereken cevap, kendisine açılan dava sonucunda verilmiştir. Şehitlerimizin ayaklar altına alınan itibarı, bir nebze yerine geri getirilmiştir…

Bu memlekette hak var, hukuk var, kanun var, nizam var…var da siz bunlardan haberdar mısınız? Bu tartışılır. Ya da bunun söylenmemesi gerektiğini bile bile pişkinlikle ve aymazlıkla, hala bu gibi akıl almaz lakırdılarınıza çekinmeden hep devam etmek mi politikalarınız? Sizin adaletinizin ne olduğu zaten aşikar, demokrasi anlayışınızın da. Bu memleket için canını hiç düşünmeden veren cennetlik insanlara, adeta alay eder gibi "kelle" denilemeyeceğini, bebek katili bir teröriste "sayın" diyerek saygıya değer bir mahlukat olamayacağını bilmiyor musunuz? Türkiye’ye gelmiş geçmiş hiç bir iktidar ve başbakan sıfatında hiçbir Türk evladı, böylesine yakışıksız ve utanç duyulacak lafları etmedi! Bu cüreti siz nereden bulabiliyorsunuz? T.C. Başbakanına yakışmayacak laflar idi bunlar. Gerçek bir vatansever olsaydınız ne öncesinde ne de sonrasında bu tip lafları ederdiniz! Bir laf var; dervişin fikri neyse zikri de odur. Bu halk sizin gibilerin gerçek yüzünü artık iyice görmeli ve uyanmalı. tayyip artık oğluna aldığı gemicikle de öder şehit ailelerine tazminatı artık, ne olacak. Mühim olan şehitlere ve ailelerine yaptığı saygısızlığın manevi tazminatını nasıl ödeyecek?”
Saygılarımla

 

 

Başbakan a 3 kuruşluk tazminat

Avustralya’da katıldığı radyo programında, terörist başından “sayın”,
şehitlerden de “kelle” olarak bahseden Başbakan Tayyip Erdoğan,
hakkında açılan “3 kuruşluk” tazminat davasından mahkum oldu.

 

İstanbul Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmadan çıkan kararın ardından şehit aileleri, Erdoğan’dan milyarlarca lira tazminat talep etmek için “dava aç” kampanyası başlattı.

 

Yeniçağ Gazetesi nin haberine göre, davacı Vekili Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Avukat Kemal Kerinçsiz, “Karar kesin olup temyizi mümkün değildir” dedi.

 

Kerinç, yaptığı yazılı açıklamada davaya ilişkin süreçle ilgili olarak şunları kaydetti:
"PKK’ya siyasi affı gündeme getiren Başbakan’a karşı, şehit ailelerinin şehitlere kelle demesinden ötürü açmış oldukları 3 kuruşluk davalar kabul edilerek Başbakan’ın mahkumiyetine karar verildi. Onbinlerce şehit ailesi, Başbakan Erdoğan aleyhine milyarlarca tutarında tazminat davalarını açma hazırlığına girdi. Başbakan Erdoğan 2000 yılında Avustralya’da yapmış olduğu radyo konuşmasında; terörist başı Abdullah Öcalan için üç defa ‘sayın’ sözcüğünü, şehitlerimiz için de ‘kelle’ sözcüğünü kullanmıştır. ‘Sayın’ sözcüğünü kullanmasından ötürü, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan şikayetler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararların verilmesi üzerine, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na itiraz edilmiş, mahkeme itirazı kabul ederek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı kaldırmış, ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında dokunulmazlığın kaldırılmasına ilişkin fezlekeyi düzenleyerek Meclis’e göndermiştir.

 

TEMYİZİ YOK


Başbakan’ın ‘kelle’ sözcüğünü kullanmasından ötürü şehit aileleri toplu olarak Başbakan Erdoğan hakkında İstanbul Kartal Adliyesi’nde üç kuruşluk tazminat davası açmıştır. Mahkeme, açılan davalarda Başbakan’ın malvarlığını soruşturmuş ve 12.12.2007 tarihli celsede yapılan yargılama sonucunda, Başbakan’ın şehitlere “Kelle “ diyerek şehit ailelerine hakaret ettiğini kabul ederek, Başbakan’ı tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Verilen mahkeme kararı kesin olup, temyizi kabil değildir.

 

Kaynak: Vatan Gazetesi, 13.12.2007

 

dsadas